Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

22 sonuç · “Hûrî

01
Kol

Buhûriyye

Buhûriyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.

02
Şahsiyet

Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi

Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi (ö. 1123/1711), IV. Mehmed devrinde saray hânendesi ve mûsiki hocası olarak çalışan; Rast Na‘t, Segâh Âyin, Segâh Tekbir, Salât-ı Ümmiyye ve Nevâ Kâr gibi eserleriyle cami, Mevlevî ve klasik mûsiki repertuvarlarını birleştiren büyük bestekâr, şair ve ta‘lik hattatıdır.

03
Şahsiyet

Edirneli Mehmed Buhûrî

Şeyh Mehmed Buhûrî er-Rûmî el-Edirnevî (ö. 1039/1629-30), Mestçizâde İbrâhim Necîb vasıtasıyla Ramazan Mahfî’ye ulaşan ve Halvetiyye-Ramazâniyye içinde Buhûriyye şubesine adını veren Edirneli pîrdir.

04
Şahsiyet

Hasîrîzâde Hacı Mustafa İzzî Efendi

Hacı Mustafa İzzî Efendi, Şeyh Halîl ed‑Demenhûrî’nin oğlu; Süleyman es‑Sıdkî’nin damadı ve halifesi olarak 1783’te Sütlüce Hasîrîzâde Dergâhı’nı kuran Sa‘dî şeyhidir.

05
Şahsiyet

Şeyh Halil ed-Demenhûrî

Halil ed-Demenhûrî, Mısır’ın Demenhûr şehrinden gelen, İstanbul Sa‘diyye çevresinde ‘Hasırcı Şeyh Halil’ diye tanınan ve oğlu Mustafa İzzî Hasîrîzâde üzerinden Sütlüce kolunun aile hafızasında yer alan şeyhtir.

06
Şahsiyet

Şeyh Zuhûrî-i Uşşâkî

Zuhûrî-i Uşşâkî (ö. 1758–60), Uludağ köylerinden İstanbul’a gelip Seyyid Mahmud Efendi’den hilâfet alan ve Bursa’da Uşşâkıyye irşadını sürdüren şeyhtir.

07
Şahsiyet

Tahirü’l-Mevlevî (Tahir Olgun)

Tahirü’l-Mevlevî, son Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemleri arasında Mesnevî tedrisi, dinî edebiyat, şerh ve dergicilik faaliyetleriyle Mevlevî kültürünü taşıyan müelliftir.

08
Şahsiyet

Tâhirülmevlevî

Tâhirülmevlevî (Mehmed Tâhir Olgun, 1877-1951), Yenikapı Mevlevîhânesi'nde 1001 günlük çilesini tamamlamış son mesnevîhanlardan; Fâtih ve Süleymaniye camilerinde verdiği Mesnevî dersleri, şerhleri ve edebiyat tarihi çalışmalarıyla Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan bir ilim ömrü bırakmıştır.

09
Sözlük

Hûrî

Allahü teâlânın îmân edenlere mükâfat olarak yarattığı, nasıl oldukları bilinmeyen Cennet kızı... Kızdığı zaman istediğini yapabilecek bir mü'min kimse, kızmazsa, Allahü teâlâ kıyâmet günü onu herkesin arasında çağırır; "Cennet'te istediğin hûrînin yanına git" der. (Hadîs-i şerîf-Et-Tâc) Cennet'e girdim. Bir köşk gördüm. İçinde bir hûri gördüm; "Sen kimin içinsin?" dedim. Ömer bin Hattâb için yaratıldım!"dedi. (Hadîs-i şerîf-Buhârî ve Müslim) Cennet'in güzel kokusu, beş yüz yıllık yoldan alınır. Cennetliklerin, Cennet'te şimşekten at ve develeri vardır. Yularları, eğerleri, heybeleri, kızıl yâkuttandır. Bunlara binerek birbirlerini ziyâret ederler. Âileleri hûrîlerdir. Hûrîler ise, dizilmiş inciler gibidir... Allahü teâlâ huylarını her türlü kötülükten temizlediği gibi, sümkürmek, abdest bozmak ve benzeri hallerden de bedenlerini arındırmıştır. Bu gibi hâllerde kendilerinden misk gibi kokular çıkar. (Hasen-i Basrî) Can vermek acısı dünyâ acılarının hepsinden daha acıdır. Fakat, âhiret azâblarının hepsinden daha hafiftir. Mü'min, rûhunu teslim edeceği vakit, rahmet meleklerini, Cennet hûrilerini görür. Onları görmenin zevki ile can verme acısını duymaz. Rûhu, tereyağından kıl çeker gibi, kolay çıkar. Nîmetlere kavuşur. (Abdülhakîm-i Arvâsî)

