Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

21 sonuç · “Maşuk

01
Şahsiyet

Helvâyi Ya'küb Efendi

Helvâyî Ya‘kūb Efendi (ö. 997/1589 veya 1000/1592), Pîr Ali Aksarâyî'nin damadı ve İsmâil-i Ma‘şûk'un eniştesi; Şehzadebaşı'ndaki dergâha adını veren Bayramî-Melâmî şeyhidir.

02
Şahsiyet

Şeyh Ahmed-i Sârbân

Ahmed-i Sârbân (ö. 1546), Kanûnî devrinde sarbanbaşılık yapan, Hayrabolu’da irşad çevresi kuran Bayramî-Melâmî şeyhidir. Pîr Ali-i Aksarâyî ve İsmâil Ma‘şûkī ile bağı ile adına nispet edilen Dîvânın aidiyeti kaynaklarda farklı değerlendirilir.

03
Şahsiyet

Şeyh İbrâhim Ma‘şûkī Efendi

İbrâhim Ma‘şûkī Efendi, Süleyman Safî Efendi’nin damadı olarak Resmiyye merkez postunu devralan ve 1854’te vefat eden Kādirî şeyhidir.

04
Şahsiyet

Şeyh İsmâil-i Ma'şük

Pîr Ali Aksarâyî’nin oğlu İsmâil-i Ma‘şûk, İstanbul’daki vahdet ve mârifet vaazlarıyla tanınmış, 1529’da müridleriyle birlikte idam edilmiş Bayramî-Melâmî şeyhidir.

05
Şahsiyet

Şeyh Mustafa Sabri Efendi

Mustafa Sabri Efendi, İbrâhim Ma‘şûkī Efendi’den sonra Karagümrük’teki Resmî Âsitânesi postuna geçen ve 1888’de vefat eden Kādirî-Resmî şeyhidir.

06
Sözlük

Ab-ı hayat

ب > ة) İ) x. Can suyu, içene ebedi hayat veren çeşme. 2. efs. Bir Ab-keş: damlası bile içildiğinde insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Bu suyun doğuda karanlık bir yerde bulunduğuna, Hızır ve İlyas'ın bu çeşmeden içip ölümsüzlüğün sırrına erdiğine inanılır. İskender-i Zülkameyn bu suyu bulmak için Hızır'ı kılavuz yaparak günlerce karanlıklar içinde yürümüş, ancak onu gözden kaybedince yolunu şaşırmış ve perişan bir halde geri dönmüş. 3. mec. İçimi hoş, soğuk ve berrak su, 4. Maşukun ağzı, dudağındaki ıslaklık. 5. Sevgilinin sözü ve sohbeti. 6. tas. a Evliyanın sözü, öğüdü ve nefesi. b Aşk ve muhabbet çeşmesi ki, ondan içen asla yok (madum ve fani) olmaz. Ab-ı hayata başka isimler de verilir: ab-ı cavid, ab-ı cavidan, ab-ı beka, mau'l-beka, mau'l-hayat, aynu'l-hayat, ab-ı hayvan, ab-ı zindegi, ab-ı zindegani, ab-ı Hızır, ab-ı Iskender. Sûfî şairler ve yazarlar ab-ı hayattan söz ederken ebediyet, zulmet, güneş, Hızır, Iskender, meşakkat ve hüsran gibi hususlara doğrudan ya da dolaylı olarak işaret ederler. Gün yüzünden utanıp âb-ı hayat Mesken itti verây-ı zulmat Hâkani

