HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Cezayir'de bir ilim ailesi
12 Rebîülevvel 1202'de (22 Aralık 1787) Cezayir'in Vehrân vilâyetine bağlı Müstegānim'in güneydoğusundaki Vâsıta'da doğdu. Soyu Hz. Hasan'a ulaştığı için Hasenî, doğduğu bölgenin İdrîsî hânedanının kurucusu Seyyid İdrîs'e nisbetinden dolayı İdrîsî nisbesini kullandı. Senûsî künyesi, ailesinin daha önce yaşadığı Tilimsân şehri çevresindeki Esnûs dağından gelmektedir.
Dedesi, babası, amcaları yanında çok sayıda hanımın da ilimle uğraştığı bir ailenin çocuğu olan Muhammed b. Ali es-Senûsî henüz iki yaşındayken babasını kaybetti. İlk eğitimini halası Seyyide Fâtıma'dan aldı.
Eğitimini çevredeki Müstegānim, Mâzûne, Muasker ve Tilimsân medreselerinde sürdürdü. Daha sonra ileri seviyede eğitim görmek için Fas şehrine giderek Karaviyyîn Medresesi'nde ders okumaya başladı. Bu yıllarda tasavvufla da ilgilendi.
Fas âlimleri onun ilimde belli bir seviyeye ulaştığına kanaat getirince Karaviyyîn Camii'nde ders okutmasına izin verildi… Bir süre sonra dinî ve içtimaî alanlarda ıslaha yönelik fikirleri, vaaz ve dersleri yüzünden yakın takibe alındı.
Doğuya yolculuk
1818 veya 1819'da Hicaz'a gitmek amacıyla Fas'tan ayrılan Senûsî önce doğup büyüdüğü yerlere kısa bir ziyaret gerçekleştirdi. Ardından Cezayir'in güneyine düşen Büyük Sahrâ bölgesindeki Ağvât, Celfe, Mis'ad, Aynimâzî, Bûseâde gibi şehirleri dolaştı. Bûseâde'de ilk evliliğini yaptı ve bir müddet burada kaldı. Bûseâde'de bulunduğu günlerde Cezayir Fransa tarafından işgal edildi.
Kābis, Trablusgarp, Mısrâte ve Bingazi gibi şehirlere uğradıktan sonra Kahire'ye ulaştı… İktidarı ele geçiriş biçiminden ve icraatından rahatsızlık duyduğu Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya bağlı Ezher ulemâsı ile oldukça sert tartışmalara girişti.
Mekke ve intisabı
Yirmi yıldır Mekke'de yaşayan İdrîsiyye tarikatının kurucusu Ahmed b. İdrîs ile burada tanıştı ve kendisine intisap etti.
1837 yılında Mekke'de Ebûkubeys dağında açtığı zâviyede irşad faaliyetine başlayan Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin Cezayirli hacılar ve Fransız işgalinden kurtulup gelen Afrikalılar üzerindeki nüfuzu hızla artınca ulemâ, Mekke şerifleri ve Osmanlı idarecileri kendisine karşı mesafeli davranmaya başladılar.
Libya'da teşkilâtlanma
Dönüş yolunda uğradığı Trablusgarp'ta Osmanlı Valisi Ali Asgar Paşa kendisine yakın ilgi gösterdi ve Bingazi ile Derne arasındaki bölgede zâviye inşa etmesine izin verdi. 1843'te Beyzâ Zâviyesi'ni kurdu ve üç zâviye daha açtı.
1854'te Trablusgarp'a döndüğünde bir süre Uzeyyât Zâviyesi'nde kaldı, ardından Mısır sınırındaki Cağbûb'da büyük bir zâviye inşa ettirerek buraya yerleşti… Birkaç barakadan ibaret küçük bir yerleşim yeri olan Cağbûb iki yıl gibi kısa bir süre içinde bir şehre dönüştü.
Vefatı
Yirmi iki yıl süren irşad faaliyetinin ardından 9 Safer 1276'da (7 Eylül 1859) Cağbûb'da vefat eden Muhammed b. Ali es-Senûsî buradaki zâviyeye defnedildi.
Muhammed b. Ali, tarikat kurucusu bir sûfî olmanın yanı sıra ictihad taraftarı bir âlim ve teşkilâtçı yönü kuvvetli önemli bir şahsiyettir. Bu sebeple kurucusu olduğu Senûsiyye tarikatı dinî, fikrî ve siyasî bir hareket olarak değerlendirilmektedir.