ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
4980 sonuç · toplam 4980 · “Hâl” · 2/208
01halveti
Ç^U) [< Ar.halvet + -î] İbadet ve törenlerini tenhada yapan bir tarikat. a. Halvetiye tarikatinden olan kimse.
Halife
ç. Hulefa Halef, câ-nişin, naip. tas. a Şeyhin belli bir bölgedeki müritlerine bakma, onları terbiye etme ve kendisiyle onlar arasındaki irtibatu sağlama işiyle görevlendirdiği müridi. b Müritlerin, şeyhin ölümünün ardından onun vasiyetiyle…
Hal‘-i na‘leyn
İki nalını çıkarıp atmak. Hz. Mûsâ’ya mukaddes vadide ayakkabılarını çıkarmasının emredildiği âyetin tasavvufî yorumundan doğan tabirdir. Sembolik olarak iki cihandan, yani dünya ve âhiret karşılığında çıkar gözetme düşüncesinden vazgeçmeyi…
Haliye
ليه) +) Mutasavvıflardan bir zümre. Bunlar semâı, musikiyi ve raksı helal sayar. Bu gibi hususlar birtakım halleri celbetmek için aracı olarak kullanıhr; bu haller içinde coşar, kendilerinden geçerler (TK 1:400; im 430). Halk i ar. (55) x,…
Halk bi'-himmet
1. Himmetle yaratma. Arifler himmetleriyle yaratma gücüne sahip olur (İFM; tex 88). Bkz. Himmet. Halk-ı cedit Yeniden Yaratma, Hakk'ın nefesinin mümkün varlıklara her an ve kesintisiz ulaşması sebebiyle bu varlıkların aralıksız varlıklarını…
Halvet
Uzlet, inziva, yalnızlık, tek başına yaşamak topluma karışmamak, ihtilat halinde olmamak. 2. tas. a Ne bir meleğin ne de diğer herhangi bir 1 kimsenin bulunmadığı bir halde ve yerde Hak ile sirren (manen) konuşmak, ruhen sohbet etmek (İFM;…
Halvethane
Sâlikin tek başına ibadet ettiği yer, inzivaya çekildiği köşe, çilehane. Tekkelerin ve bazı mescitlerin çevresinde yapılan kapalı, karanlık ve daracık hücre ve odalar. 2. Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, s…
halîle
GıLU) [Ar.halîl sözünün î, müennes (dişil) biçimi.] (ç. b. ı halâ'il) Nikâhlı eş veya kadın, et zevce, harem. 2. Mevlevîlerin a ayinlerde çaldıkları bir musiki î, âleti. ”, Mevlevîlerin a ayinlerde çaldıkları bir musiki î, âleti. ”,
halka
Sözlük anlamı, “Daire, insanların daire şeklinde dizilmesi.” olan bu söz, bir hocadan ders alan öğrencilerin veya ilim tahsil etmek üzere bir kurum veya dergâha giden kimselerin ya da tekke ve zaviyelerde zikir çekmek üzere bir şeyhin çevre…
Halvetiyye
öz. a. İslâm dünyasmm en yaygın olan ve Şeyh Ebi Abdullah Sıracüddin Ömer el-Halvetî ’ye nipet edilen bir büyük tarikatın adı. İran’ın Geylân bölgesinde 14. yüzyılm ikinci yarısmda oluşum gösteren ve Ömer el-Halvetî’nin Tebriz’e yerleşmesi…
halledallah
halledallah cüm. (<1JI A^A “Alla daim ve bakî eylesin!” anlammd bir terim.
halvet (II)
halvet (II) a. [Ar. ] tas. Tade savvuf ehli arasmda günahtan cr kaçınmak, dış dünyanm kirliliğinden korunmak ve daha sağlıklı ibadet yapabilmek için gözn, lerden uzak, kendi dünyasında n, yaşamayı ilke olarak benimsemek ve Hak ile bütünleşm…
hallâk
Bu te rim, “hâlik” sözünün mübalâğ biçimi olup Allah’ın sıfatı olara geçmekte ve Kur’ân-ı Kerîm’d iki ayette yer almaktadır. bk. hâlik
Halîm
Sözlük de anlamı, “Sabırlı, akıllı, ağırbaşlı.” lolan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” z, (Allah’ın güzel isimleriydin, olup öl “Kudretli olduğu hâlde birdenbire ve öfkelenip cezalandırmayan, zada man içinde gelişmelere göre ceza vermeyi uygun bula…
halvet (I)
halvet (I) a. UjU) [Ar.] fik. Söz lük anlamı, “Bir yerin boş olma sı, biriyle yalnız ve baş başa ka ma.” olan bu terim, aralannd nikâh bağı ve evlenme konu sunda bir engel bulunmayan bi kadm ile erkeğin baş başa ka ması anlamında kullanılmı…
hala
Türkçe “babanın kız kardeşi” olan bu söz, Arapça “dayı” anlamındaki “hâl”in müennesi olup yine Arapçada “annenin kız kardeşi, yani teyze” karşılığı olarak kullanılmaktadır. Türkçe “hala”, yani “babanın kız kardeşi” için Arapçada “amme” sözü…
halef
Sözlük anlamı, “bir şeyin yerine geçen, bedel.” olan bu söz, “sonraki nesil ya da kişi” anlamında bir hukuk terimi. Dil bilimciler bu sözü iyi nesil veya kişiler için kullanırken bazıları hem iyi hem de kötü nesil için kullanmışlardır. Kur’…
halîfe (II)
halîfe (II) a. [< Ar.half] tas. Sözlük anlamı, “birinin arkasından gelmek, yerine geçmek.” olan bu söz, Allah’ın isim ve sıfatla rıyla kendisine en mükemme bir biçimde tecelli ettiği “insankâmil” (bk. bu madde) mertebe si için kullanılan bi…
halâs
Dünyada ve âhirette ulaşılacak ebedî huzur ve mutluluğu ifade eden kelâm terimi, bk. felâh, fevz, necât
halîfe (D
halîfe [< Ar. half] Sözlük anlamı, “Birinin yerine geçen ve onun adına iş yapan.” olarak bilinen bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yapacağım, demişti” (Bakara suresi, 2 / 30) ibaresinde insan için geçm…
halk-ı cedîd
İslâm inancına göre, öldükten sonra yeniden yaratma, diriltme
hâlikü'l-berâyâ
(UijJl jlü Yaratılmış olanların yaratıcı sı. n
halka-i irâdet
Bir tarikat mensuplarının tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ya da evlerde ihya ve niyaz gecelerinde murakabe, İlâhî veya sohbet etmek üzere oluşturdukları halka. halka-i tevhîd a- (^ ^ bk. halka-i irâdet
^ halvet-i fâsid
Nikâh akdinin fâsid olması durumunda, yani sahih halveti sağlayan şartların e olmaması durumunda gerğa çekleşen halvet. ak