HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Belh ve Buhara çevresi
Vekāyi‘u’l-fuzalâ onu Belh ve Buhara çevresindeki Özbek şehzadelerinden biri olarak tanıtır. Nakşbendiyye’ye intisap ettikten sonra yolculuğa çıktı ve Osmanlı ülkesine geldi.
Üsküdar’a yerleşmesi
İstanbul’a ulaştığında Üsküdar’ı ikamet yeri seçti. Bülbüldepesi’nde kendi malıyla bir zâviye yaptırdı; burada Nakşbendî irşad halkası kurdu. Bu yapı, onun yalnız geçici bir ziyaretçi değil Üsküdar’da kalıcı bir tekke çevresi oluşturan şeyh olduğunu gösterir.
Vefatı
1112/1700-01’de vefat etti ve kurduğu zâviyenin hazîresine defnedildi. Kaynak kesin gün ve ay vermediğinden milâdî tarih tek güne indirgenmemiştir.
Resâ mahlası ve şiiri
Resâ mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler söyledi. Kaynakta yer alan gazel, sevgilinin mahallesini Tûr dağı ve tecellî nuru; âşığı ise Mansûr imgesi üzerinden anlatır:
Ser-i kûyun temâşâ eyleyenler Tûr’dur derler
Tecellî cilvegâh-ı kāmetinde nûrdur derlerSenin câm-ı visâlin devletine teşne-leb çoktur
Kimi cân verse kûyunda onu Mansûr’dur derlerGönül çînîsini sındırmağa üstâd-ı kâmilsin
Seni sultân-ı Çîn, şâh-ı Hoten, fağfûrdur derlerSenin mîm-i dehânın sırrını çok ehlinden sordum
Tılısmât-ı ilâhî, sûret-i usfûrdur derlerSer-i kûyunda zâr u nâtüvânım, anlayan söyler
Garîb-i bînevâ miskîn Resâ rencûrdur derler