Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

15 sonuç · “Harac

01
İlişkili kol

Bâharziyye

Seyfeddin Bâharzî'nin Buhara çevresindeki irşadına nispet edilen Kübrevî kol.

02
İlişkili kol

Kâsâniyye / Dehbîdiyye

Ahmed Kâsânî Mahdûm-ı A‘zam’ın Fergana, Semerkant ve Buhara çevresinde kurduğu; Dehbîd merkezinden halifeleri ve evlâtları vasıtasıyla Orta Asya, Doğu Türkistan, Kuzey Hindistan, Belh, Şam ve İstanbul’a yayılan Nakşibendî kolu.

03
Şahsiyet

Seyyid Nâsıruddin Buhârî

Seyyid Nâsıruddin Buhârî, Emîr Sultan’la Buhara’dan Bursa’ya gelen; Saâdet-nâme adlı bir eser kendisine nispet edilen sûfîdir.

04
Şahsiyet

Şah Haydar-ı Nakşbendî (Resâ)

Şah Haydar-ı Nakşbendî (ö. 1112/1700-01), Belh-Buhara çevresinden İstanbul’a gelerek Üsküdar Bülbüldepesi’nde kendi imkânıyla zâviye kuran, Resâ mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiir söyleyen şeyhtir.

05
Sözlük

harâç, -cı

harâç, -cı a. [Ar. ] İslâm hukukunda toprak vergisi. Bu söz, ni Kur’ân-ı Kerîm’de genel olarak ni “câize, mükâfat” karşılığmda ekullanılmış; “Mü’min suresi” ir ni nde “hare” ve “harâc” e sözleri birlikte kullanılarak buna lara “ecir, karşılık, ücret” anlamları yanmda bazı müfessirlerce e ul “vergi” anlammm da verildiği at kaynaklarda ifade edilmektedir. a Hadislerde ise bu terimin daha l açık bir biçimde “vergi” anlamında kullanıldığı söz konusudur. Özellikle Medine döneminde yabancıların buraya getirdikleri ticarî mallardan pazar vergisi veya gümrük vergisi alındığı kaynaklarda zikredilmektedir. Fıkıh usulüne göre “harâc” iki kategoride değerlendirilmiştir. Birincisi, genel manada “vergi veya devlet gelirleri”; İkincisi, özel manada “toprak vergisi” olarak nitelenmiştir, îslâmiyetin yayılmasından sonra harâç topraklarınm iki şekilde tasnif edildiği söz konusudur. Birincisi, sulh anlaşmasına dayanarak elde edilen topraklardan alman harâç; İkincisi, silâh zoruyla ve belli bir anlaşmaya bağh kalmaksızın elde edilen topraklardan alman harâç. Zaman içinde fıkıh bilginleri, “harâç” toplanmasını, toprağın sulanabilir olması, ürün rekoltesi, ekim dikim işini yapan kişinin statüsü (hür, köle, erkek, kadın, çocuk, yaşlı gibi) çerçevesinde değerlendirmişler ve belli bir miktar tayin etmişlerdir. Belirlenen bu miktarlar devlet adına haraç memuru, yani tahsildar tarafından toplanır ve hâzineye gelir olarak kaydedilirdi. Bu vergi türü, Osmanh devleti düzeninde yeniden ele alınmış; yerli halk ile garimüslimlere uygulanacak kurallar, şeyhülislâmlar tarafından belirlenmiş ve her dönemde ufak tefek farkh uygulamalar çerçevesinde yeni Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna kadar devam edegelmiştir.

06
Sözlük

harâc-ı muvazzaf

Bir arazinin yüz ölçümü üzerinden alman vergi

07
Sözlük

harâc-ı şer'î

Şeriat hukukuna göre Müslüman olmayan halktan ahnan vergi

08
Sözlük

mâ'-i harâciyye

(<uaJ> «D Arap toprakları dışında bu lunan sular, özellikle Dicle ve Fırat için kullanılan söz ve terim

09
Sözlük

harâc-ı mukata'a

Bazı İslâm devletlerinde gayrimüslimlerin bağ ve bahçelerinden alınan vergi

10
Sözlük

Arâzi-İharâciyye

Harac vergisine tâbi olan topraklar. Müslüman olmayanlardan sulh ile alınıp harac vergisi karşılığında mülkiyeti eski sâhiplerine bırakılan veya harbde zorla alınıp müslüman olmayan sâhiplerinin elinde bırakılan, yâhut zımmînin (müslüman olmayan vatandaşın) müslüman hükümdârın izni ile işlediği ölü topraklar. Arâzi-i harâciyyenin sâhibi müslümana dahî vakf etse ve satsa böyle toprakların mahsûlünden (ürününden) yine harac alınır. (İbn-i Âbidîn)

11
Sözlük

Harac

Güçlük, sıkıntı, eziyet. 1. Bir farzı yapma veya haramdan sakınma esnâsında karşılaşılan güçlük. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Allah (ü teâlâ) din husûsunda üzerinize bir harâc yüklemedi. (Hac sûresi: 77) Bir işin yapılmasında harâc bulunursa ve kendi mezhebine göre yapmaya imkân olmazsa, bu işi, başka mezhebe uyarak yapmak câiz olur. Fakat, ikinci mezhebin o işe bağlı olan şartlarını da gözetmek lâzımdır. Hanefî mezhebi âlimleri, böyle işlerde, diğer mezhebleri taklîd etmeğe fetvâ (izin) vermişlerdir. (İbn-i Âbidîn) Her müslümanın ibâdet yaparken ve haramdan sakınırken, kendi mezhebi âlimlerinin "fetvâ böyledir", "en iyisi budur", "en doğru söz budur" gibi bildirdiklerine uyması lâzımdır. Kendi arzusu ile yaptığı bir şey, buna uymasına mâni (engel) olur ve bu mâni olmanın önlenmesinde harac, meşakkat bulunursa, kendi mezhebinde doğru olduğu bildirilen başka bir söze uyması lâzımdır. (Abdülhakîm-i Arvâsî) 2. Müslüman olmayan vatandaşlardan seneden seneye alınan toprak vergisi. Zor ile alınıp da, kâfirlere bırakılan veya barış yoluyla alınıp, kâfirlerin olan topraklardan harac alınır. (İbn-i Âbidîn)

12
Eser

Sayfalar 196–203

Muzaffer Ozak Külliyatı · Melekler, onun bu isteğinin pek büyük olduğunu gördüler ve: — Yâ Rab!.. Cennete ve nezd-i ilâhinde bir ev istiyormuş, dediler. Allahu sübhanehu ve tealâ buyurdu: — Âsiye kuluma ist

13
Eser

Sayfalar 176–181

Muzaffer Ozak Külliyatı · VE IN TA'FU = Eğer, size karşı yapılan hata ve haksızlıklar:, suç ve günahları Allah rizası için bağışlar ve affederseniz, size karşı o hata ve haksızlığı işleyenin sizden af ve öz

14
Eser

Sayfalar 565–571

Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Has kullarının intikamlarını, zâlimlerden pek acı bir şekilde alır. Hikmeti, merhameti, lûtuf ve keremi gereği olarak imhal eder, mühlet verir ama aslâ ihmal etmez. Dilediğini

15
Eser

Sayfalar 768–775

Muzaffer Ozak Külliyatı · Hazır bulunan cemaatin: — İyi biliriz!.. İyidir inşâ'allah!.. cevabından sonra tezkiye eden sözlerine devam eder: — Bu güzel şehadetinizi, yarın mahşer gününde ve huzur-i Rabbil-âl