Ara
Menü

Sayfalar 546–553

1.852 kelime

Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 546–553

HİKÂYE Abdullah Savcı diyor ki: Vezir Nizam-1 Mülk, hacca gitmek üzere Dicle kenarında çadır kurdurmuştu. Tedariklerini tamamlamağa çalışıyorlar ve yol hazırlığı yapıyorlardı. Bir iş zımnında kendisini görmem icabetti, yanına doğru giderken bir derviş zuhur etti ve bana:

— Bunu vezire veriniz, bir emanettir! dedi.

Gayr-i iradi uzattığı mektubu aldım ve vezirin huzuruna gittim. Mektubu kendisine takdim ettim, açıp okudu ve ağlamağa başladı ve bir süre sonra bana:

— Bu mektubu getiren zatı bana çağır, emrini verdi.

Dışarı çıkıp her tarafı aradım ve arattım ama o dervişi bulamadım. Kendi kendime bu mektupta ne olduğunu düşünerek ve eğer zararlı bir şey ise getireni bulamadığım için azarlanacağımı tahmin ederek tekrar vezirin huzuruna döndüm ve neticeyi arzettim. Vezir, mektubu bana uzatarak okumamı emretti. Mektupta şöyle deniliyordu: (Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi, dün gece rü'yâmda gördüm. Git Nizam-1 Mülk'e söyle! Neden hacca gidiyor? Biz, kendisine sultanın yanında bulunmasını, ümmet-i Muhammed'in ihtiyaç ve maslâhatını görmesini emretmemiş miydik? buyurdu..)

Ma al-er-Restli illel-belâg.→ El-Ma'ide: 99 (Peygamber üzerine vâcip olan, ancak emrolunduğunu, ahkâm-ı ilâhiyye'yi tebliğ etmektir.)

âyet-i kerimesiyle de bu mektup sona eriyordu. Mektubu okuduktan ve içinde yazılana vâkıf olduktan sonra, Nizam-l Mülk bana:

— O dervişi ne zaman ve nerede bulursan, mutlâka bana getir, duasını alalım, dedi. Emr-i peygamberi üzerine hacca gitmekten feragat etti.

Bir müddet sonra o dervişi Dicle kenarında çamaşır yıkarken gördüm ve yanına yaklaşarak selâm verdikten sonra:

— Ey âşık!.. dedim. Vezir, seni görmek istiyor. Haydi, lûtfet beraberce huzuruna gidelim.

Bana, yan yan bakarak:

— Benim onunla hiçbir işim yok, ona bir emanet vardı, seninle göndererek vazifeini yaptım, dedi.

Resûl-ü zişânın, şevk-i ruhaniyyetinin himmeti üzerinde olsun, iymanın kemal bulsun, iyman-ı kâmilin zevkini ve din-i mübiynin tadını gönlün duysun, görmediğini gör... Dünya, senin ve benim zannettiğimiz gibi boş değildir.

HİKÂYE Hacca gitmekte olan bir zat, Bağdat'ta Bazullah-il-Eşheb Hazret-i Abdülkadir-il Geylâni mescidinde otururken, Bağdat'ta gördüğü fitne ve fesadı havsalası almadı ve kendi kendisine:

(Hey gidi burc-u Evliyâ olan Bağdad-ı behişt-âbâd... Bir zamanlar, Hak velileriyle dolu idin. Şimdi o velilerden eser kalmamış...) diye düşünürken, uyku ile uyanıklık arasında kendisine hitap olundu: (Ey hacı namzedi!.. Sakın, sû-i zan etme, bu mecliste bile, kümmel-i evliyâ'ullah'tan beş zat hazırdır..) Aklı başından gider gibi oldu ve bu hitabın Rahmani mi, yoksa Şeytani mi olduğunu ayırdetmeğe uğraşırken, çevresinde bulunanlardan Afgan'lı salih bir zat dikkatini çekti. (Herhalde, mevcudiyetleri bildirilen beş zattan birisi bu olmalıdır) diye düşünürken, Afgan'lı yerinden kalktı, yanına geldi ve kulağına şunları fısıldadı:

— Ben, o bahsedilen beş veliden birisi değilim!.. dedi.

