Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-10379- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Küpe anlamında Farsça bir kelime. Bektaşî tabiri olarak, bekar dervişlerin kulağına taktığı küpelere denir. Özellikle bu haydarîlerde yaygındır. Bu küpe, demir, pirinç, necef taşı veya gümüşten yapılır, sağ kulağa takılırdı. Dervişlik ve dünyaya önem vermemeyi ifade eden küpeleri, Yavuz Sultan Selim de kullanmıştır.Dürr-i nazmın çarha mengüş olsa bilmez rüzgârı, Şîr-i NefT midir ol, yâ kevkeb-i sara mıdır?Nef’îMest olup bezm-i elestten taze kıldık huşumuz, Huşumuzdan cümle âlem halkına menhusumuz, Didemiz Hakk’ı görüp Hakk’ı işitir gûşumuz, Bir gürûh-ı sultan-ı dehriz zümre-i Bektaşiyüz, Lâmekân iklimine azmedenin yoldaşıyız.Selâmi(Manası: Elest toplantısında sarhoş olarak, aklımızı fikrimizi yeniledik. Küpemiz, herkese aklımızdan haber verir. Gözümüz Hakk’ı görmekte, kulağımız Hakk’ı işitmekte. Zamanın sultanı olan bir topluluğuz, biz Bektaşîleriz, mekânsızlık diyarına gitmek isteyenin yol arkadaşıyız biz.)</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12318- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Küpe anlamında Farsça bir kelime. Bektaşî tabiri olarak, bekar dervişlerin kulağına taktığı küpelere denir. Özellikle bu haydarîlerde yaygındır. Bu küpe, demir, pirinç, necef taşı veya gümüşten yapılır, sağ kulağa takılırdı. Dervişlik ve dünyaya önem vermemeyi ifade eden küpeleri, Yavuz Sultan Selim de kullanmıştır.Dürr-i nazmın çarha mengüş olsa bilmez rüzgârı, Şîr-i NefT midir ol, yâ kevkeb-i sara mıdır?Nef’îMest olup bezm-i elestten taze kıldık huşumuz, Huşumuzdan cümle âlem halkına menhusumuz, Didemiz Hakk’ı görüp Hakk’ı işitir gûşumuz, Bir gürûh-ı sultan-ı dehriz zümre-i Bektaşiyüz, Lâmekân iklimine azmedenin yoldaşıyız.Selâmi(Manası: Elest toplantısında sarhoş olarak, aklımızı fikrimizi yeniledik. Küpemiz, herkese aklımızdan haber verir. Gözümüz Hakk’ı görmekte, kulağımız Hakk’ı işitmekte. Zamanın sultanı olan bir topluluğuz, biz Bektaşîleriz, mekânsızlık diyarına gitmek isteyenin yol arkadaşıyız biz.)</p>
Tasavvuf Sözlüğü
Küpe anlamında Farsça bir kelime. Bektaşî tabiri olarak, bekar dervişlerin kulağına taktığı küpelere denir. Özellikle bu haydarîlerde yaygındır. Bu küpe, demir, pirinç, necef taşı veya gümüşten yapılır, sağ kulağa takılırdı. Dervişlik ve dünyaya önem vermemeyi ifade eden küpeleri, Yavuz Sultan Selim de kullanmıştır.Dürr-i nazmın çarha mengüş olsa bilmez rüzgârı, Şîr-i NefT midir ol, yâ kevkeb-i sara mıdır?Nef’îMest olup bezm-i elestten taze kıldık huşumuz, Huşumuzdan cümle âlem halkına menhusumuz, Didemiz Hakk’ı görüp Hakk’ı işitir gûşumuz, Bir gürûh-ı sultan-ı dehriz zümre-i Bektaşiyüz, Lâmekân iklimine azmedenin yoldaşıyız.Selâmi(Manası: Elest toplantısında sarhoş olarak, aklımızı fikrimizi yeniledik. Küpemiz, herkese aklımızdan haber verir. Gözümüz Hakk’ı görmekte, kulağımız Hakk’ı işitmekte. Zamanın sultanı olan bir topluluğuz, biz Bektaşîleriz, mekânsızlık diyarına gitmek isteyenin yol arkadaşıyız biz.)