Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
kelimesinin karşılığı olarak Farsçadan geçen bu söz, Türkçede beş vakitte kılmması Müslümanlar için farz olan ibadet için kullanılan bir terim olarak yerleşmiştir. İslâm’m beş şartından biri olan bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “salât” a lamıyla doksan dokuz ayet geçmektedir (bk. M.
F. Abdülbâ el-Mu'cem, “slv” maddesi). N maz, Allah ile kul arasmda sağlam ilişkiyi ifade eden dinî ahlâkî hükümler çerçevesin amelî bir ibadettir.
Bu ibadet, şiye özgü olduğu için bizzat b reyin kendisinin eda etmesi y kümlülüğü söz konusudur; ya bir başkasmın o bireyin yeri namaz kılması caiz değild Namazın rükünleri şunlard “İftitah tekbiri” (. bk. bu madd “kırâ'at” (bk.
bu madde), “rük (bk. bu madde), “sücûd” (bk. madde) ve “tahiyyata oturma (bk.
bu madde). İslâm dinine g re, namazın kişiye farz olma nın üç kuralı vardır. Bunl Müslüman olmak, buluğ çağı ulaşmış olmak ve akıllı olm biçiminde ifade edilmiştir.
ibadet, temelde üç önemh ka goride toplanmıştır: Farz n mazları, vacip namazları, naf namazları. Farz namazları, iki grupta ni lenmektedir. Bunlar, “far ayn” (bk.
bu madde) ve “far kifâye” (bk. bu terim)dir. Vacip namazları, Hanefi Mezh bine göre vitir ve Ramazan Kurban Bayramı namazları g terilirken Hanefi Mezhebinin şmdakiler bu namazları sünn olarak nitelemişlerdir.
an Nafile namazları, Farz ve Vacip tte namazları dışında kalan namazâkî, lar olarak nitelemişlerdir. Bun Na lar da Farz namazlarından önce en ve sonra kılınan sünnetler olave rak nitelemişlerdir. nde Bir de İslâm inancına göre nakimazın olmazsa olmazı “namabizın şartlan” (bk.
bu terim) dır. yü Bunlar ise “hadesten taharet, ani necâsetten taharet, istbâl-i kıble, ine vakit ve niyet”tir. Namazın sıfatdir.
ları konusunu Buhârî, kitabınm dır: “Ebvâbu Sıfati’s-Salât” bölüde), münde topladığı hadislere dakû” yanarak incelemiştir (Sahîh-i bu Buhârî ve Tercemesi, C. 2, s. 749ak” 848).
göası namâz bezi a. Kadınların namaz lar, kılarken başlarma örttükleri örına tü. mak
Tasavvuf Sözlüğü
Bu kelime Farsça olup, Arapça’sı “salâf’tır. Namaz, İslâm’ın temel şartlarından biridir. Allah âşıkları devamlı namazdadırlar. Yani, namazın dışında da, sanki namazın içinde imiş gibi Allah’ı tefekkür hâlinde, O’nunla birlikteliği ve huzuru “nerede bulunursanız bulunun O, sizinle beraber (ma’a) dir” (Hadid/4) âyetini şuur haline getirmişlerdir. Sûfîler, bu doğrultuda olmak üzere, namazı beş espiri ile algılarlar: 1. Maddî bedenin namazı: Farz ve nafile namazlar, 2. Nefsin namazı: Nefsin kötü isteklerinden sıyrılmak, ruhaniyette mesafe almak, 3. Kalbin namazı: Allah ile huzuru ve murakabeyi devam ettirmektir, 4. Sırrın namazı: Sır deryasına dalmak, mâsivâ ile uğraşmamak, 5. Ruhun namazı: Fena fillah ve beka billah’a varmakla olur. Görüldüğü gibi, mutasavvıflar, namazın iç yüzünü yorumlamakta ve ruhuna önem vermektedirler. Namaz, sırf dış şekliyle değil, içteki derin boyutuyla (huşu) bir şey ifâde eder. Sûfîler bu konuda alabildiğine derinleşmişler ve ona önem vermişlerdir. Çünkü namaz, ruhun Allah’a miracıdır. Bir vuslat sebebi daha doğrusu vesilesidir. Münker ve fahşadan nehyedendir.