ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
36 sonuç · “Agâh”
01Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Burhânüddîn
Burhânüddîn, Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde Kāsım Şerefüddîn’den sonra, Abdürrezzâk Hamevî’den önce yer alan aktarım halkasıdır. Tam adı, tarihi ve coğrafyası henüz bağımsız bir kaynakla doğrulanmamıştır.
Ebü’l-Abbas Ahmed
Ebü’l-Abbas Ahmed, Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında Zenbûriyye-Kādiriyye aktarım zincirinde Muhammed Ma‘sûm Müzenî ile Şemsüddîn Muhammed Irâkî arasında adı geçen halkadır.
El-Hâc Şeyh Abalı Hâfız Muhammed Haydar Efendi
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Efendi, Kırkağaçlı Mehmed Emin’den hilâfet alan; Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki Nakşibendî dergâhında irşad eden ve Zenbûrî mirası Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye aktaran XIX. yüzyıl şeyhidir.
Kāsım Şerefüddîn
Kāsım Şerefüddîn, Yahyâ Âgâh İstanbulî'nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde yer alan şahsiyettir. Aynı adlı kişilerle karıştırılmaması için bu kayıt yalnız kaynak zincirindeki komşuluklarıyla tanımlanır.
KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ
KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ Bu zât-ı muhterem, tarîk-ı Kâdirî’de teşehhür etmiş, ârif-i bi’llâh bir mürşid-i hakâyık- agâhtır. Bolu’da zînet-sâz-ı âlem-i şuhûd olmuştur. Pederleri, “Akkavuk-zâde” denilmekle meşhûr Hasan Efendi b. İbrâhîm’dir. İbrâhîm Efendi, berâ-yı ticâret İstanbul’a gelip, Ayasofya’da bir tâcirin yanında bulunarak bir taraftan da…
Lebeni Şeyh Beşir Ağa
Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeriat u tarikat ile terbiyeye çalışırlar imiş. Erbab-ı a'razın te'slriyle doksan yaşında şehiden irtihal eylemiştir. Cidden eazımdan dır. Rical-i Hamzaviyye içinde müteferridlerdendir. Hakk-ı alllerinde biraz izahat arz edip, işbu eser-i faklranemi lütfe nazar-ı iltifat u mütalaaya alan erbab-ı muhabbe…
Mehmed Emîn-i Bursevî
Mehmed Emîn-i Bursevî, Muhammed Âgâh Efendi sonrasında Bursa’daki Mesnevîhanlık ve Nakşibendî-Müceddidî irşad çizgisini sürdüren; Hoca Neş’et’e inâbet veren şeyhtir.
Muhammed Ma‘sûm Müzenî
Muhammed Ma‘sûm Müzenî, Yahyâ Âgâh İstanbulî'nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde yer alan şahsiyettir. Aynı adlı kişilerle karıştırılmaması için bu kayıt yalnız kaynak zincirindeki komşuluklarıyla tanımlanır.
Seyyid İbrâhim Bitlisî
Seyyid İbrâhim Bitlisî, Yahyâ Âgâh İstanbulî'nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde yer alan şahsiyettir. Aynı adlı kişilerle karıştırılmaması için bu kayıt yalnız kaynak zincirindeki komşuluklarıyla tanımlanır.
Şemsüddîn Muhammed Irâkî
Şemsüddîn Muhammed Irâkî, Yahyâ Âgâh İstanbulî'nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde yer alan şahsiyettir. Aynı adlı kişilerle karıştırılmaması için bu kayıt yalnız kaynak zincirindeki komşuluklarıyla tanımlanır.
Şeyh Resmîzâde Efendi
Şeyh Resmîzâde Efendi, Sefîne-i Evliyâ'nın 1924-25 İstanbul tekke cetvelinde firuzağa hocazâde/paşa baba tekkesi'nin 1924-25 postnişini olarak kaydedilir.
