ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1305 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 35/55
01Hissa
Arapça. Olgunluk ve noksanlık arasındaki farklılık, insanda, ilâhî sıfatların ve fiillerin husul bulmasına kemâl derler. Bu husulün azalması ve hatalara düşülmesi de, noksanlıktır. Şeref, yaratılan ile, onu icâd eden arasındaki vasıtaların…
Fena Fi’l-Aşk
Arapça, aşkta fânî olmak manasındadır. Vücûd-ı mutlak, aynı zamanda kemâl-i mutlak, cemâl-i mutlak ve hayr-ı mutlaktır. Cemâl, aşkı doğurur ve cemâl aşksız olamaz. Dünya üzerinde gördüğümüz her güzel, mutlak güzelden bir parçadır. Bu sebepl…
Hha
Zât’m varlık, hazır oluş ve ortaya çıkış açısından düşünülmesi.
Habibiyye
Kul, halktan ilgisini keser, Allah’ı kendisine dost edinirse, ondan teklif düşer diyen sahte sûfiler.
Habs-İ Dem
Kan anlamına gelen dem Farsça, habs kelimesi ise Arapça’dır: Nefesi alıp içeride tutmak, ânı, zamanı korumak, bir bakıma durdurmak, hep aynı ânı yaşamak. Nefy-ü İsbât zikrinde, sâlik, bir derin soluk alır, 21 Kelime-i Tevhidi zihnî olarak a…
İdrisiyye
Hızriyye’nin kollarından biridir. Kurucusu; Seydî Ahmed b. İdris el-Fâsî’dir. 1253 /1837 senesinde Zübeyde’de vefat etmiştir. Bu tasavvuf yolunun temeli; Hz. Muhammed (s)’in ahlâkını gerçekleştirmek, ve “La ilahe illallah Muhammedün Rasûlul…
Hayran
Şaşkınlığı ifâde eden Arapça bir kelime. Hayret, Allah hakkında hırslı olmakla, ümitsiz olmak arasında bir duraktır. Aynı şekilde, korku ve rıza, tevekkül ve recâ arasında bir duraktır. Hayret, derin düşünce ve Allah huzurunda, hakikat ehli…
Herkesin İçyüzünü Allah Bilir
Herkesin içi, diğerine göre gayb durumundadır. Sadr (iç) da olanı kul bilmez. Ayette de bu husus şöyle bildirilir: “Allah sadr (kalp, iç âlem) da olanı bilir”. (Al-i İmran/154) İşte bu yüzden, dış görünüşte kötü gibi görünen kişi, iç âlemi…
Her Şeyden Elini Eteğini Çekmek
Bu söz ile, dünyadan değil, dünya sevgisinden uzaklaşmak kastedilir. Geçiciyi kalıcıya feda etmek anlamında olmak üzere, madde ilahını, Vahid ve Kahhar Allah’ın huzurunda kurban etmek, tasavvufta esastır. Ancak Hıristiyan mistiklerinde görü…
Hıfz-I Enfas
Arapça, nefesleri korumak demektir. Kulun alıp verdiği her solukta, Mevlasını unutmaması, gaflete düşmemesidir. Nakşîlikte “nefy ü isbât” dersinde, “La ilahe illallah” zikri çekilirken, bir nefes alıp 21 defa bu güzel sözü (La ilahe illalla…
Kantara
Arapça’da büyük köprüye kantara denir. Dünya, kişiyi âhirete ulaştıran bir köprü durumundadır. Âl-i imran Suresi’nin 14 ve 15. âyetleri, dünya ve âhiret kıyaslamasını yapar ve hangisinin daha önemli olduğunu açıklarken orada şu ifadeler kul…
Karagöz
Renkli bir perdenin, adam boyunda ve orta yerinde, ince beyaz bezden yapılma, küçük bir pencere biçimindeki sahnenin arkasından yirmi-yirmi beş santim uzunluğunda deriden kesilmiş ve boyanmış, resimlerin seyircilere gösterilmesi suretiyle o…
Süleyman
Karınca, tasavvufta, herkesin kendi gücü oranında yapabileceği kadarını yapmasını temsil eden sembol bir hayvandır. Didinme ve çalışma, karıncanın özgün bir vasfı olduğu gibi, sufîde de aynı nitelik bulunmalıdır. Sufîlik yolunda meskenete y…
Kaygusuz
Tasasız, dertsiz anlamına Türkçe bir kelime. Bektaşî edebiyatının en güzel şiirlerini yazan Kaygusuz Abdal ve Kaygusuz Sultan’a, kısaca Kaygusuz denir. İslam’a aykırı gibi görülen şatah ibareleri vardır. Şiirlerinde esrarı över. Halk arasın…
Kendini Bilmek
Kendini bilen Rabbini bilir, ilkesi tasavvufun ana kurallarından biri durumundadır. Bu sözün çok çeşitli şekillerde yorumu yapılmıştır. Bir tanesi şudur: Kulun kendini yokluk, acizlik, mahviyet, fakr, eksiklikle bilmesi, daha doğrusu bunun…
Kudüm
Tekke musikisi enstrümanlarından biri de, kudûm’dür. Gövdesi bakır veya pirinçten yapılmış olup, yanyana iki tane birden olarak kullanılır. Kudüm çanağı, eskiden dut ağacından yapılırmış. Birisinin üzerine deve, diğerininkine de merkep deri…
La Mekân âlemi
Bî ve la, ilki Farsça, öteki Arapça … siz,… sız, yok vs. gibi anlamları ihtiva eder. Bu durumda la mekan ve bî mekân sözleri; yersiz, yurtsuz gibi anlamlara gelir. La mekân âlemi de, yersizlik âlemi demektir. Mekan, var olan şeydir. Bir şey…
Mahv-I Ayn-I Abd
Arapça, kulun aynının silinmesi anlamında, zincirleme bir tamlama. Ayana varlık yüklemeyi düşürmek demektir. Buna mahv-ı ubûdiyyet de denir. Zira a’yân, bir takım zâta ait şe’nlerden ibaret olup, “âlimiyye” hükmündeki “vâhidiyye hazreti” nd…
Makdisiyye
Kurusucu Abdüllatif Makdisî olan bir tasavvuf okulu. Kadiriyye’nin kollarından biridir. Makdis, Kudüs’ün esas adıdır.
Matbah-I Şerif
Arapça, şerefli mutfak demektir. Bu tâbir, özellikle Mevlevîler’e aittir. Mevlevî tekkelerinde, bir dervişin ilk terbiye yeri mutfaktı. Konya’da “Âsitâne” adıyla da anılan merkez dergâhta iki önemli mekân vardı. 1- Yemeklerin piştiği mutfak…
Me’huz
Arapça, ahz olunmuş, alınmış anlamında bir kelime. İsm-i Mef’ul. Bu, kendisinden alınan anlamına gelen müstelib gibidir. Ancak me’huz, mânâ açısından müstelibden daha mükemmeldir. Müstelib, yorgunluktan soluk soluğa kalan yahut dehşetten şa…
Mesâlik-İ Cevami’il-Eşyâ
Eşyayı toplayanların yolları anlamında Arapça bir tamlama. Kâşânî şöyle der: Bilinen ve görülen fiilî ve vasfî durum söz konusu olmaksızın, zâtın zatî isimler ile zikredilmesidir. Allah’ın bütün isimlerinin aslı, mutlak zât’tır. Onu ta’zim…
Muheyyemûn
Arapça, aşırı şaşkınlığa düşenler, demektir. Bir grup melek. Onlar, Allah’ın güzelliğini seyre o denli dalmışlardır ki, Hz.Adem’in bile yaratıldığının farkında değildirler. (Ahh!…) Bunlar, Âlûn melekleridir: cemal nuruyla kendilerinden geçt…
Murakkâ
Arapça, hırka, yamalı elbise demek- tir. Eskide dervişler, nefislerinin gurur ve kibrini kırmak için, eski elbiseler giyerlerdi. Bu tip elbise, iki dünyadan da sıyrılmayı ifade eder. Murakkâ, genellikle mavi renklidir. Ancak bu şekilde giyi…