10
Sözlük

Buhûriyye

Şeyh Muhammed el-Buhûrî er-Rumî el-Edirnevî (ö. 1039/1629)’nin kurduğu, Ramazaniyye-i Halvetiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu.

11
Mekân

Bezirgânbaşı Camii

İstanbul · Türkiye · Mimar Sinan'ın son yıllarında bir tekke ile birlikte 994'te (1586) yapılan cami. Harap hâldeyken mütevellisi olan Dede Efendi tarafından 1234'te (1818-19) tamir ve ihya ettirilmiştir. İlk şeyhi Mahfî Ramazan Efendi'den dolayı Ramazan Efendi Camii diye de anılır.

12
Mekân

Cedîd Ali Paşa Mahallesi

Eyüp, İstanbul · Türkiye · Zekâi Dede 1240'ta (1824-25) İstanbul Eyüp'te Cedîd Ali Paşa mahallesinde doğdu. Babası mahalle camiinin imamı hâfız Süleyman Hikmetî Efendi, annesi Zînetî Hanım'dır. İlk eğitimini Lâlîzâde Seyyid Abdülbâki Efendi İbtidâî Mektebi'nde aldı, hıfzını amcası hâfız İbrahim Zühdî Efendi'nin yanında tamamladı ve hat icâzetini babasından aldı. Koordinat semt düzeyindedir; mahallenin sınırları kaynakta tarif edilmemiştir.

13
Mekân

Keşiş Dağı (Uludağ) köyleri

Bursa · Türkiye · Kaynak, Zuhûrî Efendi'nin Bursa'nın Keşiş Dağı (Uludağ) köylerinden birinde neş'et ettiğini söyler; köyün adı verilmediği için tek bir noktaya bağlanamaz. İlişkili kişi dosyası Şeyh Zuhûrî-i Uşşâkî : Zuhûrî-i Uşşâkî (ö. 1758–60), Uludağ köylerinden İstanbul’a gelip Seyyid Mahmud Efendi’den hilâfet alan ve Bursa’da Uşşâkıyye irşadını sürdüren şeyhtir.

14
Mekân

Sünbül Efendi Âsitânesi (Kocamustafapaşa Sünbülî Dergâhı)

İstanbul · Türkiye · Sünbüliyye'nin merkez tekkesidir; kaynaklarda Sünbül Efendi Tekkesi ve Kocamustafapaşa hankâhı adlarıyla da anılır. Nûreddin Efendi burada âsitânenin on birinci postnişini olarak altmış dokuz yıl yedi ay görev yapmış, bu süre ile âsitânede en uzun süre şeyhlik eden kişi olmuştur. Buhûrîzâde-i Sânî Abdülkerîm Efendi bu tekkede yetişip zâkirbaşı olmuş, halifesi Mehmed Nebî Efendi'nin nesli ise İstanbul'un en büyük Sünbülî ailesini meydana getirmiştir. Vefatının ardından cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılınmış, bir müddet sonra mezarının üzerine türbe yaptırılmıştır.

15
Mekân

Yenibahçe (Uşşâkî muhiti)

İstanbul · Türkiye · İstanbul'a geldikten sonra Yenibahçe civarında, Uşşâkıyye'den Seyyid Şeyh Mahmud Efendi'ye intisap etti; sülûkünü burada tamamlayıp hilâfet aldı. Metinde tekkenin adı geçmez. İlişkili kişi dosyası Şeyh Zuhûrî-i Uşşâkî : Zuhûrî-i Uşşâkî (ö. 1758–60), Uludağ köylerinden İstanbul’a gelip Seyyid Mahmud Efendi’den hilâfet alan ve Bursa’da Uşşâkıyye irşadını sürdüren şeyhtir.