Agâh
Vâkıf, muttali, müteyakkız, arif, aşina, dikkatli, haberdar, uyanık. tas. Halden anlayan, doğru yolu gösteren, maddi ve manevi olarak darda kalanların imdadına yetişen bilgin ve olgun; Hak adamı, hoşgörülü ve kalp gözü açık veli. Eski kaynaklarda agâh deyimi yerine aynı anlama gelmek üzere vâkıf terimi kullanılır. Nifferi, vâkıfı ariften üstün tutar. Agâh kişi gaflette olmayan uyanık kalbin niteliğini de dile getirir; örn. “Hakkın tecellisi nagâh gelir, ama dil-i agâha gelir”. Mevleviler, dervişleri sabah namazı için uyandırırken: “Agâh ol erenler,” derler. Olgun dervişe agâh cân denir. Birini teskin veya dikkatini bir noktaya çekmek için, “Agâh ol yâ hü,” denir. Bu deyim kendine gel, dikkatli ve uyanık ol anlamına gelir. Kâmil, arif, vâsıl ve âşık mürşitlere pir-i dil-agâh denir. “Zikirden maksat gönlün her zaman Hakk'ın huzurunda, muhabbet ve hürmet vasfıyla agâh olmasıdır. Agâhlık hasıl olursa zikrin gayesi hasıl olur. Zikrin özü ve ruhu gönlün Hak'tan agâh olmasıdır” (KRE 37. Bu şek bağrımda her gün gâh u bigâh Dolaştım “Hü” deyip dergâh dergâh Ümid ettim ki bir pir-i dil-âgâh Desin: “Destür” mihrâb-ı hafâdan Yahya Kemâl
Agâh Etmek
Farsça, uyandırmak. Mevlevi tarikatında mutfakta görev yapan içmeydacının, sabah ezanından evvel, tekke odalarında yatanları kapılara vurarak “agah ol dedem” diyerek uyandırmasıdır. Bu uyandırma gece teheccüd namazı için olurdu. Farsça’da bu kelime, “uyanık” manasına gelmektedir. Mevlevîlerde uyuyan kişiyi ürkütmeden uyandırmak tarikat edeblerindendir. Bu uyandırma işi bir başka uygulanış şekliyle şöyleydi : Uyuyan dervişin hafifçe yastığına el ucuyla sağ elin parmak uçlarıyla vurulur ve yavaş bir sesle, adıyla hitap edilerek “derviş… agah ol!” denilirdi ki bu, uyan demektir.
Agâh Kişi
Farsça, arif uyanık, bilen sezen, anlayışlı kişi demektir. Hakikat yolunu bilen kimsede bu özellikler bulunur ve bu durumda olan kişilere de, agah kişi denir.AĞACA DAYANMA ÇÜRÜR, DUVARA DAYANMA YIKILIR, İNSANA DAYANMA ÖLÜR, DAYAN KUL,
Dil-Agâh
Farsça, gönül gözü açık, basiretli kişiyi anlatan bir ifade. Tasavvufî olarak: ermiş, gönül ehli, kalp gözü açık kişiyi anlatır.
