Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

19 sonuç · “Satmak

01
Sözlük

Furuhten

3) Satmak, elden çıkarmak. tas. Ulu ve yüce Allah karşısında ve huzurunda yken sâlikin kendi çaba ve tedbirini terk etmesi (115).

02
Sözlük

Samt

+. Killet-ı kelâm, Süküt, susmak, hamüş olmak. 2. tas. Tasavvufta süküt etmek ve bir mecburiyet olmadıkça konuşmamak, konuşunca da gerektiği kadar konuşmak esastir. Samt iki türlüdür: zahiri sükat, lisanın konuşmamasıdır; batini süküt, zihnin ve kalbin konuşmamasıdır. Dil süküt ettiği halde zihin masiva ile meşgulse bu Susma makbul değildir. Tefekküre dalmak için süküt edilir, Himmet sükütla öğrenilir. Samt (lallet-i kelam), az yeme, az uyuma ve inzivayla birlikte olunca saliki abdal mertebesine yükseltir. Bkz. Süküt, : Saymu'l-kalp Cedel-kârân'a hamüşi gibi rengin cevab olmaz Sükütun merd-i dânâ hasm-ı ilzam için saklar Râşid Yâ söyle sözü guher nisâr et Yâ samt u sükütu ihtiyâr et Lâedri Sanem (ç--) 1. Put. 2. tas, a Kişiyi Allah'tan alıkoyan, sâliki hak yoldan uzak tutan her şey. En büyük put nefsdir. Putu kırmak nefsi öldürmektir. b Ruhi hakikatler. e Pir, mürşit, insan-ı kâmil. d Sevgili. Bkz. Put. Yola bakmaktan sanemâ ağardı dide-i ter Ağla ey gözlerim ağla ne gelir var ne gider Nabi Satmak (5.5 (صا Anadolu halk geleneğine göre çocuğu durmayan bir kadın hamile kalınca bir türbeye veya yatıra gidip kamındaki bebeği ona Satar. Parasını türbedâra verir. Doğan çocuğa erkek olursa ekseriya Satılmış, bazen Satı, kız olursa Satı adı verilir, Bazen yatırın adının verildiği de olur. Kaya ve ağaca satma âdeti de vardır.

03
Sözlük

bey'-i sahîh

bey'-i sahîh a fik. Fıkıh usulünde, para ve mal kullanılarak yapılan satış işlemi. bey'-i sarf d» fik. Kıymetli malı yine kıymetli mal karşılığı satmak, yani altını altınla, gümüşü gümüşle satmak gibi

04
Sözlük

Câiz Değil

1.Sahîh değil. Ağaçta belirmemiş olan meyveyi satmak, akıllı olmayan küçük çocuğun alış-verişi, yâni pazarlık edip, söz kesmesi câiz değildir. (İbn-i Hümâm) 2. Mekruh. Namaz kılmak için, Kâbe, câmi resmi bulunan seccâdeyi yere sermek câiz değildir. (Seâdet-i Ebediyye) 3.Haram. Alkollü içkilerin damlasını bile içmek câiz değildir. (İbn-i Âbidîn) 4.Fâsid, bâtıl. Yürüyerek namaz kılmak câiz değildir. (Fethu'l-Kadîr) 5-Küfür. Allah göktedir, yerdedir demek câiz değildir. Şaka olarak da olsa, zünnar denilen papaz kuşağını bele bağlamak câiz değildir. (Şeyhzâde Muhammed Efendi)

05
Sözlük

Mukâyada Satışı

Altın ve gümüşten başka, ayn (belli) olan bir malı yine ayn olan mal karşılığında satmak. İki kile buğdayı, yüz yumurta karşılığında satmak mukâyada satışıdır. Böyle satışta, birbirine karşılıklı satılan malları söz kesilirken tâyin etmek (belli etmek) şart olup, kabz etmek (ele geçirmek) şart değildir. (İbn-i Âbidîn) Mukâyada satışında, satın alınan mala bedel olarak verilecek belli malı aynen vermek lâzımdır. Meselâ bir gümüş kaşığı gösterip, şu kaşık ile bu horozu satın aldım dese kaşığı vermesi lâzım olup, aynı ağırlıkta ve şekilde ve aynı kıymette başka gümüş kaşık veremez. (Ali Haydar Efendi)

06
Sözlük

Kile

Ölçek. Tahıllar için kullanılan bir ölçü. Birkaç kimse arasında müşterek, ortak olup, kile veya vezn (tartı) ile ölçülen bir malı, ölçmeden paylaşmak fâiz olur. Kile ile satılan şeylerden, aynı cinsten olmayanlar, birbiri ile (meselâ arpa buğdaya karşılık) satılırken, hacimleri aynı olsa da, veresiye satmak fâizdir. (Ömer Nesefî)

07
Sözlük

Rehn (rehin)

Bir sebebden dolayı bir şeyi habsetmek, alıkoymak; ödenecek mal karşılığında bir malı, alacaklıda veya başka emin bir kimse elinde emânet bırakmak. İpotek etmek. Rehn ancak mal borcu için verilir ve zor ile alınmaz. Rehn akd ile yâni îcâb ve kabûl (sözleşme) ile yapılır. (İbn-i Âbidîn) Rehin bırakılan malın, satılmaya elverişli olması şarttır. Ağırlıkla ve hacim ile ölçülen her şey; altın, gümüş eşyâ, para rehn olarak verilebilir. (İbn-i Âbidîn) Rehin edilen şeyin satışı, rehn sâhibinin izni olmadan bâtıldır, geçersizdir. Teslîmi câiz değildir. (İmâm-ı Gazâlî) Rehn, borç ödeninceye kadar habs olunur. Önce borç ödenir; sonra rehn geri verilir. (İbn-i Âbidîn) Alacaklı; rehnin, borçlunun mülkünden çıkmasına sebeb olamaz, satamaz, kiraya veremez. Rehni, ancak borçlunun izni ile kullanabilir. (Ali Haydar Efendi) Borçlu, rehndeki malını, alacaklının izni olmadan satamaz. Satmak için isteyemez. (İbn-i Âbidîn)

08
Sözlük

Bâtıl Satış

Sahîh olmayan, yâni dînen bulunması lâzım gelen şartların hepsi veya bir kısmı bulunmayan satış, alış-veriş. Satılacak malın mütekavvim olması (kullanılmasına dînen izin verilmesi, kıymetli ve kullanılabilir olması) bu şartlardandır. Buna göre; domuz, içki ve denizdeki balık mütekavvim değildir. Bâtıl satışlar câiz değildir, haramdır, günâhtır. Bâtıl satışla müşteri malı teslim alsa bile mülkü olmaz. (İbn-i Âbidîn) Mülkü olmayan şeyi satmak bâtıldır. Meselâ havadaki kuşu, denizdeki balığı yakalamadan satmak bâtıldır. (Mecelle)

09
Sözlük

Menfeat

Fayda, çıkar. Bir malı, bir evi kirâya vermek; menfeatini belli bir karşılıkla satmak demektir. (Abdullah Mûsulî) Her menfeat getiren borç ribâ (fâiz)'dir. (İbn-i Âbidîn) Bir kimse ibâdetlerini dünyâ menfeati düşünmeden yaparsa, ihlâsla amel edenlerden olur. (Hâdimî) Bir kimse dünyâ menfeati için sana yaklaşırsa, ondan uzak dur. Menfeatini düşünen kimseyi kendin için tehlikeli kabûl et. (Ebüssü'ûd el-Bâzinî)

10
Sözlük

Ribe'n-Nesîe

Gecikme ribâsı. Bir cinsten olan iki şeyin birini, diğeri karşılığında veresiye olarak satmak veya başka başka cinslerden olup; ağırlık, hacim veya uzunluk ölçüsüyle yâhut belirli ölçülerde olup, sayıyla alınıp satılan iki şeyi veresiye değişmek. Miktarlar eşit olsa bile ribâ sayılır. Kışın bir kile buğdayı yazın vermek üzere bir buçuk kile ile satın almak ribe'n-nesîedir. Ribe'n-nesîe'nin haram kılınışında müslümanların imâmları (dört mezheb) arasında ihtilâf yoktur. O büyük günahlardandır. Ribe'n nesîenin haramlığı; Kur'ân-ı kerîm ile, Resûlullah efendimizin sünnetiyle ve müslümanların icmâiyle (sözbirliğiyle) sâbittir. (Abdurrahmân el-Cezîrî)

11
Sözlük

Tevliye Satışı

Bir malın alış fiyatını söyleyerek aynı fiyatla, satmak. Bir kimse aldığı bir malı kendisine kaça mal olmuş ise onu söyleyerek tam alış fiyâtına satarsa, meselâ on bin liraya aldığı bir malı on bin liraya aldığını söyleyip, on bin liraya satarsa, bu satış tevliye satışı olur. (Fetâvâ-i Hindiyye)

12
Sözlük

Garer

Tehlike, zarar. Sonu belli olmayan şüphe ihtimâli olan satış. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem garer bulunan satışı, yasak etmiştir. Bu sebeble yakalanmadan önce, balığı, havadaki kuşu, kaçıp, kayıp olan hayvanı satmak bâtıldır. Hattâ sonra gelip müşteriye teslim edilse yine satış geçerlilik kazanmaz. (M. Ebû Zühre)

13
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

14
Eser

Sayfalar 11–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h

15
Eser

Sayfalar 25–30

Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı

16
Eser

Sayfalar 40–47

Muzaffer Ozak Külliyatı · mur etmiştir. Hâlet-i-ihtizardaki mü'mine, sağ tarafında cennetteki makamına nazar ettirir. Cennetteki makamını ve ona verilecek hurileri, sarayları, derecatı, hizmet ehli olan cen

17
Eser

Sayfalar 185–192

Muzaffer Ozak Külliyatı · -- 185 _ ve sellem efendimizdir. İyi bilmelidir ki, bu zâhirde böyledir Hakikatte ise. aleyhissalâtü vesselâm efendimizin nuru evvel. Hz. Adern aleyhisselâmın nuru sondur. Zira ruh

18
Eser

Sayfalar 453–460

Muzaffer Ozak Külliyatı · ler, dinsizlere biz müslümanlardan daha yakın ve yardımcı oluyorlar. Çin'de, Rusya'da, Moğolistan'da ve Balkanlar'da katil ve imha olunan milyonlarca müslümanın feci âkibetine müte

19
Eser

Sayfalar 702–708

Muzaffer Ozak Külliyatı · nenin yorumlanmasında ve uygulanmasında bile hâlâ bir anlaş.. maya varamadık. Oysa: Durur ahkâm-ı nusret ittihad-ı kalb-i milletten, Çıkar âsar-ı rahmet ihtilâf-ı re'yi ümmetten...