Yâ Rabbi!.. Resûl-ü Haşimi hürmetine, bizlere sevdiklerini sevdir, yerdiklerini yerdir. Bizleri, insan kıymeti bilenlerden, insana lâyık olduğu değeri verenlerden, insanlığın zevkine erenlerden, insanda Kudretullah'ın haşmet ve azametini gören-

:— 548 — lerden, gerçekten insan olanlardan eyle yâ Rabbi... Bizlere Hakkı görecek göz, hakkı zikredecek söz, hakkı hakkıyle sevecek öz ihsan ve inayet eyle yâ Rabbi... Baktığı halde görmeyen, işittiği halde duymayan, türlü ni'metlerini yediği halde doymayan gözden, kulaktan ve karından sana sığınırız ilâhi, bizleri bu gibi illetlerden hıfz-u emin eyle.. Bizleri, giydirmek lûtfunda bulunduğun insan kisvesine lâyık, seçkin kullarına bahşeylediğin mümtaz hasletlerle fâ'ik, bu dünya âlemine neden ve niçin geldiğinin şu'uruna varmış ayık kullarından eyle yâ Rabbi... Rizayı ilâhine vasıl olan Sırat-ı müstakiymde sabit, kâmil bir ihlâs ile âbid, dünyaya meyil ve muhabbet eylemeyen zâhid kulların zümresine ilhak eyle yâ Rabbi...

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym...

Kal 'Allahu teâlâ (Ve lillâh-il esmâ'ül-hüsnâ fed'ûhu bihâ - Allahu tâlâ'nın esmâ-i hüsnâsı vardır. Onu, o isimlerle anarak dua edin..) buyurmuşsun ilâhi!.. Kur'an-1 azim-ül-bürhanında ehline vâkıf kıldığın ism-i â'zamın hürmetine, Habib-i edibin izzetine, Enbiyâ ve Evliyâ devletine ancak zât-ı ülûhiyyetine sığınan, ancak zât-ı ahadiyyetine kulluk ve ibadet eden ve ancak zât-ı Rübubiyyetinden yardım dileyen biz âciz ve günahkâr kullarına lûtüf ve inayetin, kerem ve hidayetinle tecelli buyur yâ Rabbi...

Yâ Allah…. Yâ Rahman... Yâ Rahiym...

Ey bütün kâ'inatın hâlıkı, bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen âlemlerin müstakillen mâliki olan ulu Allah...

Sana döndük, yüzümüzü sana tuttuk, senin bitmez ve tükenmez rahmet ve merhametine el açtık... Binbir esmâ-i şerifin hürmetine bizleri kapıdan boş çevirme yâ Rabbi... Bizleri affına ve mağfiretine lâyık gördüğün, rahmet ve merhametinle taltif buyurduğun kullarına ilhak eyle yâ Rabbi...

Yâ Rahman.. Biliriz ve yürekten inanırız ki, kâ'inatın her zerresi seni zikr-ü tesbih eder, her şey KÜN emr-i celilinle vücut

- 549 _ bulunmuştur, her zerre senin meşiyyet ve iradenle harekât ve ve sekenatta bulunmuştur, sen bizi istersen, biz seni isteyebiliriz, sen bize Allah demek nasip edersen, biz Allah diyebiliriz, sen bizleri lûtfu keremin ve tevfik-i inayetinle huzuruna kabul buyurursan, bizler huzuruna varabiliriz, sen bize kıyam, kıraat, rükû, secde, tekbir, tehlil, tesbih edebilmek bahtiyarlığını bahşedersen, bizler sana kulluk ve ibadet edebiliriz. Rahman ism-i şerifin hürmetine bizleri huzuruna kabul buyurduğun, Habib-i edibin izzetine kendilerine ihlâs ile ibadet zevkini duyurduğun has kulların safına dahl eyle yâ Rabbi...

Aşkullak ve muhabbetullah ile gönülleri titreyen, Haşyetullah ile kalpleri ürperen, zât-ı Kibriyâ'na ve Resûl-ü müctebâ'na iyman ederek gönül veren, aşk ve şevk ile gece gündüz inleyen âşıkların ve sadıkların mahırem-i esrarı olmayı bizlere nasip ve müyesser eyle yâ Rabbi...

Ey Rahiym olan ulu Allah... Canlı veya cansız, yarattığın hiçbir mahlük yoktur ki, zât-ı ülûhiyyetini tanımasın, sana ibadet etmesin, seni tesbih ve takdis ederek anmasin... VE İN MIN ŞEY'İN İLLÂ YÜSEBBİHÛ Bİ-HAMDİHÎ buyurmuşsun ilâhi, inandık ve iyman getirdik ki, kâ'inatta her zerre seni tesbih ve takdis ederek hamdederler. Seni tanımamak, sana iyman etmemek, kendi kendini tanımaınak ve kendi kendini inkâr etmek demektir. Münkirlerin inkârlarında bile, senin varlığını ve birliğini tasdik vardır. Kâfirlerin küfür ve inatları da, sana iyman ve itaat edenleri isbat içindir. Hamd-ü senâ ederiz ki, bizler erginlik çağımızdan itibaren varlığını ve birliğini takrir ve tasdik ederek zât-ı ülühiyyetine iyman edenlerden, Habib-i edibine gönül verenlerden, din-i mübiyni islâma sadakat ve samimiyetle bağlı olanlardanız, bizleri bu nurlu yoldan ayırma, başarımızdan iyman tâcını, enimizden şeri'at libasını alma, alnında secde izi olanlardan, ibretle bakacak gözü bulunanlardan, Hak kelâmı duyanlardan eyle yâ Rabbi...

