KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Fâil-İ Muhtâr
İstediğini yapan. Allahü teâlâ fâil-i muhtârdır. Hiçbir işi yapmaya mecbûr değildir. Yaptıkları şey için de kimse O'na bunu niçin yaptın diyemez. Eski Yunan felsefecileri, akılları ermediğinden, Allahü teâlânın fâil-i muhtâr olduğunu inkâr ettiler. (Muhammed…
→Kur’an ve TefsirFâtır
Yoktan yaratan, varlıkların ilk düzenini kuran. Allah’ın güzel isim ve sıfatlarından biri. Kelime göklerin ve yerin yaratıcısı anlamındaki fâtırü’s-semâvâti ve’l-ard tamlamasında geçer. Tasavvufî tefekkürde yaratılışın sürekliliğini ve her varlığın ilâhî kudrete bağımlılığını hatırlatır.
→Kur’an ve TefsirFâtır Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin otuz beşinci sûresi. Melâike sûresi de denilmektedir. Fâtır sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk beş âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen ve yaratıcı mânâsı olan "Fâtır" kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede başlıca;…
→Kur’an ve TefsirFazilet
Fezâil Erdem. İnsanda doğuştan var olan iyi huyların ve güzel niteliklerin geliştirilmiş ve olgunlaştırılmış şekilleri. Bunun zıddı rezilettir (ç. rezâil). Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için EKÜ 273 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
→Kur’an ve TefsirFecr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin seksen dokuzuncu sûresi. Fecr sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Otuz âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen Fecr kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede eski kavimlere âit kıssalar ve insanoğlunun kötülüğe yönelmesi, bunun kötü…
→Kur’an ve TefsirFelâh
Kurtuluş, selâmet ve murada erme. Dinî kullanımda insanın iman, salih amel ve güzel ahlâkla dünya ve âhiret saadetine ulaşmasını anlatır. Tasavvuf terbiyesinde felâh, nefsin bencil arzularından arınma ve kalbin Hakk’a yönelmesiyle ilişkilendirilir. Necât maddesine…
→Kur’an ve TefsirFelak Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz on üçüncü sûresi. Felak sûresi, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Beş âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen Felak kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede Allahü teâlâ; görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen…
→Kur’an ve TefsirFerâiz
Farzlar ve özellikle mirasta Kur’ân ve sünnetle belirlenen paylar. Miras paylarını, mirasçıları ve terekenin bölüşümünü inceleyen ilme ilmü’l-ferâiz denir. Terim ibadetlerde kesin yükümlülükler anlamında da kullanılabilir; bağlam belirtilmeden miras hukuku ile genel farzlar birbirine…
→Kur’an ve TefsirFesâhat
Açık ve düzgün konuşma. Arablarda şiir, edebiyât ve belâgat ve fesâhat her şeyden ileri gidip, en güvendikleri başarıları olduğu hâlde Kur'ân-ı kerîm karşısında bir şey söyleyemediler.Kur'ân-ı kerîme böyle galebe çalamayınca, çokları insafa gelip müslüman…
→Kur’an ve TefsirFethî
Mekke’nin fethi sırasında veya hemen sonrasında İslâm’ı kabul eden sahâbîler için kullanılan nispet. Okuma notu Bu nispet, Kur’ân’daki Fetih sûresi başlığından ayrıdır.
→Kur’an ve TefsirFetret
Ara, aralık, iki olay arasında geçen süre. tas. a Başlangıçta sâlikte mevcut olan yakıcı ateşin ve şiddetli hararetin sönmesi ve küllenmesi. b Başlangıçta gerekli olan hararetle isteme halinin sönükleşmesi (xr). Gevşeklik, sülükta gösterilen za’f…
→Kur’an ve TefsirFettâh
Sözlük anlamı “Fetheden, ülkeler ele geçiren.” olan bu söz, “esmâ'ü’lhüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup “İyilik ve güzellik kapılarını açan, hak ile batılı birbirinden ayırıp adaleti gerçekleştiren, mazlumlara yardım onları zafere kavuşturan.” anlamında Allah’ın sıfatı…
→Kur’an ve TefsirFettâh (el-Fettâh)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına hayır kapılarını, dileklerine kavuşmak istiyen kullarına kapalı kapıları açan, peygamberlerini düşmanlarının elinden kurtarıp, memleketlerin fethini müyesser (kolay) kılan; evliyâsına (sevdiği kullarına) melekûtünün (gözle görülmeyen âlemin) kapılarını açıp,…
→Kur’an ve TefsirFırka-İ Dâlle
Âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şerîflere kendi görüş ve akıllarına göre mânâ vererek, doğru yoldan ayrılıp dalâlete (yanlış ve bozuk yollara) sapmış fırkalardan her biri. Fırka-i dâlleden hiç kimseye evliyâlık kemâlleri (üstünlükleri), mânevî yüksek hâller,…
→Kur’an ve TefsirFıtrat
Dini kabule uygun ve hazır tabiat, yaratılış ve yapı (cr, sr).
→Kur’an ve TefsirFîl Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz beşinci sûresi. Fîl sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Beş âyet-i kerîmedir. Sûreye, Kâbe'yi yıkmak isteyen Yemen vâlisi Ebrehe'nin, arasında fillerin de bulunduğu bir orduyla hücûmunu anlattığı için, Sûret-ül-Fîl denilmiştir. Sûrede, İslâmiyet'ten…
→Kur’an ve TefsirFirdevs Cenneti
Sekiz Cennet'in altıncısı. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Hakîkaten îmân edip de iyi amel ve harekette bulunanlar ( var ya ), onların konakları da Firdevs Cenneti'dir. (Kehf sûresi: 107) Cennet'te yukarıya doğru…
→Kur’an ve TefsirFurkān
Hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı ayıran ölçü. Kur’ân’ın isimlerinden biridir. Kelime vahiy, ilâhî yardım ve ayırt etme gücü bağlamlarında kullanılır. Tasavvuf ahlâkında furkān, keşif iddialarını vahiy ve şeriat ölçüsüyle sınama ilkesini hatırlatır.
→Kur’an ve TefsirFurkân Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi beşinci sûresi. Furkân sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yetmiş yedi âyet-i kerîmedir. Hakkı bâtıldan ayıran mânâsına Kur'ân-ı kerîmin isimlerinden olan ve birinci âyet-i kerîmede geçen Furkân kelimesi, sûreye isim olmuştur. Sûrede;…
→Kur’an ve TefsirFussilet Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk birinci sûresi. Secde sûresi ve Hâ mîm de denir. Fussilet sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli dört âyet-i kerîmedir. Üçüncü âyet-i kerîmede, açıklandı mânâsına olan Fussilet kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede;…
→Kur’an ve TefsirFürûk (II)
Fıkhî meseleler ve kaideler arasındaki ince farkları inceleyen ilim ve bu alanda yazılan eserlerin ortak adı. Birbirine benzeyen hükümlerin hangi illet veya şart sebebiyle ayrıldığını açıklamayı amaçlar.
→