ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
113 sonuç · toplam 113 · “imkân” · 2/5
01Kün
Ol, Allah bir seyi yaratacağı zaman ona “ol” (kün) der, o da oluverir |. Tasavvufta Allah'ın bu sözlü emrine kelimetu'l-hazret ve kelime-i tekvin, kün hitabi denir. Ol (Kün) dedi bir kerre var oldu cihan Olma derse mahvolur ol dem heman 5.…
Lûtî-gerî
Civanmertlik, eli açıklık ve yiğitçe davranış. Fütüvvet ahlâkıyla ilişkili Farsça bir tabirdir. Kişinin imkânını başkasıyla paylaşması, kusur örtmesi, misafire ikram etmesi ve karşılık beklemeden hizmet etmesi anlamlarını taşır. Buradaki “l…
Mecmau’l-bahreyn
_>ed | (مجيع Iki denizin birleştiği yer. tas. a Kabe kavseyn makamı; çünkü zaruret ve imkân daireleri burada birleşir. b İlâhî isimlerin ve kevni hakikatlerin birleştiği yer olması itibariyle cem'ü-vücut makamı (kı; cr). ء Kalp. Maddi ve ma…
Mir'âta hazreteyn
İki hazretin aynası, tas. Zaruret ve imkân sahaları, yani insan-ı kâmil, Mir'ât-ı hazret-i ilahiye İnsan-ı kâmil. Mir'ât-ı kevn Oluş aynası. Tek olan mutlak varlık; çünkü kevnler (oluşumlar) ve bunların vasıfları ve hükümleri ancak mutlak v…
Müzâhât
7 Benzesme. 2, tas. el-Muzahat beyne’s-suun ve'l-hakaik: Suun ile hakikatler arasındaki benzerlik; kevni hakikatler, ilâhî Cesmâi) hakikatler. İlâhî hakikatler de Zati şuun üzerine tertip edilmiştir. Ekvan isimlerin Bölgeleri ve Suretleri,…
Piç-i zülf
Kıvrım kıvrım saç. tas. a İlahi müşkil (us). b Imkan mertebesi, ç Uzun saç. Sınırsız varlıklar, çokluk ve taayyünler. Saç sevgilinin, yüzünü örttüğü gibi bunlar da gerçek Bir'in yüzünü (Zatını) örter. d Celali tecelliler. Pir i fars. (5) Ya…
Sia-i kalp
Gönül 8enisligi, kalbin enginliği. tas İnsan-ı kâmilin imkân ve vücüp dairelerini bir araya getiren berzah hakikatini kendisinde gerçekleştirmesi. Kâmil insanın kalbi bu berzahur, Onun için Hak “Yerlere, göklere sığmadım ama mümin kulumun g…
Siyâh-rûyî
Yüz karalığı; mahcubiyet ve kötü hâl. Tasavvufî sembolizmde imkân âleminin eksiklik, perde ve bağımlılık yönünü anlatmak için kullanılabilir. Irk veya ten rengi bildiren bir tasnif değildir.
Yakin
Kesin ve apaçık bilgi. Şüphe ve tereddüde mahal olmayan doğru ve gerçek. tas. a Vakaya uygun başka türlüsü imkânsız ve değişmeyen inanç. b Delille değil, iman gücüyle apaçık olarak görme. c Saf kalple gaybı temaşa, fikri muhafazayla sırrı m…
Yedân
1. tkiel. 2. tas. a Allah'ın faile ve kâbile (etkileyen ve etkiyi kabul edip etkilenen) mütekabil isimleri. Celal ve Cemal isimleri. b Zorunluluk ve zorunsuzluk (vücüp — imkân mertebesi) fakat tekabül daha genel bir kavramdır: Zira bazen fa…
Zümrüt
زمرى د) I. Yeşil renkte değerli bir taş. 2. tas. Üzerine bütün varlıkların Suretlerinin naksedildigi külli nefs, Biri, varlığının sebebi olan akıl yönünden di- Beri bizzat kendisi yönünden olmak üzere üstüste iki imkâna haiz olduğundan küll…
ahidnâme
Hükümdarlarm veya sultanlann bazı devlet, cemaat veya şahıslara özel hak ve imkân tanımak amacıyla düzenlenmiş olan belge, muahede-nâme, musâlaha-nâme. İslâm devletleri içinde ilk ahid-nâme, Hz. Muhammed tarafından H. 9. yıldan sonra verilm…
Şüf‘a hakkı
Paylı bir taşınmazdaki hissenin üçüncü kişiye satılması hâlinde diğer paydaşa öncelikle satın alma imkânı veren hak. Kullanım şartları ve süreleri hukuk sistemine göre belirlenir.