Yâ Melik... Iyman ve tasdik ederiz ki, bütün kâ'inat, melekler ve felekler, güneşler, aylar, yıldızlar, insanlar ve cinniler, denizlerde balıklar, yarattığın her şey canlı veya cansız se-

ni tesbih ve takdis ederler. Uçan kuşlar, öten bülbüller, açan çiçekler KAL veya HAL lisanı ile ism-i celilini zikreder, hamd-ü senâda bulunurlar. Kendilerine düşünmek ni'metini bahş ve ihsan buyurduğun kulların ise, seni ve senin yarattığın herşeyi ayrı ayrı düşünerek kudret ve azametini tasdik ve takrir ederler, tam ve kâmil bir nizam ve intizam içinde devran eden âlemlere bakar, mest ve hayran kalırlar, kalp sahibi kıldıkların seni ve senin sevdiklerini severler, senden gayrı kulluk ve ibadete lâyık ve müstehak Hak mâ'bud bulunmadığını bilirler, seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ve tekmil kemal sıfatlariyle tavsif ederek kendileri yücelir ve yükselirler, kâmil insan haline gelirler, sana hakkıyle lâyık kullar olurlar. Bizleri de, onlar gibi ârifler zümresine idhal eyle yâ Rabbi...

Bizleri iyman ni'metinden, kulluk devletinden, islâm satvetinden, insan haysiyetinden mahrum eyleme yâ Rabbi... Resûlüs-sakaleyn hürmetine, Haseneyn-il ahseneyn izzetine, Hatice'tül-Kübrâ ve Fatıma't-üz-Zehrâ mürüvvetine bizleri bu fâni âleme islâm ve insan olarak getirdiğin gibi islâm ve insan olarak ömür sürmeği, islâm ve insan olarak emanetini geri vermeği nasip ve müyesser eyleyip, islâm ile öldür, iyman ile oldur, kalplerimizi tevhid nurları ile doldur ve âkibetleri hayır ve felâh olan müttekilere, âşıklara, sadıklara, nârdan azad olunup cennete girenlere, didâra erenlere, cemal-i lâ yezalini görenlere, fi mak'ad-ı sıdk'a varanlara ilhak eyle yâ Rabbi...

Yâ Kuddûs... Bütün mahlûkatın içinde akıl cevheriyle mü.

zeyyen ve düşünme ni'meti ile münevver olarak yarattığın ve diğer yarattıklarına mümtaz bazı vasıf ve hasletlerle üstün kıldığın insanoğlunun, zât-ı ahadiyyetini tanıyabilmesi, sana kulluk ve ibadet görevini yerine getirebilmesi, sana muhabbet edebilmesi ancak gönderdiğin peygamberler ve o sevgili kullarına indirdiğin kitaplarla mümkün olabilmiştir. Eğer, lûtüf ve keremin, inayet ve merhametin gereği olarak Peygamberler göndermeseydin, kitaplar indirmeseydin, bizler bu kıt ve kısır aklımız ve kısıtlı yeteneğimizle sana yol bulamazdık. Biliriz ve inanırız ki, seni bilmek ve özellikle seni bulmakta akıllar âciz kalır-

lar. Kudret ve azametini ölçebilmek için akıl terazisi yetersizdir. Bizler, zât-ı ülûhiyyetini lûtfen ve keremen gönderdiğin pey.

gamberler vasıtasiyle bulabildik. Bizleri Resûller Resülü Muhammed'inden ayırma yâ Rabbi….. Zira, Muhammed'siz muhabbet olmaz, olsa da lezzeti bulunmaz. Muhammed'siz muhabbetler ebterdir. Bizleri Habib-i edibine bahşeyle ve onun sancağı altında haşreyle, bütün âşık kullarını çeşme-i feyz-i muhabbetinden hissedar eyle yâ Rabbi...

Yâ Selâm... Yâ Allah... Bizler, senin âciz ve günahkâr kullarınız. Sana muhtacız ve senin sonsuz rahmetine dehalet ve iltica ediyoruz. Sen Gani'sin, bizler senin fakirleriniz. Sen Kavi'sin, bizler zayıfız. Sen Galib'sin, bizler mağlübuz.. Ilâhi, bizlerden hata, senden atâ... Bizleri nefislerimize zebun ve şeytana mağlûp eyleme... Bizleri rizana varan, zâtına eren, aşk ve muhabbet güllerinden deren âşıklar zümresine idhal eyle yâ Rabbi...

