HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Üsküdar'dan Simav'a
Üsküdar'da doğdu. Babası, Üsküdar muhafızı ve mîrimîrândan Yenişehirli Hacı İbrâhim Bey'dir. İlk tahsilinin ardından seyahate çıktı; Simav'da Hacı Hasan Efendi'ye intisap ederek tarikat terbiyesi gördü. Hasan Efendi'nin irşad hattı iki koldan Karabaş-ı Velî'ye bağlanır.
Nasûhî Dergâhı'ndaki hizmeti
İstanbul'a dönüşünde Nasûhî Dergâhı şeyhi Seyyid Fazlullah Efendi'ye intisap etti. On beş yıl ayakta hizmet ettiği, dergâhta müezzinlik ve zâkirlik yaptığı aktarılır. Şeyhinin vefatından sonra Simavlı Hasan Efendi'nin yanında sülûkunu tamamladı. Nasûhî ve Karabaşî-Şâbânî hatlarını şahsında birleştiren bir irşad çevresine sahipti.
Ümmî Sinan Dergâhı
1210/1795-96'da İstanbul'a döndü ve Topkapı yakınındaki Ümmî Sinan Dergâhı meşîhatına tayin edildi. Burada on yedi yıldan fazla zikir, sohbet ve derviş terbiyesiyle meşgul oldu.
Vefatı ve eserleri
1227/1812'de vefat etti ve dergâh hazîresine defnedildi. Matbu ve düzenlenmiş bir Dîvânı, Nasûhî'nin Risâle-i Velediyye'si üzerine şerhi ve kendi hattıyla topladığı risaleleri vardır. Şiirlerinde Zekâî mahlasını kullandı; vahdet, tecellî, fenâ, mürşide bağlılık ve Hz. Peygamber sevgisi temel temalardır.
Borç anlatısı
Nasûhî Dergâhı'nda hizmet ederken bir kadına olan borcu yüzünden sıkıntıya düştüğü; zikir sırasında ortaya çıkan bir kişinin borç miktarını kendisine verdiği anlatılır. Zekâî Efendi'nin “Ben bugün pîrden feyiz dileyecektim, sen beni para dilemeye mecbur ettin” dediği bu rivayet, gelenek içi menkıbe olarak değerlendirilmelidir.
Metin tashihi
Eski kaydın devamına taşan oğlu Hasan Aziz, torunları, Mustafa Aczî Ağa ve Mustafa el-Bekrî biyografileri bu dosyadan ayrılmıştır.