ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
11 sonuç · “Bâliğ”
01Hacı Ali Tûrâbî Dedebaba
Hacı Ali Tûrâbî Dedebaba (1786–1868), Şahkulu çevresinde yetişerek 1849–1868 arasında Hacıbektaş Pîrevi dedebabalığını yürüten; divanı, manzum risalesi, icâzetnâmesi ve geniş Bektaşî hizmet ağıyla tanınan şair ve mürşiddir.
Kaysûnîzâde Mahmud el-Mısrî
Kaysûnîzâde Mahmud el-Mısrî (ö. Safer 976/Ağustos 1568), Kahireli hekim ailesinden gelen; Kanûnî Sultan Süleyman'ın tedavisinde görev alan, reisü’l-etıbbâlığa yükselen Kādirî şeyhtir.
Maâlîzâde Seyyid İbrâhim Efendi
Maâlîzâde Seyyid İbrâhim Efendi (ö. 1131/1719), Fenârî ailesiyle akrabalığı bulunan; Bursa medreselerinde görev yapan ve şehrin nakîbüleşraflığını üstlenen Osmanlı âlimidir.
Seyyid Usûl el-Buhârî
Seyyid Usûl el-Buhârî, Emîr Sultan’la birlikte Buhara’dan Bursa’ya gelen, pîrle akrabalığı kaydedilen ve türbesi etrafında Kādirî-Uşşâkī âyinleri sürdürülen sûfîdir.
âkil bâliğ
âkil bâliğ a. ftk. Ergenlik çağma, hükmî sorumlulukları yüklenme dönemine gelmiş kimse.
Âkıl bâliğ
Akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına ulaşmış kimse. Dinî sorumluluk ve hukukî ehliyet değerlendirmelerinde temel bir nitelemedir.
Bâliğ
Bülûğa eren, ergenlik çağına gelen. Cünüp olup, gusül (boy) abdesti almağa başlayan, evlenecek yaşa gelen erkek. (Bkz. Âkıl-Bâliğ)
RÛH, KALB, AKIL VE NEFSİN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 56. bölüm · Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, Abdullah İbn Mesud (r.a)’dan naklederek bildirdiğine göre; es-sâdık ve’l-masdûk olan Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki, siz
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · meti Muhammede bahş olunacaktır. İbrahim Halil biz ümmeti Muhammede yapılacak iltifatı ilâhiyyeyi rabbinden işitince: «Yarabbi, beni mademki ümmeti Muhammedden kılmadın, hiç olmazs
Sayfalar 198–205
Muzaffer Ozak Külliyatı · Özetlemek gerekirse, iymansız gitmeğe sebebolabilecek günahlar şöyle sıralanabilir: Yaramaz ve çirkin itikat, zayıf iyman, dokuz azasının hepsiyle günah işlemek, doğruluktan ayrılm
Sayfalar 776–782
Muzaffer Ozak Külliyatı · ki, bu iddiaları ile bizzat kendilerinin ne duruma düştüklerini fark edememektedirler. Kaldı ki, mezhep imamlarının ictihatlarını ve o muhterem zevata tâbi olan âlimlerin fetvaları