KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ta'n Etmek
Kötülemek, dil uzatmak. Mü'min ta'n etmez, kimseye dokunmaz, lânet etmez. Fâhiş söz söylemez ve kimseyi yermez . (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) Belli bir mü'minin ayıbını, ta'n etmek için arkasından söylemek gıybet olur. Gıybet harâmdır. Kapalı…
→Dil ve Genel KültürTa‘rîf-hân
Büyük camilerde cuma ve bayram namazları çevresinde salâtüselâm okuyup hayır dua eden görevli. Dinî sohbetlerde Hz. Peygamber’in vasıflarını sayarak dua eden kişi için de kullanılır.
→Dil ve Genel KültürTabakât-I Muhaddisîn
1.Resûlullah efendimizin işleri, sözleri ve hâllerini öğreten hadîs ilmi ile uğraşan İslâm âlimlerinin dereceleri. 2. Hadîs âlimlerini derecelerine göre sıralayıp, hayatlarını ve eserlerini anlatan kitaplar.
→Dil ve Genel KültürTabîî İlimler
Fen ilimleri, aklî ilimler. Din ile tabiî ilimleri karşılaştıracak olursak, hiçbir yerinde bunların birbirinden aykırı bir bilgi vermediğini görürüz. Gerek din, gerek tabiî ilimler, bir muazzam yaratıcı olmadan bu dünyânın kurulamayacağını kabûl ederler. Tabiî…
→Dil ve Genel KültürTâhir
Temiz. Mü'min tayyib ( güzel, hoş ) ve tâhirdir. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)
→Dil ve Genel KültürTahlîf
Yemin vermek. Mahkemede iki hasımdan birine yemîn ettirmek. (Bkz. Half, Yemîn)
→Dil ve Genel KültürTahrîc
Çıkarma, meydana koyma; hadîs-i şerîflerin kaynağını, nasıl geldiklerini, kimlerin naklettiklerini, sahih ve zayıflık gibi derecelerini bulup gösterme, bildirme işi. Hadîs âlimlerinden Irâkî, İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin İhyâu ulûmiddîn isimli kıymetli eserindeki hadîslerin tahrîcini yapmıştır. (Kâtib…
→Dil ve Genel KültürTaklîdî îmân
İnanılacak şeylerde düşünmeden anlamadan, yalnız başkasından işiterek inanma, îmân etme. (Bkz. Îmân)
→Dil ve Genel KültürTaksit
Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi. Taksitle satışın câiz olması için, taksit ödeme târihlerinin ve her taksitte ödenecek miktarların belli olmaları lâzımdır. Eline geçtikçe verirsin, ne zaman verirsen ver şekliyle taksitle satış sahîh (mûteber, geçerli)…
→Dil ve Genel KültürTaktîr
Nafakada (yeme-içme, giyme ve meskende) ihtiyaçlarından kısıp, çok mal ve para biriktirmek. Nafakada yâni yeme-içme, giyinme ve barınacak yerde, zarûret (ölmemek, bir uzvu telef olmamak için lâzım olan şey) miktârına râzı olup, daha çok…
→Dil ve Genel KültürTalâk-I Ric'î
Geri dönülebilen talâk. Zevceye yaklaştıktan sonra, sarîh (açık) veya işâretle, üç adedine veya bir ivaza (bedele, karşılığa) bağlı olmaksızın ve beynûnete yâni ayrılığa delâlet eden (gösteren) bir sıfatla sıfatlanmamış ve bir şeye teşbîh edilmemiş…
→Dil ve Genel KültürTalâk-I Selâse
Bir sözü üç kere veya daha fazla sayı söyleyerek, erkeğin zevcesini (hanımını) boşaması. Bu durum bir anda olduğu gibi, ayrı ayrı zamanda da olabilir. Talâk-ı selâse ile boşanan kadın, bir başkası ile evlenip boşanmadıkça,…
→Dil ve Genel KültürTam Temizlik
Sıhhatli bir kadının âdet zamânından sonra başlayan, on beş gün veya daha fazla devâm eden temizlik. (Bkz. Sahih ve Hükmî Temizlik) İki hayz (âdet) arasında tam temizlik bulunması lâzımdır. (İbn-i Âbidîn)
→Dil ve Genel KültürTâmmetü’l-kübrâ
“En büyük felâket” veya her şeyi bastıran büyük olay. Kur’ân’da kıyametin dehşetini anlatan ifadelerden biridir.
→Dil ve Genel KültürTanrı
Değişik inanç sistemlerinde varhğma inanılan ve Allah, İlâh, Mevlâ, Hudâ, Ugan, Çalap anlamında kullanılan Türkçe terim, bk. Allah Tanrı bilimi a. İlâhiyât (bk. b madde), teoloji
→Dil ve Genel KültürTanrı bilimi
İlâhiyât (bk. b madde), teoloji
→Dil ve Genel KültürTanrı selâmı
Müslümanları birbirine ve karşılıklı olara esenlik dilemesi, selâmlaşma
→Dil ve Genel KültürTasnif
1. Bir âlimin, te'lif etmeden, kendi usûlünce daha önce benzeri olmayan bir kitâb yazması. Kalb ve rûh ilimlerinin mütehassısları ya kitab tasnif ederler veya te'lif ederler. Tasnif çok zamandan beri dünyâdan kalktı. Yalnız te'lif…
→Dil ve Genel KültürTavâf-I Nâfile
Mekke-i mükerremede bulunanların fırsat buldukça yaptıkları tavâf.
→Dil ve Genel KültürTavâf-I Umre
Umreye niyet edenin yedi defâ yaptığı tavâf. Umre tavâfının dört şavtı (dolaşımı) umrenin rüknündendir.
→Dil ve Genel KültürTayere
Uğursuzluğa inanmak. İnsan üç şeyden kurtulamaz: Sû'-i zan, tayere, hased. Sû'-i zan edince, buna uygun harekette bulunmayınız. Uğursuz zan ettiğiniz şeyi, Allah'a tevekkül ederek yapınız. Hased ettiğiniz kimseyi hiç incitmeyiniz! (Hadîs-i şerîf-Berîka)
→Dil ve Genel KültürTayyâriyye
Hz. Peygamber’in amcazadesi Ca'fer-i Tayyâr’a, bazı görüşlere göre Ca'fer es-Sâdık’a bağlılıklarmı ifade eden ve içe doğan düşüncelere inanan aşırı Şi'î fırkası.
→Dil ve Genel KültürTe'âtî
Yalnız bir taraftan veya her iki taraftan teslim etmekle yapılan alış-veriş. Satıcı, bu malı bin liraya sana sattım dese, müşteri dahi bir şey söylemeden alsa, bu te'âtî yoluyla câiz olur. Satıcı malı verse, müşteri…
→Dil ve Genel KültürTe'dîb
1.Terbiye etme, edeblendirme. (Bkz. Edeb) Kişinin çocuğunu te'dîb etmesi, sadaka vermesinden daha hayırlıdır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Rabbim beni en güzel bir edeb ile te'dîb etti. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî) 2. Suçluyu cezâlandırma.
