Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-10304- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Tekke musikisi enstrümanlarından biri de, kudûm’dür. Gövdesi bakır veya pirinçten yapılmış olup, yanyana iki tane birden olarak kullanılır. Kudüm çanağı, eskiden dut ağacından yapılırmış. Birisinin üzerine deve, diğerininkine de merkep derisi gerilir. Zahve denilen, kemikten yapılmış, uçları yuvarlak iki değnekle, bu enstrümana yavaş yavaş vurularak usûl tutulur. Mevleviler arasında yaygın olarak kullanılır. Bununla ilgili olarak bir anekdot anlatılır. Anekdot, Yenikapı Mevlevîhanesi şeyhi Osman Selâhaddin Efendi’ye aittir. Yenikapı Mevlevîhanesi’nin yakınındaki bir köşkte, düğün münâsebetiyle hazır bulunan müzik ekibinin çifte nâra (kudüm’e benzer) sı patlar. Çalan çingene, o civardaki mevlevîhanede bunu bulacağını düşünerek, oraya koşar. Kudumzenbaşı’dan kudüm ister. Ancak bu yaman çalgıcının isterken, “kudûm-i şerif” demeyip “çifte nâra” deyişi de canını sıkar. Ona “çifte nâra demezler, kudûm-i şerif derler” karşılığını vererek, kapıdan koğar. Sonra gidip, durumu şeyhe şikâyet eder. Rind bir zat olan Osman Selâhaddin Efendi, “neşelerini kaçırmayaydın, vereydin” deyince kudûmzenbaşı “ama efendim kudûm-ı şerife, bu çingene çifte na’ra diyor” diye mukabele eder. Şeyh Efendi de şu karşılığı verir: “Zararı yok, o, çingene eline düşerse çifte nâra, tekkeye gelirse yine kudûm-ı şerif olur”Gel dergeh-i munlâya da bak gör ne safa var, Her bir elem-i mühlike bin derd-i deva var. Efsâne-i zühhâd gibi zerk u riya yok Avâz-ı kudüm u ney ü tanbur-ı neva var.Hüseyn Fahreddin Dede</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12164- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Tekke musikisi enstrümanlarından biri de, kudûm’dür. Gövdesi bakır veya pirinçten yapılmış olup, yanyana iki tane birden olarak kullanılır. Kudüm çanağı, eskiden dut ağacından yapılırmış. Birisinin üzerine deve, diğerininkine de merkep derisi gerilir. Zahve denilen, kemikten yapılmış, uçları yuvarlak iki değnekle, bu enstrümana yavaş yavaş vurularak usûl tutulur. Mevleviler arasında yaygın olarak kullanılır. Bununla ilgili olarak bir anekdot anlatılır. Anekdot, Yenikapı Mevlevîhanesi şeyhi Osman Selâhaddin Efendi’ye aittir. Yenikapı Mevlevîhanesi’nin yakınındaki bir köşkte, düğün münâsebetiyle hazır bulunan müzik ekibinin çifte nâra (kudüm’e benzer) sı patlar. Çalan çingene, o civardaki mevlevîhanede bunu bulacağını düşünerek, oraya koşar. Kudumzenbaşı’dan kudüm ister. Ancak bu yaman çalgıcının isterken, “kudûm-i şerif” demeyip “çifte nâra” deyişi de canını sıkar. Ona “çifte nâra demezler, kudûm-i şerif derler” karşılığını vererek, kapıdan koğar. Sonra gidip, durumu şeyhe şikâyet eder. Rind bir zat olan Osman Selâhaddin Efendi, “neşelerini kaçırmayaydın, vereydin” deyince kudûmzenbaşı “ama efendim kudûm-ı şerife, bu çingene çifte na’ra diyor” diye mukabele eder. Şeyh Efendi de şu karşılığı verir: “Zararı yok, o, çingene eline düşerse çifte nâra, tekkeye gelirse yine kudûm-ı şerif olur”Gel dergeh-i munlâya da bak gör ne safa var, Her bir elem-i mühlike bin derd-i deva var. Efsâne-i zühhâd gibi zerk u riya yok Avâz-ı kudüm u ney ü tanbur-ı neva var.Hüseyn Fahreddin Dede</p>
Tasavvuf Sözlüğü
Tekke musikisi enstrümanlarından biri de, kudûm’dür. Gövdesi bakır veya pirinçten yapılmış olup, yanyana iki tane birden olarak kullanılır. Kudüm çanağı, eskiden dut ağacından yapılırmış. Birisinin üzerine deve, diğerininkine de merkep derisi gerilir. Zahve denilen, kemikten yapılmış, uçları yuvarlak iki değnekle, bu enstrümana yavaş yavaş vurularak usûl tutulur. Mevleviler arasında yaygın olarak kullanılır. Bununla ilgili olarak bir anekdot anlatılır. Anekdot, Yenikapı Mevlevîhanesi şeyhi Osman Selâhaddin Efendi’ye aittir. Yenikapı Mevlevîhanesi’nin yakınındaki bir köşkte, düğün münâsebetiyle hazır bulunan müzik ekibinin çifte nâra (kudüm’e benzer) sı patlar. Çalan çingene, o civardaki mevlevîhanede bunu bulacağını düşünerek, oraya koşar. Kudumzenbaşı’dan kudüm ister. Ancak bu yaman çalgıcının isterken, “kudûm-i şerif” demeyip “çifte nâra” deyişi de canını sıkar. Ona “çifte nâra demezler, kudûm-i şerif derler” karşılığını vererek, kapıdan koğar. Sonra gidip, durumu şeyhe şikâyet eder. Rind bir zat olan Osman Selâhaddin Efendi, “neşelerini kaçırmayaydın, vereydin” deyince kudûmzenbaşı “ama efendim kudûm-ı şerife, bu çingene çifte na’ra diyor” diye mukabele eder. Şeyh Efendi de şu karşılığı verir: “Zararı yok, o, çingene eline düşerse çifte nâra, tekkeye gelirse yine kudûm-ı şerif olur”Gel dergeh-i munlâya da bak gör ne safa var, Her bir elem-i mühlike bin derd-i deva var. Efsâne-i zühhâd gibi zerk u riya yok Avâz-ı kudüm u ney ü tanbur-ı neva var.Hüseyn Fahreddin Dede