ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
265 sonuç · toplam 404 · “rivayet” · 4/12
01Kebîr
Sözlük anlamı, “Bifyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Zatının ve sıfatlarının niteliği keşfedilemeyecek kadar büyük ve ulu.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın doks…
Me‘âlî
Hadis rivayetinde isnadı atalardan ve dedelerden başlayarak nakletme biçimi. Terim, aile içinden kuşaklar boyunca aktarılan rivayet zincirlerini ifade eder. Okuma notu Bu madde Meâric sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında sonrak…
âdıd
âdıd a. (iüiL) [Ar.] Hadis biliminde, kusuru bulunan bir rivayeti bu kusurundan armdıran ve onu sağlıklı biçimde destekleyen ikinci bir hadis. 2. Aralarmda hafıza eksikliği bulunan bir ravînin rivayet ettiği hadisin aynısı, bir başka yoldan…
Belâyâ
Hadis ilminde senedi son derece zayıf veya uydurma rivayetler için kullanılan bir terim. Tekili beliyye olan kelime, râvi yahut rivayetin güvenilmezliğini belirten tenkit ifadeleri arasında yer alır.
ahbâriyye
feLi-O [Ar. ahbâr’in ç. b.] İslâmî inanca göre, dinî konularda nakil ve rivayetlere göre amel edenler, onlara sadık kalanlar.
an'ane (II)
an'ane (II) a [Ar.] Hadis biliminde ravînin şeyhin bizzat kendisinden ve onun ağzmdan rivayet ettiği hadisler dışında “an” sözünü kullanarak rivayet ettiği hadisler.
tırâb
Çljkâl) [Ar.] Hadis biliminde, rivayet edilecek hadislerin birbirlerine eşit durumda olmalarından dolayı tercihte sıkıntı yaratması.
Zaîf hadis
Rivayet zinciri veya râvilerindeki eksiklik sebebiyle sahih ve hasen derecesine ulaşmayan hadis. Zayıflığın türü ve şiddeti değişir; her zayıf rivayet uydurma hadis değildir.
vuhdân
Hadis bil minde, kendilerinden yalnız b.” rer kişinin hadis rivayet ettiği an kimse. m-
cerh ve ta'dîl
Hadis biliminin en önemli konularmdan olup sahih hadis ile zayıf hadisi ayırt etme işine verilen ad ve bu konuyu araştıran bilim dalı. Bu sorunu râviler “metâ'in-i aşere” [on kusur) veya “ta'n sebepleri” olarak on kusurda incelemişlerdir. K…
ıktisâr
Hadis biliminde, hadisleri düzenlerken duruma göre bir kısmmı bırakıp kalan kısmmı rivayet etme işi.
oruç, -cu
oruç, -cu a. İslâm’m beş şartmdan biri olan bu terim, Arapça “savm, sıyâm”, Farsça “rûze” sözünün karşılığı olarak Türkçeleşmiştir. İslâm inancına göre, “Tan yerinin ağarmasından başlayarak gün batımına kadar geçen süre içinde yeme, içme, v…
vicâde
Hadis biliminde, bir ravînin bizzat ulaşamadığı yahut ulaşmış olsa da kendisinden hadis duymadığı ya da yetki almadığı bir hocanın el yazısıyla yazılmış hadislerin kaydedildiği metinleri bulması veya satm alma yoluyla elde etmesi anlamında…
ifk hadisesi
ifk hadisesi a. Adını Kur’ân-ı Kerîm’de “Nâr suresi” nde geçen “ifk” sözünden alan bu terim, iftira, en kötü ve çirkin yalan anlamında kullanılmıştır. Bu yalan ve iftira, Hz. Âişe’ye “Mustalik Gazvesi” sırasmda atılmıştır. Savaş sonrasında…
vasiyyet (II)
vasiyyet (II) a. [Ar.] Hadis biliminde, hadis rivayet eden bir râvînin vefatmdan önce veya hayatta iken uzun bir yolculuğa çıkarken rivayet yetkisi kendinde bulunan bir metnin kendi memleketindeki veya başka bir yerdeki kimseye verilmesini…
diyet
İslâm hukukuda adam öldürme veya yaralama hadiselerinde mağdur olan tarafa ceza veya kan bedeli olarak ödenen para veya mal karşılığı kullanılan terim. Diyet insanlık tarihinin en eski dönemlerinden başlayarak var olan ve uygulanan bir olgu…
Nâfi
Qjü) [< Ar. nef] Sözlük anlamı, “Fayda veren.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde “Faydalı olan, dilediği kimseye hayırlı ve faydalı olanı veren.” anlamıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok a…
bernâmeç
(^üj [Ar.] Hadis biliminde, hadisleri derleyen veya yazan kimsenin hocalarınm adlarını, senedlerini, rivayetleri, mektupları ve benzer kaynaklan içeren kayıt defteri veya kitabı için kullandığı ad.
akvâlü’l-esânîd
Hadis biliminde, “isnadların en sağlıklısı” anlamında olan bu söz, ravîlerin sikalıkları, yani sağlam ve güvenilir hadis rivayet etmeleri bakımından başkalarma göre daha üstün derecede bulunan isnadlar için kullanılmıştır.
hâkim (II)
hâkim (II) a. ve s. [< Ar. hükm] Hadis biliminde uzmanlaşmış ve mesleğinin zirvesine çıkmış kimseler. Bu seviyeye ulaşabilmek için bir kimse, rivayet edilen bütün hadisleri metin, sened, râvilerin durumu ve öteki teknik özellikleriyle bilme…
vefeyât
Önde gelen nde İslâm bilginlerinin ve tanınmış dir, din adamlarının vefat tarihleri geüzerinde yapılan çalışma ve bu nde çalışmalar neticesinde ortaya olaçıkan eserler için kuUamlan orûd” tak terim. miri Vehhâb a. [Ar. vâhib sözüal nün ismi…
mürsel
Peygamber karşılığı Arapça olan ve Kur’ân-ı Kerîm’de sıkça geçen terim, bk. peygamber 2. Hadis biliminde, hadisin çıkış kaynağı sahabîlerden veya başka ravîlerden birinin zikredilmemesi ya da tabiînin doğrudan Hz. Peygamber’den rivayet etti…
Nâzi'ât suresi
Nâzi'ât suresi a. [< Ar. “Sûretü’n- Nâzi'ât” ] Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş dokuzuncu, iniş sırasma göre seksen birinci suresi olup “Nebe' suresi” nden sonra ve “İnfitâr suresi” nden önce suresi olup Mekke döneminde nazil olmuş ve kırk altı âye…
kâs
G^tî) [Ar.] Hadis rivayetinde kıssa anlatan veya vaazlannda kıssalardan örnekler veren ravî.