Ara
Menü

Bahrî Dede

Bahrî Dede (ö. 974/1566-67), Edirne Koğacı Dede Zâviyesi'nden Bursa Muradiye Tekkesi'ne geçen; uzlet, riyazet ve melâmet tavrıyla tanınan şeyhtir.

Vefat
1567
Unvan
Edirneli Melâmî şeyhi ve Bursa Muradiye Tekkesi postnişini

Edirne Koğacı Dede Zâviyesi

Edirne'de yetişti ve Koğacı Dede Zâviyesi'nde postnişin oldu. Kaynak onu İbrahim Edhem'e nispet edilen sade tâc ve zühd tavrıyla tasvir eder.

Bursa Muradiye Tekkesi

Daha sonra Bursa'daki Muradiye Tekkesi'ne geçti. Uzlet, oruç, kanaat ve tevekkülü öne çıkaran bir hayat sürdü; 974/1566-67 ortalarında vefat ederek zâviyesinin sahasına defnedildi.

Melâmet tavrı

Atâyî onu Melâmiyye dairesinde anarak sakal, bıyık, kaş ve kirpiklerini tıraş etme davranışını insanların kınamasını üzerine çekme isteğiyle açıkladığını aktarır. Bu beden pratiği bütün Melâmî çevrelerin ortak ve değişmez kuralı gibi genellenmez.

Sigetvar seferi

Kanûnî Sultan Süleyman'ın Sigetvar seferine davet edildiği ve sefere katıldığı aktarılır. Kendisine gönderilen bin florini saklayıp dönüşte geri gönderdiği rivayeti, devlet–şeyh teması ile zühd hafızasını birleştirir.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Hibe Halife'nin hastalığı ve bağışlanma talebi

Bahrî Dede'yi inciten Hibe Halife'nin felç olduğu, özür ve dua sonrasında iyileştiği gelenek içinde aktarılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İncitici sözün ardından

Atâyî'nin aktardığına göre Hibe Halife, Bahrî Dede hakkında incitici sözler söyledi. Bahrî Dede'nin bu sözler karşısında istemeden beddua ettiği, kısa süre sonra Hibe Halife'nin bedenine felç indiği rivayet edilir.

Özür ve dua

Hibe Halife durumunun sebebini bu kırgınlığa bağlayarak Bahrî Dede'nin huzuruna gitti; ayaklarına kapanıp bağışlanma ve dua istedi. Bahrî Dede'nin dua etmesinin ardından hastalığının hemen geçtiği anlatılır.

Aynı tercemede Bahrî Dede'nin Zigetvar seferine katılması, Sultan Süleyman'ın gönderdiği bin florini dönüşte aynen geri vermesi ve fethi önceden haber verdiğine dair başka rivayetler de bulunur. Buradaki kayıt yalnız Hibe Halife anlatısını tam olay sırasıyla verir; hastalık ile söz arasındaki bağ, kaynağın keramet dili içinde değerlendirilmelidir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik.