ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
732 sonuç · toplam 732 · “şifâ” · 11/31
01Makdûr
Kudretin konusu olan şey. Kelâm ilminde bir kudret sıfatının etkisinin yöneldiği mümkün fiil veya varlık için kullanılan terimdir. Allah’ın kudreti bağlamında makdûr, yaratılması veya meydana getirilmesi aklen mümkün olan şeyi ifade eder; m…
Mâni
Sözlük anlam “Mahrum etmek, engel olmak olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Koruyucu kollayan, yardım eden.” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de on al tı ayette yer almaktadır (bk. M. F Abdülbâkî,…
küfür, -frü
küfür, -frü a. [Ar. ] Arapçada kelime anlamı “örtmek’ olan bu söz, dinî terim olarak AUah’m varlığını ve birliğini, O’nun buy- Hıklarım vahiy yoluyla alıp in sanlara tebliğ eden peygamber tanımama, inanmama ve onun sözlerine karşı çıkma işi…
isbâtiyye
İlâhî sıfatları ispat eden anlamında kelâm terimi.
ek Kerbelâ + F.nâme] tas
ek Kerbelâ + F.nâme] tas. ed. Tasavvuf! edebiyatta mutasavvıf şairlerin Kerbelâ hadisesini şiirpılleştiren eserler için kullandıklade) rı ortak ad. ungü Kerîm öz.a. [Ar.] Sözlük anluş lamı, “Cömert olmak, iyi, güzel uş ahlâklı ve asil olmak…
Râzık
Rızık veren. Allah hakkında kullanılan bir isim ve sıfat olup canlıların maddî ihtiyaçlarını, ayrıca ilim, iman ve mânevî nimetleri ihsan eden anlamına gelir. Aynı kökten gelen Rezzâk , rızkı çokça ve sürekli veren anlamını daha güçlü biçim…
Vâkī
Koruyan, gözeten ve zarardan sakındıran. Allah’a nispet edildiğinde yaratılmışları koruyup gözeten anlamında kullanılan sıfatlardan biridir. Kelime, insanın fiilleri için kullanıldığında bir şeyi meydana gelmeden önce engelleyen veya zarara…
Kebîr
Sözlük anlamı, “Bifyük ve cüsseli, ulu ve yüce olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Zatının ve sıfatlarının niteliği keşfedilemeyecek kadar büyük ve ulu.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın doks…
kâtib
UlS) [Ar.] “Kullarının amellerini yazan.” anlamında Allah’ın sıfatı. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “Enbiyâ suresi” nde geçmektedir.
ıyâm bi-nefsihi
ıyâm bi-nefsihi a. [Ar.] d Allah’ın zatî sıfatlarından biri â olup O’nun varlığının doğrudan A kendisi ile ilgili olduğunu bir r başka güce ihyaç bulunmadığını g ifade eden kelâm terimi. “ S
galat (II)
galat (II) a. [Ar.] Hadis toplayan kimselerin “zabt” sıfatını ortadan kaldıracak derecede kusurlu ve hatalı işlem yapmalarına verilen ad.
ibâdîlik
Haricîliğin önemli kollarmdan biri olup 7. yüzyılda ib Abdullah b. İbâd tarafından kurulan bu fırkanın oluşumunu Câbir b. Zeyd gerçekleştirmiştir. Öteki fırkalara göre daha ılımlı ib bir görüş içinde olan bu fırka, temelde Kur’ân'nm özüne s…
namâz
kelimesinin karşılığı olarak Farsçadan geçen bu söz, Türkçede beş vakitte kılmması Müslümanlar için farz olan ibadet için kullanılan bir terim olarak yerleşmiştir. İslâm’m beş şartından biri olan bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “salât” a lamıyl…
Vehhâbîlik
İslâmî tarikatlerden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Muhammed b. Abdülvehhâb (öl. ve 1206 /1792) a nispet edilen dinîsiyasî hareket, Arabistan’da doğmuş; “ehl-i sünnet” (bk. bu madde) çerçevesinde kalan ve “ehl-i hadis” (bk. bu madde) çizgisinde…
âsaf
İslâm devletlerinde “vezir” karşılığı veya onun sıfatı olarak kullanılan terim. Hz. Süleyman’ın ünlü vezirlerinden Âsaf b. Berahyâ’nm adından çıkarak yaygınlaşmış, özellikle de Osmanlı devleti döneminde “vezîr-i a'zâm”lar için kullanılmıştı…
oruç, -cu
oruç, -cu a. İslâm’m beş şartmdan biri olan bu terim, Arapça “savm, sıyâm”, Farsça “rûze” sözünün karşılığı olarak Türkçeleşmiştir. İslâm inancına göre, “Tan yerinin ağarmasından başlayarak gün batımına kadar geçen süre içinde yeme, içme, v…
ilim, -İmi (II)
ilim, -İmi (II) a. [< Ar. ilm] Zaman ve mekân kavramlarında sınır tanımaksızın küçük veya büyük, gizli veya âşikâr her şeyi ve olayı eksiksiz bilmek anlamında Allah’a nispet edilen sübûtî sıfatlardan biri ve en kapsamlısı için kullanılan te…
Zilyetlik
Bir mal üzerinde fiilî hâkimiyet kurma ve onu elinde bulundurma durumu. Zilyet malik olabileceği gibi kiracı, emanetçi veya başka bir hukukî sıfatla da malı elinde tutabilir. İslâm hukukunda zilyetlik, mülkiyet iddiaları, ispat yükü, gasp v…
Vefat
Ölüm; dünya hayatının sona ermesi. Kelime “tam olarak almak” anlamındaki kökten gelir ve İslâmî dilde canın Allah tarafından alınmasını anlatan saygılı bir kullanım kazanmıştır. Tasavvuf biyografilerinde ölüm tarihi çoğu zaman “irtihal” vey…
Nâfi
Qjü) [< Ar. nef] Sözlük anlamı, “Fayda veren.” olan bu söz, Allah’a nispet edildiğinde “Faydalı olan, dilediği kimseye hayırlı ve faydalı olanı veren.” anlamıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok a…
kâbilü’tevb
Ljill Jj [Ar.] “Tevbeleri kabul eden.” anlamında Allah’ın sıfatlanndan biri olarak kullanılan terim.
ulûhiyyet
(olt» [Ar. ] “Tanrılık vasfı ve ilâhlık sıfatı. ” olarak tanımlanan bu terim, bütünüyle “Allah’tan başka ilâh yoktur. ” inancınm, tevhit inancının bir ifadesidir. Nitekim bu inanç, kaynağmı Kur’ân-ı Kerîm’in “Tâ-Hâ suresi” nin 98. ayetindek…
Tevhid
Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve benzersiz olduğunu kabul etmek. İslâm inancının merkezidir. Tevhîd-i ulûhiyyet İbadetin yalnız Allah’a yöneltilmesi. Tevhîd-i rubûbiyyet Yaratma, yönetme ve terbiyenin mutlak sahibinin Al…
Nâzi'ât suresi
Nâzi'ât suresi a. [< Ar. “Sûretü’n- Nâzi'ât” ] Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş dokuzuncu, iniş sırasma göre seksen birinci suresi olup “Nebe' suresi” nden sonra ve “İnfitâr suresi” nden önce suresi olup Mekke döneminde nazil olmuş ve kırk altı âye…