KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ta'rîz
Üstü kapalı ve dokunaklı söz; kapalı îtirâz etmek; bir tarafı gösterip diğer tarafı kasd etmek. Gıybet, açıkça söylemek sûretiyle olduğu gibi fiille, ta'rîzle, yazıyla, hareketle ve işâretle de olur. Göz kırpmakla, elle işâret etmekle…
→Kur’an ve TefsirTa'vîz
Kur'ân-ı kerîmde bildirilen ve Peygamberimizden naklen gelen duâları okumak veya bunları yazıp üzerinde taşımak. Ta'vîz câizdir. İnanan, güvenen kimseye fayda verir. Ta'vîz, yazılı muska olarak taşınır. (İbn-i Âbidîn ve Mevlânâ Osman Sâhib)
→Kur’an ve TefsirTabakât-I Müfessirîn
1. Kur'ân-ı kerîmdeki murâd-ı ilâhîyi, yâni kastedilen mânâyı açıklayan tefsîr ilmi ile meşgûl olan İslâm âlimlerinin dereceleri. Tabakât-ül-müfessirînin birinci derecesinden olan Hülefâ-i râşidîn (dört halîfe; hazret-iEbû Bekr, hazret-i Ömer, hazret-i Osman ve hazret-i Ali),…
→Kur’an ve TefsirTâbût-İ Sekîne
İsrâiloğullarının, içinde mukaddes emânetleri sakladıkları ve Mûsâ aleyhisselâmdan beri nakledilerek gelen altın kaplamalı sandık. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: " Nebîleri ( İşmoil aleyhisselâm ) onlara; hükümdârlığının açık alâmeti size o tâbûtu…
→Kur’an ve TefsirTâhâ
Kur’ân’ın yirminci sûresinin başında bulunan kesik harfler ve sûrenin adı. Bu harflerin anlamı hakkında farklı yorumlar yapılmış; kesin bilgisinin Allah’a ait olduğu da ifade edilmiştir. Hurûf-ı mukattaa maddesine de bakınız.
→Kur’an ve TefsirTaharet
Temizlik. tas. Ruh ve kalp temizliği, günah ve kötü huy kirinden arınma. Günahtan korunana zahiri tahir, Şeytanın vesevsesinden koruna- | na bâtıni tahir, masivadan korunana sırri tahir denir.
→Kur’an ve TefsirTahrîf
Bozma, değiştirme. Kur'ân-ı kerîmi güzel sesle ve tecvîd kâidelerine uyarak okumalıdır. Harfleri kelimeleri tahrîf ederek, tegannî etmek (mûsikî perdelerine uydurmak) harâmdır. Harfler bozulmazsa mekrûh olur. (İbrâhim Halebî) Şu anda dünyâda semâvî kitâbı olan üç…
→Kur’an ve TefsirTahrîm
Bir davranışın dinen kesin biçimde yasaklanması; haram kılma. Fıkıh usulünde yasağın delili, kesinlik derecesi ve hükme etkisi mezhepler arasında ayrıntılı biçimde incelenir. Kur’ân’ın 66. sûresi olan Tahrîm sûresi ayrı bir özel addır.
→Kur’an ve TefsirTahrîm Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış altıncı sûresi. Tahrîm sûresi on iki âyet-i kerîmedir. Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Bu sûrede; bütün mü'minlerin, emri altında olanları Cehennem'e götürecek davranışlardan korumaları, âhirette kâfirlerin özür bahâne ileri sürmelerinin fayda…
→Kur’an ve TefsirTalâk
Nikâh bağının belirli söz veya hukukî işlemle sona erdirilmesi. Talâkın ric‘î ve bâin türleri, sayı, iddet, nafaka ve dönüş imkânı bakımından farklı sonuçlar doğurur. Kur’ân boşamayı keyfî bir tehdit aracına dönüştürmemeyi, süreleri ve hakları…
→Kur’an ve TefsirTalâk Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış beşinci sûresi. Talâk sûresi on iki âyet-i kerîme olup, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Boşanma konularından bahsettiği için bu adı aldı. Sûrenin başında İslâm âile hukûkunun boşanma konusundaki hükümleri, sonunda da,…
→Kur’an ve TefsirTalâk-ı sünnî
Sünnette tarif edilen zaman ve usule uygun boşama. Genel çerçevede eşin hayız hâlinde olmadığı ve o temizlik döneminde cinsel ilişkinin gerçekleşmediği sırada bir talâkla boşanmasını ifade eder. Aynı anda birden çok talâk verme veya…
→Kur’an ve TefsirTâlût
İsrâiloğullarının hükümdârlarından. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Vakta ki Tâlût askeriyle (Kudüs-i şerîften cihâd için) ayrıldı. (Nebînin haber vermesiyle yâhut ilhâmla askerlerine) dedi ki: "Şübhesiz, Allah sizi bir ırmakla imtihân edicidir. Kim…
→Kur’an ve TefsirTârık Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin seksen altıncı sûresi. Târık sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). On yedi âyet-i kerîmedir. İsmini ilk âyet-i kerîmede geçen ve parlak bir yıldız mânâsına gelen Târık'tan alır. Sûrede; insanın yaratılışı, kıyâmet gününün zorluğu,…
→Kur’an ve TefsirTârûh
İbrâhim aleyhisselâmın asıl, öz babası. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm âliminin kitâbında yazıldığı üzere Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyârların hepsi; zamanlarının ve…
→Kur’an ve TefsirTasvîr
Kâğıda, kumaşa, duvara ve başka yerlere canlı ve cansız resimleri yapmak veya bu şekilde yapılan resimler. Hazret-i Âişe rivâyet ediyor (naklediyor): Odama, üzerinde tasvirler bulunan ince bir perde takmıştım. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem,…
→Kur’an ve TefsirTeayyün-İ Evvel
İlm-i ilâhîde ilk teayyün, zuhûr, ortaya çıkış. Peygamberlerin ve meleklerin bütün vilâyetleri, teayyün-i evveldedir. (Muhammed Bâkî-billah)
→Kur’an ve TefsirTecellî-İ Sûrî
Zât-ı ilâhînin veya isimlerinin kendilerinin değil, sûretlerinin, görüntülerinin tecellîsi. Başkalarının yolun sonunda kavuştukları ve Hakk-ul yakîn dedikleri, bize yolun başında Tecellî-i sûrî olarak hâsıl olmaktadır. (İmâm-ı Rabbânî) Tecellî-i sûrî, sâliki yâni tasavvuf yolcusunu fânî…
→Kur’an ve TefsirTecellî-İ Zât
İsim ve sıfatlar araya girmeden sâdece zât-ı ilâhînin tecellî etmesi. Tecellî-i zât,Peygamberlerin sonuncusuna (Muhammed aleyhisselâma) mahsûstur. O'nun yanısıra başka peygamberlere ve O'na çok uyan bu ümmetin evliyâsında da hâsıl olur. Başka peygamberlerin ümmetlerine nasîb…
→Kur’an ve TefsirTecribî İlimler
Tecribe ve müşâhede (gözlem) ile elde edilen bilgiler, ulûm-i akliyye (aklî ilimler). Bâzılarının İslâmiyet'ten ayrı ve uzak gördükleri tecribî ilimler, fenler, vesîkalar ve senetler hep İslâm dîninin birer şûbesi, dallarıdır. Yâni dînimiz tecribî ilimleri,…
→Kur’an ve TefsirTefe'ül
1. Bir şeyi uğur saymak, hayıra yormak, bir hâdiseyi hayra alâmet, işâret olarak görmek. Tefe'ülün mukâbili (zıddı) teşe'üm yâni uğursuz saymaktır. (Bkz. Teşe'üm) İslâm'da teşe'üm ( uğursuzluk ) yoktur. En hayırlısı tefe'üldür. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)…
→Kur’an ve TefsirTefvîzü’l-mehr
Mehir miktarı nikâh sırasında belirlenmeden yapılan evlilik. Mehir daha sonra eşlerin anlaşması, emsal mehir veya yetkili merciin takdiriyle belirlenir. Okuma notu Bu fıkıh terimi, tasavvuftaki “işleri bütünüyle Allah’a bırakma” anlamındaki tefvîz kavramından ayrıdır.
→Kur’an ve TefsirTegâbün Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış dördüncü sûresi. Tegâbün sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On sekiz âyet-i kerîmedir. Dokuzuncu âyette geçen ve aldanma mânâsına gelen Tegâbün kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; insanların mü'min ve kâfir olarak iki…
→Kur’an ve TefsirTekâsür Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz ikinci sûresi. Mekke'de nâzil oldu (indi). Sekiz âyettir. Tekâsür, çokluk ve çoklukla övünmek demektir. Sûrede, insanların âhiret günü Cehennem'i görecekleri ve suâle tâbi olacakları bildirilmektedir. (Râzî, Kurtubî) Tekâsür sûresinde meâlen buyruldu…
→Kur’an ve TefsirTekmîl Makâmı
Olgunlaştırmak, tamamlamak, kemâle erdirmek makâmı. Tasavvufta başkalarını yetiştirebilmek derecesine ulaşma. Tasavvuf yolunda nihâyete kavuştuktan sonra geriye dönenler, irşâd (öğretme, yetiştirme) ve tekmîl makâmına kavuşur. Allahü teâlânın kullarını dâvet için, onlara faydalı olmak için Hak'tan…
→Kur’an ve TefsirTekvîr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin seksen birinci sûresi. Tekvîr sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yirmi dokuz âyet-i kerîmedir. Birinci âyet-i kerîmede geçen ve güneşin dürülüp, ziyâsının (ışığının) gitmesi mânâsına olan Tekvîr kelimesi, sûreye isim olmuştur. Sûrede, kıyâmetin…
→Kur’an ve TefsirTenzîl
İndirmek, indirilmek; Allahü teâlâ tarafından indirilen kitab, Kur'ân-ı kerîm. İnzâl kelimesinde bir defada indirmek mânâsı bulunduğu halde, tenzîlde azar azar indirme mânâsı vardır. Kur'ân-ı kerîm Levh-i mahfûzdan Beyt-ül-izze (Kur'ân-ı kerîmin bir bütün hâlinde indirildiği…
→Kur’an ve TefsirTerceme (tercüme)
Bir sözü bir dilden başka bir dile çevirmek. Kur'ân-ı kerîm, hiçbir dile, hattâ Arabcaya da terceme edilemez. Herhangi bir şiirin, kendi diline bile, tam tercemesine imkân yoktur. Ancak meâli ve îzâhı, tefsîri olur. Bir…
→Kur’an ve TefsirTetayyur
Uğursuzluk, uğursuzluğa inanma. Tetayyur eden ve tetayyur olunan ve kâhinlik yapan ve kâhine giden ve sihir, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir. Kur'ân-ı kerîme inanmamıştır. (Hadîs-i şerîf-Hadîkat-ün-Nediyye)
→Kur’an ve TefsirTevbe
Pişmanlık, nedamet, dönme. tas. a Kalpteki kötülükte ısrar | düğümünü çözüp Hakk’a dönme ve Rabb'in hukukunu gözetme (cr). b Kötü ve | günah işlere pişman olup Hakk’a yönelme, Küfürden imaia dönmek kâfirlerin, kötü işlerden…
→Kur’an ve TefsirTevbe-İ Nasûh
Sâdık tövbe, işlediği günâhı bir daha yapmamak üzere tövbe etmek ve bu tövbesinde tam kararlı olmak. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey îmân edenler! Günâhlarınızdan Allahü teâlâya tevbe-i nasûh ile tövbe ediniz. (Tahrîm sûresi:…
→Kur’an ve TefsirTevekkül
Güvenme, bel bağlama, vekil tayin etme, havale etme. a Allah'ın katında olana güvenip halkın elinde ve avucunda olan şeye göz dikmemek (cr). b Vaat edilene güvenme. c Her halükârda yalnızca Allah’a sığınma. d Kalbin…
→Kur’an ve TefsirTevvâb
L^) [Ar.] Sözlük anlamı let “Geri dönmek, rücu etmek.” olan bu bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Alhür lah'ın güzel isimleri)dan olup Aleri lah’m sıfatı olarak “Tövbeleri çok kabul eden.” anlamında kuUanılmıştır. Bu terim, Kur’ân-ı hat Kerîm’de…
→Kur’an ve TefsirTeyemmüm
Su bulunmadığında veya suyu kullanmak zarar vereceğinde temiz toprak cinsinden bir yüzeye elleri vurup yüzü ve kolları mesh ederek yapılan hükmî temizlik. Niyet, kullanılacak yüzey, mesh edilecek alan ve teyemmümü bozan durumların ayrıntılarında mezhep…
→Kur’an ve TefsirTilâvet secdesi
Kur’ân’daki secde âyetlerinden biri okunduğunda veya dinlendiğinde yapılan secde. Secde için niyet edilir, tekbirle secdeye varılır ve tesbih okunarak tekrar kalkılır. Hükmü, secde âyetlerinin sayısı ve namaz içindeki uygulama ayrıntılarında mezhepler arasında farklı görüşler…
→Kur’an ve TefsirTîn Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan beşinci sûresi. Tîn sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Sekiz âyettir.Tîn, dağ adı veya incir demektir.Sûrede dört şeye yemîn edildikten sonra, insanoğlunun yaratılışı, kâinâtın en güzel yaratığı olduğu, buna rağmen günâh ve…
→Kur’an ve TefsirTu‘me
Geçimlik, tahsis ve yararlanma payı. İslâm devlet geleneğinde bazı görevlilere veya ihtiyaç sahiplerine kamu gelirlerinden ayrılan geçici tahsisatı ifade eder. Tu‘me mutlak özel mülkiyet anlamına gelmez; tahsisin hukukî niteliği ve devamı dönemin malî-idarî düzenine…
→Kur’an ve TefsirTûr-İ Sînâ
Tûr dağı. Allahü teâlânın Mûsâ aleyhisselâmı peygamberlikle müjdelediği ve sonra Tevrât'ı indirdiği, Kızıldeniz'in kuzeyinde, Asya ve Afrika kıtalarının arasındaki Sinâ yarımadasının güney kısmında yer alan dağ. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Biz…
→