HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Uludağ’dan İstanbul’a
Bursa Uludağ çevresindeki köylerden birinde doğdu. Yetişkinlik çağında İstanbul’a geldi. Tasavvufa yönelerek Yenibahçe civarında yaşayan, Cemâl-i Uşşâkî’nin halifelerinden Seyyid Mahmud Efendi’ye intisap etti.
Sülûkü ve Bursa’ya dönüşü
Seyyid Mahmud Efendi’nin yanında seyrüsülûkünü tamamladı ve hilâfet aldı. Uşşâkıyye’yi ihya ve neşretmek üzere Bursa’ya gönderildi.
Bursa’daki zikir meclisleri
Mahkeme Camii yakınında, Hoca Muslihuddin Mahallesi’nde tarikat hizmetini yürüttü. Cumartesi geceleri cehrî ve devranlı zikir meclisleri kurarak mürid ve muhiblerin terbiyesiyle ilgilendi.
Vefat tarihindeki iki kayıt
Kaynak vefatı için 1172/1758–59 ve 1173/1759–60 olmak üzere iki tarih verir. Ana tarih alanında erken tarih gösterilmiş, ikinci rivayet burada korunmuştur. Eski metin vefat cümlesinin ortasında kesildiği için bulunmayan devam tahminle yazılmamıştır.
Uludağ'dan İstanbul'a: intisap ve hilâfet
Kaynak, Zuhûrî Efendi'nin Bursa'nın Keşiş Dağı (Uludağ) köylerinden birinde yetiştiğini söyler; köyün adını vermez. Bâliğ olacak yaşa gelince İstanbul'a gitmiş, metnin ifadesiyle tabiatındaki “tarîkat-ı aliyyeye meyl” onu bir tekke çevresine yöneltmiştir.
İstanbul'da bağlandığı kapı Uşşâkıyye'dir. Yenibahçe civarında, Edirneli Şeyh Cemâlî Efendi'nin halifelerinden Seyyid Şeyh Mahmud Efendi'ye intisap etmiş; sülûkünü tamamladıktan sonra hilâfete nâil olmuştur. Ardından Bursa'da tarîkatı ihyâ etmekle görevlendirilmiştir. Metin bu görevin yılını, süresini, tahsis edilen bir tekkeyi ya da halifelerini anmaz.
Kaydın kaynağı ve eser meselesi
Hakkındaki bilgi ikinci eldendir: müellif, “Ahmed Ziyâeddin Efendi'nin Gülzâr-ı Sulehâ nam eserinde okudum ki…” diyerek naklettiğini açıkça belirtir. Kaydın kısalığı ve yalnız intisap-hilâfet-görev hattını vermesi de bununla uyumludur.
Bu sebeple sık yapılan bir karışıklığa dikkat etmek gerekir: Gülzâr-ı Sulehâ, Zuhûrî Efendi'nin telifi değil, onun hakkında bilgi veren kaynağın adıdır. Elimizdeki metinde kendisine ait herhangi bir eser anılmaz.