HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Doğumu ve tahsili
Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi 28 Şâban 1248’de, 20 Ocak 1833 Cumartesi günü Cerrâhî Âsitânesi’nde doğdu. Babası âsitâne postnişini Abdülaziz Zihnî Efendi, annesi Fâtımatü’z-Zehrâ Derviş Hanım’dır. İlk öğrenimini bitişikteki Canfedâ Hâtun Mektebi’nde gördü. Fâtih Camii dersiâmlarından Palabıyık Hoca’nın halkasında sarf, nahiv, mantık ve fıkıh okudu; hocasının vefatından sonra Murad Dergâhı şeyhi Hacı Feyzullah Efendi’den öğrenimini tamamlayıp icâzet aldı.
Hat, Farsça ve mûsiki
Orduvî Dergâhı şeyhi Ahmed Şevkî Yesârî’den sülüs ve nesih meşk ederek ketebe aldı. Farsçayı Dârülmesnevî bânisi Murad Efendi’den öğrendi; Mesnevî, Hâfız Dîvânı ve başka Farsça eserleri Abdurrahman Sâmi Paşa’dan okudu. Saatçilik, aşçılık, dikiş ve nakış işlerini bildiği; kitabet ve mûsikide ileri olduğu kaydedilir. Yunus Emre’nin “Şûrîde vü şeydâ kılan” mısraıyla başlayan nutkunu otuz iki ayrı beste ile okuyabildiğine dair kayıt, onun tekke mûsikisi hafızasındaki yerini gösterir.
İntisabı ve hilâfeti
1265/1848-49’da gördüğü bir rüyanın ardından babası Abdülaziz Zihnî’ye intisap etti. 1268/1851-52 mevlid gecesinde tâc ve hırka giyip izin ve icâzet aldı. Üsküdar Kapıağası’ndaki Mehmed Ârif Dede Dergâhı’nda babasına vekâleten âyin yönetti; Cerrâhî Âsitânesi’nde aşçılık hizmetine tayin edildi.
Âsitâne postnişinliği
Babasının 24 Şevval 1270’te vefatı üzerine âsitâne ile Nuruosmaniye’deki Çâlâk Dergâhı meşihatı, küçük kardeşi Mehmed Rızâeddin Yaşar ile birlikte kendisine verildi. Kırkıncı gün merasiminde pîr makamına oturdu. Bu müşterek tevcih, iki kardeşin aynı anda tek bir postta oturduğu anlamına değil, vakıf ve meşihat görevlerinin aile içinde paylaştırıldığı idarî düzene işaret eder.
İmar, vakıf ve âyin düzeni
1274/1857-58’de Sultan Abdülmecid’in iradesiyle âsitânenin türbe, tevhidhâne, harem ve derviş hücreleri onarıldı. 1292/1875’te Köstendil seyahati sırasında Cerrâhî fukarasının iaşesi ve türbedeki kandiller için bahçe ve değirmen gelirlerinin vakfedilmesini sağladı. 1300/1882-83 ve 1311–1313/1893-95 yıllarında yeni onarımlar yapıldı. 1312/1894 İstanbul depreminden sonra pîrden geldiğine inanılan mânevî işaret üzerine “Allahümme yâ Dâfi‘u yâ Mâni‘u yâ Allah” zikrinin yatsı usulünde de okunmasını düzenledi; bu aktarım tarihî imar kaydından ayrı, gelenek içi anlatı olarak okunmalıdır.
Eseri ve halifeleri
Tasavvufa dair yazma bir risalesinin istinsah için âsitâneden çıkarıldıktan sonra nüshayı alan kişinin vefatıyla kaybolduğu kaydedilir. Kaynak, kendisini farklı tarikatların evrâd, âyin ve cihâzlarını bilen; hat, kitabet ve mûsikide yetkin bir mürşid olarak tasvir eder. Erkek ve kadın çok sayıda halife yetiştirdi; kardeşi Mehmed Rızâeddin Yaşar ve Fahreddin Efendi’nin eğitimindeki rolü, Cerrâhî aktarım zincirinin sonraki kuşağa geçişinde belirleyicidir.
Vefatı ve cenaze merasimi
23 Ağustos 1313 Rûmî, 4 Eylül 1897 tarihinde Cerrâhî Âsitânesi’nde vefat etti; kaynak hicrî tarihi 1315 Rebîülâhir olarak verir. Cenaze merasimine Cerrâhî dervişlerinin yanı sıra Sünbülî, Kādirî ve Mevlevî çevrelerinden şeyh ve dervişler katıldı; Fâtih Camii’nde namazı kılındıktan sonra âsitâne türbesine defnedildi. Tâcı, eliflâm bendi, tesbihi ve hattıyla yazdığı levhanın âsitânede yâdigâr olarak korunduğu bildirilir.