16
Mekân

Lahor

Lahor · Pakistan · 982/1575'te tahsil için gelip hayatının altmış yıldan fazlasını geçirdiği şehir; “Pîr Lâhûrî” nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Miyân Mîr : Miyân Mîr (ö. 1045/1635), Lahor'da altmış yılı aşan irşadı, geniş halife çevresi ve hükümdarlar karşısındaki bağımsız tavrıyla Hindistan Kādirîliğinin başlıca temsilcilerindendir.

17
Mekân

Cedîd Ali Paşa Camii

Eyüp, İstanbul · Türkiye · Babası Süleyman Hikmetî Efendi'nin imamlık yaptığı cami. Babasının 1864'te hacda vefatı üzerine imâmet görevi Zekâi Dede'ye intikal etti. Koordinat semt düzeyindedir; caminin tam konumu kaynakta belirtilmemiştir.

18
Mekân

Bursa

Bursa · Türkiye · Hilâfetin ardından Uşşâkıyye'yi ihyâ etmekle görevlendirildiği şehir. Kaynak, Bursa'da hangi tekkede hizmet ettiğini kaydetmez. İlişkili kişi dosyası Şeyh Zuhûrî-i Uşşâkî : Zuhûrî-i Uşşâkî (ö. 1758–60), Uludağ köylerinden İstanbul’a gelip Seyyid Mahmud Efendi’den hilâfet alan ve Bursa’da Uşşâkıyye irşadını sürdüren şeyhtir.

19
Mekân

Mustafa Fâzıl Bey Konağı

İstanbul · Türkiye · Mısırlı Mustafa Fâzıl Bey'in (Paşa) Eyüp Bahariye'deki konağına mûsiki muallimi oldu. Bu görev, hayatının otuz yılını belirleyen bir bağlılığın başlangıcıdır: 1845'te onunla Mısır'a gitti, 1858'de İstanbul'a dönüşünden sonra da 1875'teki ölümüne kadar maiyetinden ayrılmadı. Koordinat semt düzeyindedir; konağın tam konumu kaynakta belirtilmemiştir.

20
Mekân

Kahire

Kahire · Mısır · 7 Haziran 1845'te Mustafa Fâzıl Bey'le birlikte Mısır'a gitti; 1851'de kısa bir süre İstanbul'a geldiyse de tekrar döndü ve 1858'e kadar burada kaldı. Kahire'de dönemin tanınmış müzisyeni Şeyh Muhammed Şehâbeddin ile görüşerek Arap mûsikisinin özelliklerini öğrendi; kaynak, şuğul formundaki başarısını bu temasa bağlar. Koordinat şehir düzeyindedir.

21
Mekân

Kahire

Kahire · Mısır · Hekimoğlu Ali Paşa'nın 1153/1740'ta valiliğiyle gittiği şehir; Halvetî şeyhi Şemseddin Muhammed el-Hifnî ile tanışmış, Nakşibendî Hasan Demenhûrî'den cifr, vefk ve ilm-i hurûf öğrenmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.

22
Mekân

Yenikapı Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · 1864'te postnişin Osman Selâhaddin Dede tarafından sikkesi “tekbirlendi”; 4 Mayıs 1868'de seyrüsülûkünü tamamlayarak Mevlevî oldu. İntisabından sonra her hafta pazartesi ve perşembe günleri burada âyinhanlar arasında âyine katıldı. Mâye âyini 30 Ocak 1884'te, ısfahan âyini 26 Ocak 1885'te, Arapça sözlü sûzinak âyini 14 Eylül 1885'te burada mukabele edildi. Koordinat şehir düzeyindedir; mevlevîhânenin tam konumu kaynakta tarif edilmemiştir.