Vulçıtrın
Vushtrri · Kosova · Babasının kadılığı sırasında, 900 (1494-95) yılı civarında doğduğu kasaba. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Nişancı Camii Hazîresi, Eyüp
İstanbul · Türkiye · Ağabeyi Nişancı Mustafa Çelebi'nin yaptırdığı caminin hazîresinde medfundur; manzum mezar taşı kitâbesi de ağabeyine aittir. Son yıllarını bu caminin yakınındaki evinde geçirmişti. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Sahn-ı Semân (Fâtih Külliyesi)
İstanbul · Türkiye · 1536'da müderris olduğu, Osmanlı ilmiye hiyerarşisinin zirvesindeki sekiz medrese; burada Kanûnî'nin isteğiyle Fîrûz Şah hikâyelerini tercüme etti. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Edirne (Saraciye ve Beyazıt medreseleri)
Edirne · Türkiye · Müderrislik hayatına 1520'de Saraciye Medresesi'nde başladı; 1542'de Beyazıt Medresesi müderrisi oldu. Kanûnî'nin Belgrad, Rodos ve Budin seferlerine dair eserini burada kaleme aldı. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Halep
Halep · Suriye · 1544'te kadı tayin edildiği şehir; iki ay sonra Mısır teftişiyle görevlendirildi, dönüşünde aynı görev yeniden teklif edildiyse de kabul etmedi. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Kahire
Kahire · Mısır · Evkaf teftişi (1544-1547) ve ardından üç yıl kadar süren Mısır kadılığının merkezi; Târîh-i Mısır bu görevler sırasında yazıldı. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Şam (Dımaşk)
Dımaşk · Suriye · Mısır kadılığından önce görev yaptığı şehir; kaynaklar burada da zorbalığı önlediğini ve mazlumları himaye ettiğini kaydeder. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Murad Paşa ve Atik Ali Paşa medreseleri
İstanbul · Türkiye · İbrâhim Paşa'ya sunulan manzumeler sonrası nakledildiği Murad Paşa Medresesi ile 1535'te 40 akçe ile geçtiği Divanyolu'ndaki Atik Ali Paşa Medresesi. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · den, senin âleme rahmet olduğundandır. Arş ve kürsi, yerler ve gökler, içlerinde bulunan mahlüklar ve bunların cümlesinin hilkatleri ve nimet bulmaları hep senin hürınetindendir. B
Sayfalar 48–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hz. Omer, çocuğa cevaben cinayeti işlediğini söyledin. Sana islâm şeriatında kısas lâzım geldi buyurdular. Delikanlı hükmü şer'iye göre öldürülecegini bildigi halde evvelki sükûnet
Sayfalar 57–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · Rabbi... Tâbi'in, tabe-i tâbi'in, eimme-i müctehidiyn, ule ma-i din-i mübiyn, şehitler, gaziler, Pirân-ı-izâm ve evliya-i kiraının feyizleriyle bizleri şadân-ü handan eyle yâ Rabbi
Sayfalar 73–79
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâdına dehşetli bir düşmandır. Şeyh şeklinde görünür ve seni namazından, niyazından alıkoyar. Şeytan, mü'mine şu şekilde vesvese verir: — Namaz da ne imiş? der. — Yatıp, kalkmaktan
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle
Sayfalar 103–109
Muzaffer Ozak Külliyatı · Muhammediyye ile nurlandırırsa, cemal-i Muhammediyyeyi ve makam-ı Ahmediyyeyi müşahede eyler ve bunun neticesi olarak da aşkı günden güne artarak mir'atı hak yolunda pervane gibi k
Sayfalar 169–175
Muzaffer Ozak Külliyatı · le ya erham-er-râhimiyn.. Ehl-i-beyt-i Mustafa hürmetine, rahmet ve bereketinle bizleri islâh eyle ey ulu Allah! Ey Ehl-i-beyt! Allahu teâlâ, sizden bütün kirlilikleri (Günalları)
Sayfalar 180–189
Muzaffer Ozak Külliyatı · reyşi, Mekki, Medeni, imam-i Enbiyâ-i vel-mürseliyn ve rahmeten lil-âlemiyn olan efendimizin mübarek ve mutahhar Ravza-l pâk-i itırnâk-i Nebeviyyelerine dervişane, fakirane, miskin
Sayfalar 198–205
Muzaffer Ozak Külliyatı · Özetlemek gerekirse, iymansız gitmeğe sebebolabilecek günahlar şöyle sıralanabilir: Yaramaz ve çirkin itikat, zayıf iyman, dokuz azasının hepsiyle günah işlemek, doğruluktan ayrılm
Sayfalar 254–261
Muzaffer Ozak Külliyatı · rından verilenler de, yaptıklarının cezasını çekmek üzere, hükûmet-i ilâhiyyenin hapishanesi olan cehenneme gönderilecektir. İyman sahibi oldukları halde, günahlarından dolayı cehe