ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
160 sonuç · toplam 160 · “muhabbet” · 3/7
01Teşne
Susuz, atşan, hararetli ve ateşli. tas. İlahi Cemal'i özleme sebebiyle âşıkın yanıp tutuşması. muhabbet teşnesi deryalar nüş etse sir olmaz Nevres-i Kadim Tevâcüd i ar. (توا جد) Vecd hali gösterme. Vecd insanın iradesi dışında gayr-i sa
Teveccüh
Yönelme, öz alaka. tas. a Şeyhin Hakk’a, müridin mürşide yönelmesi, gönlünü ona bağlaması. b Nakşilikte muhabbet râbıtasının bir şekli. Mürit, şeyhin ruhaniyetine muhabbet yoluyla teveccüh eder, teveccüh esnasında öyle bir istiğrak (trans)…
Zahir-i mümkinat
yal) 1, Mümkün varılıkların dış yüzü. 2. tas. Hakk'ın, mümkünlerin a'yân ve sıfatlarının suretinde tecelli etmesi. Buna izafi vücut, zahir-i vücut ve ilâhî vücut ismi de verilir (KI; cr). Zahit i, s. ar. (زا هد) ¢. Zühhat Dünyaya rağbet etm…
ved, -ddi (I)
ved, -ddi (I) a. Gfl [Ar.] Kur’ân-ı Kerîm’de geçen ve Nuh kavminin taptığı Cahiliyye dönemi putlarından birinin adı ve onun için kullanılan terim. ved, -ddi (II) a. 6j) [Ar.] tas. Tasavvuf inancına göre, muhabbetin kalpte karar kılması duru…
havâs-ı nâs
havâs-ı nâs ç.a. tas. Evliyaullah için kullanılan tasavvuf! terim. havâs-ı ruhâniyyet ç.a. tas. Şevk, muhabbet, kerem, gerçek takvayı içeren yüksek duygular.
Meydan evi
Bektaşî tekkesinde ikrar, nasip, muhabbet ve başka erkânın icra edildiği; post ve hizmet makamlarının belirli bir düzende yer aldığı ana toplantı mekânı.
hâtır-ı nefsânî
Nefis ve dünya muhabbeti
şarâb-ı aşk
Tasavvuf inancında “Aşk şarabı” anlamındaki bu uterim, sevgi ve muhabbet vanısıtası olarak nitelenmiş, mmaddî dünyadan sıyrılarak eti manevî dünyaya yönelme ve İlâhî aşka kavuşma için bir lış vasıta olarak görülmüştür. baka şarâb-ı cennet a…
mağz-ı Kur’ân
Kur’ân-ı Kerîm’in özü, sırrı. tta İs muhabbet a. [Ar.] bk. mure habbet ko
Recâ
1.4.1. Havf ve Recâ Mutasavvıflar havf ( ف وخلا) ve recâ ( ء اجرلا) kavramlarını müminde eşit oranda bulunması gereken iki güzel haslet olarak değerlendirmektedirler. Nitekim sûfîler arasında meşhur olan “Havf ve recâ amelin iki kanatıdır,…
Havf
1.4.1. Havf ve Recâ Mutasavvıflar havf ( ف وخلا) ve recâ ( ء اجرلا) kavramlarını müminde eşit oranda bulunması gereken iki güzel haslet olarak değerlendirmektedirler. Nitekim sûfîler arasında meşhur olan “Havf ve recâ amelin iki kanatıdır,…
İlm-i Bâtın
1.1.6. İlm-i Bâtın Tasavvuf epistemolojisinin esasını teşkil eden ilm-i bâtın (ملعلا نطابلا) kaynaklarda bir ıstılâh olarak yer alan ve özellikle Serrâc’ın üzerinde önemle durduğu bir kavramdır.71 Gazâlî de ilimler tasnifinde mükâşefe ilmi…
Şevk
2.2.3. Şevk Muhabbetin daha ileri bir boyutunu ifade eden şevk ( قوشلا) kavramını Serrâc haller arasında ele almıştır.984 Ebû Tâlib el-Mekkî şevki muhabbet makamlarından daha üstün bir mertebede görerek müşâhede makamlarından biri olarak s…
