KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ma’rife
Arapça, marifetin dayandığı yer demektir. Bu bütün isimlerin menşei olan, vahidiyyet hazreti (mertebesi)dir.
→Tasavvuf ve TarikatMa’rufiyye
Ma’rûf Kerhî’ye atfolunan bir tasavvuf okulu. Kerhî’nin vefat tarihi, h. 200/m. 816’dır.MÂSİK,
→Tasavvuf ve TarikatMagribiyye
Muhtemelen İran’lı şâir Mağribî (ö. 1406)’nin talebelerine isnad edilen bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMağribu’ş-Şems
Arapça, güneşin battığı yer demektir. Kâşânî’ye göre, Hakk’ın ta’ayyünler ile, ruhun da cesed ile örtülmesi demektir.
→Tasavvuf ve TarikatMah-I Nev
Farsça, yeni ay demektir. Tasavvufi eğitime yeni başlayan mübtedîler için, kinaye olarak kullanılan bir tabir. Bu durumda olan kişi, yeni doğmuş bir aya benzetilmektedir.
→Tasavvuf ve TarikatMahabbet
Arapça, sevgi, aşk demektir. Tasavvufta mahabbetin hakikati, herşeyini sevdiğine bağışlaman, kendine de sende olan hiçbirşeyi bırakmamandır. Mahabbet ehli üç haldedir: Âmmenin mahabbeti: Bu fiilî bir sevgidir ve Allah’ın kendilerine ihsan etmesinden kaynaklanır. Hz. Peygamber…
→Tasavvuf ve TarikatMahît
Arapça dikilmiş elbise demektir. Öğülmüş sıfatları kazanarak, yerilmiş sıfatlardan sıyrılmaya işaret eder.
→Tasavvuf ve TarikatMahiye
Bir şeyin hakikati anlamında “mâ” ve “hiye” den meydana gelmiş Arapça bir sözcük. Tasavvuf? olarak Ümmü’l-Kitâb’a denir. Ümmü’l-Kitâb, Zât’ın künhünün mahiyetinden ibarettir. Yine bu ifade ile, üzerine isim, sıfat, vücûd, adem, Hak ve halk…
→Tasavvuf ve TarikatMahv-I Ayn-I Abd
Arapça, kulun aynının silinmesi anlamında, zincirleme bir tamlama. Ayana varlık yüklemeyi düşürmek demektir. Buna mahv-ı ubûdiyyet de denir. Zira a’yân, bir takım zâta ait şe’nlerden ibaret olup, “âlimiyye” hükmündeki “vâhidiyye hazreti” nde ortaya çıkar.…
→Tasavvuf ve TarikatMahv-I Erbâbı’z-Zevâhir
Zevahir erbabının mahvolmasını ifade eden, Arapça zincirleme bir izafet terkibi. Kâşânî’ye göre bu terkib, kötü ve âdete ait özelliklerin kaldırılmasıdır. Bunun mukabili, ibâdetin hükümlerini yerine getirmek ve öğülen ahlâkı elde etmek olan, isbâttır.
→Tasavvuf ve TarikatMahv-I Erbâbis-Serâir
Sırlar erbabının mahvolması anlamında Arapça bir terkib. Bu, illetlerin ve âfetlerin silinmesi demektir. Bunun mukabili, muvasalâtın (karşılıklı kavuşmanın) isbatıdır. Bu, “onun işiten kulağı, gören gözü olurum” kudsi hadisinde belirtildiği gibi, Hakk’ın sıfat, ahlâk ve…
→Tasavvuf ve TarikatMahvu’l-Cem’i’l-Hakikî
Gerçek cem’e ait mahvı ifade eden Arapça bir terkib. Kâşânî bunu, çokluğun, tekde fani olmasıdır, şeklinde tanımlar.
→Tasavvuf ve TarikatMahya
Zikir, salavat ve dinî sohbet için geceleyin düzenlenen ihya meclisi. Kelime “geceyi diri tutmak” anlamındaki ihyâ ile ilişkilidir. Osmanlı kültüründe kandil ve ramazan gecelerinde minareler arasına kurulan ışıklı yazı düzenine de mahya denir. İki…
→Tasavvuf ve TarikatMakām-ı vahdet
Birlik makamı; çokluk görünüşlerinin ardındaki tevhid hakikatinin idrak edildiği mânevî mertebe. Bazı tasniflerde ceberût âlemiyle ilişkilendirilir.
→Tasavvuf ve TarikatMakâmât-I Sülûk
Tasavvuf yolunda ilerlerken geçilmesi gereken dereceler. İslâm-ı hakîkî (hakîkî İslâm); makâmât-ı sülûkun geçilmesinden ve nefsin itmînânından (şüphe ve tereddüdlerden kurtulmasından) sonra hâsıl olur (meydana gelir). (Muhammed Ma'sûm)
→Tasavvuf ve TarikatMakdisiyye
Kurusucu Abdüllatif Makdisî olan bir tasavvuf okulu. Kadiriyye’nin kollarından biridir. Makdis, Kudüs’ün esas adıdır.
→Tasavvuf ve TarikatMaksûda (amacına) Tez Erişir
Bu söz, kâmil mürşide, tam ve mükemmel bir hüsn-i zan ile bağlanan kişinin, vuslata çabuk ereceğini ifade eder. Akşemseddin, HacıBayram-ı Velî’den 3-5 ay gibi kısa zamanda olgunlaşıp hilâfet beratı alınca, bu vuslata 30 yıldır…
→Tasavvuf ve TarikatMal-Mülk
Mal, bir kişinin veya toplumun sahip olduğu, eşya, para vs. ve rızık anlamında Arapça bir kelime.Çoğulu, emvâl’dir. Dünyanın, ve içindekilerin geçiciliğini anlamak ve anlatmak, tasavvufi disiplinlerde önem arzeden bir husustur.Mal sahibi, mülk sahibi, Hani…
→Tasavvuf ve TarikatMansûriyye
Hallac-ı Mansur’a izafe olunan bir tasavvuf okulu. Buna Hallâciye de denir. Hallâc-ı Mansur, gençlik yıllarında Hindistan’ın Sind eyaletinde İslâm’ı yaymak üzere faaliyetlerde bulunmuş ve bir hayli de başarılı olmuştur, işte bu müslümanlara “mansûrîler” adı…
→Tasavvuf ve TarikatMastaba-Mıstaba
Üzerine oturulabilen basık bina anlamında Farsça bir kelime. Harabat, tekke, Mastaba ehli: Sûfiler, rindler.
→Tasavvuf ve TarikatMatbah Canı
Matbah Arapça bir kelime olup, Türkçemizde “mutfak” şeklinde kullanılmaktadır. Mutfak nasıl yemeklerin pişirilip, yenilir, hale gelme işleminin gerçekleştirildiği bir yer ise, aynı şekilde, insanın da olgunlaştığı yer olarak kabul edilmiştir. Mevlânâ’nın “Hamdım, piştim, oldum”…
→Tasavvuf ve TarikatMatbah-I Şerif
Arapça, şerefli mutfak demektir. Bu tâbir, özellikle Mevlevîler’e aittir. Mevlevî tekkelerinde, bir dervişin ilk terbiye yeri mutfaktı. Konya’da “Âsitâne” adıyla da anılan merkez dergâhta iki önemli mekân vardı. 1- Yemeklerin piştiği mutfak 2- Zikir…
→Tasavvuf ve TarikatMatla’
Arapça, doğuş yeri ve zamanı anlamında bir kelime. Sûfiler, bu kelimeyi ma’rifet anlamında ele alırlar. Allah bu bilgiyi kendi katından sûfiye bağışlar. Bu bir nimettir, lütuftur. Tecelli gelince, zevk ve ilham yoluyla, sûfide, bazı…
→Tasavvuf ve TarikatMazhariyye
l Nakşibendiyye-Müceddidiyye a tarikatının Mazhar Cân-ı Cânân te (öl. 1195 / 1781) a nispet edilen mkolu. ıu mazmaza a. Cu^^Aa) [Ar.] fık. îslâm n, inancma göre, abdest alırken ve i gusül yaparken ağza su…
→Tasavvuf ve TarikatMe’âlimü A’lâmi’s-Sıfat
Sıfat âlemlerinin işaretleri anlamında zincirleme Arapça bir tamlama. El, göz, kulak gibi unsurlardır. Sıfatlar ve asıllara ait manaların ortaya çıktığı yer.
→Tasavvuf ve TarikatMe’huz
Arapça, ahz olunmuş, alınmış anlamında bir kelime. İsm-i Mef’ul. Bu, kendisinden alınan anlamına gelen müstelib gibidir. Ancak me’huz, mânâ açısından müstelibden daha mükemmeldir. Müstelib, yorgunluktan soluk soluğa kalan yahut dehşetten şaşkına düşen kişiye denir.…
→Tasavvuf ve TarikatMebâdiu’n-Nihâyât
Nihayetlerin başlangıçları anlamında Arapça izafet terkibi. Bir önceki maddede belirtildiği gibi, namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetler hakkında kullanılır. Bu ibadetler, kulu hedefine ulaştırdığı için, bu isim ile anılmışlardır.
→Tasavvuf ve TarikatMebde’
Arapça, başlangıç, temel, esas, prensip anlamına gelen bir kelime. Mebde-i feyyaz, Allah’tır. Buna akl-ı evvel de denir. Onuncu akla da, akl-ı fa’âl adı verilir.
→Tasavvuf ve TarikatMebne’t-Tasavvuf
Arapça, tasavvufun temeli anlamında bir izafet terkibi. Tasavvufun temeli; Ruveym’in ifade ettiği gibi üçtür: Fakr ve iftikara yapışmak, dağıtmayı ve işarı gerçekleştirmek, taaruz ve ihtiyarı terketmek.
→Tasavvuf ve TarikatMecânîn-I Ukalâ
Akıllı mecnunlar, akıllı deliler, anlamında Arapça bir tâbir. Sürekli cezbe halinde bulunan mecnûnlar, irşâddan sakıt olmuş, kendi maişetlerini tedarik edemeyen kimselerdir. Akşemseddin, meczûblaşma olayını şu şekilde anlatır: Zikir ile meşgul olan sûfiye, esma ve…
→Tasavvuf ve TarikatMecâü
Zuhur yerleri, meydana geliş yerleri gibi anlamları ihtiva eden Arapça bir kelime. Doğuşların ve küllinin ortaya çıkışları; vücûdun zahiri ile bâtınını ayıran kapıların kilitlerini açacak gayblerin anahtarlarının ortaya çıktığı yerlerdir. Bunlar beştir: 1- Zât-ı…
→Tasavvuf ve TarikatMecdûliyye
Ebû İkbâl Galbûn b. el-Hasan b. Galbûn el-Kayravânî (ö. 934) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMecle’l-Esmai’l-Fi’liyye
Fiilî isimlerin ortaya çıkış yeri anlamında, Arapça bir zincirleme izafet terkibi. Âlemin cüzleri olan kevnî mertebelerdir. Burası aynı zamanda eserler ve fillerin eserleri olan kevnî mertebelerdir.
