ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
228 sonuç · toplam 228 · “mutlak” · 8/10
01Mesâlik-İ Cevami’il-Eşyâ
Eşyayı toplayanların yolları anlamında Arapça bir tamlama. Kâşânî şöyle der: Bilinen ve görülen fiilî ve vasfî durum söz konusu olmaksızın, zâtın zatî isimler ile zikredilmesidir. Allah’ın bütün isimlerinin aslı, mutlak zât’tır. Onu ta’zim…
Muzahere
Arapça, iki kişinin sırt sırta vermesi ve dayanışma halinde bulunması, destek olması anlamında, bir masdar. Mücâhede yoluna giren bir sâlikin, uzun bir mücâdeleden sonra, vecd dolu bir ruha mazhar olması, hicâb içinde bulunan huzura girmesi…
Nefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i tevhidi Nefy…
Sabr
Birini bir şeyden alıkoymak, hapsetmek, tutmak, dayanmak, sabretmek vs. gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Başına gelen belalara, sıkıntılara dayanmaya sabır dendiği gibi, Allah’a ibâdette devam ve isyandan sürekli kaçmaya da sabır deni…
Saka-Sakî
Arapça, sucu demektir. Feyyâz-ı mutlak, sevgi ve feyzin kaynağı olan Allah, mürşid, gibi anlamları vardır. İçki meclisinde kadehlerle içki dağıtan kişiye saki denir.
Sebzi
Farsça, yeşillik demektir. Sebz yeşil anlamına. Hakiki vahdetle birleşen mutlak kemal.
Vâdî-İ Eymen
Arapça, sağdaki vadi demektir. Kalbin ilâhî tecellîyi kabul edecek şekilde arındırılması. Mutlak vahdet ki bundan “innî enallah (Ben Allah’ım)” hitabı gelir. Vâdî; peygamber, âlim ve velîlerin kalpleridir. Tur dağından, yani feyz kaynağında…
Umum-Husûs
Arapça, genel-özel anlamında iki kelime. Tasavvuf erbabı umum ve husus konusuna özen gösteregelmişlerdir. Çoğunluğa, toplu özellikler arzetmeleri nedeniyle ehl-i umum derken, herkesten farklı birtakım inceliklere özen gösterenlere de, ehl-i…
Veche’l-Itlak Ve’t Takyîd
Arapça, kayıtlı ve serbest olmanın iki yüzü anlamında bir isim tamlaması. Bu ikisi, bütün itibarların sükût (düşüş) ü ve ispatı bakımından, zat’ın itibarının iki yönü (yüzü, vechi) nü gösterir. Hakk’ın zatı, vücûdu kendinden olan bir vücûdd…
Gerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaştıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu şekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak…
Yaş Kesen El Kurur
Kurumamış ağacı kesmemek gerek. Çünkü bir ağacın yetişmesi uzun yıllara ve hatta masraflara mal olmaktadır. Çağımızın çevrecilik hareketi, orijinal değildir. Bizim kültürümüzde, ağacı, ormanı, yeşili sevmek, korumak, atasözlerimize girerek,…
Zuhur-Zuhurat
Arapça, ortaya çıkmaya zuhur derler. Sâlikin kendi katkısı olmadan ortaya çıkan olaylara, zuhurat denir. Bu tür zuhuratlar, tevekkül erbabı için, mutlaka uyulması gereken uyarılar olarak değerlendirilir. Rüyalara da, zuhurat denmektedir. “Z…
Zü’l-Akl
Arapça, akıl sahibi anlamında bir isim tamlaması. Halkı zahir (dış). Hakk’ı batın (iç) olarak görüp bu şekilde, halkın Hakk’ın aynası olduğunu anlar. Ayna, kendisinde zuhur eden suret ile gizlendiği gibi, mutlak da mukayyed ile örtülmüştür.
Rükn-İ Yemânî
Kâbe'nin Yemen tarafında olan köşesi. Rükn-i Yemânî'den geçerken, mutlaka Cebrâil'in, onun üzerinde durduğunu ve istilâmda (selâmda) bulunanlar için af dilediğini görürüm. (Hadîs-i şerîf-Ahbâru Mekke) Peygamber efendimiz, Rükn-i Yemânî'de i…
Medh
Övme, iyi taraflarını anlatma; bir kimse hakkında iyi şeyler söyleme. Medh olunmağı sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kabâhatlerini, kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasîhatları işitmez olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka)…
Mezheb
Gitmek, tâkib etmek, gidilen yol. Mutlak müctehîd denilen dinde söz sâhibi âlimlerin, müslümanların yapmaları gereken hususlarla ilgili olarak dînî delîllerden (Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve İcmâ'dan) hüküm çıkarma usûlleri ve çıkarıp…
Mezheb İmâmı
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş olan din bilgilerini, Eshâb-ı kirâmdan işiterek veya nakl ile toplayan, açıkça bildirilmemiş olanları da, kendi koydukları usûllere (metod) göre açıkça bildirilmiş olanlara benzetere…
Müctehid Fil-Mezheb
Mezhebde müctehid; mezheb reisinin (imâmının) koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dört delîlden (Kitâb, yâni Kur'ân-ı kerîm, sünnet, icmâ', kıyâs, (Bkz. İlgili maddeler) hüküm çıkaran İslâm âlimi. Buna, müctehid-i mukayyed ve müctehid-i münte…
Emîr Sultan Türbesi ve Külliyesi
Bursa · Türkiye · Vefatında defnedildiği yer; rivayete göre kafileye rehberlik eden nurun söndüğü noktadır. Padişahların Bursa'ya geldiklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbe. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?…
Nehrî, Şemdinli
Hakkâri · Türkiye · Şeyhi Seyyid Tâhâ-yı Hakkârî'nin merkezi; icâzet-i mutlakayı burada almıştır. Aynı şeyh Pîr Muhammed Küfrevî'yi de yetiştirmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Fehim Arvâsî : Seyyid Fehim Arvâsî (1826/…
Berdesur
Mevlânâ Hâlid’den hilâfet-i mutlaka aldıktan sonra gönderildiği yer. Amcası Seyyid Abdullah’ın bulunduğu Nehrî’ye çok yakın olduğu belirtilir; amcasının vefatından sonra Nehrî’ye geçmiştir. Yerin bugünkü karşılığı kaynakta verilmediğinden ü…
Sadreddin Konevî'de Mârifet, Vücûd ve Yöntem
İlm-i ilâhînin konusu Konevî için metafiziğin konusu mutlak vücûddur. İsimler, sıfatlar, mümkünler ve âlem bu konunun nispet ve meseleleri olarak ele alınır; Hakk'ın hakikati sıradan bir tanımın konusu yapılamaz. Bilginin yolları Duyu, akıl…
Abdullah Bosnevi ve Merâtib-i Vücûd
Mertebe neden kullanılır? Merâtib-i vücûd tasnifleri tek varlığın çoğalma hikâyesi değil, mutlaklık, ilim, ruh, misal ve duyulur âlem arasındaki nispetleri açıklama araçlarıdır. Tasnif sayısı müellif ve metne göre değişebilir. Yedili tasnif…
Sayfalar 93–99
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o