KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ma'iyyet
Berâberlik. Her an Allahü teâlâ ile berâber olma. Huzur, cem'iyyet, vilâyet-i Hâssa-i Muhammedî de denir. Ma'iyyet yolu, cezbe (Allahü teâlânın çekmesi) yollarından biridir. Ma'iyyet yolundan Allahü teâlâya kavuşmak nasîb olursa, aracı, vâsıta olmaksızın kavuşulur.…
→Kur’an ve TefsirMa'nevî Huzûr
Allahü teâlâyı anarak emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmak sûretiyle kalbde meydana gelen rahatlık. Kalbler, Allahü teâlâyı zikr ederek, mânevî huzûra kavuşur. (İmâm-ı Gazâlî)
→Kur’an ve TefsirMa'rûf (mârûf)
Dînin ve aklın beğendiği şey. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: İçinizden, insanları hayra çağıracak, ma'rûfu emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmrân sûresi: 104) Mü'minler, ma'rûf olan…
→Kur’an ve TefsirMaâz-Allah
"Allahü teâlâya sığınırım" mânâsına, tehlikeli, zararlı ve istenmeyen durumlardan korunmak için söylenen bir söz. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: Yûsuf (aleyhisselâm); "Maâz-Allah, biz malımızı kimin yanında bulmuşsak ancak onu alırız. Yoksa haksızlık etmiş oluruz"…
→Kur’an ve TefsirMâcid
Sözlük anlamı “Şan ve şeref sahibi, hayrı ve ihsanı bol, lütfü ve keremi sonsuz.” olan bu söz, “esmâ’ü’lhüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekle beraber Allah’ın doksan dokuz ismini veren…
→Kur’an ve TefsirMâde zarb
Hadis yazımında yanlışlıkla fazla yazılmış harf, kelime veya ibarenin üzerine çizgi çekerek yahut özel işaret koyarak metinden düşürüldüğünü gösterme usulü. Bu tashih yöntemi, yazma nüshada yanlış kısmı okunamaz hâle getirmeden korur ve metnin ilmî…
→Kur’an ve TefsirMahlûk
Yaratılmış; yoktan vâr edilmiş. Rabbimiz cism değildir, zamânı, mekânı yok. Maddeye hulûl eylemez, böyle olmalı îmân. Mahlûka muhtaç değildir, ortağı benzeri yok, Her şeyi O'dur yaratan hem de varlıkta tutan. (M. Sıddîk Gümüş) Vilâyete…
→Kur’an ve TefsirMâlikü’l-Mülk
“Mülkün sahibi.” anlamında bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a izafe edümektedir. “Âl-i İmrân suresi” nin 26. ayetinde mealen “De ki, Allahım, ey mülkün sahibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü…
→Kur’an ve TefsirMânây-I Zâhirî
Bir lafzın görülen, anlaşılan, meşhûr mânâsı. Âl-i İmrân sûresinin başında bildirildiği üzere, Kur'ân-ı kerîmin âyetleri iki türlüdür. Biri muhkemât olup, mânâsı açık, meydanda olan âyetlerdir. İkincisi, müteşâbihat denilen, mânâsı kapalı olan âyetlerdir. Bunlara mânây-ı…
→Kur’an ve TefsirMânây-I Zımnî
Bir lafzın konulduğu mânânın tamâmının içerisindeki cüz'î, husûsî mânâlardan herbiri. İnsan lafzının tam mânâsı, karşılığı hayvân-ı nâtık (konuşan, düşünen canlı)dır. Bu mânâyı meydana getiren nâtık (düşünen) ve hayvân (canlı) mânâlarından her biri, insan lafzının…
→Kur’an ve TefsirMâni
Sözlük anlam “Mahrum etmek, engel olmak olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Koruyucu kollayan, yardım eden.” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de on al tı ayette yer almaktadır (bk. M. F Abdülbâkî,…
→Kur’an ve TefsirMaraz-I Kalbî
Kalb hastalığı, bozuk îtikâd; kibir, hased (kıskançlık), kin ve riyâ (gösteriş) gibi kalb hastalıkları. Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere tutulması. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Onların kalblerinde maraz vardır. Cenâb-ı Hak (Kur'ân-ı…
→Kur’an ve TefsirMe‘âlî
Hadis rivayetinde isnadı atalardan ve dedelerden başlayarak nakletme biçimi. Terim, aile içinden kuşaklar boyunca aktarılan rivayet zincirlerini ifade eder. Okuma notu Bu madde Meâric sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında sonraki sütunun başlığı açıklamaya…
→Kur’an ve TefsirMeâric Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yetmişinci sûresi. Meâric sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk dört âyet-i kerîmedir. Üçüncü âyet-i kerîmede geçen el-Meâric kelimesinden dolayı Sûret-ül-Meâric denilmiştir. Meâric, ma'recin çoğulu olup yükselme dereceleri demektir. Sûrede, kıyâmetin nasıl olacağı…
→Kur’an ve TefsirMebde' Ve Meâd
Başlangıç ve sonuç, dünyâ ve âhiret; mahlûkların (yaratılmışların) nereden ve nasıl vücûda geldiği, onları kimin yarattığı, yaratılış hikmetleri, sonunda ne olacakları ve ölümden sonraki hâlleri. Kelâm; Allahü teâlânın zât ve sıfatlarından, nübüvvet (Peygamberliğe âit…
→Kur’an ve TefsirMecîd
Sözlük anlamı “Soylu, asil” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “Çok itibarlı, şerefli, cömert.” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a izafe edilmektedir: “Hûd suresi”. Ayrıca bu terim iki ayette de “çok şerefli” anlamında Kur’ân’m…
→Kur’an ve TefsirMedenî
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde nazil olan Kur’ân-ı Kerîm’deki sure veya ayetler; bk. sûre 2. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında bu şehirde ortaya çıkan ve yayılan hadisler. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında…
→Kur’an ve TefsirMedh
Övme, iyi taraflarını anlatma; bir kimse hakkında iyi şeyler söyleme. Medh olunmağı sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kabâhatlerini, kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasîhatları işitmez olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Şâyet biriniz diğerini…
→Kur’an ve TefsirMedîne-İ Münevvere
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremeden hicret ettikten sonra, yerleştiği, ilk İslâm devletini kurduğu ve kabr-i şerîfinin bulunduğu şehir. Hicretten önceki adı Yesrib olup, hicretten sonra Medînet-ür-Resûl (Peygamber şehri) veya Medîne-i münevvere…
→Kur’an ve TefsirMefhûm-I Muvâfık
Lafızda (sözde) zikredilmeyen mânânın bizzat zikredilen mânâya hükümde uygunluğu. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ana-babaya öf bile deme. (İsrâ sûresi: 23) Âyet-i kerîmede zikredilen ana-babaya öf demek yasaklandığı gibi mefhûm-ı muvâfık ile onları dövmek…
→Kur’an ve TefsirMehr (mehir)
Erkeğin evlenirken kadına vereceği ve kadının hakkı olan altın, gümüş veya her hangi bir mal yâhut menfaat. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Nikâh ettiğiniz kadınların mehirlerini seve seve verin. Şâyet ondan bir…
→Kur’an ve TefsirMekkî
Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti öncesinde bu şehirde nazil olan Kur’ân-ı Kerîm’dekl sure veya ayetler; bk. sûre 2. Hz. Peygamber’in Mekke yıllarında ortaya çıkan ve yayılan hadisler. Hz. Peygamber’in Mekke yıllarında ortaya çıkan ve yayılan…
→Kur’an ve TefsirMekkî Sûreler
İçerisindeki âyet-i kerîmelerin çoğunun Mekkî (hicretten önce inmiş) yâhut, baş kısmı Mekkî âyet-i kerîmeler olan sûreler. Mushafların (Kur'ân-ı kerîmlerin) bir çoğunda, sûrelere başlık olarak yapılan dikdörtgen içinde şu bilgiler görülür: Bu sûre Mekkî'dir. Şu…
→Kur’an ve TefsirMelek-Ül-Mevt
Ölüm meleği, Azrâil aleyhisselâm. (Bkz. Azrâil Aleyhisselâm) Allahü teâlâ Kur'ân-kerîmde meâlen buyurdu ki: (Ey Resûlüm onlara) de ki: Sizin canınızı almaya vekil kılınan Melek-ül-mevt canınızı alacak; sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz. (Secde sûresi: 11) Melek-ül-mevt,…
→Kur’an ve TefsirMelekût âlemi
Gözle görülmeyen âlem, ruh ve mânâ âlemi. Buna yalnız Melekût da denir. (Bkz. Âlem) Eğer şeytanlar, âdem-oğlunun (insanoğlunun) kalblerinde dolaşmasaydı; onlar melekût âlemine bakarlardı. (Hadîs-i şerîf-Ahmed bin Hanbel) Mîdesini dolduran kimse, melekût âlemine yükselemez.…
→Kur’an ve TefsirMelik
Padişah, şah, sultan. tas. Veli, ermiş. Evliyadan bazıları halktan herhangi biri gibi yaşar, hatta bunlar ömürlerini yoksul kişiler gibi geçirdiklerinden haklarında “Aba altındaki melikler,” denilmiştir. Bkz. Sultan, Şah.
→Kur’an ve TefsirMelik (el-Melik)
1.Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Zâtında, sıfatlarında, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şey varlığında ve varlıkta kalmasında O'na muhtaç olan, her şeyin sâhibi, yaratıcısı. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O Allahü teâlâ hak…
→Kur’an ve TefsirMennân
Sözlük anlamı k “İyilik etmek, nimet vermek, bir.” iyiliği başa kalkmak.” olan bu e, söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah'ın agüzel isimleri)dan olup “Allah'ın si kullarına olan ihsanının bolluğu a ve sayısız nimet verdiği.” anlamında olup Kur’ân-ı…
→Kur’an ve TefsirMerviyyât
Rivayet yoluyla nakledilmiş haber ve hadislerin bütünü. Hadis kitaplarında bir râvinin, bölgenin veya konunun rivayet malzemesini ifade eder. Merviyyâtın varlığı tek başına sıhhat hükmü değildir; rivayetler sened ve metin tenkidiyle ayrı ayrı değerlendirilir.
→Kur’an ve TefsirMeryem Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on dokuzuncu sûresi. Meryem sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Doksan sekiz âyet-i kerîmedir.Hazret-i Meryem ve onun Îsâ aleyhisselâmı dünyâya getirmesi anlatıldığından, sûre bu ismi almıştır. Sûrede; Îsâ aleyhisselâmın, hazret-i Meryem'den babasız…
→Kur’an ve TefsirMescid-İ Dırâr
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz zamânında münâfıkların (inanmadıkları hâlde, müslüman görünenlerin) fitne, fesâd yuvası ve silah deposu olarak Kubâ'da yaptırdıkları mescid. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Bir de şunlar var ki,…
→Kur’an ve TefsirMevkıf
Durak, durulacak yer; kıyâmette ölülerin diriltildikten sonra toplanacakları yer; Arasât meydanı, mahşer yeri. (Bkz. Mahşer) Âhirette, peygamberlerin, kendilerine inen kitâblarını okumaları tamâm olduktan sonra, bir nidâ (ses) gelir ki: "Ey mücrimler (kâfirler) ayrılınız!" (Yâsîn…
→Kur’an ve TefsirMezheb İmâmı
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş olan din bilgilerini, Eshâb-ı kirâmdan işiterek veya nakl ile toplayan, açıkça bildirilmemiş olanları da, kendi koydukları usûllere (metod) göre açıkça bildirilmiş olanlara benzeterek çıkaran derin âlim, mutlak…
→Kur’an ve TefsirMıshaf
Kur'ân-ı kerîmin tamâmının yazılı olduğu mübârek kitab. (Bkz. Mushaf)
→Kur’an ve TefsirMıska
Şifâ âyet-i kerîme ve duâlarının yazılı olduğu kâğıt, muska. (Bkz. Rukye) Kur'ân-ı kerîm ile ve duâ ile olan mıskaları yapmak ve kullanmak câizdir ve insanı korurlar. Kur'ân-ı kerîm maddî ve mânevî her derde şifâdır…
→Kur’an ve TefsirMîkâ'îl
Allah’ın u’lverdiği rızık ile ilgilenen ve ol Kur’ân-ı Kerîm’de mealen “Kim sı) Allah’a, meleklerine, rasullerine, bi Cebrâil ve Mikâil’e düşman olurek sa bilmelidir ki Allah kâfirlerin abi düşmanıdır.” (“Bakara suresi” çin biçiminde adı geçen…
→Kur’an ve TefsirMinnetdâr
Birinden gördüğü iyileğe karşı mahcup ve müteşekkir kalan. Kur'ân-ı kerîmi toplayan, Şeyhayn'dır (hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer'dir). Bugün bilinen İslâm ilimlerinin hepsini, Şeyhayn ortaya koydu. Arabı, Acemi hidâyete getiren, Şeyhayn'dır. Şeyhayn'a bütün insanlar…
→Kur’an ve TefsirMiras
Vefat eden kimsenin geride bıraktığı mal, hak ve borçların hukukî haleflere geçmesi. Geride bırakılan bütüne tereke denir. Cenaze giderleri ve borçlar ödendikten, geçerli vasiyetler yerine getirildikten sonra kalan tereke mirasçılar arasında paylaştırılır. Paylar yakınlık,…
→Kur’an ve TefsirMiskin
Zavallı, biçare, hor ve hakir görülen kimse. tas. Kendisine hiçbir varlık tanımayan, mahviyet sahibi derviş. Derviş olan kişilerin miskinliktir sermayesi Miskinlikten özge bize mal u mülk gerekmez Yünus “Allah'ım beni miskin olarak yaşat, miskin…
→Kur’an ve TefsirMu'ahhir
Sözlük an lamı “Sonraya kalan.” olan b söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Geriy bırakan.” anlamında “esmâ'ü’ hüsnâ”dan olup Allah’a nispe edilmektedir. Allah’ın doksa dokuz ismini veren İbn Mâce v Tirmizî rivayetlerindeki listed 475 mu'âmelât li de…
→Kur’an ve TefsirMu'cize (mûcize)
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniyle meydana gelen hârikulâde (olağanüstü) haller. Bir şeyin mûcize olabilmesi için şu şartlar lâzımdır: Allahü teâlâ o şeyi mûtâd (alışılmış) sebepler dışında yaratmış olmalıdır. Hârikulâde (olağanüstü) olmalıdır.…
→Kur’an ve TefsirMu'iz
Sözlük anlamı “Aziz ve kutsal kılan.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin olup “Dilediği kimseyi yücelten, değerli kılan.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. Bu isim, Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekle beraber, aynı kökten gelen “aziz” ve…
→Kur’an ve TefsirMu'temed
1. Sözüne güvenilir kimse. Hudeybiye günü, Tebük ve Buvat gazâlarında ve daha pekçok yerde, susuzluk baş gösterince, Peygamber efendimizin mübârek parmaklarından fışkıran sudan Eshâb-ı kirâm içip susuzluklarını gidermişlerdir. Bu mûcizeler, çok sağlam rivâyetlerde mu'temed…
→Kur’an ve TefsirMuavvizât
Korunma ve Allah’a sığınma amacıyla okunan sûre ve âyetler için kullanılan ortak ad. Dar anlamda Felak ve Nâs sûreleri Muavvizeteyn diye anılır. İhlâs sûresinin de bunlara eklenmesiyle üç sûre birlikte Muavvizât olarak okunur.
→Kur’an ve TefsirMuavvizeteyn
“Sığınma bildiren iki sûre.” Kur’ân’ın son iki sûresi olan Felak ve Nâs sûrelerinin ortak adıdır. Her iki sûre kötülüklerden Allah’a sığınma ifadeleriyle başladığı için bu adla anılır; dua, korunma ve şifa niyetiyle birlikte okunmaları…
→Kur’an ve TefsirMudıll (el-Mudıll)
Dalâlete düşüren, doğru yoldan çıkarıp, eğri yola saptıran mânâsına, Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından, güzel isimlerinden. Allahü teâlânın isimleri aynı zamanda sıfatlarıdır. Allahü teâlânın Hâdî (hidâyete kavuşturucu) Mudıll sıfatları vardır. İnsanlardan bâzılarına Hâdî, bâzılarına Mudıll…
→Kur’an ve TefsirMufassal
Kur’ân’ın son bölümündeki, sûreleri görece kısa ve besmelelerle sıkça ayrılmış sûreler topluluğu. Yaygın tasnif Başlangıç sûresi konusunda farklı kabuller bulunmakla birlikte bölüm genellikle Kāf veya Hucurât sûresi civarından Nâs sûresine kadar uzatılır. Kendi içinde…
→Kur’an ve TefsirMuğnî
Sözlük anlamı “Zenginlik veren.” olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “İnsanlara mal ve mülk veren.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ”dan olup Allah’a nispet edilmektedir. Bu isim, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce üstesinde bulunmazken Tirmizî rivayetlerindeki listede…
→Kur’an ve TefsirMuhammed Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk yedinci sûresi. Muhammed sûresi, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Otuz sekiz âyet-i kerîmedir. İkinci âyetinde Resûl-i ekremin ism-i şerîfi geçtiğinden sûreye Sûret-ül-Muhammed denilmiştir. Ayrıca yirminci âyet-i kerîmede kıtale (adam öldürmeye) işâret…
→Kur’an ve TefsirMuhammediyye
Hz. Muhammed’in hayatını, ahlâkını, mûcizelerini ve dinî öğretileri anlatan eserlerin ortak adı. Türk edebiyatında Yazıcıoğlu Mehmed’in manzum Muhammediyye si türün en etkili örneklerindendir. Eserler mevlid, siyer, şemâil ve dinî-didaktik şiir gelenekleriyle kesişir.
→Kur’an ve TefsirMuhît (el-Muhît)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). İhâta eden, çeviren, ilmi her şeyi kuşatan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allahü teâlânın ilmi ve kudreti her şeyi muhîttir. (Nisâ…
→Kur’an ve TefsirMukabele
Kur’ân okumalarında bir kişinin okuyuşunu diğerlerinin metinden takip etmesi; özellikle ramazan ayındaki karşılıklı tilâvet geleneği. Mevlevîlikte âyin-i şerifin semâ, musiki ve selâmlarla icra edilen bütününe verilen ad. İki anlam bağlama göre ayrılmalıdır; Mevlevî mukabelesi…
→Kur’an ve TefsirMukarreb
Yakınlaştırılmış. 1. Cennette dereceleri en yüksek olan. Îmânları ileride olanlar, Allahü teâlâya yaklaşmakta ileride olanlardır. Bunların hepsi mukarreblerdir. (Vâkıa sûresi: 10) Üç çeşit fakir vardır.Birincisi, istemezler verince de almazlar. Bunlar İlliyyînde meleklerledir. İkincisi istemez,…
→Kur’an ve TefsirMukît
Sözlük anlamı “Vücudun ve ruhun gıdasını veren, gücüyetip koruyan.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “Her şeye gücü yeten.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Nisa suresi” nin 85. ayetinde geçmektedir. Bu…
→Kur’an ve TefsirMuksıt
Sözlük anlamı “Adaletli davranan, adaletli.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup sözlük anlamında Allah’a nispet edilmektedir. Bu isim, Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan geçmemekle birlikte, müfessirler “Âl-i İmrân suresi” nin 18. ayetinde geçen “kâ'imen…
→Kur’an ve TefsirMuktedir
Sözlük an lamı “Gücü yeten.” olan bu söz “esmâ’ü’l-hüsnâ” [Allah’ın güze isimleri)dan olup “Her şeye gücü yeten, kuvvetli.” anlamında Al lah’a nispet edilmektedir Kur’ân-ı Kerîm’de dört ayette geçmekte olan bu isim, Allah’ın doksan dokuz…
→Kur’an ve TefsirMuktedir (el-Muktedir)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Kudret sâhibi, her şeye gücü yeten. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allahü teâlâ, her şeye muktedirdir. (Kehf sûresi: 45) Allahü teâlâ kıyâmeti şimdi koparmaya, muktedirdir. İsterse…
→Kur’an ve TefsirMûsâ Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Ülü'l-azm adı verilen altı büyük peygamberden biridir. Yâkûb aleyhisselâmın soyundan, İmrân adında bir zâtın oğlu, Hârûn aleyhisselâmın kardeşidir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Vaktâ ki Mûsâ (aleyhisselâm) onlara Rab…
→Kur’an ve TefsirMusavvir (el-Musavvir)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). En güzel sûrette şekil veren. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O Allahü teâlâ hâlıktır (varlıkları yaratandır) , bârîdir (var edendir) , musavvirdir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve…
→Kur’an ve TefsirMutaffifîn Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin seksen üçüncü sûresi. Mutaffifîn sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi.) Otuz altı âyet-i kerîmedir. Ölçü ve tartıda hîle yapanları kötüleyerek başladığı için sûreye, Sûret-ül-Mutaffifîn denilmiştir. Sûrede, Allahü teâlâyı inkâr edenlerin ve günâhkârların uğrayacağı…
→Kur’an ve TefsirMutlak Vilâyet
Evliyâlık. Vilâyet, husûsî veya umûmî olur. Umûmî vilâyet, mutlak vilâyettir. Vilâyet-i hâssa (husûsî vilâyet) de vilâyet-i Muhammedîdir ki, tam fenâ ve ekmel (en olgun)bekâdır. Bunda nefs, râdî ve mardîdir. (İmâm-ı Rabbânî)
→Kur’an ve TefsirMuttaki
Takva sahibi. tas, a İnanan, usülüne uygun namaz kılan, zekat veren. b Dini görevlerin hepsini yerine getiren (cr).
→Kur’an ve TefsirMü’min
Allah’a, peygamberlerine ve bildirilen iman esaslarına inanıp tasdik eden kimse. Kelime güven veren ve güven içinde olan anlamlarını da taşır. el-Mü’min , kullarına güven veren ve onları korkudan emin kılan anlamıyla Allah’ın güzel isimlerindendir.…
→Kur’an ve TefsirMü'min (el-Mü'min)
1. Allahü teâlânın Esmâ-ül-hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Her türlü emân ve emniyet (güven) veren. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O, mâlik ve sâhiptir, münezzehtir, selâmet…
→Kur’an ve TefsirMü'min Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırkıncı sûresi. Gâfir sûresi de denir. Mekke-i mükkerremede nâzil oldu (indi). Sûre 85 âyet olup, 56 ve 57. âyetleri Medîne-i münevverede nâzil oldu. 28-45. âyet-i kerîmelerinde, Fir'avn'ın âilesinden mü'min bir kişinin vasıfları…
→Kur’an ve TefsirMübâhele
Lânetleşme. Dar anlamda hazret-i Îsâ'nın ilâh ve Allahü teâlânın oğlu olduğunu söylemekte ısrâr eden ve bu inanışlarının yanlış olduğunu kabûl etmeyen hıristiyanlara, Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem); "... Gelin oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı,…
→Kur’an ve TefsirMübdi
dan olup u “Varlıkları ilk yaratan.” anlaan mmda bu sözün türevleri ile Alel lah’a nispet edilmektedir. Bu iz isim, Kur’ân-ı Kerîm’de doğrudan geçmemekle birlikte onun türevlerinden olan “bed'” ve “i'âde'” sözleri Allah’a nispet edilmektedir.…
→Kur’an ve TefsirMübeşşir
1. Kabirde, mü'minlere suâl soran melek. (Bkz. Münker ve Nekîr) 2. Müjdeleyici mânâsına Peygamber efendimizin isimlerinden. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Şüphesiz biz seni şâhid, mübeşşir ve nezîr (azâb ile korkutucu) olarak gönderdik. (Feth…
→Kur’an ve TefsirMübtelâ
Bir şeye tutulmuş, sınanmış veya güçlü biçimde bağlanmış kimse. Tasavvuf şiirinde çoğunlukla ilâhî aşka tutulmuş âşık için kullanılır. Âşık maddesine de bakınız.
→Kur’an ve TefsirMücâdele Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli sekizinci sûresi. Mücâdele sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yirmi iki âyet-i kerîmedir. Birinci âyetinde geçen Mücâdele kelimesinden dolayı sûreye, Sûret-ül-Mücâdele denilmiştir. Sûrede; cemiyet ve muâşeret âdâbı (insanların birbirleri ile olan münâsebetlerinde…
→Kur’an ve TefsirMücessime
Kur'ân-ı kerîmdeki müteşâbih (mânâsı kapalı) âyetleri, zâhir (görünen)mânâsına göre açıklayıp, Allahü teâlânın el ve yüz gibi organlarının bulunduğunu, dolayısıyla madde ve cisim olduğunu iddiâ ederek doğru yoldan ayrılan bozuk fırka. Bu fırkaya müşebbihe de…
→Kur’an ve TefsirMüctehid-İ Mukayyed
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden yeni hükümler çıkaran İslâm âlimi. Mukayyed müctehid. (Bkz. Müctehid fil-Mezheb) Müslümanlar, ya müctehid (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkaran İslâm âlimi) olur, yâhut ictihâd…
→