07
Sözlük

Âmme

Halk, umum, ahali. tas. Yalnızca şeriatı bilen ve bunun dışın- EEE MMZ—ğ—ğ——...<,me><,. F2şŞ—jX)yjYXY)v2 ا An-1 daim Sih Te yu MEAN da başka bir şey bilmeyen, ulema-i rusum, yalnızca şekle ve dış görünüşe ilişkin özellikleri bilen süfiler. Tasavvuf yoluna ilişkin bilgi ve zevk sahibi olmayan şeriat âlimlerini bu konuda halktan farklı görmezler. Tasavvuf ehline ise hassa derler. Bkz. Havas, Avam. ar, (9 İç Anat. Zamanın en küçük Parçası. tas, a Hak ile zuhur hali (115). b Aşk. Ne mâziyim ne müstakbel, her ânın ânesiyim ben Yetürdüm benliği benlik bana Hak benliğindendir Niyazi Mısri سق fars. Cazibe, anlatılması imkânsız haz. Aşk. Sevgilinin boyu elif, kaşlan nan harfine benzetilir. İkisi bir araya gelince ân olur, Farsçada ân ‘o’ demektir; Arapçası hü'dur. Böylece âşık ve maşuk ortaya çıkar. Baktıkça hüsn ü ânına hayran olur âşıkların Geldikçe hicrin yâdına nâlân olur âşıkların Amma ne ân ki bâis-i cevr ola her zaman | Makbul olur gerçi güzellerde hüsn ü ân Şâhi Ana-bacı Şeyhin hanımı. Genellikle müritler şeyhlerine peder, ata, baba; şeyhin kansina da anne, valide hanım olarak bakar ve ondan ana, valide, ana-bacı diye söz ederler. Bu deyim daha çok Bektaşilikte kullanılır. Anâsır-ı çehargâne («8 صر جها ر Le) Dört unsur. Madde âleminin temel unsurları olan ateş, hava, toprak, su. tas. Süfiler nefsin dört mertebesini dört unsura benzetirler. Nefs-i emmâre ateşe, nefs-i levvâme havaya, nefs-i mülhime suya, nefs-i mutmainne toprağa benzetilir. Bunlardan her biri için on özellik belirlenmiştir ve böylece kırk sayısına ulaşılır. Tasavvuf ehlinin yaptığı birçok açıklama ve yorum dört unsur nazariyesine dayanır (sr). Nar u bad u âbu hâkin gel haber ver aslını Kim bunların her birini emre ferman eyleyen Niyazi Mısri

08
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

09
Sözlük

Atesgah

Bkz. Atesgede Atesgede (+ ([تشكد veya Ateskede. r. Deyr-i mugan, içinde sürekli olarak kutsal ateşin yandığı Mecusi tapınağı. 2. tas. Gönül, aşk âlemi, Hak aşkı. Mecusi tapınağındaki ateş ebediyen yandığı gibi aşk ateşi de gönüllerde aralıksız ve sürekli olarak Yanar ve orada maşuktan başka ne varsa hepsini yakar, kül eder. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

10
Sözlük

Büt

Put, sanem. tas. a Nefs, nefs-i, emmare. Herkesin putu kendi nefsidir. Hakikati idrak etmek için Hz. İbrahim'in putu kırması Büt vahdet Ye me ———.. N gibi nefs putunu kırmak gerekir. Fütüvvet ehli fetâyı (yiğit), put kıncı (biit-siken) olarak tanımlar Nefs put: Halk tarafından övülme arzusu Zünnardır. b Sevgili, yâr, maşuk, matlup, Hayret ey büt suretin gördükte lal eyler beni Suret-i halim gören suret hayal eyle beni Fuzüli Büt-gede (e (بتكد 1, Mabet, puthane, dua edilen makam, 2. tas. İlahi bilgilere (marifet-i ilahiyye) şiddetle özlem duyan kâmil arifin bâtını, gönlü (TK n:1153) Kangı büttür bilmezem imanımı gâret kılan Sende iman yok ki sen aldım deyem imanımı Secdedir her kanad bir büt görsem âyinim benim Hah kâfir u hah mü'min dut budur dinim benim | Fuzüli |

11
Sözlük

Cam- nisti

Yokluk kadehi. tas, Esas niteliği yokluk olan a'yan-1 sâbite (sr), Can i fars. (9 (جا >. Can, ruh. nefs. tas. a İnsan ruhu, ilâhî (rahmani) nefes, Hakk'ın tecellileri. b Mevlevilikte derviş, mürit, Cant cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil | Ne niza eyleyelim ol ne senindir ne benim | Fuzali Bilmek istersen seni Can içinde ara canı Geç cânından bul onu Sen seni bil sen seni Hacı Bayram Veli Canan, Canane I. Yar, maşuk, sevgili. tas. a Mevlâ, Rab, Allah. b Allah'ın kayyumiyet sıfatı. Tüm varlıklar bu sıfat sayesinde varlıklarını korur ve sürdürür. Kayyumiyetle ilişkisi kesilen varlıklar bir daha var olmazlar, derhal yok olup giderler (11s: rx 11:1555). Ya Râb bana cism u cân gerekmez Cânân yok ise can gerekmez Fuzüli Cân-feza, Cân-efza Ruhu neşelendiren, cana can katan. tas. Hakk'ın beka sıfatı. Sâliki fenadan uzaklaştırarak onu baki ve ebedi kılan sıfat (rk N:1555). Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için SF kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.

12
Sözlük

Dehşet

Şaşkınlık hali, donakalma. tas. Aniden görülen maşukun heybetinden âşıkın aklının başından gitmesi ve ne yapacağını bilmez halde kalmast. Hz. Yusufun güzelliğini gören kadınların apışıp kalmaları gibi (Yusuf Süresi, 31). Dehşet halindeki kimseye medhuş denir. Bkz. Medhuş.

