ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
34 sonuç · toplam 45 · “Şühûd” · 1/2
01Şühûd
Görme. Tasavvuf yolunda ilerleyenin kalb ve rûh ile çeşitli mertebeleri görmesi. Keşf (gizli bilgilerin açılması) ve şühûd sâhibi milyonlarca âşık, Fahr-i âlemi (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyâret ederek, Allahü teâlânın sonsuz nîmetlerin…
Şuhüd ehli
Müşahede eden, gören. 2. tas. Hak talipleri üç kısımdır: Suhad ehli, ashab-ı kulüb. Bunlar Hakk'ı şuhüd ve zevkle tanır, onu her mazhar ve meclâda görür ve her surette kabul eder, hep Hak'la birlikte bulunur, onu her meşhedde me A CEE m (ma…
Şuhûdül- Mücmel Fi’l-Mufassal
Ayrılanda, mücmeli görmek anlamında Arapça bir ifade, Mufassal (çok) da mücmel (tek)’i görme.
Şuhudu’l-Mufassal Fi’l-Mücmel
Arapça, mücmelde, ayrılmış olanın görülmesi demektir. Zat-ı Ehadiyyette çokluğu görmek.
Şühûd-İ Ehadiyet
Tasavvuf yolunda çalışan kimselerin, mahlûklardaAllahü teâlânın sıfatlarını görmeleri hâli. Şühûd-i Vahdet.
Şühûd-İ Enfüsî
Kendi hakîkatini görme. Tasavvuf yolunda Allahü teâlâya yakın olma hâli. Tasavvuf makamlarını kalb gözüyle görme. Şühûd-i enfüsîye kavuşmak için önce seyr-i âfâkî lâzımdır. (İmâm-ı Rabbânî)
Şühûd-İ İlâhî
Bu âlem (mahlûklar âlemi) ile hiçbir münâsebeti olmadan Allahü teâlâyı müşâhede, görme. Sülûkun (tasavvuf yolunun) sonuna varmadıkça ve orada fenâ-i mutlak (her bakımdan Allahü teâlâ ile olma, onda yok olma) hâsıl olmadıkça şühûd-i ilâhî mü…
Şühûd-İ Tecellî (şühûd-İ Sûrî)
Tasavvuf yolunda ilerleyen kimsenin tecellinin sûretlerini müşâhedesi. Şühûd-i tecellî nasıl olursa olsun hep seyr-i âfâkîde hâsıl olmaktadır. Seyr-i âfâkîde ele geçen şeyler ise aslın yanında hiçtir. (İmâm-ı Rabbânî)
vahdet-i şuhûd
Kulun bütün varlıklardan sıyrılarak Allah’ı görmesi
âlem-i şuhûd
Var olan veya görünen âlem, bu dünya
îmân-I Şühûdî
Basîret (kalb gözü) ile müşâhede ederek, görerek olan îmân. Dünyâ durdukça ve dünyâ hayâtı ile yaşadıkça gayba inanmaktan başka çâre yoktur. Çünkü bu dünyâda hakîkî îmân-ı şühûdîye kavuşmak mümkün değildir. Âhiret hayâtı başlayıp, vehm ve h…
Tevhîd-İ Şuhûdî
Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) görmemek ve düşünmemek. Tasavvuf yolunda yürümekten, nefsin istemediği zor gelen şeyleri yapmaktan ve sıkıntı çekmekten maksad, Allahü teâlâdan başka, her şeyin sevgisinden kurtulmaktır. Bu da tevhî…
Fena Fi’ş-Şuhûd
Arapça şuhûd’da fâni olmak demektir. Sûfinin Allah’dan başka bir şey görmemesi. Buna Vahdet-i Şuhûd mertebesi denir. Bu, “la mevcuda illallah” sırrı olarak da kabul edilir.
Tecelü-İ Şuhûdî
Arapça, şuhûdî (gözle görülür şekilde) ortaya çıkışı ifade eden bir sözcük. Nur adını almış olan varlığın, ortaya çıkışı, için kullanılan bir tâbirdir.Yani tecellî-i şuhûdî, Hakk’ın yaratmış olduğu kâinatta, isimlerin ortaya çıkışıdır ki bu…
Bilal
(J (بلا Bkz. Hümeyra. Bilmek-bulmak-olmak, Bil-bul-ol Tasavvufta üç mertebe Kendini bilmek, Hakk'ı bulmak, “kendini bilen Rabb'ini de bilir,” insan-ı kâmil olmak. Bayram özünü bildi bilen'i anda buldu Bulan ol kendi oldu sen seni bil sen se…
İttihat
Birlik, tas. Vahdet-i vücut; kendi kendine var olan mutlak, | bir ve gerçek varlığın temaşa edilmesi, Bizatihi yok, ancak başkası sayesinde var | olan şeyler bu temaşa esnasinda birleşir ve tek olarak görülür. Burada farklı iki asli varlığa…
Mana
Anlam. tas. Hakikat, sır, marifet. Bir şeyin sahtesi ve taklidine dava, hakikatine ve ruhuna mana (ma'ni) denir. Âlem-i mana: Rüya âlemi, bazen gayb ve misal âlemi. Marifet-i şuhüdi Eydürsin kim gözüm görür dâviyi, ma'niye irür Gündüzün gün…
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifet…
Seb'at-ı ebhur
سبعة | بحر) Yedi deniz. tas. Ariflerin ve sülûk ehlinin tuttuğu yedi yol, yedi meşrep: Sekr, vecd, berk, hayret, şuhüd, nur-i kurb, velayet-i vücut (sr). Sebep ¢. Esbab Vasita, araç, Hak ile halk arasindaki vasitalar (sı. 435; BS 613). Süfi…
Segaf
+. Kalbin üzerini kaplayan ince zar, 2, tas, Aşk, sevda, Beş derecesi vardır: sevgilinin arzusunu Yerine getirme; içinde ondan başkasına yer vermeme; düşmanına düşman olma; dostuna dost olma; âşıkla maşuk arasındaki halleri giz- li tutma. B…
Şüh
Nazlı, cilveli, şen şakrak; hal ve hareketleri serbest, neşeli, güzel. tas, İlahi cezbe, ilâhî tecelli (sr). Ey Fuzüli nola ger saklar isen cân-ı aziz Vakt ola kim ola bir sah-1 sitemkâra feda Şuhüd (5443) Görme, müşahede, temaşa, tas. Hakk…
Tecelli
Aşikâr olmak, açığa çıkmak, görünmek, zuhur etmek. tas. Gaybten gelen va kalpte zahir olan nurlar. Görünmeyenin (guyab) kalplerde görünür hale gelmesi. Her ilâhî ismin, tecelli ettiği yere ve yöne göre türlü türlü şekilleri vardır. İçinden,…
Tevhit
Birlik. tas. a Allah'ın zatını, aklen tasavvur edilen ve zihnen tahayyül edilen her şeyden tecrit etmek (cr). “Allah'ı zihninizde dilediğiniz gibi tasavvur edin, ama bilin ki bu tasavvur Allah değildir.” b Tevhit üç türlüdür: Hakk'ın Hak iç…
misâliyye
“Âlem-i misâl” (bk. bu madde) için kullanılan terim. hareket-i sûriyye-i hissiye a. tas. “Âlem-i şuhûd” (bk. bu madde) için kullanılan terim