→Tasavvuf ve TarikatMeclis-İ Meşayıh
Şeyhler konseyi anlamında Arapça bir izafet terkibi. Tekkelerin işleriyle meşgul olan ve meşihat dâiresi tarafından kurulan bir teşekkül. Görevi, tekkelerin tarikat usûllerine göre, idarelerini temin ve tekke şeyhliklerine faziletli ve aydın adamları seçip, tayin…
→Tasavvuf ve TarikatMecma’
Arapça toplanma yeri demektir. Sevdanın mutlak toplanma yeri, mutlak cemal hazretidir. İki denizin toplanma yeri (mecma’u’l-bahreyn), kâbe kavseyn hazretidir. Burada imkân ve vücûb denizleri birleşmiştir. Yine burada, kevnî hakikatlarla, ilâhî isimler bir araya gelmiştir…
→Tasavvuf ve TarikatMecma’u’l-Azdâd
Zıtların toplandığı yer anlamında Arapça izafet terkibi. Hüviyyet-i mutlak’a bu tabir kullanılır. Her şeyin, burada birleşip birbirinin boynuna sarılması, bu tabirin doğmasına sebep olmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatMedariyye
Şah Medar (ö. 1438) tarafından Hindistan’da kurulmuş bir tasavuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMeded
Arapça, yardım anlamında bir kelime. Allah’dan yardım istemeye istimdâd, velilerin ruhundan istemeye meded denir. Meded-i Vücûdî: Var oluş desteği. Mümkin bir varlığın, varolabilmesi için gerek duyduğu her şeyin, Allah tarafından ona ulaşması ve bu…
→Tasavvuf ve TarikatMedeniyye
Derkâve tasavvuf okulunun Misurata’daki Trablusgarb kolu.
→Tasavvuf ve TarikatMedrese Kaçkını Meyhane Düşkünü
Az bir bilgiyle, olgun kişilere kendini âlim gibi göstermeye çalışan, ahlaken kötü kimselere denir.Aşkına düşen âşıklar İçer ağuyu nûş ider; Topuğa çıkmayan sular, Deniz ile savaş ider.Yunus Emre
→Tasavvuf ve TarikatMedyeniyye
Ebû Medyen Şuayb b. Hüseyin el-Mağribî el- Ensarî (ö. 873/1468) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMehdeviyye
Ebû Muhammed Abdülaziz b. Ebî Bekr el-Kuraşî el-Mehdevî (ö. 621/1224) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMekane
Yer, menzile, derece, makam gibi mânâları ihtiva eden Arapça bir kelime. Allah katındaki menzillerin en yücesi. Mekan da denilir. Buna, şu âyette işaret vardır: “Muktedir bir kralın katındaki sıdk makamında” (Kamer/55).
→Tasavvuf ve TarikatMekâsib
Kazançlar, kârlar anlamında Arapça bir kelime. Abdullah b. Mübarek “elinin emeğiyle kazanma zorluğuna katlanma zevkine varmayanda, hayır yoktur” der. Yine Abdullah b. Mübarek “elinin emeğiyle geçimini temin, tevfiz ve tevekküle engel değildir” der. Havvâs…
→Tasavvuf ve TarikatMekke
Müslümanların beş vakit namazda yöneldiği, Ka’be’nin bulunduğu, Hicaz bölgesindeki şehir. Sûfiyyenin ileri gelenleri, Mekke’de mücavir olarak, mukaddes yerlerde, kendilerini kulluğa hasrederlerdi. Mekke’deki bu makamın, ahlâkı olgunlaştırıp, perdeleri açtığı, burada bir gün açlık ve susuzluğa…
→Tasavvuf ve TarikatMektûmûn
Gizliler anlamında Arapça bir kelime. Halktan ve birbirinden gizli 4.00’den fazla sayıdaki erenler.
→Tasavvuf ve TarikatMelamet
Su) Kınama, ayıplama, kötüleme, karalama, tas. Melamet selameti terk etmektir (Hamdun Kassar). Kınayanların kınamasından çekinmeden doğru yolda yürümektir. Allah'ın kanunu öyledir ki, kim halkı hak yola davet et- se herkes onu kınar. Peygamberler, veliler…
→Tasavvuf ve TarikatMelametiyye
Hamdûn-ı Kassâr (ö. 271/884) tarafından Nişabur’da kurulan bir tasavvuf okulu. Bu meslek mensubları, içlerinde olanın aksine davranmayı metot edinmişlerdir. iç dünyalarında samimiyetin en üst derecelerine ulaşmaya çalışırlar, başkalarının kınamalarına aldırmazlar. Taç, hırka, âyin, tekke…
→Tasavvuf ve TarikatMelâmî
lik Melâmîlik öz. a. “Melâmet” (bk. b madde) tarikatini benimseyen tasavvuf ehlinin oluşturduğu v her türlü gösterişten armmay dünya işlerini bir kenara b 451 Melâmîlik L) rakmayı ilke edinen bir tarikat. Kaynaklarda bu tarikatın…
→Tasavvuf ve TarikatMelamîlik
bir tasavvuf okulu olmaktan ziyade, bir yaşama biçimidir; bir tarz, üslub ve meşrebdir. Her tasavvuf ekolünde, bu biçimi tercih edenler olagelmiştir.Abdülaziz Mecdi Tolun Efendi, melâmî sözünün, Seyyid Muhammed Nûru’l-Arabî’nin mahlası olduğunu söyler. Mâide sûresinin…
→Tasavvuf ve TarikatMelfûz-Melfûzât
Arapça, telaffuz edilen söz demektir. Özellikle Horasan, Hind ve Orta- asya’da, mürşidler sohbet toplantılarında, konuşma yaparken, müridlerce tutulan notlardan oluşan eserler. Bunlara, mecâlis, mevâ’iz gibi adlar da verilir. Mevlânâ’nın Mecâlis’i Seb’a’sı bu türden bir…
→Tasavvuf ve TarikatMemşacı
Memşa Arapça’da gitme yeri, gidilen yer vs. gibi anlamlan ifade eder. Türkçemize galat olarak memşâne veya memişhane olarak intikâl etmiştir ki, tuvalet manasına gelir. Mevlevi tekkelerinde tuvalet temizliği yapan kimselere, “memşâcı” denir. Bunlar, tuvalet…
→Tasavvuf ve TarikatMengüş
Küpe anlamında Farsça bir kelime. Bektaşî tabiri olarak, bekar dervişlerin kulağına taktığı küpelere denir. Özellikle bu haydarîlerde yaygındır. Bu küpe, demir, pirinç, necef taşı veya gümüşten yapılır, sağ kulağa takılırdı. Dervişlik ve dünyaya önem…
→Tasavvuf ve TarikatMenhec-İ Evvel
Arapça, ilk metot, ilk usûl anlamında. Kâşânî bu tabiri şöyle açıklar: Zâta ait vâhid’den vâhidiyyetin meydana gelişidir. Bütün sıfatlar ve isimlerin meydana gelişi keyfiyeti, zât rütbelerindendir. Allah kimi Zât rütbelerindeki bu sıfat ve isimleri,…
→Tasavvuf ve TarikatMerâtib-İ Külliyye
Arapça. Küllî mertebeler demektir. Bu küllî mertebeler altı tanedir: 1- Zât-ı ehadiyyet mertebesi 2- İlâhî hazret mertebesi, 3- Vahidiyyet ve soyut ruhlar mertebesi, 4- Bilici nefisler mertebesi: Bu misal ve melekût âlemidir, 5- Mülk…
→Tasavvuf ve TarikatMerazıka
XIV ncü yüzyılda kurulmuş, kurucusu belli olmayan, Ahmediyye’nin şubesi bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMerd
Farsça, adam demektir. Rical, er, velî eren. Merdân-ı Hûda: Allah erleri, gayb ricali. Merd-i Mutlak: Kâmil arif.
→Tasavvuf ve TarikatMertebe-İ Ehadiyyet
Arapça, birlik mertebesi demektir. Varlığın hakikati, kendisiyle beraber başka hiçbirşeyin bulunmaması, mertebe-i ehadiyyet olarak kabul edilir. Bu mertebede esma ve sıfat helak olmuş (erimiş) tur. Bu mertebeye cem’u’l-cem’ veya hakikatü’l-hakâik mertebesi de denir.
→Tasavvuf ve TarikatMertebe-İ İlâhiyye
İlâhî mertebe anlamında Arapça bir tamlama. Varlığın hakikatında, küllî ve cüz’î olan eşyanın nazar-ı itibâre alınması. Cem’ makamı.
→Tasavvuf ve TarikatMes’ele-İ Gamida
Çözümü zor problem anlamına Arapça bir tamlama. Hakk’ın zahir ismiyle tecelli ederek yokluk (adem) üzere zuhur eden vücûd, yahut a’yân-ı sabitenin sürekliliğini ifade eden bir kavramdır. Vücûd tercihi, adem üzerine anlarla devamlı olmazsa ta’ayyün…
→Tasavvuf ve TarikatMesâlik-İ Cevami’il-Eşyâ
Eşyayı toplayanların yolları anlamında Arapça bir tamlama. Kâşânî şöyle der: Bilinen ve görülen fiilî ve vasfî durum söz konusu olmaksızın, zâtın zatî isimler ile zikredilmesidir. Allah’ın bütün isimlerinin aslı, mutlak zât’tır. Onu ta’zim etmenin…
→Tasavvuf ve TarikatMese
Arapça ibret, darb-ı mesel, benzer, delil, hüccet ve sıfat, gibi çeşitli anlamlan vardır, insanın, üzerinde ettiği surete mesel denir.
→Tasavvuf ve TarikatMesnevî-Hanlık Kürsüsü
Mevlevî tekkelerinde, Mesnevî takrirlerinin yapılması için, yanyana konan iki kürsüye denir. Bu kürsülerden birine Mesnevî-hân, diğerine Kârî Dede otururdu. Mesnevî-hân, ders takririni yaparken, Mesnevî’yi ezberden okur, hatırlayamazsa, yanındaki kürsüde oturan Kârî Dede, önündeki Mesnevî’ye…
→Tasavvuf ve TarikatMestî
Farsça, sarhoşluğu ifade eden bir söz. Ma’şûkun cemâlini görmek için, yüzü döndürmek.
→Tasavvuf ve TarikatMeşhed
Arapça, görme yeri demektir. Hakk’ın tecellî ettiği yer. Şehid kabristanı. Yatırlar, türbeler.
→Tasavvuf ve TarikatMeşiet
Arapça, dileme demektir. Ma’dum (yok) olanın icadı, mevcûd olanın idamı (yok olması), öne geçen inayet ve zât tecellîsinden ibarettir. Allah’ın istemesi, ma’dumu icad etmek üzere tecellî etmesidir. Meşiet, irâdeden daha geneldir.
→Tasavvuf ve TarikatMeşişiyye
Meşişü’l-Haseni’l-İdrisî (ö. 624/1226)’nin müridleri tarafından Fas’ta kurulan bir tasavvuf okulu. Medyeniyye’nin bir şubesidir.
→Tasavvuf ve TarikatMeşk Tahtası
Mevlevi tabiri, “semâ tahtası” da denir. Sema’a yeni başlayanlar, bunun üzerinde alışma çalışmaları yapar. Derviş, Semazen Dede’nin kontrolü altında, ayağının baş parmağını geçirmeye mahsus bir çivi bulunan bu cilâlı tahta üzerinde, uzun süre sema…
→Tasavvuf ve TarikatMeşriku’z-Zamâir
Arapça, gizlilerin doğuş yeri. Allah’ın insanların içlerinde, el-Bâtın ismiyle tecellî etmesi. İşte, o zaman bu kişiler, bâtınlarla müşerref olurlar.
→Tasavvuf ve TarikatMetbûliyye
Mısır’da bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatMevc
Arapça, dalga demektir. Mutlak varlığın, kainatın her mertebesinde ortaya çıkan tecellileri, âlem ve insan, mutlak varlığın, birlik denizinin dalgalarıdır.
→Tasavvuf ve TarikatMevcûdât-I Ayniyye
Arapça, aynî varlıklar demektir. Ayan-ı sabite, maddî âlemdeki varlıklar.
→