Yâ Mü'min... Yâ Allah... Jymanımızı iykana ve iykanımızı irfana tebdil buyurarak bizleri dünyevî ve uhrevî, sûri ve mâ'.

nevî azap ve ıztıraplardan, zâliınlerin zulmünden, münafıkların şerrinden, fesatçıların fitne ve fesatlarından, hasetçilerin kem gözlerinden ve hasetlerinden emin eyle, bizlere adlinle değil, affınla, lûtfunla muamele eyle, korktuklarımızdan emin ve umduklarımıza nail eyle yâ Rabbi...

Yâ Müheymin... Yâ Allah... Yalnız senden umar, senden diler ve senden bekleriz. Bizleri, kendi kapından ayırma, başka kapılara el açtırma, bütün niyazlarımız, ibadetlerimiz ve amellerimiz ancak sana mahsus ve münhasırdır. Sen, kullarının ve bütün yarattıklarının hallerine hakkıyle vâkıfsın, gönüllerden geçenleri, gizlenenleri veya açıklananları bilirsin. Bizleri zât-1 ecelli â'lâna kul ve habib-i müctebâna ümmet olabilmek mazhariyyetinden ayırma yâ Rabbi...

Yâ Aziz... Yâ Allah... Rizayı ilâhiyyen yolunda al kanlara batan, yeri bile bilinmeyen mezarlarında kefensiz yatan şehitler hürmetine, zâlimler elinde zulüm ve işkence ile can veren

mâ'sum yavrular, kızlar, gelinler hürmetine, bizleri Allah düşmanlarına zebun etme, müslüman Türk milleti için kötülük düşünenleri, izzet ve celâlinle kahr-u perişan eyle yâ Rabbi... Dinimiz, milletimiz, devletimiz için din ve millet düşmanlarına kahramanca gögüs geren yiğit gaziler hürmetine, türlü baskı ve eziyyetlere katlanarak tevhidinden vazgeçmeyen mü'minler hürmetine, müslüman Türk milletini kıyamete kadar pâyidar eyle yâ Rabbi... Veliler yatağı, gaziler ocağı, şehitler bucağı olan ve her karışı mert ve kahraman atalarımızın i'lâyı kelimetullah uğrunda seve seve döktükleri kana bulanan aziz yurdumuzu kıyamete kadar refah, saadet, hürriyet ve emniyet içinde iç ve dış düşmanlarımızın şerlerinden hıfz-u emin eyle yâ Rabbi... Livâyı iyman ile musaffâ ve ism-i Muhammed ile müsemmâ olan (Nİ'M-EL-EMİR ve NÎ'M-EL-CEYŞ) ile şanı tebcil edilmiş bulunan şerefli ordularımızı ve kumandanlarımızı Mehmetçikleriyle daima mansur ve muzaffer kılarak zâlimlere ve kâfirlere karşı VE YANSUREKÂLLAHÜ NASRAN AZİZÂ sırrına mazhar eyle yâ Rabbi...

Ülkemizi ve diğer bütün islâm ülkelerini her türlü semavi ve aradi âfetlerden masun ve mahfuz eyle yâ Rabbi...

Insanlık dâvası, insanlık ideali uğrunda çalışanları, mazhar-ı insan buyurarak makbul iymana nail eyle yâ Rabbi...

Bu risâlemizi okuyan, okutan ve dinleyenleri ve bütün din kardeşlerimizi iki cihanda aziz ve daima mesrur eyle yâ Rabbi.

Bilmeyerek, istemeyerek bir hata işlemişsem, iyi niyyetime bağışlayarak affu setreyle yâ Rabbi.. Okuduklarımız ve dinlediklerimizle âmil olmayı cümlemize nasip ve müyesser eyle yâ Rabbi... Kötü ve çirkin huylarımızı, ahlâk-ı Kur'aniyye ve ahlâk-ı Muhammediyye'ye tebdil ve tahvil ederek dünya hayatında hicaptan ve âhiret hayatında azaptan halâs eyle yâ Rabbi... Olmüşlerimize rahmet, kalanlara sıhhat, saadet ve selâmetler, rızıklarımıza vüs'at ve bereketler, hayırlı işlerimizde hayırlı muvaffakiyetler bahş ve ihsan buyurarak bizleri rizayı

ilâhiyyene muvafık yararlı ameller işlemeğe muvaffak eyle yâ Rabbi...

Bu âciz risâlemizi bütün insanlığa hayırlı ve yararlı ey.

le, ihvanımı dâreynde saadete vasıl eyle, son kelâmımızı keli me-i tevhid ve Kur'an-ı mecid eyle yâ Rabbi.. Bizleri, sağlığımızda hayır dua ve ölümümüzden sonra birer Fâtiha ile şâdeyleyenleri, Habib-i edibine ve ehl-i beytine bahşeyle yâ Rabbi...

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasifûn ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillâhi Rabbil-âlemiyn EL-FÂTÎHA...

El-Hac

MUZAFFER OZAK