Ara
Menü

Seyyid Nûreddin Efendi (Koca Nûreddin)

Seyyid Nûreddin Efendi (1654-1747), Kocamustafapaşa’daki Sünbül Efendi Âsitânesi’nde 1680’de posta geçen; yaklaşık seksen yıllık irşadı, sade sohbet üslûbu, I. Mahmud’la teması ve zikir sırasında vefat anlatısıyla tanınan Sünbülî şeyhidir.

Doğum
1654
Vefat
1747
Unvan
Sünbül Efendi Âsitânesi postnişini ve Sünbülî şeyhi

Adı, ailesi ve doğumu

Kaynaklarda Seyyid Nûreddin Efendi, Koca Nûreddin Efendi ve Kocamustafapaşa Şeyhi adlarıyla anılır. İzzî’nin verdiği nesep zinciri şöyledir: Seyyid Nûreddin b. Seyyid Alâeddin b. Seyyid Necmeddin Hasan b. Şeyh Mehmed b. Bahadır Bey. 1064 Recebinin ortalarında, 28 Mayıs-6 Haziran 1654 aralığında Kocamustafapaşa Zâviyesi çevresinde doğdu.

Babasından aldığı eğitim

Babası Seyyid Alâeddin Efendi’den şer‘î ilimleri tahsil etti; zikir, mücâhede ve tarikat âdâbı içinde yetişti. İzzî’nin anlatımı onun zâhirî ilim ile tekke terbiyesini aynı aile ve âsitâne çevresinde birleştirdiğini gösterir.

Yirmi yedi yaşında posta geçişi

Seyyid Alâeddin Efendi 1 Receb 1091/28 Temmuz 1680’de vefat edince, vasiyeti ve âsitâne çevresinin ittifakı üzerine Seyyid Nûreddin yirmi yedi yaşında Kocamustafapaşa postuna geçti. İzzî’nin hesabıyla irşad hizmeti yetmiş dokuz yıl yedi ay sürdü.

İrşad üslûbu

İzzî, Nûreddin Efendi’nin gösterişten uzak, sade ve dervişâne yaşadığını; davetlere tekellüfsüz katıldığını, sohbet, zikir ve ibadeti birlikte yürüttüğünü anlatır. Küçük-büyük, yönetici-halk ayrımı gözetmeden insanlarla görüştüğü; meşâyih, ulemâ, devlet ricâli ve geniş halk çevresinin sohbetine rağbet ettiği kaydedilir.

İnzivâ ve âsitâne hayatı

1153-54/1740-42 yıllarında halkla görüşmeyi azaltıp inzivâya çekildi. Bu dönem irşadın bütünüyle kesilmesi değil, âsitâne içinde daha sınırlı bir sohbet ve zikir hayatına geçiş olarak görünür.

Sultan Mahmud’un ziyareti

I. Mahmud’un onu ziyaret etmek üzere hankâha geldiği ve duasını istediği İzzî tarafından kaydedilir. Bu kayıt, XVIII. yüzyıl İstanbul’unda saray ile merkez tekke arasındaki teması gösterir; şeyhin saray görevlisi olduğu anlamına gelmez.

Son zikir ve vefatı

8 Safer 1160/19 Şubat 1747 sabahı namazdan sonra oğlu Kutbeddin Efendi’yi çağırdı; ona bazı hususları aktardı ve âsitânedeki dervişleri toplattı. Yaklaşık üç saat süren toplu zikir sırasında vefat ettiği anlatılır. Bu sahne çağdaş kronikte yer almakla birlikte, menâkıbevî üslûbu sebebiyle ayrıca gelenek içi anlatı katmanında da gösterilir.

Cenaze, türbe ve defin

Ertesi gün Fatih Camii’nde kalabalık bir cemaatle cenaze namazı kılındı. Şeyhülislâm Seyyid Zeynelâbidin Efendi namazda bulundu; naaşı Kocamustafapaşa Zâviyesi’ne getirildi. Hacı Beşir Ağa’nın yaklaşık altı yıl önce yaptırdığı türbenin ortasına defnedildi. Sadrazam Hacı Mehmed Paşa ile şeyhülislâmın defin hizmetine katıldığı kaydedilir.

Çocukları ve postun devamı

İzzî dört oğlunu anar: Kirâmeddin, Kutbeddin, Şihâbeddin ve İbrahim. İbrahim genç yaşta, Şihâbeddin 1741’de, Kirâmeddin ise babasından önce vefat etti. Nûreddin Efendi’nin ardından post, hayatta kalan oğlu Yusuf Kutbeddin Efendi’ye geçti.

Tarih hesabına dair not

İzzî onun yaşını doksan altı yıl yedi ay olarak hesaplar. Doğum aralığı ile milâdî vefat tarihi arasındaki güneş yılı hesabı daha düşük görünür; fark hicrî/kamerî yaş hesabı ve tarih dönüştürme usulünden doğar. Bu nedenle kaynak ifadesi aynen korunmuş, modern yaş hanesine kesin sayı yazılmamıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Nûreddin Cerrâhî'nin cenazesinde tezkiye

Cerrâhîliğin pîri Nûreddin Cerrâhî'nin cenaze merasiminde tezkiyesini o yapmıştır; iki şeyhin arasının açık olduğuna dair rivayet başka birine aittir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Süleyman Fâik Efendi, Nûreddin Cerrâhî'nin Kocamustafapaşa Sünbülî Dergâhı şeyhi "Nûreddinzâde" ile arasının açık olduğunu, onun ölümü için "yâ kahhâr" zikri tertiplediğini, ancak kendisinin ölüverdiğini nakleder. Bu rivayetin doğru olmadığı belirtilir; çünkü Nûreddin Cerrâhî'nin vefat ettiği tarihte adı geçen dergâhta Nûreddinzâde değil Nûreddin Efendi bulunuyordu ve Nûreddin Cerrâhî'nin cenaze merasiminde tezkiyesini yapan da odur. Böylece kaynaklarda iki tarikat merkezi arasında bir husumet olarak dolaşan anlatı, gerçekte bir isim karışıklığından doğmuş görünmekte; Sünbülî âsitânesi ile Cerrâhîliğin pîri arasındaki ilişki, bir düşmanlık değil bir cenaze hizmeti üzerinden kayda geçmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Son zikir meclisi

İzzî, Nûreddin Efendi’nin oğlunu ve dervişleri çağırıp yaklaşık üç saat süren zikir sırasında vefat ettiğini anlatır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sabah namazından sonra oğlu Kutbeddin’i çağırdığı, ona bazı sır ve hakikatleri aktardığı, ardından âsitânedeki dervişleri toplayarak zikir halkası kurduğu anlatılır. İzzî’ye göre yaklaşık üç saat sonra zikir hâlindeyken vefat etmiştir. Çağdaş kronikteki bu kayıt, ölüm anını mânevî bir tamamlanma olarak kuran menâkıbevî dili sebebiyle tarihî biyografiden ayrı okunur.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: İzzî Tarihi, s. 377-383; Sefîne-i Evliyâ, Sünbüliyye bölümü; İstanbul Ziyaretgâhları veri kaydı.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Âsitânede en uzun süre kalan postnişin

Sünbül Efendi Âsitânesi'nin on birinci postnişini olarak altmış dokuz yıl yedi ay bu görevde kalmıştır; Sünbüliyye tarihinde önemli bir yeri vardır.

Metni gösterMetni daralt

Sünbül Efendi Âsitânesi'nde en uzun süre görev yapan postnişin odur. Kaynakta Mehmed Nûreddin Efendi adıyla ve âsitânenin on birinci postnişini olarak kayıtlıdır; Alâeddin Efendi'nin oğludur ve altmış dokuz yıl yedi ay bu görevde kalmıştır. Bu süre, kendisine Sünbüliyye tarihinde ayrı bir yer kazandırır: tarikatın merkez tekkesi, XVII. yüzyılın son çeyreğinden XVIII. yüzyılın ortalarına kadar tek bir şeyhin elinde kalmıştır. Vefatında (1160/1747) cenaze namazını Fâtih Camii'nde Şeyhülislâm Zeynelâbidin Efendi kıldırmış, bir müddet sonra mezarının üzerine bir türbe yaptırılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Halifesinden doğan en büyük Sünbülî ailesi

Halifesi Mehmed Nebî Efendi'nin neslinden gelenler, İstanbul'da Sünbülî tarikatına mensup en büyük aileyi oluşturmuştur.

Metni gösterMetni daralt

İstanbul'da Sünbülî tarikatına mensup en büyük aileyi Mehmed Nebî Efendi (ö. 1189/1775) neslinden gelenler oluşturur. Mehmed Nebî Efendi, Sünbül Efendi Tekkesi'nin on birinci postnişini Mehmed Nûreddin Efendi'nin halifesidir; 1764'te Fındıklı'daki Keşfî Câfer Efendi meşihatına tayin edilmiştir. Bu koldan gelen şeyhler arasında en meşhuru olan Yûnus Hilmi Efendi'nin yetiştirdiği halifeler, başta İstanbul'un en önemli tarikat merkezlerinden sayılan Merkez Efendi Tekkesi olmak üzere Mimar Acem, Yavsî Baba ve Tarsûsî Tekkesi meşihatı görevlerini yürütmüştür. Nûreddin Efendi'nin uzun meşihatının etkisi, böylece kendi ömrünün çok ötesine, XIX. yüzyıl İstanbul'unun tekke haritasına kadar uzanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Elinde yetişen zâkirbaşı

Buhûrîzâde-i Sânî diye tanınan mutasavvıf şair ve bestekâr Abdülkerîm Efendi gençliğinde ona intisap etmiş, yetiştikten sonra tekkenin zâkirbaşılığına getirilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Türk mûsiki çevrelerinde Buhûrîzâde-i Sânî adıyla şöhret bulan, şiirlerinde Kemter mahlasını kullanan Abdülkerîm Efendi (ö. 1192/1778) gençlik yıllarında Kocamustafapaşa hankahının şeyhi Nûreddin Efendi'ye intisap etti. İyi bir tarikat terbiyesi ve bilgisi alarak yetiştikten sonra bu tekkenin zâkirbaşılığına getirildi; bir müddet sonra da Eyüp'te Şah Sultan Tekkesi şeyhi oldu. Bestekâr olarak zamanın önemli mûsikişinasları arasında yer alan Abdülkerîm Efendi'nin yetişme yeri, böylece Nûreddin Efendi'nin uzun meşihatı boyunca âsitânede sürdürülen zikir ve mûsiki geleneği olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeSünbül Efendi Âsitânesi (Kocamustafapaşa Sünbülî Dergâhı)Sünbüliyye'nin merkez tekkesidir; kaynaklarda Sünbül Efendi Tekkesi ve Kocamustafapaşa hankâhı adlarıyla da anılır. Nûreddin Efendi burada âsitânenin on birinci postnişini olarak altmış dokuz yıl yedi ay görev yapmış, bu süre ile âsitânede en uzun süre şeyhlik eden kişi olmuştur. Buhûrîzâde-i Sânî Abdülkerîm Efendi bu tekkede yetişip zâkirbaşı olmuş, halifesi Mehmed Nebî Efendi'nin nesli ise İstanbul'un en büyük Sünbülî ailesini meydana getirmiştir. Vefatının ardından cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılınmış, bir müddet sonra mezarının üzerine türbe yaptırılmıştır.İstanbul · TürkiyeKoca Nûreddin Efendi TürbesiTürbenin inşası Sünbül Efendi Âsitânesi içindeki türbe, Dârüssaâde Ağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaklaşık 1741’de Seyyid Nûreddin Efendi için yaptırıldı. 1747’deki defin Nûreddin Efendi’nin Fatih Camii’ndeki cenaze namazının ardından naaşı âsitâneye getirildi ve türbenin ortasına defnedildi. İzzî, sadrazam Hacı Mehmed Paşa ile Şeyhülislâm Seyyid Zeynelâbidin Efendi’nin defin hizmetine katıldığını bildirir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]İzzî Tarihi, s. 377-383; Sefîne-i Evliyâ, Sünbüliyye bölümü; İstanbul Ziyaretgâhları veri kaydı
  2. [2]Kişi dosyasının kaynakları — Seyyid Nûreddin Efendi (Koca Nûreddin)
Ortak kaynak kataloğunu aç →