müt'a
Şî'a’nm Ca'feriyye kolu mensuplarmca meşru görülen ve aralarında dinen evlilik engeli bulunmayan bir erkekle bir kadınm, erkeğin verdiği belli bir bedel karşılığında karı-koca hayatı yaşamasma imkân veren, sıkça başvurulan geçici ve süreli…
emânet (I)
emânet (I) a. [< Ar.emn] Kendisine güvenilen bir kimseye göz kulak olması, koruması ve saklaması amacıyla geçici olarak bırakılan şey. Bu anlamıyla Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayette teklik biçimiyle kullanılmış; pek çok yerde de türevleriyle ifa…
Makdûr
Kudretin konusu olan şey. Kelâm ilminde bir kudret sıfatının etkisinin yöneldiği mümkün fiil veya varlık için kullanılan terimdir. Allah’ın kudreti bağlamında makdûr, yaratılması veya meydana getirilmesi aklen mümkün olan şeyi ifade eder; m…
İnşallah
“Allah dilerse.” Gelecekte yapılması düşünülen bir işin ancak Allah’ın iradesi ve imkân vermesiyle gerçekleşebileceğini belirtir. İfade sorumluluktan kaçma sözü değil; insan iradesinin sınırlılığını hatırlatan bir tevekkül ve edep cümlesidi…
ricâlü’l-ulâ
tas. Bir kısım evliya hakkında kullanılan bir terim. B mutasavvıflar bunl “abdâl-ı seb'a” (bk. bu ma de) nm dışında göstermiş ve onlarm her nefeste Allah miraç ederek “ilm-i hâs” ta sil ettiklerini ifade etmişl dir. ricâlü’l-eyyâmi’s-sitte…
nikâh-ı sahîh
nikâh-ı sahîh a. fik. Yasal nikâh. nikâh bi’l-kitâbe a. fik. Uzak yerde buluna iki kişinin yazışma yoluyla v bu yazışmayı şahitler huzurunda yaparak gerçe leştirilen nikâh. ni'met a. [Ar. ] “Maddî manevî imkânlar, bolluk anlamında olan bu t…
Mâde zarb
Hadis yazımında yanlışlıkla fazla yazılmış harf, kelime veya ibarenin üzerine çizgi çekerek yahut özel işaret koyarak metinden düşürüldüğünü gösterme usulü. Bu tashih yöntemi, yazma nüshada yanlış kısmı okunamaz hâle getirmeden korur ve met…
Talâk
Nikâh bağının belirli söz veya hukukî işlemle sona erdirilmesi. Talâkın ric‘î ve bâin türleri, sayı, iddet, nafaka ve dönüş imkânı bakımından farklı sonuçlar doğurur. Kur’ân boşamayı keyfî bir tehdit aracına dönüştürmemeyi, süreleri ve hakl…
Lâedriyye
Allah ve kâinatın yaratılışı hakkındaki mutlak gerçeğin insan aklıyla kavranamayacağını veya bilinemeyeceğini savunan felsefî yaklaşım. İslâm düşüncesi literatüründe kesin bilginin imkânını reddeden yahut temel metafizik sorular karşısında…
Hacerülesved
Kâbe’nin doğu köşesinde bulunan siyah taş. Tavafın başlangıç hizasını belirler; imkân bulunduğunda selâmlanır, ona tapınılmaz.
haber-i kâzib
ÇjlS j^.) Gerçeklik ile uyum içinde olmayan bilgi anlamında ke lâm terimi. haber-i mütevâtir a. Yalan söylemek üzere it - tifak etmelerini akim imkâni sız gördüğü bir topluluğun m verdiği haber