13
Sözlük

Endûh

Üzüntü ve keder. Tasavvufî kullanımda bilinmeyen bir husus karşısında duyulan hayret ve şaşkınlıkla ilişkilendirilir.

14
Sözlük

Guftügü

($ كفتو ( Sohbet etmek, yarenlik etmek. tas. Maşukun, âşığına sitemi ve azarı (115).

15
Sözlük

Hatve

(e (خطو Adım. tas. Sâlikin tasavvuf yolunda attığı adım (sr). Havas i ar. س) ١ (خو Mutasavvıflar insanları önce ikiye ayırır: Avam yani halk, havas yani nitelikli kişiler. Genellikle süfi olmayanlar, âlim bile olsalar avam sayılr, Havas ise kendi içinde iki kısma ayrılır: Havas, nitelikli kişiler, aydınlar ve hassu'l-havas yani üstün niteliklere sahip bulunan kişiler, arifler, seçkinler. Havassa hass, hassa, ehl-i husus gibi isimler de verilir. Havas, avamın yaşadığı dini hayatla yetinmez, bunun üstünde bir dini hayat yaşamak için çabalar. Hassu'l-havas ise mükemmel bir dini ve manevi hayat yaşar. Tasavvuf avamın degil, havassın yoludur. Bkz. Husus.

16
Sözlük

Hızır

Kur’ân’ın Kehf sûresinde Hz. Mûsâ’nın kendisinden ilim öğrendiği kul ile gelenekte özdeşleştirilen mânevî rehber. Tasavvuf kültüründe darda kalanlara yardım, beklenmedik rehberlik, âb-ı hayat ve ledün ilmiyle ilişkilendirilir. Bazı sembolik açıklamalarda Hızır bast hâlinin, İlyas ise kabz hâlinin remzi kabul edilir. Her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir bil.

17
Sözlük

Hicap

(حجا ب) 1, Perde, örtü. 2. tas. Sâlik ile muradı arasına giren engel, âşıkı sevgilisinden ayiran perde (sz 428). Herhangi bir sebeple âşıkı maşuktan uzak tutan mania (11s). Kalbe yerleşen ve hakikatlerin orada tecelli etmesine engel olan suretler, maddenin izleri (CT; KI; TK 1:302; NR 50). Süfiler, maddi kirlerden ve nefsani pisliklerden arınan kalbin gayb âleminin bazı hususlarına vakıf olacağına inanırlar. Bu pas ve pisliklere hicap ve perde adını verirler. Bunu temizleme işine de tasfiye, kalp tesfiyesi derler; kendilerine de ehli tasfiye ismini verirler. Kalbinde perde olduğu için hakikati göremeyenlere mahcup (perdeli) derler. Mahcup, manevi ve ilahi gerçekleri doğru biçimde göremez, bunun sağlıklı bilgisine de sahip olamaz. Allah ile kulu arasında kimi nardan, kimi nurdan yetmiş bin perde vardır. Bkz. His hicabı, Hicabu'l-izzet/Hicabu'kcelal.

18
Mekân

İsmail Maşuki el-Bayrami el-Melami Türbesi

İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH İSMAİL MAŞUKİ EL-BAYRAMİ EL-MELAMİ” adıyla, MELAMİYYE çevresinde, BEŞİKTAŞ/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KAYALAR MESCİDİ BAHÇESİ'NDE MEDFUN. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 935 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

19
Mekân

İbrahim Maşuki el-Kadiri er-Resmi Türbesi

İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH İBRAHİM MAŞUKİ EL-KADİRİ ER-RESMİ” adıyla, RESMİYYE çevresinde, FATİH/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KABAKULAK SK. KABAKULAK TEKKESİ HAZİRESİ'NDE MEDFUN. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 1271 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

20
Eser

Sayfalar 385–391

Muzaffer Ozak Külliyatı · bu kuvvete malik değiliz. Bahreynde, Rebir ibni Pebia namında bir kâhin vardır. Ona sorun» dediler. Nuşirevân. Abdül-Mesih namındaki bir adamını bu kâhine gönderdi. Bu kâhinin vücu

21
Eser

Sayfalar 444–449

Muzaffer Ozak Külliyatı · miştir. Nefis islâhında, âfâtı-lisâna müptelâ olana tatbik olunur. Yahut, kendine yapılacak herhangi bir tecaviize cevap vermemek için tatbik olunur. Yeme, içme ve cinsi münasebeti