Ara
Menü

El-Hâc Şeyh Muhammed İzzeddin Safiyyullâh Efendi

Muhammed İzzeddin Safiyyullâh Efendi (d. 1867), Mustafa Hilmî-i Sâfî’nin ilk müridi ve halifesi; İnegöl’de müderrislik ve irşad, İstanbul’da Şeyh Mahmud Bedreddin Dergâhı meşihatı yapan Uşşâkî şeyhidir.

Doğum
1867
Unvan
Mustafa Hilmî-i Sâfî’nin ilk halifesi, İnegöl müderrisi ve Uşşâkî postnişini
Temalar
Batum, Horcum, Çalızâde, Fatih medreseleri, İnegöl, Hamîdiyye Medresesi, Mustafa Hilmî-i Sâfî, Uşşâkiyye, iki hac, Şeyh Mahmud Bedreddin Dergâhı, Hüseyin Vassâf

Kimliği, ailesi ve doğumu

El-Hâc Şeyh Muhammed İzzeddin Safiyyullâh Efendi, Uşşâkiyye’nin XX. yüzyıl başındaki âlim-şeyh halkalarından biridir. 9 Haziran 1284 Rûmî/21 Haziran 1867’de Batum çevresinde, Sola kazasına bağlı Horcum köyünde doğdu. Sefîne annesi tarafından Gürcü olduğunu, aile adının Çalızâde diye bilindiğini kaydeder. Babası Selim Efendi’dir; kaynak nesebi Selim b. Süleyman b. Ahmed şeklinde verir. “Safiyyullâh” onun tarikat çevresindeki mânevî adı veya unvanıdır; aynı unvanı taşıyan başka sûfîlerle birleştirilmemiştir.

Batum’dan İstanbul’a uzanan tahsil

İlk öğrenimini Batum’da gördü. Sefîne, 1303/1887’de İstanbul’a gelerek Mustafa Efendi’nin dersine sarftan başladığını ve 1317/1901 sonlarında icazet aldığını bildirir. Batum’la bağını kesin biçimde kesip İstanbul’a yerleşmesi ise 1311/1896 olarak kaydedilir. Bu iki tarih çelişki değildir: ilim için ilk geliş ile kalıcı hicret farklı safhalardır. Fatih’te Bahr-ı Sefîd Ayak Kurşunlu Medresesi’nde öğrenim gördü; böylece klasik medrese ilimleriyle tasavvufî terbiyeyi daha sonra aynı şahsiyette birleştirecek ilmî zemini kurdu.

Rüûs imtihanı ve İnegöl müderrisliği

Rüûs imtihanını kazanarak Hamîdiyye rüûsuna sahip oldu. 1318/1900’de İnegöl’ün Hoca köyündeki Hamîdiyye Medresesi’ne müderris tayin edildi. Burada talebelerine Şerh-i Akāid seviyesine kadar ders okuttu. Sefîne’nin verdiği kronolojide icazetin 1901 sonunda tamamlanmasıyla 1900 tarihli resmî tayin arasında bir yıllık örtüşme sorunu görünür; tarihler kaynağın verdiği biçimde korunmuş, biri diğerine uydurulmamıştır. İnegöl’deki hizmeti yalnız ders halkası değil, uzun süreli bir yerleşme ve toplum önderliği niteliği kazandı.

İki hac ve genişleyen seyahat ufku

1320/1902 ve 1326/1908 yıllarında iki defa Haremeyn’i ziyaret etti. Yolculukları sırasında Şam, Kudüs ve Mısır’da da bulundu. Bu rota onun ilmî ve tasavvufî çevresini Batum, İstanbul ve İnegöl üçgeninin ötesine taşıdı. Kaynak belirli hoca görüşmeleri veya yeni bir tarikat icazeti vermediğinden, ziyaret edilen şehirlerden varsayımsal mürşid bağları üretilmemiştir. Haritada bu duraklar biyografik seyahat olarak gösterilir; her biri irşad merkezi veya ikamet yeri sayılmaz.

Mustafa Hilmî-i Sâfî’ye intisabı

9 Ramazan 1324/27 Ekim 1906’da Şeyh Mustafa Hilmî-i Sâfî Efendi’ye intisap etti. Sefîne onu mürşidinin “ilk müridi ve ilk halife-i güzîni” diye tanımlar. Medrese hocası olarak ilmî yetkinliği önceden oluşmuş olsa da Uşşâkî sülûkü ayrı bir terbiye süreciydi. İrşad hilâfetini 1334/1916’da aldı. Bu on yıllık aralık, intisap ile yetkilendirilmenin aynı olay olmadığını açıkça gösterir. Canlı kişi ağında Mustafa Hilmî-i Sâfî’den İzzeddin Safiyyullâh’a doğrudan mürşid-halife ilişkisi kurulmuştur.

İnegöl’de Uşşâkî irşadı

Hilâfetinden sonra İnegöl’de tarikat neşrine başladı. Sefîne, ilmî kudreti ve iyi hâli sebebiyle halkın güçlü teveccühünü kazandığını, çevresinde birkaç yüz ihvan toplandığını aktarır. Bu sayı modern üyelik listesi kesinliğinde değil, Vassâf’ın yakın dönem tanıklığındaki cemaat büyüklüğünü ifade eder. Müderrislik ile irşad burada birbirini dışlayan iki görev değildi: medresede aklî ve naklî ilimler okutuyor, Uşşâkî terbiyesini ise hilâfet yetkisiyle sürdürüyordu.

Şeyh Mahmud Bedreddin Dergâhı postu

İstanbul Keçeciler’deki Şeyh Mahmud Bedreddin Uşşâkî Dergâhı’nın meşihati boşalınca vakıf şartı gereği Uşşâkî Âsitânesi’nden hilâfetli bir şeyhin tayini gerekiyordu. Muhammed İzzeddin bu göreve uygun görülerek postnişin yapıldı. Meclis-i Meşâyih’in 30 Temmuz 1922 tarihli kaydı dergâhın Hırka-i Şerif civarında açık olduğunu, tarikat erkânının icra edildiğini ve postnişinin tatbik mührü bulunan Mehmed İzzeddin Safiyyullâh Efendi olduğunu resmen teyit eder. Bu belge, meşihatını yalnız tekke içi rivayet olmaktan çıkarır.

İstanbul’dan yeniden İnegöl’e dönüşü

Birkaç yıl süren Şeyh Mahmud Bedreddin Dergâhı meşihatından sonra, kaynakların “zaruret” diye kaydettiği fakat ayrıntısını açıklamadığı sebeple mürşidinin iznini alarak görevden ayrıldı ve İnegöl’e döndü. Burada müderrisliğini sürdürdü; ayrıca Bursa Vilâyet Genel Meclisi üyeliği yaptığı aktarılır. Arapça, Farsça, Türkçe ve Gürcüce okuyup yazabildiğine dair kayıt, sınır bölgesindeki aile kökeni ile Osmanlı medrese tahsilinin birleştiği çok dilli bir ilmî profili gösterir.

Hüseyin Vassâf’a verdiği icazet

Mustafa Hilmî-i Sâfî’nin vefatından sonra, mürşidin yakınındaki seyrüsülûkünü tamamlayan Hüseyin Vassâf’ın icazeti Muhammed İzzeddin tarafından verildi. Vassâf’ın aktardığı tarihe göre İnegöl müftüsü Şeyh Muhammed İzzeddin İstanbul’a gelerek 18 Zilhicce 1344/30 Haziran 1926’da icazetnameyi düzenledi; Mustafa Sâfî’nin tâcı, kemeri ve feracesi de mânevî bir işarete dayanılarak Vassâf’a tekbirlendi. Böylece Safiyyullâh Efendi yalnız Mustafa Sâfî’den hilâfet alan kişi değil, onun irşad mirasını Vassâf’a aktaran belgeli ara halka oldu.

Unvanları ve tarihî konumu

Kaynaklarda müderris, şeyh ve İnegöl müftüsü unvanlarıyla anılır. Bu görevlerin her biri aynı tarihte başlamış değildir; biyografide kronolojik olarak ayrılmıştır. Şeyh Mahmud Bedreddin adı taşıyan dergâh da Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin’in şahıs kaydıyla karıştırılmamıştır. Muhammed İzzeddin’in önemi, geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan dönemde medrese öğretimi, taşra irşadı, İstanbul tekke meşihatı ve yazılı hilâfet aktarımını aynı hayat çizgisinde birleştirmesidir.

Kaynak sınırı ve vefat bilgisi

Eldeki güvenli kayıtlar doğumunu, eğitimini, seyahatlerini, intisap-hilâfet tarihlerini ve görevlerini ayrıntılı biçimde verir; buna karşılık vefat tarihi, kabri, evliliği, çocukları ve müstakil telifleri hakkında kesin bilgi sunmaz. 1926’da Vassâf’a icazet verdiği için bu tarihte hayatta olduğu kesindir. Bundan sonrası belge bulunmadan uzatılmamış, ölüm yılı tahmin edilmemiştir. Safiyyullâh Efendi’nin izi en sağlam biçimde Sefîne’nin yakın tanıklığı, 1922 tarihli Meclis-i Meşâyih kaydı ve Vassâf’a verilen 1926 icazeti üzerinden takip edilir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. IV, s. 359; Meclis-i Meşâyih defteri, İstanbul Müftülüğü Meşihat Arşivi, IST_MFT_MSH_DFT02_01747_0001-0256 (30 Temmuz 1922); Mustafa Hilmî-i Sâfî ve Uşşâkî çevresine dair biyografik derlemeler
  2. [2]Sefîne-i Evliyâ
Ortak kaynak kataloğunu aç →