ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
580 sonuç · toplam 580 · “Sıfat” · 18/25
01Mahv-I Erbâbis-Serâir
Sırlar erbabının mahvolması anlamında Arapça bir terkib. Bu, illetlerin ve âfetlerin silinmesi demektir. Bunun mukabili, muvasalâtın (karşılıklı kavuşmanın) isbatıdır. Bu, “onun işiten kulağı, gören gözü olurum” kudsi hadisinde belirtildiği…
Mecânîn-I Ukalâ
Akıllı mecnunlar, akıllı deliler, anlamında Arapça bir tâbir. Sürekli cezbe halinde bulunan mecnûnlar, irşâddan sakıt olmuş, kendi maişetlerini tedarik edemeyen kimselerdir. Akşemseddin, meczûblaşma olayını şu şekilde anlatır: Zikir ile meş…
Menhec-İ Evvel
Arapça, ilk metot, ilk usûl anlamında. Kâşânî bu tabiri şöyle açıklar: Zâta ait vâhid’den vâhidiyyetin meydana gelişidir. Bütün sıfatlar ve isimlerin meydana gelişi keyfiyeti, zât rütbelerindendir. Allah kimi Zât rütbelerindeki bu sıfat ve…
Mertebe-İ Ehadiyyet
Arapça, birlik mertebesi demektir. Varlığın hakikati, kendisiyle beraber başka hiçbirşeyin bulunmaması, mertebe-i ehadiyyet olarak kabul edilir. Bu mertebede esma ve sıfat helak olmuş (erimiş) tur. Bu mertebeye cem’u’l-cem’ veya hakikatü’l-…
Mesâlik-İ Cevami’il-Eşyâ
Eşyayı toplayanların yolları anlamında Arapça bir tamlama. Kâşânî şöyle der: Bilinen ve görülen fiilî ve vasfî durum söz konusu olmaksızın, zâtın zatî isimler ile zikredilmesidir. Allah’ın bütün isimlerinin aslı, mutlak zât’tır. Onu ta’zim…
Mese
Arapça ibret, darb-ı mesel, benzer, delil, hüccet ve sıfat, gibi çeşitli anlamlan vardır, insanın, üzerinde ettiği surete mesel denir.
Münasebet-İ Zatiyye
Arapça, zatî ilişki, zatî alâka demektir. Hak ile kul arasında iki yönlü bir münasebet vardır.Kulun ta’ayyünü ve kesretinin sıfatlarıyla ilgili hükümlerin, Hakk’ın vücûb ve vahdetinin hükümlerine müessiriyeti (etkisi) yoktur.Aksine, çokluk…
Na’t
Arapça, vasıf, özellik, övmek anlamına bir kelime. Tasavvufta, vasfedenlerin, vasfedilenin fiil, hüküm ve ahlâkından haber vermesidir. Na’t, vasf ile aynı manada olmakla birlikte, vasf mücmel, na’t ise, fark’tır. Zat kendi nefsiyle kâim ola…
Nefesu’r-Rahmanî
Rahmanı soluk anlamında Arapça bir tamlama. Ayan üzerinde, ayn olarak yayılan vücud-i âm ve suver-i mevcudatı taşıyan heyuladır. Vücûd-ı âm, heyula üzerine tertib olunmuştur. Binâenaleyh, insan binefsihî bir nevadan ibaret olduğu halde, suv…
Rahmaniyye
İsim ve sıfatların, hakikatlarıyla ortaya çıkışı. Rahmaniyye mertebesinde zuhur eden isim, er-Rahmân’dır.
Sa’ak
Yıldırım düşmesi, şiddetli gürlemek, bayılıp kendinden geçmek ve helak olmak gibi çeşitli anlamlarıolan Arapça bir kelimedir. Kur’an-ı Kerimde, Hz. Musa’nın Tur-ı Sina’daki bayılışı konusunda geçer: “Musa, tayin ettiğimiz vakitte (Tur-ı Sin…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Salsale
Arapça, kuru şeylerin birbirine dokunarak ses çıkarması demektir. Bir çeşit azametle, ağacın gövdesinden tecellî yolu ile kâdiriyyet sıfatının ortaya çıkmasıdır. Bu da, kahredici heybet sıfatının ortaya çıkışlarından ibarettir. Bu tecellîye…
Sermedi
Arapça, ebedî anlamına gelir. Evveli ve ahiri (önü ve sonu) olmayan. Evveli olmayana ezelî, ahiri olmayana ebedî denir. Sermedîlik, Allahü Teala’nın sıfatıdır.
Sûret-İ Muhammediyye (s)
Allah bunu, el-Bedî ve el-Kâdir isimlerinin nurlarından yaratmıştır. Allah, Hz. Adem’in suretini, Muhammedi (s) suretin bir nüshası olarak yaratmıştır. Hz. Adem Cennetten inince, ruhlar âleminden ayrıldığı için, ona ait suretin hayatı sona…
Şürûd
Arapça, ürküp kaçmayı ifade eden bir kelime. Hakikat menzillerinden uzaklaştıran sıfatlardan kaçmak, hukuka yapışmak. Tusî, Şürûd’u anlatırken şöyle der: Salik’in hayatı boyunca sığınma durumunda olması ve ayıklığını, sıdk üzere bulundurmas…
Vasf
Nitelik, sıfat, özellik anlamında Arapça bir kelime. Vasfı anlatan kişinin, vasfettiğinin işlerinden, hükümlerinden ve ahlâkından bahsetmesi. Na’at, vasf anlamına olmakla birlikte, kapsamı daha geniş bir kelimedir. Birinin niteliklerini çok…
Vüs’
Arapça, genişlik demektir. Muhakkıkların vüs’u, istifanın vüs’u olarak da anılır. Bu vüs’a (genişliğe), hilâfet genişliği de denir ki, Allah’ın isim ve sıfatlarını gerçekleştirenlerde bulunur.
Gerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaştıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu şekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak…
Zehâb
Arapça gitme anlamında bir kelime. Şarkavî, zehabı, Allah’a duyulan temiz, katışıksız, hâlis sevgi olarak tarif eder. Kul onunla meşgul olması sonucu, O’nda fâni olur. Zehâb, ilâhî aşkın meyvelerinden bir meyvedir. Fena halindeki kişi, görm…
Zıd
Türkçe’de de aynı anlamda kullanılan bir kelime. Allah’ın gazab-rıza, ceza-af, kahr-lutf gibi celâl ve cemal sıfatları. Harraz “Allah’ı, iki zıddı birleştirerek tanıdım, Allah, zıdları birleştirdiği için O’na camiu’l-azdad veya mecmau’l-azd…
Câme-İ Şûyî
Farsça. Çamaşır yıkama. Kötü huy ve sıfatlardan arınma.
Canan
Farsça sevgili demektir. Rab, Allah, Allah’ın Kayyumiyet sıfatı.
Racîm
"Allahü teâlânın rahmetinden kovulmuş uzaklaştırılmış" mânâsına şeytanın Kur'ân-ı kerîmde bildirilen sıfatı. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: (İblîs yâni şeytan) dedi ki: "Ben ondan (hazret-i Âdem'den) hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise…