ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
23 sonuç · toplam 23 · “Vahidiyet” · 1/1
01Vahidiyet
(وا حدية) İsimlerin kaynağı olması itibariyle Allah'ın Zatı (kı).
Berzah
Farklı iki ortam arasında yer alan ve bu iki ortama tamamen benzemediği gibi tam olarak onlardan farklı da olmayan ara ortam; iki şeyi birbirinden ayıran üçüncü şey, ara bölge. 2. Ölümle başlayıp kıyamete kadar süren zaman, bu zaman içinde…
Erâik-i tevhit
را" تو حيد) ( x. Tevhit koltukları, 2. tas. Hazret-i Vahidiyette zatın mazharları olması itibariyle zati (ilahi) isimler (x1). Erbab-ı keşf Hak hakkında keşf yoluyla bilgi sahibi olanlar, kalp gözü açık olanlar.
Farku’l-cem
فرق | لجبع) Belli mertebelerde tecelli eden Bir'in çokluk haline gelmesi. Bu mertebelerdeki zuhura zat-ı ahadiyetin şuunu adı verilir. Gerçekte bu şuun salt itibari bir şey olup gerçekleşmesi söz konusu değildir. Yalnızca Bir'in, suretiyle…
Feth
Açmak, açılmak, açılış. 2. tas. a Sâlike zuhur eden kemal halleri. Bu haller onun çeşitli menzillere ulaşmasını ve üstün makamlara yükselmesini sağlar. Nefsteki feth tam bir ilim, ruhtaki feth marifet verir. Ber şeyin fetholmasına “kalp müş…
Hazret
(5 (حضر Huzur, ilâhî dergâh. tas. Makam, mertebe, Hakk'ın huzuru. Hazret-i ahadiyet Allah'ın saf ve halis zatı, /â-taayyün mertebesi. Hazret-i esmâiye Hazret-i vahidiyetten sonra gelen ve onun mazharı olan mertebe. Hazret-i hüviyet Buna Haz…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Kül
Bütünlük, tümlük. tas. a Kul, Allah'tan başkasına az ya da çok bagimh olduğu sürece Hakk’a bütünüyle (külliyen) kul olamaz. “Sen her şeyinle ona yönelirsen o her şeyi sana yöneltir”. b Isimleri kendisinde toplayan ilâhî birlik (vahidiyet) m…
Mebâdi
İlkler, 2. tas. Sâlikin sülükunun başlangıcında riayet etmesi lazım gelen namaz, oruç ve benzeri hususlar ve şer'i adap ki, mübtedilerin mutlaka bunlara uymaları icap eder (sr). Mebâdi'n-nihayat ( (مبا دى | لنهايا 1. Sonların ilkleri. 2. ta…
Mebna-i tasavvuf
ف) yar el) 7, Tasavvufun temeli. 2, tas. Fakirlik ve ihtiyaç haline sımsıkı sarılmak, cömert ve diğerkâm olma halini gerçekleştirmek, teşebbüs | ve iradeyi terk (: Kİ). Mecâli-i külliye (4.15 «J lees) Varlığın genel tecelli yerleri, tecelli…
Menzil
Makam, konak, durak, mertebe seyr ve sülûk esnasında varılan ve geçilen konaklama yerleri. Merâtib-i külliyye (415 تب | 5) Umümi mertebeler, genel kategoriler. tas. Varlığın külli mertebesi altıdır: zat-ı ahadiyet, hazret- i vahidiyet, müce…
Müstehlek
Helak ve mahvolan. tas. Geriye bir iz ve belirti رط Müştak m — ا rakmayacak şekilde zat-ı ahadiyette fani olan (kı), Müstened-i marifet (5 1, Marifetin istinadgâhı, 2. tas. Bütün isimlerin kaynağı olan vahidiyet mertebesi. Müsterih 5 ar, (س…
Sefer
Yolculuk, mesafe katetme, yolda yürüme. tas. Hakk’a yönelmeye başlayan kalbin zikirle seyretmesi ve manevi yolculuk yapması. Dört çeşit sefer vardır: Seyr ile'llâh, yani Allah’a doğru yolculuk. Nefs menzillerinden başlar, ufuk-i mübine kada…
Şutur
Düzensiz; acılı tatlılı; deve (ester). tas. Insaniyet (us). Şuün-i zatiye A'yân ve hakâikin ahadiyet-i zatiyedeki nakışları. Bu aynlar ve hakikatler ağacının dallarının, yapraklarının ve meyvelerinin çekirdeğinde kuvve halinde bulunması gib…
Secere
Ağaç. 2. tas. a Tarikat silsilelerini gösteren şema. b Külli cisim kitlesini yöneten kâmil insan (İFM, ct; İbn Arabi Şeceretü”1-kevn). Şecere-i marifet Marifet ağacı; marifetullah ( SF). Şecere bir ağaçtır ki, Hz. Musa o ağacın olduğu taraf…
Taayyün
Belirme, belirlenme, belli olma, ortaya çıkma. 2. tas. Müşahhas hale gelme, birbirinden seçilme, ayırt edilme, ayn olarak ortaya çıkma. Ilk taayyün, vahdet mertebesi; ikinci taayyün ise vahidiyet mertebesidir. Süfilere göre Hakk'ın zatında…
Tecelli
Aşikâr olmak, açığa çıkmak, görünmek, zuhur etmek. tas. Gaybten gelen va kalpte zahir olan nurlar. Görünmeyenin (guyab) kalplerde görünür hale gelmesi. Her ilâhî ismin, tecelli ettiği yere ve yöne göre türlü türlü şekilleri vardır. İçinden,…
Türrehât
1, Patika, çıkmaz yol, bâtıl ve boş laf, herze, saçma 562. 2. tas. Bazı mutasavvıfların ipe sapa gelmeyen anlamsız sözleri, Ruveym öğüt isteyen birine, “Bu yolda katlanılacak en aşağı fedakârlık, can feda etmek, bu yola baş koymaktır. Bu şa…
Verâ-i lübs
Karışıklığın ve şekillenişin ötesi, tas, Vahidiyetten önce ahadiyet mertebesinde bulunan Hak. Bu, hakkın birinci mertebesidir; ikinci mertebede vahidiyet gelir. Sonra Hak üçüncü mertebede isimlerin manası ve al'yânın hakikatleriyle karışır,…
Zılla ilah
Tanrı'nın gölgesi. tas. Vahidiyet mertebesini kendi gerçeği haline getiren insan-ı kâmil.
Fark-I Vasf
Arapça, sıfat ayırımı ve ayrılması demektir. Zâtın, vasfı ile vâhidiyet (birlik) hazretinde, ortaya çıkışını anlatan bir deyimdir.
Şi’bu’s-Sada
Terakki sırasındaki cem’u’l-farka denir. Bu yükseliş (Terakki) Vahidiyet Hazretinden, Ehadiyet Hazretine doğrudur. Zıddı Sadeu’ş-Şi’b’dir, ki Ehadiyyetten Vahidiyete iniştir. Fenadan sonra davet ve başkalarını kemale erdirmek üzere, beka ha…
Zıll-I İlâh
Arapça, İlâhın gölgesi demektir. Va-hidiyet hazretini gerçekleştiren kâmil insan.