ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
17 sonuç · “Şekûr”
01Şekûrî Şeyh Mûsâ Efendi
Şekûrî Mûsâ Efendi (ö. Muharrem 1089/Mart-Nisan 1678), Gafûrî Mahmud Efendi’den Celvetî terbiyesi alan; Bezirgân Tekkesi’nde irşad, vaaz, hadis ve tefsir hizmeti yürüten sûfî şairdir.
Hacı Muhammed Vehbî Efendi
Hacı Muhammed Vehbî Efendi (1837–1885), Yenişehir’de yetişen, Kovacızâde Gālib Efendi’den Sa‘dî hilâfeti alan; medrese kuran, Mesnevî okutan, iki binden fazla mürid yetiştirdiği nakledilen şair ve şeyhtir.
Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî
Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Şerif Abdüşşekûr Efendi
Şerif Abdüşşekûr Efendi (1869–1921), Ahmed Muhyiddin Efendi’nin oğlu ve ardından Tophane Kādirîhânesi postuna geçen Rûmiyye-Kādiriyye şeyhidir.
Şeyh İsmâil Gavsî Efendi
İsmâil Gavsî Efendi (d. 1892), Abdüşşekûr Efendi’nin oğlu; modern mektep, hukuk ve mûsiki eğitimi alan, I. Dünya Savaşı’nda görev yapan ve 1921’de Kādirîhâne postuna geçen şeyhtir.
Şekûr
G£a) [Ar.] “Sadık kullar na şefaat eden, her ibadeti ödü lendiren.” anlamındaki bu sö “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güz isimlerOdan olup Kur’ân Kerîm’de dört yerde Allah nispet edilmektedir (bk. M. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “şk maddesi). “Şekûr” adı, Allah’ doksan dokuz ismini veren İb Mâce ve Tirmizî rivayetlerinde listede de yer almıştır. Ayrıca bu isim, birçok had mecmuasmda yer almakta v kutsî hadis niteliğinde Allah izafe edilmektedir
Şekûr (eş-Şekûr)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kendisi için yapılan az tâate yüksek dereceler ihsân eden, sayılı günlerde yapılan ibâdete, sayısız mükâfât veren. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Îmân ehli, Adn adlı Cennetlere girerler. Orada altın bilezikler ve inci ile süslenecekler. Elbiseleri de ipektir. Ehl-i Cennet, bu nîmetleri görünce derler ki: "Geçim ve âkıbet derdini bizden gideren Allah'a hamd olsun. Gerçekten Rabbimiz Gafûr'dur, Şekûr'dur." (Fâtır sûresi: 33,34) "Lâ ilâhe illallah" diyenler için, mezârlarında vahşet (yalnızlık) , mahşer meydanında dehşet (korku) yoktur. Sûr'un üflenmesi ânında başlarından toprakları nasıl silkerek kalktıklarını sanki görür gibiyim. Hüznü bizden gideren Allah'a hamdederiz. Muhakkak ki bizim Rabbimiz gafûr (pekçok mağfiret edici, bağışlayıcı) ve şekûrdur. (Hadîs-i şerîf, Taberânî) Eş-Şekûr ism-i şerîfini söyleyenin vücûduna âfiyet gelir, sıhhat ve selâmete kavuşur. Geçimi bollaşır. (Yûsuf Nebhânî) 2. Çok şükreden, kendisine ihsân edilen nîmetlerin kıymetini bilip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına riâyetle O'nun rızâsını kazanmak için çok gayret gösteren. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Şüphesiz ki bunda (Sebe' halkının hikâyesinde; günahları, nefislerinin arzû ve isteklerini yapmamaya, şehvetlerine uymamaya, ibâdet ve tâatları yapmanın meşakkatine, belâ ve musîbetlere) çok sabreden (bütün hâllerde ve vakitlerde Allahü teâlânın lutfettiği nîmetlere) , şekûr olan herkes için, elbette ibretler vardır. (Sebe' sûresi: 19) Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Eshâb-ı kirâm, "Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ senin gelmiş geçmiş bütün günâhlarını affetmiştir" dediklerinde; "Şekûr bir kul olmayayım mı?" buyurdu. (Müslim)
Abdu’ş-Şekûr
eş-Şekûr, az iyiliğe çok mükâfat veren demektir. Bu kul, Rabbisine daimî şükür halindedir. O, ni’meti ancak O’ndan gelmiş olarak görür. Bela ve cezalandırma şeklinde bile olsa O’ndan gelen her şeyi, sadece ni’met olarak değerlendirir. Çünkü, bela ve cezalandırmanın içindeki ni’metin farkındadır. Hz. Ali (r) şöyle der: “Evliyasına rahmeti, cezalandırması kadar geniş, düşmanını cezalandırması, rahmeti kadar şiddetli olan Allah’ın sânı, ne yücedir!” Kur’an’da on yerde geçer.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Künyesindeki el-Hâc unvanının işaret ettiği hac vazifesinin yeri. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Kocamustafapaşa (Ramazânî Âsitânesi)
Fatih, İstanbul · Türkiye · Bağlı olduğu Ramazâniyye kolunun merkezi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Nuhkuyusu-Divitçiler’de kuruluş Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi, Üsküdar Nuhkuyusu-Divitçiler çevresinde kendisine bağışlanan arazide bir tekke ve türbe kurdu. 1020/1611’de vefat edince buraya defnedildi; yapı onun adıyla tanındı. Bir merkezin çok sayıdaki adı Tekke kaynaklarda Bezcizâde Muhyiddin Efendi, Muhyî Efendi, Şekûrî Efendi, Himmetzâde, Himmet Baba, Divitçiler ve Salı Tekkesi adlarıyla geçer. “ŞekGri” biçimi Şekûrî adının bozulmuş aktarımıdır; ayrı bir tekkeye işaret etmez. Halvetî kuruluştan Himmetiyye merkezine Bezcizâde’nin ardından halifesi Hüseyin Efendi ve Bolulu Himmet Efendi postnişin oldu. Himmet Efendi’nin oğlu Abdullah Efendi ile devam eden silsile, yapıyı Bayramiyye’nin Himmetiyye kolunun önemli merkezlerinden birine dönüştürdü. Mimari birimler ve kayıp Kaynaklar semâhâne, türbe, derviş odaları, selâmlık, matbah, gasilhâne, avlu, bahçe, ahır ve şadırvanı bulunan geniş bir yerleşke tarif eder. Tekke XX. yüzyıl ortasında yıktırıldı; arsası Zeynep Kâmil Hastahanesi alanına katıldı. Hazîredeki kabir ve kitâbelerin önemli kısmı Selimiye’deki Çiçekçi Camii çevresine nakledildi. 1915: meşihat ve tevliyetin yeniden tevcihi 1915 tarihli kayıtta, Üsküdar’daki Bezcizâde Karabaş Mehmed Muhyiddin Efendi Dergâhı’nda görevini oğluna devreden Abdülhay Subhî Efendi’nin, oğlunun vefatı üzerine meşihat ve tevliyet cihetlerinin yeniden kendisine tevcihini istediği görülür. Bu, aile içi devir bağlamındaki kurum görevi kaydıdır.
Sayfalar 18–25
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YA GAFURU ism-i celilini, hummaya ve başağrısına uğrayanlarla, gam ve keder içinde bulunanlar devamlı okurlarsa kurtulurlar.) 3EJE3, Eş Şekûrü Celle Şanühu Kendi rızâsı için yapıl
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 232–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · BOCT 90 0004 mu'azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükerremü sübhaneke yâ bâ'isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ'ise m
Sayfalar 275–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · hayret ve durgunluk verecek şekilde halk ve icat eden Aliahim... Ey daima diri, mahlükatının korunup kollanmasına kaim, ey celâl, azamet ve ikram sahibi Allahim... Ulûhiyyetinin az
Sayfalar 555–562
Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVAR-ÜL-KULÜB (Kalblerin Nurları) DERS 19 MUNDERECÂT: Fâtır sûre-i celilesinin 29 - 30. âyet-i kerimesinin tefsiri - Kitabullah'm ulviyyet ve azameti - Kur'an-ı aziymi hakkıyle ok