Ara
Menü

Sayfalar 453–460

1.738 kelime

Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 453–460

ler, dinsizlere biz müslümanlardan daha yakın ve yardımcı oluyorlar. Çin'de, Rusya'da, Moğolistan'da ve Balkanlar'da katil ve imha olunan milyonlarca müslümanın feci âkibetine müteessir olmak şöyle dursun, zerre kadar ilgilenmiyorlar. Hattâ, bu katliâmı yapan dinsizlere silâh ve cephane satmak veya hibe etmek suretiyle yardımcı bile oluyorlar. Mâ'azallah, herhangi bir müslüman şahsi his ve garazla veya nefsini müdafaa için her hangi bir Hristiyanı veya Hristiyan adı taşıyan bir dinsizi öldürecek olsa, bütün Hristiyan âlemi, basını ile efkârı umumiyesi ile müslümanlara karşı kıyam ediyorlar. Velevki, bu katil işinde o müslüman haklı bile olsa, onların gözlerinde haksız ve suçludur. Nazi Almanya'sında dinlerine ihanet eden ve Hristiyanlaşan Yahudileri kitleler halinde katlettiren zihniyet, Israil - Arap harbinde yahudilerin tarafını tutmuş ve onları desteklemiştir. Bugün hâlâ Yahudileri himaye eden ve onlara her türlü ve en modern silâh ve harp vasıtalarını bol bol gönderenler, Araplara Aralıklarından ötürü değil, sırf müslüman oldukları için düşman kesilmişlerdir.

Ne garip ve hazindir ki, sinema ve televizyon, radyo ve basın ve diğer yayın organları ile Almanları lânetleyenler açıkça bu propaganda faaliyetlerini sürdürüp giderlerken, Almanlar inandıklarını söyledikleri Hz. İsa aleyhisselâma - Hâşâ sümme hâşâ - gayri meşrû damgasını vuran ve muhterem annesine zinâ suçu isnadetmekten çekinmeyen Yahudilerin müslüman araplara karşı muzaffer olmaları için ellerinden gelen yardım ve desteği esirgemiyorlar, Hz. İsa aleyhisselâmı ve mukaddes annesini takdis ve tebcil eden müslümanların Ortadoğu'da kahrolmalarını, Yahudilere yenilmelerini bütün güçleriyle sağlamağa çalışıyorlar.

Birinci cihan harbinde siyaset icabı bizimle kader birliği yapmış görünen ve iki zırhlı uğruna bizi seferberlik belâsına mecbur ederek koskoca Osmanlı Imparatorluğunun yıkılmasına sebebolan aynı Almanlar, bugün hâlâ Kıbrıs zaferimizi yadırgamakta ve barbar Rum çetelerinin mağlup olmalarına üzüldüklerini resmi beyanatlar halinde açıklamaktan çekinmemek-

tedirler. Işte, bizim yarı münevver batı hayranlarının ağızlarının suyunu akıtan batı kültür ve medeniyyeti ve işte Alman, Fransız veya Ingiliz dostluğu!..

Kur' 'an-ı azim-ül-bürhan bu tehlikeyi on dört asır önce beyan ve ilân buyurmuştur ama, anlayan kim?

(SİZ, YAHUDİ VE HRISTİYANLARI KENDİNİZDEN RA-

ZI KILAMAZSINIZ. HATTÂ ONLARA TÂBİ OLSANIZ VE ON-

LARIN TARAFINDA BULUNSANIZ!..)

Görenedir görene!.. Köre nedir, köre ne?..

Müsamahanıza sığınarak yaptığımız bu kısa uyarıdan sonra, hemen bir müjde verelim:

Resûl-ü Melâhim ism-i şerifi, bizler için her şeyde olduğu gibi müjdeleyici ve uyarıcıdır. İslâmın, kıyamete kadar bâki kalacağını ve ehl-i iymanın haksızlık ve insafsızlıkla muttasıf kâfirlerle yine kıyamete kadar mücadele ve mücahede edeceğini tebşir etmektedir.

Şunu iyi bilmeniz gerekir ki, Allahu tealâ âlemlerin Rabbidir amma âkibet Allah'tan korkan müttakilerindir. Zâlimlerin zulümlerine yardımcı olanlara ve onları destekleyenlere Allahu sübhanehu ve tealâ'nın; yardım ettikleri o zâlimleri musallat kılacağını muhbir-i sadık efendimiz haber vermektedir. Galibiyet, taraftar bulmak ve müttefik edinmek, şuradan, buradan yardım ve destek görmekle değil, Allahu azim-üş-şânın kudret ve iradesiyle elde olunur, Ittifaklar, çokluklar ve büyük kuvvetler belki galibiyet için birer vasıta olabilir. Düşününüz ki, Resûlullah salllallahu aleyhi ve sellem efendimize iyman ve itaat edenler kırk kişiye ulaşınca, kendilerinden çok üstün ve kalabalık düşman topluluklarını her seferde bozguna uğrat mış, mahv-u perişan etmiştir. Bir avuç islâm mücahidi, yirmi beş sene gibi kısa bir süre içinde boydan boya Ortadoğu bölgesini, koskoca Sasani devletini ve Bizans'ı yenmiştir. Hicretin kırkıncı yılında, kuzey Afrika, Mısır, Iran, küçük Asya, Turan illeri, Kafkasya ve Arap Yarımadası müslümanların eline ve emrine geçmişlerdir. Zira, Allahu tealâ yardımcıları idi ve onun için de yalnız düşmanlarımız değil, şeytan ve nefislerimiz mağ-

-- 455 lûp olmuşlardı. Daha sonraları, yine bir avuç müslüman Türk mücahidi yedi kralla savaşarak galip gelmiş ve kırk çadırdan muazzam bir imparatorluk kurmuştur.

Sorarım sizlere? İstiklâl harbinde neyimiz vardı? Bütün silâh ve harp vasıtalarımız elimizden alınmış, en önemli kilit noktalarına din ve millet düşmanları yerleşmiş, çepçevre her yanımız sarılmış ve kuşatılmış, cennet Anadolu'muz düşmanlarımız tarafından paylaşılmış değil miydi? Sonra ne oldu? Allahu azim-üş-şânın imdat ve inayeti, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin himem-i ruhaniyyeti, müslüman Türk mücahitlerinin gayret, fedakârlık ve hamiyyeti sayesinde Yunan palikaryalarını denize döktük, güçlü ve azametli büyük devletleri anayurdumuzdan kovduk ve bu cennet vatanı kahraman gazilerin ve şehitlerin tertemiz mübarek kanları ile temizledik.

Demek oluyor ki, galibiyyet çokluk ve kuvvetle ve hele müttefikle değil, ancak ve yalnız Allahu zül-celâl vel-kemal hazretlerinin nusret ve inayeti iledir.

Ey Ehl-i aşk!..

Risalemizin hacmi itibariyle iki cihan serverinin Resûl-ü Melâhim ism-i şerifinin tefsirine kadar Esmâ-i Muhammediyye'den bir çoklarını elimizden geldiği ve gücümüzün yettiğince açıklamağa ve anlatmağa çalıştık. Diğer ism-i şeriflerini tefsire ve yoruma girişıneden zikredeceğim ki, okuyanlar ve dinleyenler şefaat-i uzmâlarına nail ve mazhar olsunlar. Biz fakir-i pür-taksire de bir nigeh-i iltifatları ile nazar ederlerse, cismimiz nura, kalbimiz sürura, akl-ü idrakimiz şu'ura kavuşur, her türlü darlıklardan, sıkıntı ve ıztıraplardan, dünyevi ve uhrevi, sûri ve mâ'nevi zorluklardan kurtulur, mâ'sivâdan tathir olunarak sefaya erişiriz. Acizane bundan aslâ şüphem olmadığı gibi, sizlere de bundan şüphe etmemenizi halisane tavsiye ederim.

Allah azze ve celle hazretleri, sizleri ve bizleri ve bütün ümmeti Muhammed'i tevfik-i ilâhisinden ayırmasın ve hepimizi kıyamette Habib-i edibinin sancağı altında cem'u haşreylesin... (Âmin...)

Dersimizin başında da arzetmiştim amma bir kerre daha tekrarında fayda görüyorum, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin mübarek isimlerini okuyan, ona salât-ü selâm getiren ve bu ism-i şeriflerle Allahu tealâ'dan muradını isteyenler aslâ mahrum kalmazlar ve mutlâka nail-i meram ve mazhar-ı ihsan olurlar.

RESÛL-ÜR-RAHATI (Sallallahu aleyhi ve sellem)

KÂMİLÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

İKLİLÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Zât-1 akdes-i risaletpenahilerine iyman ve itaat edenlerin, iki cihanda türlü ni'metlere erişeceklerine, iyman etmeyerek muhalefette bulunanların ise türlü cezalarla tecziye edileceklerine dalâlet ve işaret olmak üzere ism-i şeriflerine Eklil denilmiştir.

MÜDDESSİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Kur'an-ı azimdeki ism-i şeriflerindendir. Kâfir ve müşriklerin kendilerine yönelttikleri eza ve cefaya tahammül buyurdukları için, Zât-ı risaletpenahilerine bu ism-i şerif ile hitab-1 izzet vâki olmuştur.

MÜZZEMİLÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Kur'an-ı kerimdeki ism-i şeriflerindendir. Vahyin ibtidasında, korku ve haşyete kapılarak Hatice't-ül-Kübrâ radıyallahu anha validemizin hane-i saadetlerine şeref vererek (Beni örtün!.) temennisinde bulundukları için kendilerine bu ism-i şerif ile hitab-1 izzet vâki olmuştur.

ABDULLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ism-i şeriflerinden en eşrefi Abdullah'tır. Allahu talâ'nın has kulu, ibadet ve tâ'atte ve kulluk makamında en ileri ve üstün olan demektir.

HABIBULLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Bu ism-i şerif Habib-i edib-i Kibriyâ'nın zât-ı akdeslerine mahsus ve münhasır olup Allahu talâ'nın sevgilisi demektir.

SAFIYULLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Allahu talâ'nın mâ'nen ve maddeten, zâhiren ve bâtınan en temiz, en pâk, en saf kulu demektir. Hak celle ve alâ hazretleri, Habib-i edibini bütün mahlükat arasından bizzat seçmiş ve o zât-1 akdesi bizzat terbiye ederek her türlü kötülüklerden, isyanlardan, nisanlardan, mâ'siyyet ve günahlardan arındırmış, bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve tekmil kemal sıfatları ile muttasıf ve mükerrem kılmış bulunduğundan kendilerine Safiyyullah ism-i şerifi verilmiştir.

NECIYULLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Allahu tealâ tarafından âsi ve mücrim kulları kurtarıcı, iyman ve itaat edenleri ilâhi azaptan necata erdirici demektir.

KELİMULLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Allahu talâ'nın kelimi, Allah ile söyleşen demektir. Mî'râc gecesi Allahu azim-üş-şân ile söyleştiği ve (Li-Mâ'allah) sırrına mazhar olduğu için zât-ı risaletpenahilerine bu ism-i şerif verilmiştır.

HÂTEM-ÜL-ENBİYÂ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Nebilerin sonu, Enbiyâ-i mürseliyn'in sonuncusu demektir. Nübüvvet ve risalet zât-ı akdeslerinde tekmil ve tamam olduğundan bu ism-i şerif verilmiştir.

HÂTİM-İR-RÜSÜLİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Bir önceki Nebi ism-i şerifinde olduğu gibi, Resûllerin sonu ve sonuncusu demektir.

MUHYİN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Bütün dünya halkı cehalet, dalâlet, küfür ve şirk ile âdeta ölü gibi iken, Allahu talâ'nın emri ve izniyle bütün insanlığı din-i mübiyn-i islâma davet ederek cehalet, dalâlet, küfür ve

şirkten kurtararak onları iyman nuru ile dirilttiğinden kendilerine bu isim verilmiştir.

MÜNECCİN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Ümmetinin dünya ve âhirette sebeb-i necatı olduklarından kendilerine bu ism-i şerif verilmiştir.

MÜZEKKİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Kıyamet gününü, onun dehşet ve haşetini hatırlatıcı olduklarından kendilerine bu ism-i şerif verilmiştir.

NÂSIRUN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Allahu tealâ tarafından zât-1 akdeslerine bahş ve ihsan buyurulan selâhiyetle bütün ümmetine Nâsır yani yardımcı olduklarından, kendilerine bu ism-i şerif verilmiştir.

MANSURUN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allahu tealâ tarafından dünya ve âhirette muzaffer ve mü'eyyed kılındığından, Cebra'il aleyhisselâm ve bütün meleklerle mü'eyyed bulunduğundan kendilerine Mansur ism-i şerifi verilmiştir.

NEBİYYÜR-RAHMETİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

(Biz, seni âlemlere rahmet olmak üzere gönderdik...) hitab-ı izzetiyle kadr-i valâsı açıklanan ve gerçekten de Rahmeten-lil-âlemiyn olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, evvel ve âhir, bâtın ve zâhir cümleye mahz-ı rahmet olduklarından, kendilerine bu ism-i şerif verilmiştir.

NEBİYYÜT-TEVBETİ (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Ümmetini tövbe ve istiğfara teşvik buyurduğu ve onun yüzu suyu hürmeti ümmet-i Muhammed'in tövbelerinin son nefeslerine kadar indallah kabul buyurulduğu için kendilerine bu ism-i şerif verilmiştir.

HARISUN-ALEYKÜM (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Kur'an-ı azimde Et-Tevbe sûre-i celilesinin 128. inci âyet-i

-459 -kerimesinde (O, sizin hidayet ve salâhınıza haristir, sizin üzerinize titrer) me'âlindeki emr-i ilâhisiyle tevcih buyurulmuş bir ism-i şeriftir.

MÂ'LÜMUN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

ŞEHİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

ŞÂHİDÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

ŞEHİDÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

MEŞHUDÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

BEŞİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, mü'minleri müjdeleyicidir.

MÜBEŞŞİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, mü'minleri cennet ve ni'metle çok çok müjdeleyicidir.

NEZİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem, kâfirleri korkutucudur.

MÜNZİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

NURÜN (Sallallahu aleyhi ve selem)

Habib-i edib-i Kibriyâ, Allahu talâ'nın nurudur.

SİRACÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Resûl-ü zişân efendimiz, Allahu tealâ'ya varan dosdoğru yola yönelenlerin ışığıdır.

MISBAHÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Fahr-i kâinat aleyhi efdal-üt-tahiyyât efendimiz, Allahu tealâ'nın yoluna hidayet eden nurlu bir kandil gibidir. Bi-zâtihi iyman ve islâm nurları ile pür-nur ve her türlü ibadet ve tâ'atle âlemi nurlandırdığından kendilerine Misbah ism-i şerifi verilmiştir.

HÜDEN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Hidayete eriştirici, rizayı ilâhiyye'ye varan dosdoğru vola iletici, bütün mü'minleri Hakka kavuşturucu, cennete ulaştırıcı olduklarından kendilerine Hüden ism-i şerifi verilmiştir.

MEHDI (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Hidayet edici demektir. Iki cihan serveri gerçekten maden-i hidayet olup, mü'minlere ibadet ve tâ'at yollarını gösterip öğreterek irşâd edici olduklarından kendilerine Mehdi ism-i şerifi verilmiştir.

MÜNİRÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Nurlu yolu gösteren anlamına gelmektedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o nurlu hidayet yolunu gösteren Sirâc-ı münir olup tekmil âlemlerin de nuru zât-ı akdeslerinden yayıldığından kendilerine Münir ism-i şerifi verilmiştir.

DÂ'İN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Allahu talâ'nın rizasına varan yola dâvet edici demektir.

Resûl-ü Kibriyâ, bütün insanları iyman ve islâma ve sırat-1 müstakiyme dâvet buyurdukları için, kendilerine Dâ'in ism-i şerifi verilmiştir. Bu dâvete icabet edenlere cennet ve ni'met bahş ve ihsan buyrulacağı gibi, icabet etmeyerek küfür ve dalâlette kalanlar da ebediyyen cehennem azabına mâ'ruz kalacaklarından zât-ı risaletpenahilerine bi-iznillâh Dâ'in denilmiştir.

MED'UVVÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Allah azze ve celle hazretleri, Resûl-ü müctebâ'yı bütün mahlûkatı yaratmadan halk ederek dünya ve âhirette zât-ı ülûhiyyetine kulluk ve tâ'ate dâvet buyurmuş ve Habib-i edib-i Kibriyâ bu ilâhi dâvete derhal icabet buyurduklarından kendilerine Med'uvvün ism-i şerifi verilmiştir.

MÜCİYBÜN (Sallallahu aleyhi ve sellem)

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, âlem-i vücuda teşriflerinde bütün insanlara Allahu talâ'nın emirleri-