Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

22 sonuç · toplam 22 · “Fesâd” · 1/1

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Fesâd

Bozukluk, karışıklık, fitne, anarşi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allah'a ve Peygamberine karşı harp edenlerin ve yeryüzünde fesâd çıkarmaya çalışanların cezâsı ancak öldürülmeleri veyâ asılmaları yâhut elleriyle ayakla…

↗
02
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

âlem-i kevn ü fesâd

Yedinci gökten yeryüzüne kadar uzanan âlem

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Âlim

¢. Ulema Bilgin; ilim ehli. tas. a Yüce Allah'ın, kendi zatını, sıfatlarını, fiillerini ve isimlerini, yani bunların tecellilerini yakin yolu (ilme1yakin) ile temaşa etme mertebesine çıkardığı kimseler. Söz konusu hususları müşahede yoluyla…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

maslahat

fık. Sözlük anlamı “İyi, uygun, elverişli, maksada uygun olan, yararlı.” olan bu söz, şeriat hükümlerine uygun, akıl ve tecrübe yoluyla belirlenen değerlere uyumlu olan yararh işler ve konular anlamında kullanılan fıkıh terimi, “fesâd” (bk.…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kalb

1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur. (Ra'd sûresi: 30) Kalbleri bozuk olanlar, hak…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

âdet-İ İlâhiyye

Sünnet-i ilâhî; Allahü teâlânın kânûnu. Allahü teâlânın bir şeyi yaratmak için arada bulundurduğu sebebler. Bu sebebler tecrübe ile anlaşılır. Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi şöyledir ki, her şeyi bir sebeble yaratmaktadır. Fakat sebebler…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Melik-İ Adûd

Hükûmeti, idâreyi kuvvet zoru ile ele geçiren kimse, sultan. Buna halîfe-i câire de denir. Biz bu işe peygamberlikle ve Allah'ın rahmeti ile başladık. Bundan sonra hilâfet ve rahmet olur. Ondan sonra, melik-i adûd olur. Ondan sonra da, ümme…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tabî'iyyeciler (tabî'iyyûn)

Canlılarda ve cansızlardaki, akıllara hayret veren intizâmı (düzeni) ve incelikleri görerek, bir yaratanın varlığını söylemekle berâber; öldükten sonra tekrar dirilmeği, âhireti, Cennet'i ve Cehennem'i inkâr edenler (red edip, kabûl etmeyen…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mütehassıs

İhtisas sâhibi, uzman. Bir işin hakîkatini, iç yüzünü çok iyi bilen, bir ilim dalında veya meslekte mâhir olan. Evliyâ, kalb, rûh mütehassısları olup, herkesin bünyesine ve hastalığına ve zamânının zulmetine ve fesâdına (bozukluğuna) uygun…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nûh Aleyhisselâm

Kur'ân-ı kerîmde adı geçen peygamberlerden. Peygamberlerin büyükleri olan ve kendilerine Ülü'l-azm denilen altı peygamberin ikincisi. İdrîs aleyhisselâmdan sonra peygamber olarak gönderildi. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hitâbe (hitâbet)

Dinleyicilere bilgi vermek ve yol göstermek için yapılan konuşma. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen, Şuayb aleyhisselâmın kavmi olan Medyen ahâlisine hitâbesini şöyle bildirmektedir: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçb…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sevâb

İyilik ve ibâdet yapana âhirette Allahü teâlâ tarafından verilecek mükâfât, iyi karşılık. Ecir. (Bkz. Ecr) Benim şerîkim ( ortağım ) yoktur. Başkasını bana şerik eden, sevaplarını ondan istesin... (Hadîs-i kudsî-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye) Ümmet…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şuarâ Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin yirmi altıncı sûresi. Şuarâ sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). İki yüz yirmi yedi âyet-i kerîmedir. İçinde şâirlerden bahsedildiği için, Sûret-üş-Şuarâ denilmiştir. Sûrede; hazret-i Mûsâ ile Fir'avn arasında geçen olaylar,…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İftirâ

Yapmadığı hâlde kötü bir işi birisine yükleme, yalan yere birisine suç isnat etme gösterme. Birine suç atma, bühtân. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Bak, Allah'a karşı nasıl olmadık yalan ve iftirâ ederler. Apaçık olan bu gü…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstifsâr

Açıklanmasını istemek, sormak. Melekler, Allahü teâlâdan Âdem aleyhisselâmın niçin yeryüzünde halîfe olduğunu istifsâr ederek anlamak istediler; " Yâ Rabbî! Yeryüzünde fesâd çıkaracak ve kan dökecek olan kulları mı yaratacaksın? Biz seni te…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kışr

Arapça, kabuk anlamına gelir, zahir anlamında da kullanılır, bâtın (öz, iç)’ı fesada uğramaktan korur. Şeriatın zahiri gerçekleştirilemezse öz çürür. Özün sıhhati, zahirî şeriatın sağlamca ve takva boyutunda yaşanmasına bağlıdır. Gazali, bu…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Materyalizm

Allahü teâlâyı inkâr ve maddeyi her şeyin esâsı kabûl eden görüş, düşünce; toplum hayâtını ve fertler arasındaki münâsebetleri ve davranışları belirleyen tek faktörün madde olduğunu savunan felsefe akımı; maddecilik. Materyalizm, beşerî değ…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mescid-İ Dırâr

Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz zamânında münâfıkların (inanmadıkları hâlde, müslüman görünenlerin) fitne, fesâd yuvası ve silah deposu olarak Kubâ'da yaptırdıkları mescid. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:…

↗
19
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 538–545

Muzaffer Ozak Külliyatı · (Fesad ehlinden altı kişi nâra girer: 1. Zulümle hükmeden hâkimler 2. Cahil şehirliler 3. Şehrin ileri gelen kibirlileri 4. Taassuba kapılanlar 5. Ilim ehli âlimlerin hasetçileri 6

↗
20
Eser · Bağlam eşleşmesi

KALBE GELEN DÜŞÜNCELERİN TANINMASI

Avârifü’l-Maârif · 57. bölüm · Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî, bize, İbnu Mesut’tan (r.a) nakille, Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etti: “İnsan oğlunun kalbinde şeytanın vesvesesi ve meleğin

↗
21
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 322–328

Muzaffer Ozak Külliyatı · Az yemek, az uyumak, az söylemek ve doğru olmaktır. Böyle yaparsan, ruhunu azaptan korur ve onu en büyük hediyen ile memnun etmiş olursun. Dönüp, dolaşıp varacağın yer kabirdir. Or

↗
22
Eser · Bağlam eşleşmesi

Sayfalar 565–571

Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Has kullarının intikamlarını, zâlimlerden pek acı bir şekilde alır. Hikmeti, merhameti, lûtuf ve keremi gereği olarak imhal eder, mühlet verir ama aslâ ihmal etmez. Dilediğini

↗