ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
14 sonuç · “Kuddûs”
01Kuddüsi Abdurrahim Efendi
Kuddûsî Abdurrahim Efendi, Manisalı sûfî ve âlim; Abdülehad Nûrî’nin halifesi, tefsir hâşiyesi ile Şâhidî manzumesi şerhinin müellifidir.
Abdülkuddûs Gengûhî
Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir.
Kuddûs
Sözlük anlamı, “Temiz olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Tertemiz, kusurdan arınmış, her türlü eksikliklerden arınmış, kutsallıklarla övülen.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” dan olup AUah’m doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede bulunmakta ve O’nun zatî isimler gurubunda yer almaktadır. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayette (Haşr suresi, 59 / 23 ve Cum’a suresi, 62 / 1) Allah’a izafe edilmiş; bir ayette (Bakara suresi, 2 / 30) ise meleklerin Allah’ı kutsama sırasında geçmektedir.
Kuddûs (el-Kuddûs)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Azamet ve celâline, büyüklüğüne lâyık olmayan, noksanlık ve eksiklik getiren şeylerden, his organlarının anladığı, hayâl gücünün hayâl ettiği, hâtıra gelen ve düşünülebilen her türlü vasıftan ve özellikten münezzeh, pâk ve temiz olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allah'tan başka ilâh yoktur. O, mülkü hiç yok olmayan bir Mâlik (sâhib) tir. Kuddûs'tur... (Haşr sûresi: 23) Her gün bin defâ el-Kuddûs ism-i şerîfini söyliyen kimsenin gönlü dağınıklıktan kurtulur. (Yûsuf Nebhânî)
Abdu’l-Kuddûs
el-Kuddûs, her eksiklikten münezzeh demektir. Allah’ın perdelenmeden arındırdığı kişi. Bu kulun kalbini, Allah’tan başkası meşgul etmez. Allahu Ta’âlâ’nın şu kudsî hadiste ifade ettiği gibi, kalbi sadece O, istilâ eder: “Yere göğe sığmadım mü’min kulumun kalbine sığdım” (Keşfu’l-Hafâ, U/373). Kim Hakk’ı kuşatırsa, başkasından arınır. Çünkü Hak tecellî ettiğinde, O’ndan başka hiç bir şey kalmaz. el- Kuddûs’ü, mahlûkâttan arınmış kalpten başkası kuşatamaz. Kur’an’da iki yerde geçer.
Abdal Musa Tekkesi
Antalya · Türkiye · Erken Bektaşî âsitânesi Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte Kaygusuz Abdal’ın Bursa’nın fethinden sonra burada Abdal Mûsâ’ya bağlandığını bildiren gelenek, tekkenin XIV. yüzyılın ikinci yarısında mevcut olduğunu düşündürür. XVII. yüzyılda zengin vakıfları bulunan tam teşekküllü bir Bektaşî âsitânesiydi. Misafirlik ve tekke ekonomisi Tekke köyü dergâha vakfedilmişti. Evliya Çelebi hiç sönmediğini söylediği ocaktan çıkan “baba çorbası”nın yolculara sunulduğunu aktarır; su kuyusu, aşevi, mihman evi ve derviş hücreleri ziyaret ile gündelik hizmetin birlikte yürüdüğünü gösterir. Kapatılma ve ihya 1826’da Bektaşîliğin ilgasıyla kapatılan tekke 1874’te Sultan Abdülaziz tarafından ihya edildi; II. Abdülhamid döneminde ve 1910’da yeniden onarıldı. Üç avlulu düzende mescid, meydan evi, hücreler, mutfak ve hizmet yapılarıyla türbe-hazîre bölümü birbirini izliyordu. Günümüze kalan çekirdek İlk dönemden türbe, şifalı kabul edilen su kuyusu ve hazîre günümüze ulaşmıştır. Diğer tekke birimleri büyük ölçüde kaybolmuştur. Türbe 1968’de onarılarak ziyarete açılmış; içeride Abdal Mûsâ ve yakınlarına nispet edilen sandukalar korunmuştur. 1906 Meşihat kaydı Elmalı’da Abdal Mûsâ Zaviyesi’nin vefat eden zaviyedarı Kuddûsî Efendi’den sonra zaviyedarlığa kimlerin tayin edildiğiyle, meşihatine ait kayıtların Evkaf Nezâretinden istenmesi. Bu belge, kurumun 1906 tarihli idarî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1888 Meşihat kaydı 1888 tarihli defter kaydında Abdal Musa Tekkesi için idarî bir kayıt yer alır. Bu belge, kurumun tarihî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1893 Meşihat kaydı 1893 tarihli defter kaydında Abdal Musa Tekkesi için idarî bir kayıt yer alır. Bu belge, kurumun tarihî hafızasına aittir; manevî silsile veya kişi ilişkisi iddiası olarak kullanılmaz. 1893: vefat sonrası meşihat tevcihi 1 Ekim 1893 tarihli kayıtta, Elmalı’ya bağlı Tekke köyündeki Abdal Mûsâ Dergâhı şeyhi Kuddûsî Efendi’nin vefatı sonrasında meşihat görevinin kardeşi Ahmed Hâşim Efendi’ye tevcihi ele alınır. Bu, dergâhtaki idarî görev sürekliliğine ait kayıttır.
Abdülkuddûs Gengûhî Dergâhı
Ganguh · Hindistan · Tarihî işlev Sâbirî mektup, irşad ve ulemâ ağının XVI. yüzyıl merkezi. Şeyhin yaşadığı hankah, sonraki türbe yapıları, hükümdar ekleri ve güncel ziyaret kalabalığı ayrı tarih katmanlarıdır. Yapıyla ilişkili kişi Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir. Yapının adı ve biyografik kayıt aynı kişide birleşir.
Sâbiriyye'den Diyûbend Ulemâsına
Sâbirî zincir Ali Ahmed Sâbir nispeti Ahmed Abdülhak Rudavlî, Abdülkuddûs Gengûhî ve sonraki halkalarla genişledi. Hacı İmdâdullah XIX. yüzyılda Mekke'ye yerleşen Hacı İmdâdullah çok sayıda Hintli âlimin mânevî mürşidi oldu. Medrese ve tarikat Muhammed Kāsım Nânevtevî, Reşîd Ahmed Gengûhî ve başka Diyûbend âlimlerinin
KURBİYYET EHLİNİN NAMAZI
Avârifü’l-Maârif · 37. bölüm · Bu bölümde, namazın keyfiyetini, şeklini, şartlarını, zâhirî ve bâtıni edeblerini, ilmimizin ve anlayışımızın imkan verdiği ölçüde anlatmaya çalışacağız. Ancak, bu konuda söylenmiş
Sayfalar 232–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · BOCT 90 0004 mu'azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükerremü sübhaneke yâ bâ'isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ'ise m
Sayfalar 182–190
Muzaffer Ozak Külliyatı · millet uğruna çalışanları iki cihanda âbâd eyle. Bizi kâfire esir etme. Istiklâlimizi kıyamete kadar pâyidâr eyle. Bizi, dini islâmdan kovma. Açlıkla terbiye etme. Evlâtlarımızla b
Sayfalar 399–405
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kibir, meni den ve ateşten halkolunanın hakkı ve sıfatı değildir. Kibir, evveli ve âhiri buluran fâninin de hakkı ve sıfatı değildir. Kibir, ancak ve yalnız evvel, âhir, bâtın ve z
Sayfalar 546–553
Muzaffer Ozak Külliyatı · HİKÂYE Abdullah Savcı diyor ki: Vezir Nizam-1 Mülk, hacca gitmek üzere Dicle kenarında çadır kurdurmuştu. Tedariklerini tamamlamağa çalışıyorlar ve yol hazırlığı yapıyorlardı. Bir
Sayfalar 505–511
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hadis-i şerifi ile beyan buyurmuşlardır. Huzur-u izzette saf bağlamak, safa gelmek, yalnız namaz saflarının düzeltilmesi demek degildir. Kalpten dünya endişe ve vesveselerini, düny