Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

2107 sonuç · toplam 2107 · “inşâ” · 10/88

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cihet-i dik ve sia

I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı All…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cilve

Kintma, nazlanma; güzellerin gönül fetheden ve hoşa giden hal ve hareketleri. 2. tas. Sülûk ehli arifin gönlünde parıldayan onu deli divane eden ilâhî nurlar, Insan da âlem de Hakk'ın nurlarının cilve mahallidir (sr). İlahi cilve: Sürpriz n…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cisim

Madde ve hacim sahibi varlık; beden. Parçalardan meydana gelen, yer kaplayan ve duyularla algılanabilen nesne için kullanılır. Tasavvufî kullanımı Tasavvuf metinlerinde cisim, çoğu zaman ruhun veya mânevî cevherin karşısında zikredilir. Cis…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cübb

Derin kuyu veya çukur. Tasavvufî metinlerde insanı aşağı çeken nefsânî karanlık, dünya bağı veya sıkışmışlık hâli için mecaz olarak kullanılabilir. Aynı kökten gelen cebb maddesiyle birlikte okunur.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşm-i âhuvâne

Ceyla gözlü. tas. Hakk'ın sâlikin kusurlarını örtmesi, ama onu bundan haberdar etmesi. Bu durum, silikin kusurlu davranışlardan vazgeçerek kendine çekidüzen vermesini sağladığından Allah'ın ona olan en büyük inayeti ve lütfu sayılır. Çeşm o…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşm-i mest

Mahmur 802. tas. a Hak Teala'nın, sâlikin kusurlarını sâlikten de halktan da gizli tutması, hiç kimsenin bunları bilmemesi, affa ve mağfirete uğraması. b İlahi sır ve cezbeler (sr). Çeşm-i nergiz.(جشمنركيز) Nergiz özlü, 2. tas. Sâlikin iyi…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çeşm-i terek

Yirnk göz 2. tas. Sâlikin hal, kemal ve yüce mertebesinin kendisi de dahil olmak üzere herkesten saklı tutulması ve bunu Allah'tan başka kimsenin bilmemesi (11s), Çevgân/Çevgen i Jars. (جوكان) veya. 1. Topa vurmakta kullanılan ucu eğri sopa…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dâr

“Zarar veren, zarar veren şeyleri yaratan, zarar verenleri cezalandıran.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimlerı)dan olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de bu anlamların karşıtı “nâfi” (hayır ve rahme ve faydalı olmak) kavramlarıyla bi…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Daire

x, Çember. Daire-i kevn u fesat, oluş ve bozuluş âlemi. tas. Dünya, madde âlemi (sr), Daire-i vücüp ve imkân Zaruret ve imkân daireleri. Insan iradesinin geçerli ve etkili olmadığı âleme daire-i vücüp, geçerli ve etkili olduğu âleme de dair…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dâiye

¢. Devai. Saik, arzu, içten gelen istek, tas. Nefsin arzu ve eğilimlerine dâiye-i nefsani adı verilir (sr). Allah'ın nzasina uygun isteklere de dâiye-i Hak denir. Insan bir arzunun doğuşu ve eyleme dönüşmesi Şu aşamalardan geçer: nakru'l-hâ…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dâr-ı fena

Sonlu ve geçici yurt. 2. tas. Bu dünya. Dâru'r-Rahman — Dâru'ş-Şeytan (د ار | لشيطان - دار الى حمن) 1. Allah'ın ülkesi — Şeytan ülkesi. 2. tas. Insan Allah ile Şeytan arasındadır. Allah’a bakan yüzüne dâru'r-Rahman, Seytan'a bakan yüzüne dâ…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dârü'l-gurur

Yalancı aldatıcı âlem. 2. tas. Kalleş felek, bu dünya. ١ Dârü'l-mesnevi Mesnevihane, mesnevi okunan yer. Davai.ar.(s عو >) ç. Deavi. 1. İddia. 2. tas. Benlik, nefsin kendisine ait olmayan şe- Dede ye sahip çıkması (si 428; ). Nefs ibadet, t…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Davet

Çağırma, davet etme. Tasavvuf çevresinde insanları irşada, tövbeye ve mânevî terbiyeye çağırma anlamında kullanılır. Dâî maddesine de bakınız.

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Debiristan

(9. (د بير I. Okul, 2. tas. Debiristan-ı ezel, debiristan-ı kıdem, ezeli okul; lâhüt âlemi, ruhlar makamı (sr). Debür i ar, (د بور) 1. Batıdan esen, bitkilere ve canlılara Zarar veren rüzgâr, samyeli. Doğudan esen ve canlılara yarayan rüzgâ…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Defter

İnsanın hayatı boyunca yaptığı iyi ve kötü işlerin kaydedildiği amel defteri. Tasavvufî ve edebî kullanımda gönül sayfası ile insan ömrünün bütünü için de defter mecazı kullanılır.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dellal

5) Tellal, simsar, meyancı. tas. İnsanları birbirine sevdirmek ve kaynaştırmakla görevli meleklere aşk ve muhabbet tellalı denir (sr).

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Derya

Deniz, tas, a Varlık. b İnsan-ı kâmil (sr). Deryâ-yı muhit casa geldi Kevn ile mekân hurasa geldi Nesimi

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destar

OE 3) Tarikat ehlinin, şeyhlerin ve halifelerinin sardıkları çeşitli renk ve şekillerdeki sarık.

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Devriye

. Tasavvuftaki devr düşüncesini, insan ruhunun ve evrenin Yaratan'dan çıkıp yine ona varacağı inancını konu edinen şiirler. Bkz. Devr. Ben ezelde var idim Yerdeydim göğe ağdım Ma'şük ile yâr idim Gökten de yere yağdım Hak beni bunda saldı A…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Devse

Çiğneme, döğme, tas. Sa'diye tarikatinde bir ayin. Bu ayin 300 kadar dervisin yüzü koyun Yanyana yatması ve şeyhin de bunların üzerinden atıyla geçmesi şeklinde icra edilirdi. İnsanları ve Müslümanları aşağılayıcı bir ni- teliği bulunduğu i…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Deyr

1, Manastır. tas, Insaniyet âlemi (its). mee, Meyhane.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Divanegi

يو | نى) 5) Divane, deli mecnun; delilik, cinnet, tas. Âşıkın aşkına mağlup olup kendine hâkim olamaması (ats). Dogal ask Gerek ayni cinsten, gerekse karsi cinsten bir insanı sevmek. Güzelliği ve ondan kaynaklanan aşkı, ilâhî kaynağa bağlam…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dünya

Içinde yaşadığımız yer küresi. 2. tas. İnsanı Allah'tan uzaklaştıran ve gaflete düşüren her şey, mal ve menfaat, itibar, mevki, hırs, şan ve şöhret. Zahit ve mutasavvıflar dünyayı yılana, zehire, cadıya, fahişeye benzetirler (ct ١ 11:196).…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dürr-i yetim

نه) | 259) 1. Yetim inci, tek inci, 2, tas. Hz. Muhammed, insan-ı kâmil, Oldu bâzâr-ı cihan revnakı bir dürr-i yetim Ki değil iki cihan hasılı ol dürre behâ Fuzüli

↗