ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
23 sonuç · toplam 45 · “Fukara” · 1/1
01Fukara
Yoksullar, dervişler. Bkz. Fakir. Fukara kalbine her kim dokuna Dokuna sinesi Allah okuna “Furkân ii ar. (فى قا ن) 1. Ayırt edici. 2. tas. a Hak ile bâtılı ayıran ayrıntılı bilgi. Kurân ise bütün hakikatleri içeren özet ve gizli bilgidir. F…
Fukara Keşkülü
Bazı tasavvuf okulları, eskiden nefis terbiyesi için, manevî eğitimin başlangıcında, halktan birşeyler istemeye çıkarlardı. Ellerinde, keşkül denen çukur bir kap ile dolaşırlar. İçini doldururlar, sonra da getirip şeyhe teslim ederlerdi. Şe…
Fukara-I Babullah
Arapça, Allah kapısının muhtaçları, dilencileri demektir. Bu tabir dervişler için kullanılır.
Fukarâ-Yı Sâbirîn
Dilenmeyip sabreden ve şerî'ate (İslâmiyet'e) uyan fakirler. Fukarâ-yı sâbirîn ve agniyâ-yı şâkirîn (şükreden zenginler)den hangisinin efdal (daha üstün) olduğu ihtilâflıdır. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, fakirliği ihtiyâr (tercih…
Hâdimü’l-Fukarâ
Arapça, fakirlerin veya dervişlerin hizmetkârı demektir. Şeyhler için kullanılan bir unvandır. Akşemseddin’in dediği gibi, Şeyh, Allah’ı kula, kulu Allah’a sevdirme konusunda dervişlere hizmet ettiği, onların dünya ve âhiret mutluluklarına…
Çarpmak
Bir ermişin veya yatırın gazabına uğramak. Velilere, ermişlere, yatırlara veya kutsal şeylere hakaret eden kişilerin ermişlerin ve yatırların maneviyatı ve ruhaniyeti tarafından cezalandırılması. 2. Bâtın kılıcı, tahta kılıç. Bkz. Çarpmak.…
Fakir
ç Fukara Derviş, yoksul. 2. tas. Sâlikin Hak'ta fani olması ve kendini ona muhtaç bilmesi. “Ey insanlar sizler fakirsiniz, Allah’a muhtaçsınız” (Fatır Suresi, 15). Kibir ifade eden ‘ben’ sözü yerine tevazu gösterip “fakir, ‘sen’ yerine de h…
Gina
Zenginlik. tas. Tam ve kâmil mülkiyet. Mutlak olarak gani Allah'tır; çünkü her şeyin zatı onundur (kı). Mâliku'l-mülk O'dur, insanlar ise fakirdir. Hak ile kendini zengin bilen (istigna bi’l-Hak) ondan başkasına muhtaç Gönül etmek olmaz; zi…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Malum
م) gla.) Bilinen. tas. Belli ve bilinen rızk. “Özellikle fukaranın belli ve biriktirilmiş bir gıda maddesine ve kaynağına (malum) sahip olmamaları lazımdır. Zira malumun karanlığı vaktin aydınlığını söndürür.
Müteellih
(متأله) Müteal hikmet okuluna mensub mutasavvıf, teozof. in Mütefakkihe i ar. Süfilerin, gerçek fıkıhcı (fakih) olmadığı halde fıkıhcı geçinen zahir ehline verdikleri isim. Mutasavvıflarla mutefakkihe (ehl-i bâtın ile ehl-i a zahir) arasınd…
Müteşebbih
. Benzeyen, özenen. 2. tas. Mutasavvıf olmadığı halde ya samimi olarak veya riyakâr olarak öyle görünmeye çalışan, onlara özenen. Fuka. ranın, melamet ehlinin, hizmet ehlinin ve kalenderlerin de samimi ve sahte olanları vardır. Müteşebbih-i…
Raks
Dans. tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olu…
Sâlik
Lr, Yolcu. 2. tas. a Ehl-i sülûk, Allah’a giden yolu tutana seyr halinde bulunduğu sürece müritle müntehi arasındaki mutavassite sâlik denir. Imi ve tasavvuruyla değil, haliyle makamlarda seyreden sâlik bu haldeyken ayne'l-yakin türünden bi…
Talep-Talip
x. İstek, heves; aday olmak. 2. tas. Matlübu bulmak ve murada nail olmak için O'nu araştırma. Cüneyd'e göre, “talep eden bulur”. Şibli'ye göre de (tam tersine) “bulan, arar”. Matlüp olmak talip (arayan) olmaktan iyi olmakla beraber talep iy…
Ser Ü Pay
Farsça, baş ve ayak demektir.Mevlevî tabiridir. Mevlevî disiplinindeki cezalardan biridir. Mürid, fukara elbisesini çıkarır, eski elbisesini giyer, mevlevî-hâneyi terkederdi. Seyyah vermekden (bkz. Seyyah Vermek) daha ağır bir ceza idi. Sey…
Zilhicce
Kamerî senenin ayları olan Arabî ayların sonuncusu. Zilhicce ayının onuncu günü Kurban bayramı günüdür. Her kim o gün bayram namazından gelip kurbanını boğazlayıncaya kadar bir şey yemeyip kurbanının böbrekleri ile iftâr edip, iki rek'at na…
Hiçbir Ferde Muhtaç Etmesin
“Namerde” yani gerçek anlamıyla adam olmayana ; “merde” yani adam olana : “hiç bir ferde” yani hiç bir kişiye muhtaç etmesin demektir. Bektaşilerin “Büyük Gülbank” denen ve ayin-i cemlerin sonunda, baba tarafından okunan gülbanklarında geçe…
Libas
Arapça, elbise demektir. Ulaştıkları vakte göre libaslarında bulunan fukaraya denir. Suf veya murakka bulduklarında onları giyerler. Bundan başkasını bulunca, onu da giyerler. Gerçek fakirde tekellüf (zorlama) ve ihtiyar olmaz. O, elbisenin…
Mütemâdim
Arapça, hizmetkâr demektir. Fukaraya, tarikat ehline hizmet etmek isteyen, ancak bu konuda ihlas elde edememiş kişilere, mütehâdim denir. Bu gibilerin hizmetlerinde, ara sıra riya ve menfaat gibi unsurlar bulunur.
Racül-Ricâl
Arapça, erkek anlamında bir kelime. Allah’ın veliliğine layık olmuş kişiler ki, bu mânâda kadınlardan da recül olur. Bunlara “ticaret ve alışverişin, Allah’ı zikirden alıkoymadığı erkekler…” âyetiyle işaret edilmiştir (Nur/37).İki türlü ric…
Somatçı
Sofracı demektir. Mevlevi ve bektâşîlerde, sofrayı kurup toplamakla görevli kişi.Gınâ-yı kalb kadar nimet olmaz ehl-i dilde, Bu tekkenin fukarası somat bilmezler.Nailî
Şeb-Hane
Farsça, gece evi anlamında bir kelime. Garip ve fukaranın, parası olmayanların, ücret ödemeksizin geceyi geçirmeleri için, hayır sahipleri tarafından yaptırılan binalara denir. Bu sosyal dayanışma kurumu, vakıf kayıtlarında “şeb-hâne” şekli…