ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
13 sonuç · “Ecîr”
01Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî el-Mâlikî (ö. 1986), Muhammed Habîbullah eş-Şinkītî’den aldığı Kādirî irşadını Mısır’da Şer‘iyye adıyla düzenleyen; evrâd ve zikir meclisi esaslarını eserlerinde kayda geçiren sûfîdir.
İbrâhim b. Edhem
İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 veya 162/779), Belh'te bütün servetini bırakıp zühd yoluna giren, ömrünü ırgatlık ve bostan bekçiliğiyle geçiren Horasanlı sûfî; hayatı daha kendi asrında destanlaşmış, Türk edebiyatında “Edhem” bir mazmun hâline gelmiştir.
Mûsâ el-Kâzım
Mûsâ el-Kâzım (7 Safer 128 / 8 Kasım 745, Ebvâ – Receb 183 / Ağustos 799, Bağdat); İsnâaşeriyye'nin yedinci imamı . Abbâsîler'e karşı barışçı bir çizgi izlemesine rağmen ömrünün son yıllarını hapiste geçirmiştir.
Niyâzî-i Mısrî
Niyâzî-i Mısrî (1027/1618 – 1105/1694), Ümmî Sinan'ın halifesi ve Halvetiyye-Ahmediyye'nin Mısriyye kolunun pîri; Kadızâdeliler devrinde zikir yasağına açıkça karşı çıktığı için ömrünün son yirmi yılını Rodos ve Limni sürgünlerinde geçiren mutasavvıf şair.
Osmânzâde Hüseyin Vassâf
Osmanzâde Hüseyin Vassâf (8 Mart 1872, İstanbul – 21 Ekim 1929); gümrük memurluğundan başmüdürlüğe yükselmiş bir devlet adamı ve sûfî. Yirmi yıl çalışarak yazdığı beş ciltlik Sefîne-i Evliyâ-i Ebrâr ile 2000'e yakın sûfînin biyografisini kayda geçirmiştir.
Seyyid İbrâhim Fahreddin Şevkî Erenden
Seyyid İbrâhim Fahreddin Şevkî Erenden (1885–1966), Cerrâhiyye Âsitânesi’nin 18. postnişini; tekke arşivini ve erkânını Envâr ile Tabakāt’ta kayda geçiren, âsitâneyi kapanış sonrasında koruyan müellif ve şeyhtir.
Seyyid Mehmed Emrullah Emîrî
Seyyid Mehmed Emrullah Emîrî (yaklaşık 1625-26–1725), ömrünü Diyarbakır’da geçiren; ticaret, hayır faaliyetleri, şairlere desteği, Divan’ı ve oğluna yazdığı Nasihatnâme’siyle tanınan Osmanlı şairidir.
Şeyh Talha el-Çirebonî
Şeyh Talha el-Çirebonî, Ahmed Hatîb Sambasî'nin başlıca halifelerinden; Kādiriyye ve Nakşibendiyye usullerini birleştiren irşadı Batı Cava'da sürdüren ve sonraki yerel silsilelere aktaran mürşiddir.
Tavîl Mustafa Efendi
Tavîl Mustafa Efendi (ö. 1696), Bosna'dan İstanbul'a gelen; İznik ve Silivri medreselerinden Kamaniçe, Belgrad, Sofya, Ankara ve Çirmen kadılıklarına uzanan bir ilmiye kariyeri kuran Osmanlı âlimidir.
Yahyâ Âgâh İstanbulî
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî'nin halifesi; Zenbûriyye'nin âdâb, zikir ve tarikat eşyası hafızasını üç eseriyle kayda geçiren İstanbul sûfîsi.
Ecîr
Bir işi yapmak için kendi kuvvetini veya san'atını kirâya veren, çalışan kimse, işçi.
Ecîr-İ Müşterek
Serbest işçi. Kirâlıyanından (işvereninden) başkasına çalışmaması şartı koşulmamış hamal, terzi, saatçi gibi işçi. Ecîr-i müşterek, ancak işini bitirince ücretini alır. Eşyâ, elinde emânet olup, helâk olursa (kullanılmayacak hâle gelirse) ödemez. Fakat helâk olmasına ecîr-i müşterek kendi sebeb olursa, kast bulunmasa dahi öder. Doktor, dişçi, eczâcı fen hâricinde, yanlış iş yapıp hasta zarar görürse öderler. ( İbn-i Âbidîn )
Ecîr-İ Hâs
Belli zamanda, belli işi yapmak için husûsî tutulan işçi. Ecîr-i hâs olarak tutulan işçi iş yaparken elindeki mal kasıtsız helâk olursa (kullanılmayacak hâle gelirse, kırılırsa v.s.) ödemesi lâzım olmaz. Ecîr-i hâs olarak tutulan işçiye farklı ücret ile iki veya üç iş gösterilip, hangisini yaparsa onun ücretini vermek câizdir. Dört iş göstermek olmaz. Sözleşilen zaman iyi bilinmezse de, ücret verilir. Ücret söylemedi ise, tutulan kimse işçi veya san'at sâhibi olarak çalışan biri ise, o memleketteki ücret üzerinden hakkı verilir. Eğer böyle biri değilse, yardıma gelmiş olacağından bir şey verilmez. Çağırmadan gelene de ücret verilmez. ( İbn-i Âbidîn )