Ara
Menü

Nasîrüddin Çırâğ-ı Dehlî

Nasîrüddin Mahmûd Çırâğ-ı Dehlî, Nizâmeddin Evliyâ’dan hilâfet alan; Delhi’de siyasî baskılara rağmen irşadı sürdüren, pâs-ı enfâs zikrine önem veren ve sözleri Hayrü’l-mecâlis’te derlenen Çiştî şeyhidir.

Doğum
1274
Vefat
1356
Unvan
Nizâmeddin Evliyâ’nın halifesi ve Delhi’nin Çiştî çerağı

Avad’da ilk yılları

Nasîrüddin Mahmûd, 1274 veya 1276 yılında Kuzey Hindistan’daki Avad’da doğdu. İran kökenli ailesinde babasını dokuz yaşında kaybetti; eğitimini annesinin himayesinde sürdürdü. Dinî ilimleri Abdülkerîm-i Şirvânî ve İftihârüddîn-i Gîlânî’den okudu.

Zühd dönemi ve Nizâmeddin Evliyâ

Genç yaşta zühd ve riyâzete yönelerek Avad dışındaki ormanlık bölgelerde uzun yıllar yaşadı. Kırk yaşları civarında Delhi’ye gidip Nizâmeddin Evliyâ’nın müridleri arasına katıldı ve 1324’te hilâfet aldı. Çiştî çevrelerinde yaygın olan semâa karşı ihtiyatlı davranıyor, uygulamayı sünnete uygun bulmadığı için şeyhinin semâ meclislerine katılmıyordu; Nizâmeddin Evliyâ bu farklı tutumu hoşgörüyle karşıladı.

Delhi postu ve siyasî baskı

Nizâmeddin Evliyâ’nın 1325’te vefatı üzerine hankahın başına geçti ve “Çırâğ-ı Dehlî” diye tanındı. Muhammed b. Tuğluk döneminde Çiştîlerin devlet hizmetine zorlanması, seferlere götürülmesi ve merkezden dağıtılması siyasetiyle karşılaştı; kendisi de zorla saray hizmetine alındı ve bir süre hapsedildi. Buna rağmen irşad çevresini korudu. Fîrûz Şah devrinde devletle ilişkiler yumuşadı ve hankaha önemli bağışlar yapıldı.

Pâs-ı enfâs ve teslimiyet

Her nefeste Allah’ı hatırlama anlamındaki pâs-ı enfâsa özel önem verdi. 1353’te çilehânesinde bir Kalenderî tarafından bıçaklandığında saldırganın cezalandırılmasını istemedi, ona para verilmesini sağladı. Bu hadise kaynaklarda sabır ve bağışlayıcılık anlayışının örneği olarak aktarılır.

Vefatı ve Hayrü’l-mecâlis

18 Ramazan 757’de (14 Eylül 1356) Delhi’de vefat etti. Cenazesini müridi Seyyid Muhammed Gîsûdırâz yıkadı; ancak onu resmen tek halife tayin ettiği kesin değildir. Kendisi müstakil bir kitap bırakmadı. Müridi Hamîd Kalender’in sohbetlerinden derlediği Hayrü’l-mecâlis, düşüncesi, dönemin Delhi hayatı ve Çiştî âdâbı için başlıca kaynaktır.

Avad'daki inziva yılları ve Delhi'ye gelişi

673 (1274) veya 675'te (1276) Kuzey Hindistan'ın Avad şehrinde dünyaya geldi; kaynaklar iki tarihi yan yana verir. Ailesi aslen İranlıdır. Dokuz yaşındayken zengin bir yün tüccarı olan babasını kaybetti; annesi eğitimini sağlama konusunda büyük titizlik gösterdi. Dinî ilimleri Mevlânâ Abdülkerîm-i Şirvânî ve Mevlânâ İftihârüddîn-i Gîlânî'den okudu.