→Dil ve Genel KültürTe'hîr
Geciktirmek, geri bırakmak. (Bkz. Takdîm ve Te'hîr) Her sabah ve akşam tövbe etmeyen kimse, kendine zulm eder. Tövbeyi te'hîr etmemelidir. (İmâm-ı Mücâhid) İyi, hayırlı işler akla gelince bunu te'hîr etmeden hemen yerine getirmelidir. Zîrâ…
→Dil ve Genel KültürTe'lîf
Başkalarının sözlerini kendine mahsus bir sıra ile toplayıp kitâb hâline getirme. Kalp ve rûh ilimlerinin mütehassısları ya kitab tasnîf ederler veya te'lif ederler. Tasnif demek, bir ârifin kendine bildirilen ilimleri, esrârı, dereceleri yazmasıdır. Böyle…
→Dil ve Genel KültürTe'mînât
Güven ve garanti vermek. (Bkz. Emân)
→Dil ve Genel KültürTeakkul
Aklı kullanarak, lüzumlu şeyleri öğrenirken, her şeyin haddini, sınırını aşmamak, yâni lüzumlu olanı terk etmemek, lüzûmsuz olanla meşgûl olmamak, bunlarla vakit öldürmemek. Hikmetten (ilimden) yedi şey meydana gelir: 1)Zekâ, 2)Sür'ât-ı selim, yâni ihtiyâc olunca,…
→Dil ve Genel KültürTeâmül
İ'tiyâd, alışkanlık olarak yapılagelen şey. (Bkz. Örf ve Âdet)
→Dil ve Genel KültürTeayyün-İ Vücûbî
Bir şeyin, insanın hakîkati. Îsâ aleyhisselâm gökten inerek, âhir zaman Peygamberinin dînine uyunca, onun teayyün-i vücûbisi kendi makâmından yükselerek, ona uyduğu için, hakîkat-i Muhammedî'nin makâmına gelir. O'nun dînini kuvvetlendirir. (İmâm-ı Gazâlî)
→Dil ve Genel KültürTeayyün-İ Vücûdî
Varlıkta meydana gelme, hâsıl olma. Teayyün-i ilmî, teayyün-i vücûdîden evveldir ve onun husûsiyetlerinden bir husûsiyettir. (İmâm-ı Rabbânî)
→Dil ve Genel KültürTebcîl Etmek
Ta'zîm, hürmet etmek ve saygı göstermek. Kâfirlere (müslüman olmayanlara) ancak iş düştüğü zaman selâm verilebilir. Kâfiri tebcîl etmek için selâm verenin ve kâfiri ta'zim edenin, kıymet verenin, meselâ üstâdım gibi sözlerle saygı gösterenin îmânı…
→Dil ve Genel KültürTecvîz
İzin verme, yapılmasına rızâ gösterme. Câiz görme. (Bkz. Câiz)
→Dil ve Genel KültürTedvîn
Biraraya getirip toplama, düzenleme; kitab hâline getirme. Birinci asrın sonuna doğru ilk defâ hadîs tedvîn eden zât, İbn-i Şihâb-ı Zührî'dir. Daha sonra hadîs tedvîn edenler şunlardır: Mekke'de Abdullah bin Cüreyc, Medîne'de Muhammed bin İshâk…
→Dil ve Genel KültürTefekkür
Düşünme, teemmül (meditasyon). tas. a Aradığını elde etmesi için şeylerin anlamları ve kavramları arasında kalbin faaliyette bulunması, muhakeme. b Hayrı ve şerri görmeye yarayan kalpteki ışık; vicdan. c Hikmet kuşunu avlamaya yarayan ag (cr;…
→Dil ve Genel KültürTefvîz-i âmm
Bir iş veya yetki alanının genel biçimde başkasına devredilmesi. Fıkıh ve hukuk dilinde devrin kapsamının belirli tek bir işlemle sınırlı olmadığını anlatır.
→Dil ve Genel KültürTehevvür
Çok kızmak, çok öfkelenmek, sertlik; hilmin (yumuşaklığın) zıddı. Gadabın, kızmanın aşırısı. Atılganlık. Tehevvür sâhibi hiddetli, sert olur. Bunun aksine hilm (yumuşaklık) denir. Halîm (yumuşak) kimse, gadaba sebeb olan şeyler karşısında kızmaz, heyecana gelmez. Korkak…
→Dil ve Genel KültürTekâyâ
Tekkeler. Tekkenin çoğulu. (Bkz. Tekke)
→Dil ve Genel KültürTemenni
Ezeli takdiri görme. Müridin temennisi değil, emeli olur. Zira temennide nefsi, emelde sebki (takdiri) görür. Temenni nefsin, teemmül kalbin sıfatıdır (si 299). Ben ne hizmetkar ne mahdum olaydım kaşki Gelmeyeydim âleme ma'dum olaydım kaşki…
→Dil ve Genel KültürTenezzül-i vücûd
Varlığın ilâhî isim ve mertebelerden çokluk âlemine doğru açılması. Tasavvufî kozmolojide Hakk’ın zâtında değişme değil, tecellilerin mertebelerde görünmesi olarak açıklanır.
→Dil ve Genel KültürTercîhun Bilâ Müreccih
Tercih sebebi olmadığı hâlde bir şeyi diğerine tercîh etmek yâni üstün tutmak. Tercîhun bilâ müreccih bâtıldır, geçersizdir. (Fahreddîn Râzî)
→Dil ve Genel KültürTereke
Vefat eden kimsenin geride bıraktığı mal, hak ve borçların bütünü. Cenaze giderleri, borçlar ve geçerli vasiyetlerden sonra kalan kısım mirasçılara paylaştırılır.
→Dil ve Genel KültürTerviye günü
Zilhiccenin sekizinci günü. Hac menâsikinde Mina’ya yöneliş ve Arafat öncesi hazırlık günü olarak anılır.
→Dil ve Genel KültürTesbih
a Hakk'ı takdis ve tenzih etmek, onun her türlü kusurdan arınmış olduğunu dile getirmek, b Bu maksatla sübhânallah (Allah'ım, seni tenzih ve takdis ediyorum) demek, ¢ Tarikat ehlinin belli sayıda sübhânallah deme. d Tevâcüd…
→Dil ve Genel KültürTeşrik Günleri
Kurban bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri. Bayramın birinci gününe yevm-i nahr (nahr günü), ikinci ve üçüncü günleri de kurban günü olduğundan hepsine birden "eyyâm-ı nahr" denir. Ondan evvelki güne Arefe günü denir. Ramazân-ı…
→Dil ve Genel KültürTevhîd-i ef'âl
Her işte, her harekette, her davranışta gerçek failin Hak olduğuna inanmak
→Dil ve Genel KültürTevkîl
1. Vekîl tâyin etme. Kadına, kendini boşamak için seni vekil ettim demek. (Bkz. Vekîl) İslâmiyet'te erkeğin talak (boşama) hakkını başkasına bırakması üç türlü olur: 1) Tefvîd: Erkeğin zevcesine (hanımına); "Kendini sen boşa" diyerek talağı…
→Dil ve Genel KültürTevliye Satışı
Bir malın alış fiyatını söyleyerek aynı fiyatla, satmak. Bir kimse aldığı bir malı kendisine kaça mal olmuş ise onu söyleyerek tam alış fiyâtına satarsa, meselâ on bin liraya aldığı bir malı on bin liraya…
→Dil ve Genel KültürTezvîc
Evlendirme, kocaya verme. Kadını, kendisi veya vekîli yâhut velîsi (babası, dedesi, sonra erkek kardeşi, amcası ...) tezvîc eder. (Saîdeddîn Fergânî, M. Zihni Efendi) Erkek velîleri bulunmayan yetimleri, Hanefî mezhebinde anaları tezvîc edebilir. (İbn-i Âbidîn)…
→Dil ve Genel KültürTimâr
Osmanlı Devleti'nin geçimlerine ve hizmetlerine âit masrafları karşılamak üzere bir kısım asker ve memurlara, muayyen bölgelerde kendi nâm ve hesaplarına tahsîl selâhiyeti ile birlikte tahsîs etmiş olduğu vergi kaynaklarına verilen isim. Dirlik. Arâzi, timar…
→Dil ve Genel KültürTrinite
Hıristiyanların teslîs (üç tanrı) inancı. (Bkz. Teslîs)
→