ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
196 sonuç · toplam 196 · “Nâfi” · 1/9
01Nâfi
Qjü) [< Ar. nef] Sözlük anlamı, “Fayda veren.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde “Faydalı olan, dilediği kimseye hayırlı ve faydalı olanı veren.” anlamıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok a…
Nafile
فله) b) Tatavvu, farz ve vacip ibadetlere ek olarak yapılan ibadetler. “Kul farz ibadetleri Yaparak Allah'a yaklaşır. Nafile ibadetleri ifa ederek de Allah'a yakaşır, hem o kadar çok yaklaşır ki, Allah kulunun gören BöÖZÜ, işiten kulağı kon…
nafile sadaka
nafile sadaka a. İslâmî inanca göre, farz ve nafile olarak nitelenen sadaka ibadetinin farz olanları zekât olarak adlandırılmış, vacip olanı ise “fitır sadakası” olarak adlandırılmıştır. Bunların dışında kalan ve yapanm büyük sevap kazanaca…
nafile tavaf
nafile tavaf a. Hac ve umre ibadeti amacıyla Mekke’de bulunan süre içinde farz ve vacip tavaflar dışında yapılan tavaflar.
nafile hac
” (bk. b madde) gösterilmektedir. nafile hac a. İslâmî inanca gör farz ve vacip olan hac ibadetle dışında yapılan hac ibadeti. 519 nafile oruç
Nâfile ibadet
Farz ve vâcip dışında, Allah’a yakınlık ve sevap amacıyla yapılan ibadet. Nâfile namaz, oruç, sadaka, zikir ve Kur’ân tilâveti bu çerçevede değerlendirilir. Tasavvuf yollarında nâfileler farzların yerine geçirilmez. Önce zorunlu ibadetler v…
Nâfi' Ve Dârr (en-Nâfi' Ve'd-Dâr)
"Fayda ve zarar, iyilik ve kötülük kendisinden olan" mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden).
Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi
Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi (ö. 1902), İdlib çevresinden yetişen; kadılık nâibliği, Kur’an hizmeti ve Nakşibendî-Kādirî irşad bağlarıyla tanınan Arap âlim ve şeyhtir.
Şeyh Nâfiz Eşrefî Efendi
Fahreddîn Efendi-zâde’dir. Beyne’l-meşâyih, mümtâz bir mevki'e sâhib imiş. Eşrefî âsitânesinde neşr-i feyz ettiler. Kibâr-ı meşâyihden Şeyh Abdüllatîf Efendi hazretlerinin kerîmeleri Zehrâ Hanım’ı tezevvüc edip bir hayli zamân muammer olduk…
İlm-İ Nâfi'
İnsana aczini, kusurunu, Rabbinin büyüklüğünü bildiren, kalbde Allah korkusunu ve mahluklara karşı tevâzû, alçak gönüllülüğü artıran, kul haklarına ehemmiyet vermeyi temin eden sonsuz seâdeti (mutluluğu) ve Allahü teâlânın rızâsını kazanmay…
Tavâf-I Nâfile
Mekke-i mükerremede bulunanların fırsat buldukça yaptıkları tavâf.
SÛFİLERİN NÂFİLE ORUÇ KONUSUNDAKİ TUTUMLARI
Avârifü’l-Maârif · 40. bölüm · Sûfilerin büyüklerinden bir grup, ölünceye kadar, seferde ve hazarda devamlı oruçlu bulunmuşlardır. Abdullah b. Cabbâr, elli küsur sene, mukim hâlinde ve seferde devamlı oruç tutmu
menâfi-i vakf
Vakıf mallarmdan elde edilen faydalar veya menfaatler
menâfi-i emîriyye
454 menâfi-i emîriyye a. ftk. Devlet gelirleri, devletin öşür, haraç, ferağ, intikal harç ve rüsumu, yaylak ve kışlak vergileri gibi pek çok gelirler için kullanılan terim. m
Münafık
İnanmadığı hâlde inanmış görünen veya içindeki inkârı dışarıda iman görüntüsüyle örten kimse. Bu itikadî anlam, Kur’ân’daki münafık tipinin temel özelliğidir. Hadislerde yalan söyleme, sözünde durmama ve emanete hıyanet gibi davranışlar “ni…
Münâfikûn Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış üçüncü sûresi. Münâfikûn sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On bir âyet-i kerîmedir. Sûrede münâfıkların (müslüman olmadıkları hâlde müslüman görünenlerin) davranışları anlatıldığından, Sûret-ül-Münâfikûn denilmişti…
Nâf-ı rûz
Günün ortası; öğle vakti. Farsça nâf “göbek, orta”, rûz “gün” demektir.
Nâf-ı hefte
Haftanın ortası. Farsça tamlama, bağlama göre salı veya çarşamba gününü anlatan takvim ifadesi olarak kullanılmıştır.
Nâf-ı şeb
Gecenin ortası; gece yarısı. Farsça şiir dilinde karanlığın en yoğun ânını anlatır.
fenâ fî’llah
Tasavvuf inancında Allah’ın varlığı içinde yok olma
fenâ fi’l-pîr
Tasavvuf inancında benliğini ve varlığmı pirin manevî şahsiyetinde yok etme
fenâ fî’r-resûl
Tasavvuf inancında benliğini ve varlığmı Hz. Muhammed'in manevî kişiliğinde yok etme
nâf-ı zemîn
nâf-ı âlem deey nafaka a. [Ar.] ftk. Sözlük anen lamı, “Azık, ihtiyaçların temini âm için harcanan para veya maddî değerler.” olan bu söz, aile hukukunda hayatm zarurî ihtiyaçt.” larım ve devamlıhğını sağlamak eliiçin gerekli olan harcamala…
Fena Fi’l-Aşk
Arapça, aşkta fânî olmak manasındadır. Vücûd-ı mutlak, aynı zamanda kemâl-i mutlak, cemâl-i mutlak ve hayr-ı mutlaktır. Cemâl, aşkı doğurur ve cemâl aşksız olamaz. Dünya üzerinde gördüğümüz her güzel, mutlak güzelden bir parçadır. Bu sebepl…