Vedûd (el-Vedûd)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Bütün yarattıklarına ihsân eden, onlara iyilik ve ihsân etmeyi seven, beğenen Allahü teâlâ. El-Vedûd ism-i şerîfini söyliyen karı-kocanın birbirine karşı sevgi ve muhabbeti çoğalır. (…
Mükâteb
Efendisi ile anlaşıp belli bir ücret ödeyince hür olacak köle. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ... Hayır ve tâat; Allahü teâlâya, âhiret ve meleklere ve Allahü teâlânın indirdiği kitablara ve peygamberlere îmân etmektir. Ve…
Cömerdlik
Dînin, vicdânın ve mürüvvetin (insanlığın) vermeyi emrettiği yerde vermek kendisine zor gelmemek. Cömerdlik, Cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyâya uzanmıştır. Kim ondan bir dal t utarsa, o dal onu Cennet'e çeker. (Hadîs-i şerîf-E…
Saf Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış birinci sûresi. Saf sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On dört âyet-i kerîmedir. Dördüncü âyet-i kerîmede mü'minlerin saf saf olup Allah yolunda savaştıkları anlatıldığı için Sûret-üs-Saf denilmiştir. Sûrede; insanl…
Tâlib
Taleb eden, isteyen. Yetişmiş ve yetiştirebilen bir rehberden ders alan talebe, öğrenci. Tâlib sâdık olunca, zikr ve teveccüh olmasa dahi yalnız ihlâsı ve muhabbeti ile ilerler. (Muhammed Ma'sûm) Tâlib, niyyeti ve işleri, ne kadar hâlis ve…
Temîme
Bir sebeb, vesîle olarak görülmeyip, doğrudan te'sir edeceğine ve bir zararı def edeceğine inanılarak yapıldığı için, dînen şirk (Allahü teâlâya ortak koşmak) sayılan, mânâsı bilinmeyen ve küfre (îmânın gitmesine) sebeb olan şeyleri okumak.…
Vilâyet (velâyet)
Evliyâlık, velîlik makâmı, Allahü teâlâya yakın olma, gafletten uzak bulunma. Vilâyetin hâsıl olması için, hârikaların, kerâmetlerin meydana gelmesi lâzım değildir. Din âlimlerinin hârikalar göstermesi lâzım olmadığı gibi, evliyânın da hâri…
Müsâfeha
İki müslümanın, sağ elin avuç içlerini birbirine yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirine değdirerek el sıkışması. İki erkek veya iki kadın müslüman karşılaştıkları zaman, müsâfeha ederlerse, ayrılmadan önce, günâhları mağfiret olun…
Müşâvere
Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme, danışma, meşveret etme, görüşüne baş vurma. (Bkz. Meşveret) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: ... (Ey Resûlüm!) Eshâbın ile müşâvere et. Onla…
Sâlik-İ Meczûb
Tasavvufta cezbesi yâni hak yola çekilmesi sülûkünden sonra olan sâlik. Tasavvuf yolunun sâlikleri (yolcuları), ikiye ayrılır: Ya mürîd olurlar yâhut murâd olurlar. Murâd olanlara müjdeler olsun! Cezbe ve muhabbet yolundan, bunları durmadan…
Selâm (es-Selâm)
1. Esmâ-i hüsnâdan (Allahü teâlânın güzel isimlerinden). Zâtı ayıplardan (kusurlardan), sıfatları noksanlıklardan ve işleri kötülüklerden uzak, temiz olan. Eceli gelmeyen bir hastaya elem ve hastalıkları için yüz yirmi bir defâ Selâm (es-Se…