HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
İlim ve tasavvuf eğitimi
Harputlu Hoca Abdüllatif Efendi, Sefîne-i Evliyâ’da Şeyh Necib Efendi’nin mensupları arasında gösterilir. Nevrekoplu Ahmed Efendi ile de görüştüğü ve onun yanında erbaîn çıkardığı kaydedilir. Bu kayıt, medrese ilimleriyle tasavvufî terbiyeyi birlikte sürdürdüğünü gösterir.
Hocalığı
Vezirlerden Zihni Paşa’nın hocasıydı. Kaynak onu geniş bilgi sahibi, ilmiyle amel eden ve tarikat sülûkunu tamamlamış bir kişi diye tanıtır. Ders icâzeti verdiği ve farklı eğitim kurumlarında muallimlik yaptığı belirtilir. Mezar kitâbesinde Dârülfünun ve Medresetü’l-Vâizîn muallimlerinden olduğu açıkça yazılıdır.
Tarikat bağı
Kitâbesinde “tarîkat-ı aliyye-i Şa‘bâniyye-i Halvetiyye sâliklerinden” ifadesi yer alır. Bu sebeple aidiyeti yalnız genel bir Halvetî nisbeti değil, doğrudan Şa‘bâniyye sâliki olarak kaydedilmelidir. Şeyh Necib ve Nevrekoplu Ahmed Efendi bağları aynı irşad zincirindeki roller bakımından ayrıca değerlendirilir; birini diğerinin yerine geçiren tek bir mürşid kaydı kurulmaz.
Vefatı ve kabri
3 Eylül 1332 rûmî tarihinin karşılığı olan 15 Eylül 1916’da vefat etti. Merkez Efendi Kabristanı’na defnedildi. Biyografideki tarih ve görev bilgileri, Sefîne’nin naklettiği mezar kitâbesiyle teyit edilir.
Soyu, tahsili ve ilk görevleri
Harput'ta doğdu; asıl adı Abdüllatif Lutfi'dir. Ailesi hakkında fazla bilgi bulunmamakta, ancak doğumundan yaklaşık üç asır önce Harput'un Germili köyüne yerleşen Koca Mehmed Ağa'nın büyük oğlu Mustafa Ağa'nın beşinci nesilden torunu olduğu kaydedilmektedir.
İlk tahsilini Harput'ta, yakın akrabası Müftü Ömer Naîmî Efendi'den ders alarak tamamladı. Ardından İstanbul'a gidip Fâtih medreselerine girdi. Buradan icâzet aldıktan sonra Adana'ya geçerek bir müddet ders okuttu ve orada evlendi. Bir süre sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a döndü; hemen ardından Beyazıt Camii dersiâmlığı ile Meclis-i Tedkîkāt-ı Şer'iyye üyeliğine tayin edildi.
Oğlu Fâik Bey
Tıp doktoru olan Fâik adında bir oğlu vardı. Dönemin iktidarı tarafından Trablus'a sürgün edildiği sırada Mısır'a kaçtı; Meşrutiyet'in ilânından sonra İstanbul'a döndü, ancak doktorluk mesleğini icra etmeyerek ticaretle meşgul oldu. Vefatında babasının Merkezefendi'deki kabrinin yanına defnedilmiştir.