ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
22 sonuç · toplam 53 · “Kibriyâ” · 1/1
01Kibriyâ
Allahü teâlâya mahsûs azamet, büyüklük, üstünlük, yücelik. Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde meâlen buyuruyor ki: "Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehennem'e atarım, hiç acımam." (Berîka) Kibriyâ sıfatı…
Bahr
veya Bahir. ç. Buhür, Ebhar, Bihar. Deniz, derya, umman. 2. tas. a Hakk'ın sonsuz olan sıfat ve zat makamı ki, bütün eşya ve varlıklar bu sonsuz ummanın dalgalarıdır. b Külli varlık âlemi. Vahdet (birlik) umman, kesret (çokluk) bunun dalgal…
Bineva
(| (بينو I. Aciz, zayıf, biçare, zavallı, sesi soluğu çıkmayan. tas. Acizlik, çaresizlik (us). Bi-nişan s. Sars. (بينشا ن) x, Namsiz nişansız, adsız sansiz olma. tas. a Fena makamı. b Zat-ı kibriya, lâ-taayyün (belirsizlik) mertebesi (sr).…
Cihet-i dik ve sia
I. Darlık ve genişlik yönü. 2. tas. Zat-ı kibriyanın düşünülen ve anlaşılan her şeyden münezzeh oluşu, ki buna gerçek birlik adı da verilir. Zat düşünülemez ve anlaşılamaz; ne varlık olarak ne düşünce olarak zata hiçbiri sığmaz. Allah'ı All…
Derya-yı muhit
Okyanus. 2. Mutlak varlık. Derya-yı vahdet Birlik denizi, Zat-ı kibriyanin tecelli etmesi, Zehi derya-yı vahdet kim kesilmez hergiz emvâcı Bu kesret âlemi ondan doğup nâçâr olur peydâ Niyazi Mutlak varlık. Derya-yı vahdet Birlik denizi, Zat…
Ebru-hoft
Çatık kaş. tas. Sâlikin derecesinin düşmesi. Zat-ı kibriyayı örtmesi, aynca varlık âlemini süslemesi sebebiye sıfatlara da ebru (kaş) denir (sr). Hablar mihrab-ı ebrüsuna meyl etmez fakih Olse kafirdir müselmanlar ona kılman namaz Fuzüli Ed…
Genc
Hazine, kenz. 2. tas. a Kulluk makamı (sr). b Kenz-i mahfi (gizli hazine), zat-ı kibriya. Gizli gencin halka izhar eyledi Nice dürlü nesneyi var eyledi Gerçek Bektaşilerde “gerçeğe Hü,” “gerçek erenler demine Hü,” şeklinde kullanılır. İçi d…
Hasyet
Korku, kaygı. tas. Kulun kalbinde hissettiği acı ve üzüntü. Bu, işlemiş olduğu günahlar sebebiyle ileride başına gelecek fena halleri düşünmesinden veya Allah'ın celal ve heybetinden kaynaklanır. Nebilerin ve ariflerin haşyeti Allah'ın azam…
Hat
Ayva tüyü, delikanlının yüzündeki sakal. tas. a Gayb âlemi. b Varlık mertebelerinin en yakını olan âlem-i ervahın taayyünatına işaret c Mücerret ruhlar âleminden ibaret olan kibriya âlemi (sr). Hatt u hâlin iki böldü bu cihânın halkını Biri…
Mert
1, Adam. 2. tas. Er, eren, aziz, veli, Mesalik-i cevami-i esya (LA لك جو | مع Lor. Şeylerin ana yolları. 2. tas. Zat-ı kibriyayı ilim ve kudret gibi sıfatlarla değil, Kuddus, Subbuh, Selam, Âli, Hak | gibi zata delâlet eden isimlerle zikret…
Reda’
(glo DI. Süt emzirme, meme verme. 2. tas, Müridin şeyhin sohbetine devam edip ondan feyz aldığı ve onun tarafından eğitilip yetiştirildiği süre. Bu süre dolmadan şeyh müride ayrılması için izin veremez. Bkz. Fitâm, | Veladet. | Refref i ar,…
Şarâb-ı tevhit
1. Zat-ı kibriyada mahvolup her türlü maddi bağlardan kurtulma,
esmâ
GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. U…
esmâ-i şerîfe
Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır. ” ve “Ta ha suresi” nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isim…
Bahr-I Bî-Pâyân
Arapça-Farsça bir terkip olup kıyısı bulunmayan okyanus, büyük deniz demektir. Zâtı kibriyâ.
Bî-Nişan
Farsça, nişansız, adsız demektir. Fena makamı, Zat-ı kibriya, La Ta’ayyün mertebesi.
Tekebbür
Kibir sâhibi olma, büyüklenme, kibirlenme, kendini büyük gösterme. Allahü teâlâ tevâdu' üzere olmağı bana emr eyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Tevâdu' (alçak gönüllülük) gösteren azîz olur, yükse…
Münezzeh
Kusur, eksiklik ve muhtâçlıktan uzak. Allahü teâlânın noksan sıfatlardan uzak olduğunu bildirmek için kullanılan bir tâbir. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlânın ilâhlıkta şerîki, ortağı yoktur. Mülkü hiç yok olmayan bir meli…
Mütekebbir (el-Mütekebbir)
1.Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Yaratılanların sıfatlarından uzak, vehim ve aklın anlamasından yüksek, azamet ve kibriyâ (büyüklük) sıfatıyla her şeyden ayrılmış olup, her şeyden yüce ve yüksek olan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâ…
İnkisâr
Kırıklık, kırılma. Allahü teâlânın huzûrunda kalbin kırık olması. Ben, kalbleri benim için inkisârda olanların yanındayım. (Hadîs-i kudsî-Keşf-ül-Hafâ) Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki, Allahü teâlâ ilim ve kudret gibi bütün sıfatların…
Abdu’l-Kebîr
el-Kebîr, zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti, anlaşılamayacak kadar uludur anlamına gelir. Hakk’m kibriyâsı ile büyük olan kişi. O’nun büyüklüğü, fazlü keremiyle halktan üstün olmasıdır. Kur’an’da otuzaltı yerde geçer.
Büyüklük Allah’a Mahsustur
Bu atasözü ya kibir satan kişiler için kullanılır, ya da konuşan kişi tarafından tevazu ve mahviyet maksadıyla söylenir. Allah büyüklenenlerin düşmanıdır. Zira bir kudsi hadiste Allah şöyle der: “Kibriya (büyüklük, ululuk) benim hırkamdır.…