KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Galebe
Yenmek, üstün gelmek. tas. Sâliki tesiri ve hâkimiyeti altına alan bir hal olup, sâlik bu hal içinde bulunduğu sürece sebebi düşünemez, edebe uyamaz, karşılaştığı şeyleri birbirinden ayırt edemez; bazen caiz olmayan şeyler de yapar.…
→Tasavvuf ve TarikatGammâsiyye
Zekeriyye Yahya el-Gammâsî tarafından kurulan bir tasavvuf okulu. Dokuzuncu yüzyılda kurulmuştur. Hamîriyye’nin koludur.
→Tasavvuf ve TarikatGaribiyye
Kurucusu Hindistan’lı Şeyh Muhammed Garibullah olup, Kadiriyye tasavvuf okulunun bir şubesidir.
→Tasavvuf ve TarikatGaribler Semaî
Mevlevi tabiri. İhya gecelerinde, yapılan mukabeleden sonra, yaşanan ruhî hazza, vecde doyamamış, manevî tatmine tam erememiş dervişler, herkes sema-hâneden çıktıktan ve ışıkları söndürdükten sonra, hırkasıyla on sekiz çark atarak semâ ederler. Bu semâ, sadece…
→Tasavvuf ve TarikatGaşyet
Arapça, kendinden geçmeyi ifâde eden bir kelimedir. Üzerine gelen vârid (hâl) sebebiyle, kulun kalbinin gaybet bulması, gayb tefekküründe boğulması, dışarıda vuku bulan olaylardan, tam anlamıyla habersiz hâle gelmesi. Bu, kulun beden azalarında da kendini…
→Tasavvuf ve TarikatGavs-Üs-Sakaleyn
İnsanlara ve cinlere yardım eden büyük velî Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin lakabı. Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, tasavvufta Gavs derecesine ulaşmıştır. İnsanlara ve cinlere yardım etmesi ve imdatlarına yetişmesi sebebiyle Gavs-üs-sakaleyn ve Gavs-ül-a'zam lakablarıyla meşhûr olmuştur. (Şâh-ı…
→Tasavvuf ve TarikatGayb Erenleri
Bilinmeyen veliler. Her asırda mevcut ve sayıları ondan ibaret olan Allah adamları(evliyâ] hakkında kullanılan bir tâbirdir. Tasavvuf kaynaklarından birinde, bunun açıklaması şu şekilde yapılır: “Sıfat-ı gâlibeleri, huşu ve huzû-i Rabbani ve kendileri mağlûb-i tecellâ-yı…
→Tasavvuf ve TarikatGayb-I Hüviyyet Ve Gayb-I Mutlak
Arapça, mutlak bilinmez veya gayb. İllet-i teayyün bakımından bu gayb, Allah’ın zatından ibarettir.
→Tasavvuf ve TarikatGayn
Örtmek, bürümek. tas. Pas, paslanmak, kalbin hafifçe paslanması, Paslı kalpte iman bulunur; ince bir perde olan bu pas tecelli nuru ve tasfiyeyle ortadan kalkar. Onun için Hz. Peygamber “Kalbimi bazen ince bir perde bürür,”…
→Tasavvuf ve TarikatGayn (cai)
Arapça. Susamak, içi bulanıp kusayazmak, hava bulutla kaplanmak, yağmurlanmak, (meçhul olarak) kalbi şehvet kaplamak. Tasavvufî bir terim olarak bu kelime, lügat mânâsına uygunluk arzeder. Kalbin günahla veya dünyevî meşguliyetle, Allah’tan perdelenmesi gibi mânâlar ifâde…
→Tasavvuf ve TarikatGaysiyye
Ebu’l-Kays Said b. Süleyman b. Cemil tarafından Yemen’de kurulmuş, Kadiriyye’nin kolu bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatGazâl-I Rânâ
Farsça, güzel ceylan demektir. Ezelî sevgili.
→Tasavvuf ve TarikatGaziyye
Reşidiyye-i Şâziliyye ‘nin kollarından bir tasavvuf okulunun adıdır. Kurucusu Şeydi Ebü’l- Kâsimü’l-Gazi es-Sicilmâsî (ö. 1573)’dir. Kurucusu olan Kasım’a nisbetle, Kasımiyye de denilir.
→Tasavvuf ve TarikatGazzaliyye
Cüneydiyye’nin bir koludur. Gazalî’nin görüşlerini benimseyenler tarafından, sonradan kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatGerçek-Gerçek Erler-Gerçek Erenler
Kalbindeki niyet, dilindeki söz ve yaptığı iş aynı olan kişiye gerçek (Hak) eri denir. Gerçek erenler, mânâsız iddialara girmezler.
→Tasavvuf ve TarikatGerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaştıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu şekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak yapılır.…
→Tasavvuf ve TarikatGıybet
Çekiştirme, koğuculuk. tas. Bir kişinin fena hallerini ve kötü huylarını gıyabında söyleme. Yüzüne karşı söylenirse buna hakaret, şetm denir. Bir kimseden, onun bulunmadığı yerde, duyması halinde hoşlanmayacağı bir biçimde söz etmek.
→Tasavvuf ve TarikatGilaniyye
Hikemiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatGit Demek Yok
Allah’a giden yol, herkese açık olup, kimse bundan mahrum edilemez. Binâenaleyh bu yolu benimseyeni de, mahrum etmek üzere git demek yoktur.Tâ ezelden meşrebimiz bî bedel, Gelene git demeyiz, gidene gel.Ahmed Sarban Bayramî (ö. 1546).GELMEK…
→Tasavvuf ve TarikatGitmek İcazet
Bir kişi, bir tasavvuf büyüğünü ziyarete kendi gönlü ve isteğiyle gelir, elini öper, ancak, oradan ayrılması, şeyhin vereceği izine bağlıdır. Kendi başına kalkıp gitmeye yeltenmesi, edepsizliktir. Şeyh, bu durumu düşünerek, gelenlerin işleri ve özel…
→Tasavvuf ve TarikatGorv Kerden
Rehin vermek anlamında bir ifade. Salikin, kaderin hükmüne boyun eğip, varlığını ona teslim etmesi, kendi iradesiyle tedbir almaktan ve çabalamaktan vazgeçmesi.
→Tasavvuf ve TarikatGoygoycu
Muharrem ayının ilk günlerinde, toplu halde kapı kapı dolaşıp dilenenler için kullanılır, içlerinden biri ilâhi okur, okuduğu ilâhinin her mısrasının sonunda, diğerlerinin da “göy göy göy canım” demeleri sebebiyle, bunlara goygoycu denmiştir. Her mısra…
→Tasavvuf ve TarikatGöçmek-Göçünmek
Ölmek yerine kullanılan bir tabir. Yürümek de, ölmek manasınadır.
→Tasavvuf ve TarikatGönül
Kalb’in Türkçe karşılığı. Bu kelime ile ilgili çeşitli atasözleri vardır. Bunların bir kısmı şöyledir:Can ü gönülden dua, niyaz : Bütün bir manevî güçle, kendini vererek Allah’a yapılan duadır.Can u gönülden sevmek, sevilmek : Karşılıklı…
→Tasavvuf ve TarikatGör Geç Demişler-Sür Git Dememişler
İnsanlık hali işlenen bir hatayı, ifşa etmeyip, görmezden gelmek, ancak hata sahibine “bunu devam ettirme” diye, münker (kötülük) den nehyet (yasakla) anlamında kullanılan bir atasözü.
→Tasavvuf ve TarikatGören Gözün Hakkı Var
Eskiden pazardan, dışarıdan yiyecek türü şeyler, onları alamıyacak olanların iştahını celbederse, onlara göz hakkı olarak bir parça verilmesi, Osmanlı sosyal hayatının insanî amaçlı bir örfü idi. Bu örf, tasavvuf adabının gereklerinden biridir: İşar, ihsan,…
→Tasavvuf ve TarikatGörgü-Sorgu
Alevilerde, sonbahar hasadı sonrasında Dede, taliblerinin bulundukları köylere gider, Cuma geceleri toplantı yapılırdı. O toplantılarda Musâhib sözüne girenler, geride bıraktıkları bir yıl içerisinde, yaptıkları hataları, toplantı yerinde “Dar” a gelerek itiraf ederler, incinenler, bu…
→Tasavvuf ve TarikatGörüşmek
Bu, Mevlevî tabiridir. Karşı karşıya gelenler sağ ellerini, parmak yukarı gelecek şekilde toka vaziyetine getirir, aynı anda birbirlerinin ellerini öperlerdi. Bu bir mahviyet ifadesiydi. Yedi yaşındaki küçük bir çocukla, yetmiş yaşındaki ihtiyar da, bu…
→Tasavvuf ve TarikatGurbet
Maksada ulaşmak için vatandan ayrılmak; eşten, dosttan ve tanıdıklardan uzak kalmak. Sûfîlere göre insanın aslî vatanı ruhlar âlemidir; dünya hayatındaki yabancılık duygusu ruhun geldiği âleme duyduğu özlemle açıklanır. Mevlânâ’nın Mesnevî başındaki ney hikâyesi bu…
→Tasavvuf ve TarikatGül
Farsça’dır, Türkçe’mizde de aynen kullanılır. Kadiri tabiridir. Kadirîlerin başlarına giydikleri arakiyenin tepesine, çuhadan daire şeklinde bir parça dikilirdi. Bu gül, Bağdat gülü, havuzlu, kafesli, kız gülü gibi çeşit çeşitti. Genellikle güller, bir daire 18’e…
→Tasavvuf ve TarikatGüldestesi
Farsça, gül demeti demektir. Bektaşî tabiridir. Güya Hz. Ali (r) vefat ederken “Selman, bana bir demet gül getir” der. O da getirir. Hz. Ali, onu eline alır ve çok geçmeden vefat eder. Gül destesinin…
→Tasavvuf ve TarikatGülşeniyye
adına nispet edilen kolu. Temelleri Kahire’de atılan bu tarikat, 16. yüzyıldan sonra tanmmaya ve yaygmlaşmaya başlamıştır. Gülşeniyye tarikatının oluşum silsilesi şöyle gelişir: İbrahim Gülşenî, Dede Ömer Ruşenî, Pîr-i Sânî Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî, Pîr Sadreddin,…
→Tasavvuf ve TarikatGümüş Merdiven
Mevlevî tabiridir. Mevlâna’nın sandukasının bulunduğu yere çıkılan gümüş kaplı merdiven
→