KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Tâ Arşa Varınca
Bu atasözü “Biz, dilediğimizi dereceler (vererek) yükseltiriz, böylece her ilim sahibinin üzerinde bir bilen vardır”, (Yusuf/76) âyetinin bir başka şekilde ifade edilişidir. Aynı şekilde, her güç ve kuvvet sahibinin üzerinde, bir güç ve kudret…
→Tasavvuf ve TarikatTabib-İ Ruhanî
Arapça, maneviyat doktoru demektir. Seyyid Şerife göre, maneviyat doktoru arif bir kişi olan şeyhtir. O, bu tıb ile kemâle erdirir, doğruya iletir. Eğer islâm’da bir psikolojiden bahsedilecek ise, en mükemmel psikologlar, sûfîlerdir. Zira onlar…
→Tasavvuf ve TarikatTabirname
Arapça ve Farsça iki kelime-den meydana gelen bir sözcük, yorum mektubu anlamında. Uykuda görülen rüyaları yorumlamak üzere yazılan kitaplara, tabirname denir.
→Tasavvuf ve TarikatTâciyye
’ya nispet edilen bir kolunun adı ve bunun için kullanılan terim.
→Tasavvuf ve TarikatTaç Giydirilmek
Şeyhler tarafından müridlere törenle taç giydirilme töreni. Tasavvuf yolunda ilerleyip, olgunlaşan ve bu şekilde irşâd seviyesine gelenlere, şeyh tarafından taç giydirilir, ellerine de mühürlü bir “icazetname” veya “hilâfetnâme” verilir ki, bu bir tür diplomadır.…
→Tasavvuf ve TarikatTağlibiyye
İslâmî kta tarikatlerinden 12. yüzyüda orrütaya çıkan, Sadeddin el-Cebâvî kal- (öl. 575 / 1180) ye nispet edüen ec Sa'diyye tarikatının Ebû Tağlib eye Muhammed eş-Şeybânî (öl. sec 17.yy?) ye nispet edüen kolu için rak…
→Tasavvuf ve TarikatTahakkuk
Arapça, gerçekleşme demektir. Kâşânî, “Hakk’ı isimlerinin şekilleri olan âlemlerde görmektir. Bu durumda mütehakkık, ne Hak ile halktan, ne de halk ile Hak’tan perdelidir” şeklinde tanımlar. Hafnî de bu terimi şöyle tarif eder: “İnandığı kişi…
→Tasavvuf ve TarikatTahallî
Bir şeyin tatlı ve hoş olması, süslenmek gibi manaları ihtiva eden Arapça bir kelime. Kötü huyları terkedip, güzel huylarla bezenmeye tahallî denir. Söz ve davranışlarda sadıklara benzemeye tahallî denmekle birlikte, sırf dış benzeme yeterli…
→Tasavvuf ve TarikatTâhattum
Yüzük takmak, bilmez görünüp susmak, bir şeyi saklamak mânâlarını ihtiva eden Arapça bir kelime. Ariflerin kalbi üzerinde bulunan Hakk’ın alâmeti.
→Tasavvuf ve TarikatTâhayyür
Arapça, hayrete düşmeği ifade eder. Matlûbuna ulaştığı sırada arif kişilerin kalplerine inen şey. Bazı sûfîler tahayyürü şöyle tanımlar: Tahayyür; önce vuslat, sonra fakr sonra da şaşkınlığa düşmek şeklinde ortaya çıkar.
→Tasavvuf ve TarikatTahliye-İ Bâtın
İçi boşaltmak anlamında Arapça bir ifâde. Gönül dünyasında, Allah’tan başka herşeyi silip süpürmek.
→Tasavvuf ve TarikatTahsîl-İ İrfan
1.Tasavvuf bilgilerini elde etme, öğrenme. Edeler dâimâ tahsîl-i irfân Olalar her biri, bir kâmil insan. (Muallim Receb Efendi) 2. İlim ve tecrübe netîcesinde bilgi edinme.
→Tasavvuf ve TarikatTaht
Farsça, hükümdar koltuğu anlamında bir kelime. Bektaşî tâbiri olarak, Meydan’daki makamların en büyüğüdür.Diğer makamlarda olduğu gibi, burada da niyaz olunurdu. Tarikata yeni giren kişi, rehberinin delâleti ile buraya geldiğinde, ona burası şöyle tanıtılırdı: “Buna…
→Tasavvuf ve TarikatTâk-I Ebru
Keman kaşlı anlamında Farsça bir tamlama. Sâlikin, ihmalkâr davranışta bulunarak, bulunduğu dereceden düşmesi.
→Tasavvuf ve TarikatTakdis
Temizleme, arındırma, kutsama, 2. tas. a Hakk'ı, şanına yakışmayan her çeşit kusurdan mutlak olarak tenzih etmek (cr). b Kutsal kılma, kutsallaştırma. “Kaddesellâhu sırrahü,” “kuddise sirruha,” sözleri ölü veliler için Söylenir ve “Allah onun sırrını…
→Tasavvuf ve TarikatTaküd
Gerdanlık takmak, taklid etmek anlamında Arapça bir kelime, insanın yapmasında, etmesinde ve konuşmasında başkasına uyması. Başkasının sözünü delilsiz, hüccetsiz kabulden ibarettir. Başkasını taklid edene “mukallid” (taklidçi) denir. Bunun mukabili, tahkiktir. Tasavvuf ıstılahında taklîd; hâl…
→Tasavvuf ve TarikatTakva
ği) Korkma, endişelenme, kaygılanma; dikkatli davranma, sakınma, korunma. tas. a Allah’a boyun eğerek azabından sakınmak, cezayı gerektiren davranışlardan nefsi uzaklaştırmak suretiyle korunmak (cr). b Takva, insanın, kendisini Allah'tan uzaklaştıran şeylerden uzak durması. c Takva…
→Tasavvuf ve TarikatTâlib
Taleb eden, isteyen. Yetişmiş ve yetiştirebilen bir rehberden ders alan talebe, öğrenci. Tâlib sâdık olunca, zikr ve teveccüh olmasa dahi yalnız ihlâsı ve muhabbeti ile ilerler. (Muhammed Ma'sûm) Tâlib, niyyeti ve işleri, ne kadar…
→Tasavvuf ve TarikatTalibiyye
Sale’de küçük bir Fas tarikatı.
→Tasavvuf ve TarikatTamme
Arapça, su taşkını, kıyamet ve âfet gibi mânâları olan, Arapça bir kelime. Nâzi’ât suresinin 34. âyetinde “Tamme-i Kübrâ geldiği zaman…” ifadesiyle geçen bu kelime, kıyamet günü anlamında kullanılmıştır. Maşları rastgele te’vil etmek.Kendini gösterme, kendini…
→Tasavvuf ve TarikatTamtam Kapu
Mevlevi tâbiri, Konya’da Mevlânâ türbesinin kuzey tarafında, mescidin sağlamlaştırılması için yapılan dayanak duvarı altında, kadınlar kafesine çıkılacak kapının açılıp kapanmasından meydana gelen sesten kinaye olarak kullanılırdı. Bu kapı şimdi mevcut değildir.
→Tasavvuf ve TarikatTamu
Cehennem demektir. Türkçe bir kelime. Gice gündüz işleri kamu Korkarım yerleri ola tamu. Süleyman Çelebi
→Tasavvuf ve TarikatTarab
Arapça, çırpınmak, sevinçten zıplamak anlamlarını ihtiva eden bir kelime. Cürcanî, tarab’ı sevinç veya hüzünden dolayı, insana gelen hafiflik diye tanımlar.
→Tasavvuf ve TarikatTarek
Farsça, başın tepe kısmına denir. Tacın dilimlerine târek adı verilir (bkz. Terk)
→Tasavvuf ve TarikatTarîk-I Ahmed-İ Muhtar
Arapça, seçilmiş Ahmed (Hz. Muhammed-s-)’in yolu anlamına, Os- manlıca-Farsça usûl üzere yazılmış bir tamlama. Hz. Muhammed (s)’in yolu. Bütün sûfiyye tarikatlarının hepsi, Tarikat-ı Muhammediy-ye(s) dir.
→Tasavvuf ve TarikatTârik-İ Dünya
Arapça, dünyayı terke-den kişi demektir. Dünya ile alâkasını kesen, uzlete çekilen (misantrop) kişi için kullanılan bir tâbirdir.Târik-i dünyâ geçünür derbeder, Der tama itme bana, kendi eder.Vâhid
→Tasavvuf ve TarikatTarikat Cihazı
Tarikat mensup-larının sırtlarına giydikleri elbise, başlarına giydikleri külah, ayaklarına giydikleri papuç, ellerinde taşıdıkları asa (baston), bellerine takındıkları kemer, sırtlarındaki hırka vs. gibi şeyler hakkında kullanılan tâbirdir.
→Tasavvuf ve TarikatTarikatçı
Mevlevi tâbiridir. Tarikata yeni girenlere, tarikat usûl ve erkânını öğretmekle görevli bulunan dede-ye, tarikatçı denir. Buna pîş-kadem veya ser-tarîk de denir. Çelebi Efen-di’nin yardımcısı makamındadır.
→Tasavvuf ve TarikatTarikatçı Köçeği
Köçek, Farsça küçik’den bozmadır, küçük manasınadır. Bu, bir Mevlevî tâbiridir. Tarikatçının hizmetinde bulunan cân’a verilen addır.
→Tasavvuf ve TarikatTarikatçı Mezarı
Mevlevî tâbiridir. Mevlânâ’nın türbesinin Babü’s-Selâm’dan girilince, sol tarafında bulunan mezarlığa verilen isim.
→Tasavvuf ve TarikatTasavvuf
) Sof giymek; saf olmak; ilk safta bulunmak; suffa ashabı gibi yaşamak. tas. a Tasavvuf baştan başa edeptir. b Kötü huyları terk edip güzel huylar edinmektir. c Kimseden incinmemek, kimseyi incitmemektir. d Nefse
→Tasavvuf ve TarikatTasfiye
Saflaştırma, arındırma, pak ve temiz hale getirme. tas, Şeriat ve marifet esasları dahilinde kalbi temizleme, Mutasavvıflara göre insan ruhu, bu âleme meleküt âleminden tertemiz olarak gelmiş; fakat dünya ve madde kiriyle pislenmiştir. Eğer tasfiye-i…
→Tasavvuf ve TarikatTası Okumak
Tas, Türkçe su içmeye yarayan kaba denir. Cinleri toplamak amacıyla, tasa doldurulan suya, efsun okumak manasında bir tâbir. Cinciler, hastaların el ve yüzlerini bu suyla yıkadıkları takdirde iyileşeceklerini söylerler.Olup bir zaman ol dahi münkatı’…
→Tasavvuf ve TarikatTasliye
Arapça, birinin ardından gelmek, dua etmek gibi anlamları olan bir kelime. Bu, zikreden hakkında kullanılan bir tâbir olup, ehl-i zahir, ehl-i bâtın, evliya, enbiyâ ve ehl-i huzur kişiler için rahmetin var oluşunu ifade eder.
→Tasavvuf ve TarikatTaşra Meydancısı
Mevlevî tâbiri. Konya’daki ana dergahta, büyük Mevlevî tekkelerinde iki meydancı dede bulunurdu. Birine “içeri meydancısı”, diğerine de “dışarı meydancısı”, yani “taşra maydancısı” denirdi. Küçük dergâhlarda taşra meydancılığını, kazancı dedeler yaparlardı. Meydancı dedeler direkt olarak…
→Tasavvuf ve TarikatTaşsın Dökülmesin
Bektaşî ve Mevlevî tarikatı terimlerindendir. Mevlevîlerin ayinde, Bektaşîlerin ise yemekte yaptıkları dualardandır.
→Tasavvuf ve TarikatTausiyye
Taûsu’l-Haremeyn (Tâvûsu’l-Harameyn) lakabıyla tanınmış Ebu’l-Hayr İkbal’e dayandırılan bir tasavvuf okulu. Cüneydiyye’nin kollarından biridir.
→Tasavvuf ve TarikatTavârık
Arapça, kapı çalanlar, gece gelenler ve doğanlar gibi anlamları olan çoğul bir kelime, tekili târık’tır. Gece münacât sırasında, kulun kalbine doğan müjdeci bir ilham.
→Tasavvuf ve TarikatTavaşiyye
Nureddin Ali b. Abdillahi’t-Tavâşî’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu. Kadiriyye’nin kollarından biri.
→Tasavvuf ve TarikatTaybiyye
Cezûliyye’nin Quezzen’deki Fas kolu.
→Tasavvuf ve TarikatTe’avvuz
Arapça, sığınmak, korunmak anlamında bir kelime. Sûfî.cismanî veya ruhanî hayatında şeytanın hücumuna maruz kalırsa veyahut Allah’tan başka genel olarak neyle mübtelâ olursa, Allah’a sığınır.
→Tasavvuf ve TarikatTeber
Farsça, balta demektir. Bir sapa geçirilmiş, keskin yüzü kavisli, sapının iki ucuyla, keskin yerinin ters tarafından birer sivri ve süngü tarzında çelik bulunan sapından başka her yeri yekpare yapılmış bulunan keskin balta. Gezgin dervişler,…
→Tasavvuf ve TarikatTebettül
Dünyadan kopup kendini bütünüyle ibadete vermek, mâsivâyı tamamıyla terk edip Allah’a yönelmek. “Allah'ın ismini zikret ve kendini tam andamıyla Allah’a ver” (Müzzemmil Suresi, 7), Evlenmeyen kadına betül denir. Bkz. Azap. SS EVSEL Kaynak işaretleri…
→Tasavvuf ve TarikatTecelli
Aşikâr olmak, açığa çıkmak, görünmek, zuhur etmek. tas. Gaybten gelen va kalpte zahir olan nurlar. Görünmeyenin (guyab) kalplerde görünür hale gelmesi. Her ilâhî ismin, tecelli ettiği yere ve yöne göre türlü türlü şekilleri vardır.…
→Tasavvuf ve TarikatTecellî-İ Rahîmî
Arapça, Rahîm olan (Allah) a ait tecellîyi (ortaya çıkışı) belirten bir ifade. Allah tarafından, inananlara, sıddıklara verilen kemalâta Tecellî-i Rahîmî adı verilir. Buna, tecellî-i hâs da denir. Marifet, tevhid, rızâ, teslim, tevekkül, yasaklardan şiddetle…
→Tasavvuf ve TarikatTecelü-İ Sıfat
Sıfatlara, ait tecellîyi (ortaya çıkışı) ifade eden Arapça bir sözcük. Allah’ın sıfatlarından bir sıfatın, kulun kalbinde ortaya çıkması. Allah’ın sıfatlarından biriyle, mesela işitme sıfatıyla tecellîye maruz kalan bir kimse, cansız varlıkların zikrini işitir hâle…
→Tasavvuf ve TarikatTecelü-İ Sıfâtî
Sıfatlara ait tecellîyi ifade Arapça bir sözlük. Mebdei, zatdan ayrılıp, ortaya çıkacak (belirecek) şekilde, ilâhî sıfatlardan biriyle meydana gelen tecellîye denir.
→Tasavvuf ve TarikatTecelü-İ Şuhûdî
Arapça, şuhûdî (gözle görülür şekilde) ortaya çıkışı ifade eden bir sözcük. Nur adını almış olan varlığın, ortaya çıkışı, için kullanılan bir tâbirdir.Yani tecellî-i şuhûdî, Hakk’ın yaratmış olduğu kâinatta, isimlerin ortaya çıkışıdır ki buna, nefs-i…
→Tasavvuf ve TarikatTecerrüd
Arapça, soyunmak anlamında bir kelime. Allah’tan gayri her şeyden sıyrılıp, Allah’a yönelmek. Bu durumda olanlara ehl-i tecrîd denir.
→Tasavvuf ve TarikatTedani
Arapça, yaklaşma demektir. Mukarreblerin miracı. Mukarrabinin miracı verasetsiz (bi’l-esâle) olursa, “kâbe kav-seyn” mertebesine ulaşır. Verâset-i Muhammediyye ile olursa, “ev ednâ” mertebesine varır. Bu mertebe “rakikatü”t-tedânî”nin başlangıcıdır.
→Tasavvuf ve TarikatTedellî
Arapça, sarkmak demektir. Mukarrabîn’in son mertebeye yükseldikten sonra, ayıklık veren bir alana inişini ifade eder. Hakk’ın kutsal olan zâttan inişi. Burada kastedilen kudsî zat, öyle kudsî bir zâttır ki, Allah’tan gayri hiç bir istidad,…
→Tasavvuf ve TarikatTefekkür-İ Mevt
Arapça, ölümü düşünme demektir. Nakşî ıstılahıdır. Gizli zikre başlamadan, önce, beş veya on dakika kadar, kul, zihinsel planda ölümü yaşar, tadar, ve onu kaçınılmaz biçimde şuurun derinliklerine yerleştirir. Azrail’in gelişi, canını teslim edişi, musalla…
→Tasavvuf ve TarikatTeheccüd
Yatsı namazından sonra uyuyup gecenin bir bölümünde kalkarak kılınan nâfile namaz. Vakti yatsıdan fecr-i sâdığa kadardır; iki rekâttan başlanarak çift rekâtlar hâlinde kılınır. Kur’ân’da gece ibadeti özellikle İsrâ sûresinin 79. ve Secde sûresinin 16.…
→Tasavvuf ve TarikatTekellüf
Meşakkatli bir işi üzerine almak anlamında Arapça bir kelime. Tekellüfü (zorlama, yük olmayı) terket-mek, sûfilerin ahlâkındandır. Bu, insanları gözönünde tutarak nefse yüklenmek şeklinde olur ki, sûfiyye ahlakına aykırıdır.
→Tasavvuf ve TarikatTekke
Bir tasavvuf yolunun sohbet, zikir, eğitim, hizmet ve barınma faaliyetlerinin yürütüldüğü kuruma verilen genel addır. Dergâh, zâviye, hankah ve âsitâne kelimeleriyle örtüşen kullanımları bulunmakla birlikte bunların ölçeği ve işlevi dönemlere göre değişir. Tekke yalnız…
→Tasavvuf ve TarikatTekke Ortası
Yeniçeri Ocağı’nın kırkıncı ortası hakkında kullanılan bir deyimdir.
→Tasavvuf ve TarikatTekke-Nişîn
Farsça, tekkede oturan demektir. Tekkede yatıp kalkan orada ikamet eden dervişlere tekkenişîn denir.
→Tasavvuf ve TarikatTekkeli
Nakşibendî tasavvuf okulu mensuplar, için kullanılan bir tabirdir.
→Tasavvuf ve TarikatTekkeye Hizmet Eden Tekkeden Geçinir
Tekkede manevî tekamül eğitiminden geçen dervişler, tekkenin çeşitli hizmetlerini görürler, bu arada, yeme içme, barınma gibi ihtiyaçlarını da orada giderirlerdi. Atasözünün ortaya çıkışının ardında yatan espri budur. Yine aynı espiri doğrultusunda olmak üzere, “Tekkeyi…
→Tasavvuf ve TarikatTekkeye Kurban Gelmek
Sâlik tekkeye, hayvanı yönünü Allah rızası için terbiye etmek üzere gelir. Orada nefs hayvanı kurban edilir. Onun için, tekkeye gelen kişide, “kurban” olma amacı ön plandadır.
→Tasavvuf ve TarikatTelef
Arapça, helak olmak, heder olmak demektir. Telef, ölümden ibarettir. Ölüm ve helak olma (telef), vakti gelince helak olması beklenen şeye denir.TELKİN; Arapça, birine bir söz anlatmak, öğretmek, dikte etmek anlamlarında kullanılan bir kelime. Tarikata…
→Tasavvuf ve TarikatTemcîd
Birini büyüklemek, ululamak anlamında Arapça bir kelime. Öğmeyi içeren ve sahur vakti minarelerde makamla okunan duaya, temcîd adı verilir. Sahurda okunduğu için bu vakte temcîd vakti de, denir.
→Tasavvuf ve TarikatTemennâ
Bir dilek veya hürmet ifadesiyle eli başa götürerek selâmlama. Osmanlı-Türk görgü dilinde saygı bildiren bir beden hareketidir. Okuma notu Temennâ selâmlama hareketidir; gerçekleşmesi arzulanan şeyi dileme anlamındaki temennî ayrı kelimedir.
→Tasavvuf ve TarikatTennure Açmak
Mevlevî tabiridir. Sema etmek anlamında kullanılır. Malûm olduğu üzere, mevlevîler sema ederken tennureleri yerden biraz yukarı kalkar. Bu yüzden sema etmeye, tennure açmak tabiri kullanılır.
→Tasavvuf ve TarikatTennure Çarpmak
Mevlevî tâbiridir. Semazenlerin, sema ederken eteklerinin birbirine dokunması. Törenden sonra tennuresini başkasının tennuresine çarpan can, “huzuruna mani oldum, affet” diyerek özür diler. Kalabalık grupların semamda, bu tür dokunmalara engel olmak üzere ağır sema yapılırdı.
→Tasavvuf ve TarikatTennure Söndürmek
Mevlevî tâbiridir. Tennurenin eteklerinin fazla açılmaması için, düşük sür’atle dönmeye tennure döndürmek denir. Bu, kalabalık semazen grubunda, tennurelerin birbirine çarpmalarını önlemek üzere başvurulan bir uygulama idi.
→Tasavvuf ve TarikatTennureye Sala
Mevlevî tabiridir. Zikr (daha doğrusu sema) töreninin yapılacağı gün, dışmeydancının, canların bulunduğu hücreleri dolaşarak tennure giymelerini bildirmesine “tennureye sala” denirdi. Bu bildirimin ardından, canlar tennurelerini giyip semahaneye çıkarlardı.
→Tasavvuf ve TarikatTerevvuh
Arapça bir kelime olup, bitkinin gelişip büyümesi manasına gelir. Kalp ehlinin gönlünde esen rüzgar, inayete güzel riayet sebebiyle oluşan yükün getirdiği yorgunluktan kurtulup rahatlamak. Yahya b. Muaz şöyle der: “Hikmet, Allah’ın ordularından bir ordudur.…
→Tasavvuf ve TarikatTerk-İ Nisbet Gibidir
Tasavvuf erbabı, yapageldiği mesleği veya vazifeyi kendi başına bırakamaz. Ondan beklenen, mesleğinde uzmanlaşmasıdır. Bir üst görev verildiğinde de reddedemez.Bir dervişin mesleğini terketmesi, bağlı olduğu şeyhi terketmeye eşit sayılmıştır. Yani mesleği izinsiz terk, bu denli…
→Tasavvuf ve TarikatTersa Beçç
Farsça, Hıristiyan çocuğu. Mürşid-i Kâmilin çocuğu veya halifesi. İlâhî cezbe ile gönüllere gelen manevî ilaç.
→Tasavvuf ve TarikatTesâkür
Sarhoş numarası yapan anlamında Arapça bir kelime. Vecd sahibi ve manevî sarhoşluk durumundaki sadıklara, zorla benzemek üzere çabalayan, zorla sekre ulaşmaya çalışan kişilerdeki hâle, tesâkür denir.
→Tasavvuf ve TarikatTesbihden Geçmek
Eskiden türbelerde, türbedarlar hastalanan küçük çocukları okur, daha sonra iri taneli teşbihi yere atıp, çocuğu üç defa basmadan üzerinden atlatırdı. Nazardan ve hastalıktan kurtulmaya yönelik olduğuna inanılan bu işleme, teşbihten geçmek denirdi.Ayrıca uygunsuz iş…
→