KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
B.cemâliyye
Cemâleddin Ardistânî (ö. 8977 1474-75)’in kurduğu bir tasavvuf okulu. Sühreverdiyye’nin iran kolu olarak yaygınlık kazanmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatBâ Şer’-Bî Şer’
Farsça ve Arapça’dan müteşekkil bu tabirler, şeriatlı ve şeriatsız anlamlarına gelirler. İslam’a sıkı sarılan tasavvuf sistemleri, genel olarak Hak tarikat adını alırken, İslamdan uzak olanlara da rafızî, heretik, bâtıl tarikatlar denir.İlkine bâ şer’, ikincisine…
→Tasavvuf ve TarikatBâb-I Rızadan Ayrılma
Hoşnutluk, memnunluk, razı olma kapısı mânâsını ifâde eder. Tasavvufta, bir müridin, maneviyat yolundaki rehberini ve arkadaşlarını memnun etmesi önemlidir. O, bu uğurda çeşitli imtihanlara maruz kalır, razı olur, isyan yoluna sapmaz. “Bab-ı rızâdan ayrılma”,…
→Tasavvuf ve TarikatBaba
Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı…
→Tasavvuf ve TarikatBaba'îlik
Moğol istüâsı sırasmda Anadolu’ya gelen L Baba İlyas’m kurmuş olduğu. tarikatın adı.
→Tasavvuf ve TarikatBabaiyye
Abdülganî Pir Babaî (ö. 870/ 1465)’nin kurduğu bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatBacı-Anabacı
Kızkardeşe bacı denir. Kur’ân’a göre, inananlar kardeştir (Hucurât/10). Tasavvufta ise, yol kardeşliği önem arzeder. Bu nedenle tasavvuf yolunun yolcuları, birbirlerine, bu âyetten mülhem olarak “kardeş” dedikleri gibi, yoldaki kadınlara da “bacı” derler. Şeyhin hanımıysa…
→Tasavvuf ve TarikatBâciyye
Ebû Sa’îd Hallâf b. Ahmed el-Bâcî et-Temîmî (ö. 628/1267) tarafından kurulmuş bir tasavvuf ekolü.
→Tasavvuf ve TarikatBâd-I Debur
Farsça-Arapça. Sam yeli. Batıdan doğuya eser, nebatata zarar verir. Nefsin azgınlığından kaynaklanan şer’î hükümlere aykırı olan istekler.
→Tasavvuf ve TarikatBâde-Fürûş
Farsça, bileşik sıfat olup şarap satan demektir. Tasavvuf edebiyatında kullanılmış bir terimdir. Şeyh, mürşid karşılığında kullanılmıştır. Bektaşî geleneğinde, kıyamet günü kevserin sunucusunun Hz. Ali olacağını bildiren bir hadîse dayanılarak Hz. Ali, hammâr, bâde-fürûş, mey-fürûş…
→Tasavvuf ve TarikatBâde-İ Çû Nâr
Farsça, ateş gibi içki demektir, ilâhî ve kutsal nefes.
→Tasavvuf ve TarikatBağdad Gülü
Kadirî tarikatı tâbirlerindendir. Şeyhlerin başlarına giydikleri tacın üzerinde, içice üç daireden oluşan ve gülü andıran yuvarlak parçaya, Bağdad Gülü denirdi. Genel olarak güller, bir daire onsekize bölünmek ve altışar altışar ipekle birbirine birleştirilmekle dikilirdi.…
→Tasavvuf ve TarikatBahâ'îlik
Ortaya koydukları görüşleri bakımından İslâmî değerleri esas almakla birlikte İslâm dairesinden uzaklaşmış bir mezhep. Önceleri İran’da “Babîlik” ile başlayan ve “Gelmesi beklenen ve yakın olan ve de Allah’ın ortaya çıkaracağı önemli bir kimsenin habercisi”…
→Tasavvuf ve TarikatBâhdadiyye
Abdullah b. Bahdâd’a nisbet edilen bir tasavvuf okulu. Yemen’de yaygındır.
→Tasavvuf ve TarikatBâherziyye
Seyfüddin Sa’îd b. el-Mutahhar b. Sa’îd el-Baherzî (ö. XIV)’nin kurduğu bir sûfiyye okulu.
→Tasavvuf ve TarikatBahr-I Bî-Pâyân
Arapça-Farsça bir terkip olup kıyısı bulunmayan okyanus, büyük deniz demektir. Zâtı kibriyâ.
→Tasavvuf ve TarikatBahr-I Cûd
Arapça, cömertlik denizi demektir. Hakk’ın lütuf ve ihsan denizi.
→Tasavvuf ve TarikatBahreyn
Arapça, iki deniz demektir. Vücûb ve imkân alanı, zorunluluk ve cebr (zorlama) dairesi ile irâde ve ihtiyar dâireleri. İnsan irâdesinin etkili olduğu alana, imkân dairesi, cebrin (zorlamanın) egemen olduğu alana da vücûb dâiresi denir.
→Tasavvuf ve TarikatBahşiyye-İ Halvetiyye
Halve-tiyye’nin ana kollarından Cemâliyye’nin bir ara kolu. Seyyid Muham- med el-Bahşî el-Halebî (d. 1038/1628) tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatBâin
1. Ayırıcı. Talâk-ı bâin. 2. Tasavvuf'ta bir terim. İnsanlardan uzak olan. (Bkz. Kâin ve Bâin)
→Tasavvuf ve TarikatBak
Arapça, devam eden, sürekli olan demektir. Tasavvufta, kendi nazlarını sona erdirip başkalarının hazlarıyla devam eden kişi, yahut nefsini sona erdirip, Hak ile bakî olan demektir. Bu kişi, menfaat elde etmek, gelen zararı savuşturmak için…
→Tasavvuf ve TarikatBakım Evi
Bektaşî ıstılahlarındandır. Bektaşî tekkesindeki evlerden birinin, üstlendiği fonksiyon itibariyle aldığı ad.;
→Tasavvuf ve TarikatBaklayı Çıkar Ağzından
Yani ne demek gerekiyorsa, haydi çekinmeden söyle bakalım, manasında kullanılan bir deyim. Sır saklamasını bilmeyenlere de “ağzında bakla ıslanmaz” deyimi kullanılır.Baklanın açıklaması şöyledir:Tasavvufta, yeni derviş olmuş birisi, sufiliğe adapte olmaya çalışırken, ilk anda eski…
→Tasavvuf ve TarikatBaklayı Çıkar Ağzından Bakara
Arapça, sığır demektir. Sûfiyyeye göre bu, nefisten kinayedir. Nefsde riyazete istidat kazanılınca, nefsin ıslah oluşu, ve nevasının sona erdirilmesi gibi durumlar ortaya çıkar. Nefs için koç kelimesi de kinaye olarak kullanılır. Ancak koç, riyazetten…
→Tasavvuf ve TarikatBalım Evi
Bektaşî tabiri. Hacı Bektaş Veli Tekkesi’ndeki evlerden birinin ismidir. Burası ayrı bir tekke halindeydi. Balım Evi babasının yanında, ayrıca babalar da vardı. Bunlar ayrı ayrı nasip vermezlerdi. Ancak, dışarı çıkarlarsa nasip verirlerdi. Tekke içinde…
→Tasavvuf ve TarikatBalım Taşı
Kırşehir dolaylarında çıkan ve kendisinden oyularak vazo, masa, sürahi vs. gibi eşyalar yapılan balgamî tür taşa, Alevîler ve Bektaşîler “Balım Taşı” derler. Onlara göre bu taş, Balım Sultan’ın kerâmetiyle çıkmıştır. Teslim Taşı, Palheng gibi…
→Tasavvuf ve TarikatBâliş Zeden
Farsça iki kelimeden teşekkül etmiş bir ifâde. Yastık dövme anlamında. Yastığa çubukla vurup tempo tutmak ve semâ etmek.
→Tasavvuf ve TarikatBâr-I Emânet
Farsça-Arapça’dan oluşan bu ifade, emânet yükü anlamınadır. “Elestü birabbiküm” (A’raf/173) hitabının yapıldığı ruhlar alemindeki toplantıda, Allah’a verilen söz ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sorumluluk. Dağlar ve göklerin yüklenmekten kaçındığı bu emaneti, zalûm ve…
→Tasavvuf ve TarikatBasîr
dan olup “görülmesi ge reken şeyleri bütün incelikleriyle ve ruhuyla idrak edip gören” an lamıyla Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm'de elli bir ayette geçmektedir. Bu terim, kelâm ilminde Allah’ın “subutî sıfatla rı” (bk. bu…
→Tasavvuf ve TarikatBast Fi Makami’l-Hafi
Arapça. Hafî makamında genişlik. Allah’ın sufîyi mahlukla zahiren basta, bâtınen kabz’a maruz bırakmasıdır. Bu mahlûkât için rahmete vesile olur. Sufi bu durumda eşyayı kaplar. Onun her şeyde tesiri olur, hiçbir şeyin onda tesiri olmaz.
→Tasavvuf ve TarikatBast Fi Makâmi’l-Kalb
Arapça. Kalp makamında genişlik. Bunun benzeri nefs makamındaki reca halidir. Lütuf, rahmet ve kurb ile ünsü kabule işarettir. Bunun zıddı kabz’dır.
→Tasavvuf ve TarikatBaş Açmak
Tasavvuf kültüründe, bir işin tahakkuku arzu edilirse, Allah’a yalvarırken zillet, fakr ve mahv alâmeti olarak baştaki tacı çıkarma şeklinde bir gelenek vardır. Sultan Veled’in yağmur duası için türbeye başı açık girip dua etmesi, Ulu…
→Tasavvuf ve TarikatBaş Gözü-Gönül Gözü
Bu ifadedeki baş gözü ile kasetedilen, insanda fizikî ve biyolojik olarak bulunan, bildiğimiz gözdür. Ancak bu göz, sadece eşyanın şeklini görmeyi sağlar, görülen şey üzerinde, anlama, yorumlama, istidlal yapma vs. gibi değerlendirmelerde bulunamaz. Buna…
→Tasavvuf ve TarikatBaş Koymak
Bir şeyin olması, yahut olmaması için canını, başını verircesine kendini ortaya koyup çalışmak anlamına gelir. Şâhîn’in,Evvel eşiğine koydum başımı İçeri aldılar, döktüm yaşımı Erenler yolunda gör savaşımı Koç kurban dediler, inana geldim. Dörtlüğünde olduğu…
→Tasavvuf ve TarikatBaş Okutmak
Eskiden, ocak denilen, ve çeşitli hastalıklara okuma yolu ile biiznillah şifâ sağlama, halk arasında yaygın bir uygulama idi. işte bunlardan biri de, yarım baş ağrısı, tam baş ağrısı gibi, geçmek bilmeyen rahatsızlıklar için hastanın…
→Tasavvuf ve TarikatBâtıla Eyvallah Dedem
Tasavvuf! yolda, razı oluş, yani teslim oluş vazgeçilmez, esasî bir şarttır. Bu “eyvallah” sözüyle ifâde edilir. Ancak bu teslimiyet, miskinlik mânâsında değildir. Buradaki bâtıl kelimesi ile, gerçeğe, islam’a, tasavvuf yoluna aykırı olan, nefisten kaynaklanan…
→Tasavvuf ve TarikatBâtın Oku
Manevî olarak edebe getirilme işine ve evliya sillesine bu ad verilir. Zulmeden biri, umulmadık, beklenmedik bir derde maruz kalınca, ansızın gelen bu gibi acı olaylar, “erenlerin bâtın kılıcına uğradı”, “bâtın okuna geldi” gibi deyimlerle…
→Tasavvuf ve TarikatBatn
Arapça, karın, iç vs. gibi manaları ihtiva eder. Zahr, Kur’ân’ın lafzı, batn ise te’vilidir. Yine, kıssa şeklen zahr iken, ondan alınacak nasihata batn denmiştir. Kur’an’ın tilavetine zahr, okunan âyet üzerinde düşünmeye batn denir. Yine,…
→Tasavvuf ve TarikatBattal
Arapça’da işsiz güçsüz anlamındadır. Geçimini tekkeden sağlayan işsizler için kullanılan bir tabir. Tekkeler sosyal bir fonksiyon olarak, işsizlerin iaşesini sağlama durumundaydı. Bu bir sosyal güvenceydi.
→Tasavvuf ve TarikatBâveysiyye
Ebû Ya’kû el-Baveysî’nin kurduğu bir tasavvuf okulu olup, Zerrûkıyye’nin kollarından biridir.
→Tasavvuf ve TarikatBayramiye
Halvetî tasavvuf geleneğine bağlı Safeviyye’den doğmuştur. Hacı Bayram Velî (öl. 833/1429-30) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Daha sonraki tarihinde, Şemsiyye-i Bayramiyye, Melâmiyye-i Bayramiyye, Celvetiyye gibi kollara ayrılmıştır. Anadolu’da, günümüzde hâlâ varlığını sürdürmektedir.
→Tasavvuf ve TarikatBayramiyye
Hacı Bayrâm-ı Velî’ye nispet edilen, 15. yüzyılda Ankara merkezli olarak teşekkül eden tasavvuf yolu. Teşekkül ve irşad anlayışı Hacı Bayram’ın Somuncu Baba diye tanınan Hamîdüddin Aksarâyî’den aldığı terbiye çevresinde gelişti. Şehirli, esnaf ve köylü…
→Tasavvuf ve TarikatBbâ
Varlıkta, ikinci mertebeyi teşkil eder. Bâ ile yaratılmışların hepsine işaret olunur.
→Tasavvuf ve TarikatBeceliyye
Kadiriyye tarikatının Muhammed b. Hüseyin el- Becelî tarafından kurulmuş olan bir kolu.
→Tasavvuf ve TarikatBeççe
Farsça bebek demektir. Can alan ve gönül yakan ayyüzlüler.
→Tasavvuf ve TarikatBed
Arapça başlamak demektir. Tasavvufta isim ve sıfatların tahakkuku demek olup bu, insan berzahlarının ilkidir.
→Tasavvuf ve TarikatBed-Nâm
Farsça, kötü ün sahibi anlamında bir ifade. Melâmet mertebesi ve hali. Başkasının kınamasına aldırmadan, Allah’ın rızasını hedef alan Melâmi meşrebliler, insanların övgü ve yergisine aldırmazlar.
→Tasavvuf ve TarikatBeden
insanın maddi vücudu. Kesif cisim.
→Tasavvuf ve TarikatBedevi Topu
Bedevi tarikatında dervişlerin, zikrin en ateşli bir zamanında, ulaştıkları aşırı etkilenme sonucu, etrafa büyük bir heyecan halinde sundukları âyin. Bu esnada müridler hep birlikte bir yerde toplandıkları için, zikrin o aşamasına, bu isim verilmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatBedriyye
1. Sühreverdiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu. 2. Şeyh Bedreddin-i Simavî (ö. 1420)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatBehâiyye
Sühreverdiyye’nin altı şubesinden biri.
→Tasavvuf ve TarikatBehime-Behâim
Hayvanlar anlamında, Arapça bir kelime. Nefs, tasavvufta bir yönüyle hayvanidir. O yöndeki istekler, behimî olarak vasfedilirler.
→Tasavvuf ve TarikatBekā
Devamlılık, kalıcılık ve yok olmama. Kelâmda Allah’ın varlığının sonu bulunmamasını ifade eden sıfatlardan biridir. Tasavvufî kullanım Bekā, sâlikin nefsine ait iddia ve bağımlılıklardan fenâ bulduktan sonra Hakk’ın iradesine uygun bir kulluk şuuru içinde varlığını…
→Tasavvuf ve TarikatBekkâiyye
Kâdiriyye’nin Sudan’daki kolu. Şeyh Ali el-Bekkâ (ö. 1271) tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatBekkiye
Şaziliyye’nin Tunus’taki kolu. el-Bekkî et-Tunusî tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatBektaşîlik
Adını ünlü Türk düşünürü Hacı Bektâş-ı Velî’den alan ve Anadolu’da 13. yüzyılda Kalenderi tarikati bünyesinde oluşmaya başlayan, giderek yayılan ve 15. yüzyıl sonlanna doğru Hacı Bektâş-ı Velî geleneği çerçevesinde olgunlaşan bir tarikatın adı. Bu…
→Tasavvuf ve TarikatBektâşînin Sırrı
Bektâşîler, bir kimsenin tarikata girmesi sırasında yapılan ayine, diğer tarikat mensuplarını almazlardı.Diğer tarikatlardaki zikir ve semâ âyinlerine giriş serbest olduğu halde, Bektâşîlikdeki bu gizlilikten dolayı, “Bektaşî sırrı” sözü meydana gelmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatBektâşiyye
Bektaşî tarikatına mensup olan kişi. Bektâşiye tasavvuf okulu. XIII. asır’da Horasan’dan Anadolu’ya gelen Hacı Bektâş-ı Veli tarafından kurulmuştur. Esas itibariyle Ahmed-i Yesevî tarafından tesis edilen ve Türkler arasında kurulmuş ilk tarikat sayılan Yeseviye’nin tesirindedir.…
→Tasavvuf ve TarikatBel-Yol
insanın neslini devam ettiren evlâd, sulbî evladdır. Bir mürşide intisap ederek, onun terbiyesi altına girerek adeta onun evlâdı mesabesinde olana ise, yol evladı denilmiştir. Böylece mürşid, adeta onun babası sayılmıştır. Nitekim, Yesevîlikte mürşide “ata”,…
→Tasavvuf ve TarikatBela-Belvâ
Arapça. Hastalık, sıkıntı ve kötülüklerle imtihan ediliş. Bela, Allah’a yakınlık durumuna göre artar. Cerirî “insan, çektiği çile kadar insandır” der. Yine hadis-i şerifte “biz nebîler topluluğu, insanların en şiddetli belaya uğrayanlarıyız” buyurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatBen İki Adım Gelirim
Bu atasözü bir hadîs-i kudsînin mealidir. Allah şöyle buyurur : “Kul Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım, Bana bir arşın yaklaşırsa, ona bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak…
→Tasavvuf ve TarikatBenane
Kadiriyye’nin Dekken’deki bir kolu.
→Tasavvuf ve TarikatBend
Farsça, kılıç bağı demektir, ki canların Bektaşiliğe girerken kestikleri kurbanların tüyünden örülür. Rehber, yeni ders alacak kişiyi şeyhin huzuruna götürürken, onun boynuna tığ-bend bağlardı. Can bunu takarken, “destur” der.Ardından “Pür Cemal Muhammed Kemal, Hüseyin,…
→Tasavvuf ve TarikatBende
Farsça, köle demektir. Allah’a kul olmak. Mürid.
→Tasavvuf ve TarikatBenliğime Lanet
Eski terbiyemizde, cemiyette “ben” diye konuşmak edebe aykırı sayılıp, nezaketsizlik kabul edildiğinden, bunun yerine, “bendeniz” veya “fakir” denilerek söze başlanırdı. Bu husus, özellikle mutasavvıflar arasında daha da önemliydi. Yanlışlıkla, söz sırasında ben denilirse, hemen…
→Tasavvuf ve TarikatBerzah
Farklı iki ortam arasında yer alan ve bu iki ortama tamamen benzemediği gibi tam olarak onlardan farklı da olmayan ara ortam; iki şeyi birbirinden ayıran üçüncü şey, ara bölge. 2. Ölümle başlayıp kıyamete kadar…
→Tasavvuf ve TarikatBerzahiyye
Melâmî ıstılahıdır. Melâmî Bayramîleri, tarikatlarına “turuk-ı berzahiyye” yani “berzah yollan” derlerdi.
→Tasavvuf ve TarikatBerzahu’l-Câmi
Toplayıcı berzah anlamında Arapça bir tamlama. Bütün berzahların aslı olan Allah. Buna Hazret-i Vâhidiyye, birinci berzah, veya en büyük berzah, “berzah-ı âzam”, “berzah-ı ekber” denir.
→Tasavvuf ve TarikatBerzenciyye
Kübreviyye’nin kollarından biri.
→Tasavvuf ve TarikatBeste
Farsça, kemer bağlamış anlamına gelen bir terkip. Bektaşî rivayetlerine göre, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin başta olmak üzere onyedi oğluna kemer ve silah kuşatmış, her birine Esma-i Hüsnâ’dan birini telkin etmiştir. Onlar…
→Tasavvuf ve TarikatBevn
Arapçada ayrılık anlamındadır. Mukabili kevn’dir. Cüneyd, bu tabiri, muvahhidlerin sanki yoklarmış gibi, eşyada olmaları, ayrı değillermiş gibi eşyadan ayrı olmalarıdır, diye tanımlar. Çünkü onların eşyada bulunmaları, kendi şahısları ile, ayrılmaları da sırları iledir. Bu;…
→Tasavvuf ve TarikatBevvâb
Arapça kapıcı demektir. Mevlana türbesindeki türbedarlara “bevvab” denirdi. Türbe kapısını açıp kapamakla görevli oldukları için, kendilerine bu ad verilmiştir. Osmanlıların son döneminde, okullarındaki kapıcılar da aynı isimle anılmıştır.
→