Genç yaşlarından itibaren ilimle uğraşmaktan çok kendini zühd, riyâzet ve ibadete vermeyi tercih etti. Yirmi beş yaşında dünyadan el etek çekip Avad şehrinin dışındaki ormanlarda devamlı oruç tutarak on beş yıl kadar yaşadı. Kırk veya kırk üç yaşında iken Avad bölgesinden ayrılarak Delhi'ye gitti ve “sultânü'l-meşâyih” diye anılan Nizâmeddin Evliyâ'nın müridleri arasına katıldı. Kısa zamanda mürşidinin en sevdiği müridi oldu, 724'te (1324) hilâfet aldı.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kendisini bıçaklayan Kalenderî'yi bağışlaması

754'te (1353) çilehânesinde yalnız başına ibadet ederken Türâb adlı bir Kalenderî tarafından bıçaklandı; ölümden kurtulunca suikastçının cezalandırılmasını önledi, üstelik kendisine bir miktar para verdi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

754'te (1353) çilehânesinde yalnız olarak ibadet ederken Türâb adında bir Kalenderî tarafından bıçaklandı. Ölümden kurtuldu ve her zamanki sabır ve teslimiyetiyle davrandı: suikastçının cezalandırılmasını önlediği gibi kendisine bir miktar da para verdi. Vefatı bu hâdiseden üç yıl sonra, 18 Ramazan 757 (14 Eylül 1356) tarihinde olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eser bırakmaması ve Hayrü'l-mecâlis

Şiire önem vermeyen, hatta şiir söylemenin derviş için zararlı olabileceğine inanan Çırâğ-ı Dehlî bir eser bırakmamıştır; müridi Hamîd Kalender ondan işittiği sözleri derleyerek Hayrü'l-mecâlis'i meydana getirmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Şiire önem vermez, hatta şiir söylemenin derviş için zararlı olabileceğine inanırdı; geriye kendi kaleminden bir eser bırakmamıştır. Sözleri ancak müridi Hamîd Kalender'in derlediği melfûzât mecmuası Hayrü'l-mecâlis sayesinde kalmıştır; eser K. A. Nizami tarafından neşredilmiştir (Aligarh 1959).

Kitap yalnız onun sözlerini korumakla kalmaz, dönemin ilim hayatına da tanıklık eder: Hayrü'l-mecâlis'te Usûlü'ş-Şâşî adlı fıkıh usulü kitabına yaptığı atıf, bu eserin VIII. (XIV.) yüzyılın ortalarında Hint ülkesinde tanınmaya başladığının delili sayılmaktadır. Şiirden uzak duran, buna karşılık usûl-i fıkıh metinlerine atıf yapan bir sohbet meclisi tasviri ortaya çıkar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

“Delhi'de kal ve sıkıntılara katlan”

Delhi'den ayrılıp tekrar orman ve dağlara dönmek için şeyhinden izin istediğinde Nizâmeddin Evliyâ ona Delhi'de kalıp karşılaştığı sıkıntılara katlanmasını tavsiye etmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Delhi'de bir müddet kaldıktan sonra, şehri bırakıp gençliğindeki gibi orman ve dağlara dönmek istedi. Bu isteğini doğrudan değil, şeyhinin bir başka müridi olan meşhur şair Emîr Hüsrev-i Dihlevî aracılığıyla iletti. Nizâmeddin Evliyâ izin vermedi; ona Delhi'de kalıp karşılaştığı sıkıntılara katlanmasını tavsiye etti.

Sonraki hayatı bu tavsiyenin ne anlama geldiğini gösterir: şehirde kalmış, kalabalıktan rahatsız olmasına, sultanın baskılarına ve bir suikast girişimine rağmen yerini terketmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Semâ meclisine katılmayan mürid

Çiştîler'in çok sevdiği semâı sünnete aykırı gördüğü için şeyhi Nizâmeddin Evliyâ'nın semâ meclisine katılmaz, şeyhi de onun bu tavrını hoş karşılardı.

Metni gösterMetni daralt

Çiştîler'in çok sevdiği semâı sünnete aykırı gördüğünden, mürşidinin en sevdiği müridi olmasına rağmen Nizâmeddin Evliyâ'nın semâ meclisine katılmazdı. Şeyhi de onun bu tavrını hoş karşılardı. Tarikatın en belirgin âyini konusundaki bu ayrılık, hilâfetine engel olmamış; 724'te (1324) hilâfet almıştır. Kayıt, Çiştî terbiyesinde şahsî kanaate bırakılan bir alanın bulunduğunu göstermesi bakımından dikkate değerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

“Delhi'nin çerağı” lakabının kaynağı

Nizâmeddin Evliyâ'nın 725'te (1325) vefatı üzerine onun kurduğu hankahın başına geçince Delhi'nin bütün Çiştîleri kendisinin etrafında toplanmaya başlamış, lakabını bundan dolayı almıştır.

Metni gösterMetni daralt

Nizâmeddin Evliyâ'nın vefatı üzerine (725/1325) onun kurduğu hankahın başına geçti. Bunun ardından Delhi'nin bütün Çiştîleri kendisinin etrafında toplanmaya başladı; “Çırâğ-ı Dehlî”, yani Delhi'nin çerağı lakabını almasının sebebi budur. Esasen fazla kalabalıktan rahatsız olan bir mizaca sahipti; lakabını kazandıran şöhret, kendi tercihinin değil şeyhinin ona Delhi'de kalmasını tavsiye etmesinin sonucudur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İki sultan arasında: Tuğluk'un baskısı, Fîrûz'un himayesi

Çiştîler'e düşmanca davranan Muhammed b. Tuğluk onu seferlerde zorla câmedar olarak yanına almış, bir defa da hapsettirmiştir; sultanın 1351'de vefatından sonra Sultan Fîrûz'un tahta geçmesinde büyük rol oynamıştır.

Metni gösterMetni daralt

Çiştîler'in siyasî prensipleri hükümdarlardan uzak kalmalarını gerektirirken, eskiden beri Çiştîler'e düşmanca davranan Delhi Sultanı Muhammed b. Tuğluk onların kendisine hizmet etmesini istedi. Nitekim çıktığı birkaç seferde onu zorla câmedar olarak yanına aldı, bir defa da hapse attırdı. Bu zorluklara büyük bir sabırla katlandı.

Muhammed b. Tuğluk'un vefatından (752/1351) sonra Sultan Fîrûz'un Delhi tahtına geçmesinde büyük rol oynadı. Tuğluk'un aksine Sultan Fîrûz kendisine ve diğer Çiştîler'e çok saygılı davrandı, hankahına büyük servetler bağışladı. Böylece aynı ömür içinde tarikatın devletle ilişkisinin iki uç hali — zorlama ve himaye — yaşanmış oldu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hırkasını ve teşbihini kendisiyle birlikte gömdürmesi

Vasiyeti uyarınca Nizâmeddin Evliyâ'dan aldığı hırka ve teşbih kendisiyle birlikte defnedilmiş; cenazesini müridi Seyyid Muhammed Gîsûdırâz yıkamışsa da onu halife tayin ettiği kesin değildir.

Metni gösterMetni daralt

Vasiyeti uyarınca Nizâmeddin Evliyâ'dan aldığı hırka ve teşbih kendisiyle birlikte defnedildi. Hilâfet alâmetlerinin bir sonrakine devredilmek yerine kabre konması, Delhi Çiştîliğinin merkezî halkasının onunla kapandığı yolundaki telakkiyle uyumludur.

Yine vasiyeti gereği cenazesini müridlerinden Seyyid Muhammed Gîsûdırâz yıkamıştır; ancak Gîsûdırâz'ı halife tayin ettiği kesin değildir. Türbesi Fîrûz Şah tarafından yaptırılmış olup harap durumdadır; bulunduğu semtin sakinleri genellikle Hindû'dur, müslümanlar ise ölüm yıl dönümlerinde türbesini ziyaret eder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi: Çiştiyye, Çiştî, Kutbüddin Bahtiyâr, Nizâmeddin Evliyâ, Sâbiriyye ve Ecmîr maddeleri; Reşat Öngören, Tasavvuf
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, ‘Çırâğ-ı Dehlî’ maddesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →