Ara
Menü
ذ

Umum-Husûs

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10867
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, genel-özel anlamında iki kelime. Tasavvuf erbabı umum ve husus konusuna özen gösteregelmişlerdir. Çoğunluğa, toplu özellikler arzetmeleri nedeniyle ehl-i umum derken, herkesten farklı birtakım inceliklere özen gösterenlere de, ehl-i husus demişlerdir, ilki avamdır, zorlanınca kalbindeimanı muhafaza ederek küfr sözünü söyler, hastalık sebebiyle oruç kazaya kalırsa, fidye verir, borç verirse bağışlamaz mutlaka alır, katilde affetmez diyet ister iken; havas adı da verilen ehl-i husus, bahsi geçen konularda Kur’an’da belirtilen azimet yollarını seçerler. Bu açıdan bakılınca, âlim hüviyeti taşıyanların önemli bir çoğunluğu, tasavvuf erbabına göre, avam’dan sayılmıştır. Âlim bilen ve bildiğini yaşayana denir, sırf bilene âlim denmez. “”Kemeselî’l-hımari..” (Cum’a/5) ayetinde açıklandığı üzere, kitap taşıyan merkebe kitapların faydası olmadığı gibi, bildiğini yaşamayan da bilgiden yararlanamıyor demektir. Bazı vecizelerde bu yönde olmak üzere şöyle denmiştir: “Amelsiz âlim, meş’ale taşıyan köre benzer” (Sa’dî), “İlim insanı cehaletten kurtarır, ahmaklıktan değil…”</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-13260
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, genel-özel anlamında iki kelime. Tasavvuf erbabı umum ve husus konusuna özen gösteregelmişlerdir. Çoğunluğa, toplu özellikler arzetmeleri nedeniyle ehl-i umum derken, herkesten farklı birtakım inceliklere özen gösterenlere de, ehl-i husus demişlerdir, ilki avamdır, zorlanınca kalbindeimanı muhafaza ederek küfr sözünü söyler, hastalık sebebiyle oruç kazaya kalırsa, fidye verir, borç verirse bağışlamaz mutlaka alır, katilde affetmez diyet ister iken; havas adı da verilen ehl-i husus, bahsi geçen konularda Kur’an’da belirtilen azimet yollarını seçerler. Bu açıdan bakılınca, âlim hüviyeti taşıyanların önemli bir çoğunluğu, tasavvuf erbabına göre, avam’dan sayılmıştır. Âlim bilen ve bildiğini yaşayana denir, sırf bilene âlim denmez. “”Kemeselî’l-hımari..” (Cum’a/5) ayetinde açıklandığı üzere, kitap taşıyan merkebe kitapların faydası olmadığı gibi, bildiğini yaşamayan da bilgiden yararlanamıyor demektir. Bazı vecizelerde bu yönde olmak üzere şöyle denmiştir: “Amelsiz âlim, meş’ale taşıyan köre benzer” (Sa’dî), “İlim insanı cehaletten kurtarır, ahmaklıktan değil…”</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, genel-özel anlamında iki kelime. Tasavvuf erbabı umum ve husus konusuna özen gösteregelmişlerdir. Çoğunluğa, toplu özellikler arzetmeleri nedeniyle ehl-i umum derken, herkesten farklı birtakım inceliklere özen gösterenlere de, ehl-i husus demişlerdir, ilki avamdır, zorlanınca kalbindeimanı muhafaza ederek küfr sözünü söyler, hastalık sebebiyle oruç kazaya kalırsa, fidye verir, borç verirse bağışlamaz mutlaka alır, katilde affetmez diyet ister iken; havas adı da verilen ehl-i husus, bahsi geçen konularda Kur’an’da belirtilen azimet yollarını seçerler. Bu açıdan bakılınca, âlim hüviyeti taşıyanların önemli bir çoğunluğu, tasavvuf erbabına göre, avam’dan sayılmıştır. Âlim bilen ve bildiğini yaşayana denir, sırf bilene âlim denmez. “”Kemeselî’l-hımari..” (Cum’a/5) ayetinde açıklandığı üzere, kitap taşıyan merkebe kitapların faydası olmadığı gibi, bildiğini yaşamayan da bilgiden yararlanamıyor demektir. Bazı vecizelerde bu yönde olmak üzere şöyle denmiştir: “Amelsiz âlim, meş’ale taşıyan köre benzer” (Sa’dî), “İlim insanı cehaletten kurtarır, ahmaklıktan değil…”

Sözlüğe dön ←