Ara
Menü
ذ

Münasebet-İ Zatiyye

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10444
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, zatî ilişki, zatî alâka demektir. Hak ile kul arasında iki yönlü bir münasebet vardır.Kulun ta’ayyünü ve kesretinin sıfatlarıyla ilgili hükümlerin, Hakk’ın vücûb ve vahdetinin hükümlerine müessiriyeti (etkisi) yoktur.Aksine, çokluk (kesret) zulmeti, vahdet nurunun boyasıyla boyanır. 2- Kul, Hakk’ın sıfatlarıyla muttasıl olur ve bütün isimlerini gerçekleştirir. Bunlardan ilki gerçekleşirse, bunun konusu olan kul, kamil bir insan olur. İkinci durumdaki kul, mukarreb (Allah’a yakın), mahbûb (sevgili) olur. Birinci şıkkın gerçekleşmesi, ikinci şıkkın gerçekleşmesine bağlıdır. Aksi muhaldir. İki durumun çeşitli mertebeleri vardır. Mesela, birinci durumda vahdet nuru kesrete, kuvvetli veya zayıf bir şekilde etkili olur, vacible ilgili hükümlere kuvvetle veya zayıf bir şekilde hakim olması bakımından ortaya birçok mertebe çıkar. Bu duruma, kulun tüm isimleri gerçekleştirip gerçekleştirmemesi yol açar.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12447
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, zatî ilişki, zatî alâka demektir. Hak ile kul arasında iki yönlü bir münasebet vardır.Kulun ta’ayyünü ve kesretinin sıfatlarıyla ilgili hükümlerin, Hakk’ın vücûb ve vahdetinin hükümlerine müessiriyeti (etkisi) yoktur.Aksine, çokluk (kesret) zulmeti, vahdet nurunun boyasıyla boyanır. 2- Kul, Hakk’ın sıfatlarıyla muttasıl olur ve bütün isimlerini gerçekleştirir. Bunlardan ilki gerçekleşirse, bunun konusu olan kul, kamil bir insan olur. İkinci durumdaki kul, mukarreb (Allah’a yakın), mahbûb (sevgili) olur. Birinci şıkkın gerçekleşmesi, ikinci şıkkın gerçekleşmesine bağlıdır. Aksi muhaldir. İki durumun çeşitli mertebeleri vardır. Mesela, birinci durumda vahdet nuru kesrete, kuvvetli veya zayıf bir şekilde etkili olur, vacible ilgili hükümlere kuvvetle veya zayıf bir şekilde hakim olması bakımından ortaya birçok mertebe çıkar. Bu duruma, kulun tüm isimleri gerçekleştirip gerçekleştirmemesi yol açar.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, zatî ilişki, zatî alâka demektir. Hak ile kul arasında iki yönlü bir münasebet vardır.Kulun ta’ayyünü ve kesretinin sıfatlarıyla ilgili hükümlerin, Hakk’ın vücûb ve vahdetinin hükümlerine müessiriyeti (etkisi) yoktur.Aksine, çokluk (kesret) zulmeti, vahdet nurunun boyasıyla boyanır. 2- Kul, Hakk’ın sıfatlarıyla muttasıl olur ve bütün isimlerini gerçekleştirir. Bunlardan ilki gerçekleşirse, bunun konusu olan kul, kamil bir insan olur. İkinci durumdaki kul, mukarreb (Allah’a yakın), mahbûb (sevgili) olur. Birinci şıkkın gerçekleşmesi, ikinci şıkkın gerçekleşmesine bağlıdır. Aksi muhaldir. İki durumun çeşitli mertebeleri vardır. Mesela, birinci durumda vahdet nuru kesrete, kuvvetli veya zayıf bir şekilde etkili olur, vacible ilgili hükümlere kuvvetle veya zayıf bir şekilde hakim olması bakımından ortaya birçok mertebe çıkar. Bu duruma, kulun tüm isimleri gerçekleştirip gerçekleştirmemesi yol açar.

Sözlüğe dön ←