KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Haber-İ Meşhûr
Başlangıçta râvîsi (rivâyet edeni, bildireni) sınırlı iken, sonraki devirlerde, daha çok kimse tarafından nakledilen haber, hadîs-i şerîf. Haber-i meşhûrun, hadîs-i şerîf olduğunu kabûl etmeyerek inkâr eden, bid'at sâhibi olur. (İbn-i Kudâme)
→Kur’an ve TefsirHabîr
“Esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olan bu söz, “Bilen, bir varlığın özünü ve niteliğini yakından tanıyan.” anlamında Allah’ın sıfatlarından olup Kur’ân-ı Kerîm’de bir yerde “hubr” maştan, kırk dört ayette de “habîr” ismi Allah için kullanılmıştır.…
→Kur’an ve TefsirHabîr (el-Habîr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyin hakîkatini, kâinâtın, varlıkların, görünen ve görünmeyen her şeyi hakkıyla bilen, hiçbir zerrenin hareketi ve hareketsizliği ilminden hâriç olmayan, nefslerin ne ile mutmain (huzurlu) ne ile huzursuz…
→Kur’an ve TefsirHac rehberi
Hac ibadetinin menâsikini, mekânlarını ve uygulama sırasını hacılara öğreten, yolculuk boyunca gruba kılavuzluk eden kimse. Klasik kullanımda delîl adıyla da anılır. Görevi yalnız yol göstermek değil; ihram, tavaf, sa‘y, Arafat vakfesi, Müzdelife ve Mina…
→Kur’an ve TefsirHâdî
“Doğru yolu gösteren, hidayet eden, hayır ve mutluluk veren.” anlammdaki bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup “İnsana akıl, muhakeme ve zarurî bütün bilgileri veren, ebedî mutluluğu sağlayacak manevî yolu gösteren.” anlamıyla Allah’ın sıfatı…
→Kur’an ve TefsirHâdî (el-Hâdî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarından dilediğine doğru yolu gösteren, kullarının havâssına (seçilmişlerine) doğrudan insanların avâmına (havâsstan aşağı derecede olanlara) yarattıkları varlıkları vâsıtasıyla kendini tanıtan yüce Allah. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Rabbin,…
→Kur’an ve TefsirHadîd Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli yedinci sûresi. Hadîd sûresi Medîne-i münevverede nâzil olmuştur (inmiştir). Yirmi beşinci âyet-i kerîmede demir mânâsına olan hadîdin ehemmiyetinden (öneminden) ve fâidelerinden bahsedildiği için, sûreye Hadîd ismi verilmiştir. Bütün varlıkların Allahü teâlâyı…
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ âhâd
Hep bir kimse tarafından rivâyet edilen, bildirilen, müsned-i muttasıl (Resûlullah efendimize varıncaya kadar, rivâyet edenlerden yâni nakledenlerden hiçbiri noksan olmayan) hadîs-i şerîfler.
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Hasen
Bildirenler (râvîler) sâdık (doğru) ve emîn (güvenilir) olmakla beraber hâfızası, anlayışı sahîh hadîsleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kimselerin bildirdiği hadîs-i şerîfler. YüceAllah, can boğaza gelmedikçe, (îmânlı) kulunun tövbesini kabûl eder. Bu hadîsi Tirmîzî rivâyet…
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Kavî
Resûlullah efendimizin, söyledikten sonra, peşinden bir âyet-i kerîme okuduğu hadîs-i şerîfler.
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Merdûd
Mânâsı olmayan ve rivâyet şartlarını taşımayan söz.
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Mevdû
Bir hadîs imâmının şartlarına uymayan hadîs-i şerîfler. Bir müctehid (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlim), bir hadîsin sahîh (doğru) olması için, lüzûm gördüğü şartları taşımıyan bir hadîs için; "Benim mezhebimin usûlünün kâidelerine…
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Mevsûl
Sahâbînin (Resûlullah efendimizin arkadaşları); "Resûlullah'tan işittim, böyle buyurdu" diyerek haber verdiği hadîs-i şerîfler. Bunda, Resûl-i ekreme kadar rivâyet edenlerin hiç birinde kesinti olmaz.
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Mu'allak
Baştan bir veya birkaç râvîsi(rivâyet edeni, nakledeni) veya hiçbir râvîsi belli olmayan hadîs-i şerîfler.
→Kur’an ve TefsirHadîs-İ Mütevâtir
Bir çok Sahâbînin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler. Mütevâtir hadîsleri rivâyet edenlerin yalan üzerinde sözbirliği yapmaları mümkün…
→Kur’an ve TefsirHâdiye’t-tarîk
Yolu gösteren ve doğru istikamete ulaştıran. Allah’ın hidayet verici oluşunu ifade eden tasavvufî-dinî tamlamalardan biridir. Beşerî mürşit ancak öğretir ve rehberlik eder; kalbe hidayeti verenin Allah olduğu vurgulanır.
→Kur’an ve TefsirHâfıza
Hıfz etme (ezberleme) ve hatırda tutma kuvveti. His organları ile duyulmayan fakat duyulanlardan çıkarılan mânâları saklayan mânevî duygu merkezlerinden biri. Hocam Vekî'e hâfızamın zayıflığından şikâyet ettim. Günâhları terketmemi söyledi. (İmâm-ı Şâfiî) Az yemek yiyenin…
→Kur’an ve TefsirHaham
Yahûdî din adamı. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Ey îmân edenler! Muhakkak ki; hahamlardan ve râhiplerden bir çoğu, bâtıl sebeplerle, insanların mallarını yerler ve onları Allah'ın yolundan alıkorlar. Altını ve gümüşü yığıp…
→Kur’an ve TefsirHakim
Bilge, hikmeti bilen. Filozof. tas. Safi, arif Dini hükümleri uygulamada halka kolaylık gösterdiği halde kendisi titiz davranan âlim. Hakimler peygamberlerin halefleridir. Nübüvvetten sonra hikmet gelir. ; Hikmet her hususta en mükemmeli ortaya komaktir. Bazi…
→Kur’an ve TefsirHâkka Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış dokuzuncu sûresi. Hâkka sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen el-Hâkka kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede, Kur'ân-ı kerîmin doğruluğu ve Allahü teâlânın kelâmı olduğu açıklanmakta,…
→Kur’an ve TefsirHalîfe-İ âdile
Halîfe olacağı, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfin işâreti ile anlaşılan halîfe. Hazret-i Ebû Bekr'in halîfeliği böyledir.
→Kur’an ve TefsirHalîfe-İ Râşide
İnsanlara, İslâm dînini anlatma vazîfesini Peygamber efendimiz gibi yapan ve âyet-i kerîmelerde veya hadîs-i şerîflerde halîfe olacağı işâret olunan halîfe. Buna, Halîfe-i âdile de denir. (Bkz. Hulefâ-i Râşidîn)
→Kur’an ve TefsirHâlik
“Yara tan” anlamında “esmâ'ü’l hüsnâ” (Allah’ın güzel isimle ri)dan bir ad. Bu söz, Kur’ân- Kerîm’de yüz on yedi ayette fii çekimiyle ve türevleriyle, elli ik ayette de mastar olarak Allah’ nispet edilmiştir. Ayrı ca…
→Kur’an ve TefsirHalîm
Sözlük de anlamı, “Sabırlı, akıllı, ağırbaşlı.” lolan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” z, (Allah’ın güzel isimleriydin, olup öl “Kudretli olduğu hâlde birdenbire ve öfkelenip cezalandırmayan, zada man içinde gelişmelere göre ceza vermeyi uygun bulan.” anlamma. da…
→Kur’an ve TefsirHalîm (el-Halîm)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hep hilm sâhibi olan; günâh işleyenlerin, günâh işlemelerini ve emirlerine muhâlefetlerini, karşı geldiklerini gördüğü hâlde gazablanmaya ve onları cezâlandırmaya gücü yettiği hâlde, acele etmeyen. Allahü teâlâ kullarına…
→Kur’an ve TefsirHamîd (el-Hamîd)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her dilde ve her kalbde övülen. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Şüphesiz Allahü teâlâ ganîdir, hamîddir. (İbrâhim sûresi: 8) El-Hamîd ism-i şerîfini söyliyen, işinde, sözünde ve ahlâkında başkalarının…
→Kur’an ve TefsirHamr
Aklı örten ve sarhoşluk veren içki. Kelime örtmek anlamındaki kökten gelir. Kur’ân’da içkinin yasaklanması tedricî bir süreçte bildirilmiştir. Fıkıhta yalnız üzüm şarabının mı yoksa sarhoşluk veren bütün maddelerin mi hamr hükmünde olduğu tartışılmış; genel…
→Kur’an ve TefsirHannâs
İnsanların kalblerine vesvese veren sinsi şeytan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: (Ey Habîbim!) De ki: İnsan ve cinden olan ve insanların göğüslerine (îmân ve îtikâdına) vesvese veren hannâsın şerrinden insanların mâbûduna ve…
→Kur’an ve TefsirHarîs
Hırslı, bir şeye çok düşen, istekli. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Andolsun ki size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O'na çok ağır gelir. Çünkü O sizin hidâyetiniz için çok harîstir,…
→Kur’an ve TefsirHârûn Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîm'de adı geçen peygamberlerden. Allahü teâlâ kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Selâm, Mûsâ ve Hârûn üzerine olsun. (Saffât sûresi: 120) (Mûsâ aleyhisselâma peygamberliği bildirilince) dedi ki: "Ve kardeşim Hârûn ise, lisânen benden daha…
→Kur’an ve TefsirHaseb
Şeref, asâlet, ahlâk ve soy temizliği. Kişinin hasebi ahlâkıdır, keremi dînidir. (Hadîs-i şerîf-Nihâye) Baktım ki, insanlardan her biri mal, haseb, şeref ve neseb aramaktadır. Anladım ki bunlar bir şey değil. "Allah katında en üstününüz…
→Kur’an ve TefsirHased
Kıskanmak, çekememek. Allahü teâlânın bir kimseye ihsân ettiği nîmetin, onun elinden çıkmasını istemek. Zararlı bir şeyin ondan ayrılmasını istemek, hased olmaz, gayret olur. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Hased ettiği zaman hasedcinin…
→Kur’an ve TefsirHasenât
Allahü teâlânın beğendiği işler, iyilikler. Hasenenin çokluk şekli. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Hasenât, günahları yok eder. (Hûd sûresi: 115) Sıcak su, buzu erittiği gibi, iyi huy da hatâları eritir. Sirke balı…
→Kur’an ve TefsirHasîb (el-Hasîb):
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her mahlûkun (yaratılmışın) varlığına, varlığının devâmına, âhirette hesâbını görmeğe kâfi olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O peygamberler ki, Allah'ın emir ve yasaklarını insanlara tebliğ ederler ve O'ndan…
→Kur’an ve TefsirHaşîşiyye
Haşîş kullandığı iddia edilen kimseler için tarih kaynaklarında kullanılan ad. Ortaçağda Nizârî İsmâilîler hakkında düşmanca polemiklerde yaygınlaşmıştır. Okuma notu Terim tarafsız bir öz ad değildir. “Assassin” anlatıları ve uyuşturucu kullanımı iddiaları tarihî kaynak eleştirisiyle…
→Kur’an ve TefsirHaşr
Toplanma, bir araya gelme. Allahü teâlânın bütün insanları, melekleri, cinleri, şeytanları ve diğer hayvan ve kuşları, gökte, yerde, denizde ne kadar büyük ve küçük canlı var ise, hepsini kıyâmet kopmasından (dünyânın son bulmasından) sonra…
→Kur’an ve TefsirHavârî
Yardımcı. Îsâ aleyhisselâma îmân eden on iki kişiden her biri. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Hani havârîlere; "Bana ve Resûlüme îmân edin" diye ilhâm etmiştim. "Îmân ettik, hakîki müslümanlar olduğumuza sen de…
→Kur’an ve TefsirHay
Diri, canlı, tas. Allah'ın sıfatı, ismi.
→Kur’an ve TefsirHayr
İyilik. Dînin ve aklın beğendiği, güzel ve faydalı gördüğü şey. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Kim zerre miktârı bir hayır işlerse, onun mükâfâtını (karşılığını) görecek. Kim de zerre miktârı şer (bir kötülük)…
→Kur’an ve TefsirHayy (el-Hayyü)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Dâimâ hayât sâhibi ve diri olan, hep var, varlığı ezelî ve ebedî (sonsuz) olan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy…
→Kur’an ve TefsirHazkîl Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden veya Allahü teâlânın velî kullarından biri.Yâkûb aleyhisselâmın oğullarından Lâvî'nin neslindendir. Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından sonra gönderilen üçüncü peygamberdir. Allahü teâlâ, onun duâsı bereketiyle, ölen binlerce kişiyi diriltti. Birçok müfessir (tefsîr âlimi) Mü'min…
→Kur’an ve TefsirHırz âyetleri
Okunduğunda veya üzerinde taşındığında Allahü teâlânın muhâfazasına (korumasına) kavuşmaya vesîle (sebeb) olduğu bildirilen âyet-i kerîmeler. (Bkz. Âyât-ı Hırz)
→Kur’an ve TefsirHicr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on beşinci sûresi. Hicr sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Doksan dokuz âyet-i kerîmedir. Îtikâd bilgilerine, ahlâka, insanların ve cinnîlerin yaratılışına, târihî ve bilhassa İbrâhim, Lût, Şuayb, Sâlih ile ilgili bilgiler bulunmaktadır.…
→Kur’an ve TefsirHicr-i Kâbe
Kâbe’nin kuzeybatı duvarı ile yarım daire biçimindeki Hatîm duvarı arasında kalan alan. Hicr-i İsmâil adıyla da bilinir ve Kâbe’den sayıldığı için tavaf bu bölümün dışından yapılır.
→Kur’an ve TefsirHicret
Göç, sefer. tas. a Kişinin beden memleketinden ayrılıp ruhaniler vatanına göç etmesi. b Sâlikin kötü huy ve sıfatlarından ayrılıp iyi huy ve sıfatlar yurduna gitmesi, yani ahlakını güzelleştirmesi. Safi nefesten kalbe, kalpten sırra, sırdan…
→Kur’an ve TefsirHile
Bir kimseyi yanıltmak veya görünürde hukuka uygun bir işlemle yasaklanan sonuca ulaşmak için kurulan düzen. Fıkıhta hiyel , farklı niyet ve sonuçlara sahip geniş bir alandır. Başkasının hakkını ortadan kaldıran, haramı helâl göstermeye yarayan…
→Kur’an ve TefsirHilye-İ Seâdet
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem görünüşü veya O'nun görünen bütün uzuvlarının şeklini, sıfatlarını, isimlerini ve güzel huylarını anlatan yazılar. Süslü levhalar üzerine yazılan bu yazılara Hilye-i şerîf de denir. Pek çok siyer kitabında…
→Kur’an ve TefsirHitâb
Söyleme, buyurma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde Peygamber efendimize hitâb ederek; " Kur'ân-ı kerîm okuyacağın zaman, Eûzü... söyle " buyurdu. (Nahl sûresi: 97)
→Kur’an ve TefsirHitâbe (hitâbet)
Dinleyicilere bilgi vermek ve yol göstermek için yapılan konuşma. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen, Şuayb aleyhisselâmın kavmi olan Medyen ahâlisine hitâbesini şöyle bildirmektedir: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur.…
→Kur’an ve TefsirHucurât Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk dokuzuncu sûresi. Hucurât sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On sekiz âyet-i kerîmedir. Dördüncü âyet-i kerîmede geçen Hucurât kelimesinden dolayı sûreye bu isim verilmiştir. Sûrede, bir kısım ahlâk kuralları ile Peygamber efendimize…
→Kur’an ve TefsirHûd Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde ismi geçen peygamberlerden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Âd kavmine kardeşleri Hûd'u ( peygamber olarak ) gönderdik. Hûd ( aleyhisselâm ) onlara; "Ey kavmim! Allahü teâlâya ibâdet edin. İbâdet edilecek…
→Kur’an ve TefsirHûd Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on birinci sûresi. Mekke-i mükerremede indi. Yüz yirmi üç âyet-i kerîmedir. Hûd sûresi on beşinci ve on altıncı âyet-i kerîmelerinde meâlen buyruldu ki: Kim dünyâ hayâtını ve onun zînet ( ve ihtişâmını…
→Kur’an ve TefsirHuluk-I Azîm
Kur'ân-ı kerîmin bildirdiği ve Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem sâhib olduğu güzel huylar. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde Muhammed aleyhisselâma hitâben buyurdu ki: Sen huluk-ı azîm üzeresin. (Kalem sûresi: 4) Allahü teâlâ, sevgilisi ve…
→Kur’an ve TefsirHulûl Etmek
Girmek, yer etmek; bir cismin başka bir cisme girmesi, iki şeyin birleşmesi. Allahü teâlânın kula girmesi sûretiyle onun ilâhlaştığını kabûl edenlerin bozuk ve yanlış görüşü. Allahü teâlâ üzerinden, gece-gündüz ve zaman geçmesi düşünülemez. Allahü…
→Kur’an ve TefsirHums (humus)
Beşte bir; ganîmetten, mâdenlerden ve bulunan defînelerden beytülmâl denen devlet hazînesine ayrılan beşte bir hisse. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Eğer Allah'a îmân etmiş ve hak ile bâtılın ayrıldığı günde ( Bedr…
→Kur’an ve TefsirHumus
Beşte bir. Klasik İslâm hukukunda savaş ganimetinin Kur’ân’da belirlenen kamu ve hak sahibi paylarına ayrılan beşte birlik kısmı. Fey, rikâz ve madenler gibi başka gelir türlerinde humus uygulanıp uygulanmayacağı mezheplere ve hukukî sınıflandırmaya göre…
→Kur’an ve TefsirHuruf
Harfler. tas. Akıl ve nefs gibi dış âlemde var olan basit hakikatler,
→Kur’an ve TefsirHurûf-I Mukattaa
Kur'ân-ı kerîmde bâzı sûre başlarında bulunan ve mânâsı açık olmayan ikisi üçü bir arada veya tek başına yazılı harfler. Elif lâm mîm, Yâsîn, Elîf lâm râ... gibi. Hurûf-ı mukattaa, bulunduğu sûreden bir âyettir. Manâsı…
→Kur’an ve TefsirHusûmet
1. Dâvâ açmak. Erkek vatyden (hanımına yaklaşmaktan, cimâ yapmaktan) âciz ise, Hanefîde kadın, nikâhı fesh (bozmak) için husûmet hakkına mâlik olur. (İmâm-ı Şa'rânî) 2. Düşmanlık. Husûmet, kalb hastalıklarındandır. Uhud gazâsında (savaşında), Resûlullah efendimiz, mübârek…
→Kur’an ve TefsirHuy
Mîzâc, tabiat, ahlâk. İbâdetleri az olan bir kul, iyi huyu ile kıyâmette yüksek derecelere kavuşur. Bir kulun ibâdetleri çok olsa da, kötü huyu, onu Cehennem'in dibine götürür; bâzen küfre götürür. (Hadîs-i şerîf-Berîka) İy huyları…
→Kur’an ve TefsirHükm (hüküm)
Bir dâvâ, bir mes'ele, bir kişi hakkında verilen karar, emir. Allahü teâlânın mü'minler hakkındaki hükmüne hayret ettim. Ona genişlik taktîr eder ve kulu buna râzı olursa, kulun hakkında hayırlı olur. Şâyet darlık ile hükmeder…
→Kur’an ve TefsirHümeze suresi
Kur’ân-ı Kerîm’in yüz dörk. düncü, iniş sırasma göre otuz ikinci suresi olup “Kıyamet suresi” nden sonra ve ) “Mürselât suresi” nden önne ce Mekke’de nazil olmuştur ve adokuz ayetten meydana gelmektedir. Adını baş taraftaki…
→